Reuters'ın sorularını yazılı olarak yanıtlayan Stokes, "Türkiye'yi zor günler bekliyor. Gelişmiş dünya kötü bir gribe yakalandı ve gelişmekte olan ülkeler en az onlar kadar hatta belki de daha fazla hastalanacak. Ancak göreceli olarak Türkiye, bu fırtınayı atlatabilmek için 2000'lerin başında olduğundan daha rahat bir konumda" dedi ve ekledi: "Şu anda yatırımcıların yüksek getiri arayışları, yerini güvenli liman arayışlarına bıraktı. Dolayısıyla Türkiye üzerindeki olası doğrudan etkiye bakınca, bu krizin küresel risk iştahını kaçırdığı ve Türk lirası gibi yüksek- beta gelişmekte olan ülke paralarını cezalandırdığını söyleyebiliriz.
"Bozulan risk iştahı Türk finans piyasalarını etkiledi ve etkilemeye de devam edecek. Yabancı yatırımcıların Türk tahvilleri ve bonolarından çıkması devam ettikçe, bu giderek Türk ekonomisi için bir sorun haline gelebilir. Çünkü burada Türkiye'nin, cari açığını finanse etmek için yabancı sermaye girişine olan önemli bağımlılığını dikkate almak gerek."
Türk ekonomisinin en zayıf yanının cari işlemler açığı olduğunu söyleyen Stokes, "Genelde yüzde 5'i geçen her cari açıkta alarm zilleri çalmaya başlar. Bir anlamda, küresel büyümedeki yavaşlamanın iç talebi daraltarak ve petrol fiyatlarını düşürerek Türkiye'nin cari açığını düzeltmesine yardımcı olması da mümkündür. Çünkü ithal petrol, son yıllarda cari açığı en çok etkileyen faktör oldu. Ancak yine de cari açık bir kırılganlık noktası olarak duruyor" dedi. BOZULAN FİNANSMAN KALİTESİ
Cari açıkta asıl sorunun bu yıl içinde bozulmuş olan finansman kalitesi olduğunu vurgulayan Stokes, hükümetin bu yıl çoğu özelleştirmelerden olmak üzere 12-17 milyar dolar arasında yabancı doğrudan yatırım beklediğini ancak küresel piyasa koşullarının özelleştirmelere olan ilgiyi azaltabileceğini söyledi.
Stokes, geçen yıl GSYH'nın yüzde 5.8'i olan cari açığın bu yıl sonunda GSHY'nın yüzde 7'sine ulaşmasını beklediğini söyledi. "BORÇLANMA ZOR VE PAHALI OLACAK"
Küresel kredi darlığının Türk şirketleri ve bankalarının dış finansman bulmasını giderek daha zor ve daha pahalı bir hale getireceğini ve bunun da iç borçlanmayı etkileyeceğini söyleyen Stokes, Türkiye'nin ihracatının da büyük bölümü AB ülkelerine olduğu için AB'deki yavaşlamanın da Türkiye'nin ihracatını zayıflatacağını kaydetti.
GSYH büyümesinin 2008'de yüzde 3.5'in hemen altında çıkmasını ve 2009'da yıllık yüzde 3'e inmesini beklediklerini söyleyen Stokes, "Yine de bu temel senaryoda bazı aşağı yönlü riskler vardır" dedi ve ekledi: "Bunlar Türkiye'nin AB dışı pazarlara ihracatında beklenenden daha büyük bir daralma ve şirketlerin borçlanmasında beklenenden daha büyük bir düşüş (yüzde 50 veya fazla) olmasıdır. İkinci çeyrek GSYH verileri, beklenmedik ölçüde şiddetli ve yaygın bir yavaşlama gösterdi ki bu da Türkiye'nin büyüme beklentilerini revize etmesine yol açtı." "2009 ORTALARINDAN ÖNCE FAİZ İNDİRİMİ ZAMANSIZ"
Türkiye'nin enflasyon görünümünün, düşen emtia fiyatları ve zayıflayan iç taleple düzeldiğini ancak TCMB'nin faiz indirmesi için doğru zaman olmadığını söyleyen Stokes, "Böyle çalkantılı dönemlerde, tedbirli bir para politikası izlemek şarttır. Türkiye'nin şu andaki yüksek faiz oranı lirayı bir ölçüde koruyor ve sermaye çıkışını durduruyor. 2009 ortalarından önce faizlerde indirime gitmek zamansız olur" dedi.
Stokes'un 2008 sonu TÜFE tahmini yüzde 10, 2009 sonu için ise yüzde 8 seviyesinde bulunuyor.
"Yatırımcıları Türkiye konusunda tedirgin eden bir başka neden de siyasi istikrar. Gerçi Anayasa Mahkemesi Temmuz ayında AKP'ye karşı açılmış olan kapatma davasını reddetti ama kararın çok az bir farkla alınmış olması, Türk toplumunda derin kökleri olan ve her an yeni bir siyasal gerginlik yaratabilecek olan bölünmelere dikkat çekmiş oldu."
ALINTI
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks