Ergenekon soruşturmasında yeni dalga gözaltılarla devam ediyor. Bu sabah 06.40 sularında 14 kişi daha gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında gazeteci Esenyurt eski belediye başkanı Gürbüz Çapan, eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan, Gazeteci Tuncay Özkan sevgilisi eski manken Duygu Dikmenoğlu ile Tuncay Özkan'ın Kanaltürk'teki müdürleri Adnan Bulut, Aydınlık yazarı Emcet Olcayto da bulunuyor.
Salih AYDIN / GAZETEPORT
İSTANBUL -
Ergenekon soruşturması çerçevesinde aralarında gazeteci Esenyurt eski belediye başkanı ve Cumhuriyet Gazetesinin ortaklarından Gürbüz Çapan, eski Emniyet Müdürü Adil Serdar Saçan ve Tuncay Özkan, 'ın da bulunduğu İstanbul'da 9 Ankara'da 4 kişi İzmir'de de 1 kişi olmak üzere toplam 14 kişi gözaltına alındı.

Ergenekon soruşturması kapsamında 9. dalga operasyon bu sabah saatlerinde başladı. Saat 06.40 sıralarında İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler, gazeteci Tuncay Özkan'ın evine giderek hakkında savcılığın gözaltına alma ve arama yapma talimatı olduğunu tebliğ ettiler. Alınan bilgiye göre, Özkan'ın, Cevdet Paşa Caddesi'ndeki evine sabaha karşı gelen polis ekipleri yaptıkları bu tebliğgattan sonra evde arama yapmaya başladılar.

AVUKATINI ARAYARAK BİLGİ VERDİ
İstanbul Bebek'te oturan Özkan'ın sabaha karşı CHP Manisa Milletvekili Şahin Mengü'yü arayarak "Beni gözaltına alıyorlar" dediği öğrenildi. Mengü, "16 yıllık avukatıyım. Aslında çok ciddi sağlık sorunları var. Kolesterolü sürekli doktor gözetiminde. Bu gözaltılarda insanlar komalık oldu. Bu kadar genç bir gazetecinin bu şartlar altında heba edilmesi doğru değil" dedi.

Kanaltürk'ü, Koza Davetiye'ye sattıktan sonra siyasi hareketine daha ağırlık veren Tuncay Özkan, 'bizkaçkişiyiz' hareketinin de kurucusu. Seçimlerden önce, Hükümete karşı Türkiye tarihinde görülmemiş büyüklükte mitinglerin de düzenleyicileri arasında yer alan Özkan, sahibi olduğu Kanaltürk ile sert bir muhalefet yapıyordu. Ancak çalışanların ücretlerini bile ödeyemez hale gelen Özkan kanalı 25 milyon dolara şu anda Fethullah Gülen'e yakınlığı ile tanınan Koza grubuna satmıştı.

ARAMA 8.5 SAAT SÜRDÜ
''Ergenekon'' soruşturması kapsamında gözaltına alınan gazeteci Tuncay Özkan, evinde yapılan aramanın ardından emniyete götürüldü. İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından Tuncay Özkan'ın Bebek Cevdetpaşa Caddesi'nde bulunan evinde saat 06.30 sıralarında başlatılan ve yaklaşık 8,5 saat sürdürülen arama ve inceleme çalışmaları tamamlandı. Evde bulunan ve hakkında gözaltı kararı alınan Tuncay Özkan, arama işleminin tamamlanmasının ardından polis ekiplerince emniyete götürülmek üzere evden çıkartıldı. Tuncay Özkan'ı görmek isteyen ve kendisine destek olmak için evinin önünde toplanan ''Bizkaçkişiyiz Sivil Toplum Platformu' üyeleri, bu sırada çeşitli sloganlar attı. Bu kişilere el sallayan Özkan, ardından polislerce sivil bir polis otomobiline bindirilerek emniyete götürüldü. Tuncay Özkan'ı görmek için polis aracına doğru yönelen gruptan bazı kişiler ile polisler arasında kısa süreli arbede yaşandı. Özkan'ın ayrılmasının ardından evindeki aramalarda el konulan ve 2 poşete doldurulan evrak da emniyete gönderildi. Bu arada, Kağıthane Gültepe Talaptaşa Caddesi'ndeki Biz TV ve Tuncay Özkan'ın ofisinde aynı saatlerde başlatılan aramalar da Özkan'ın evindeki aramayla aynı saatte tamamlandı. Polis, arama sırasında el konulan çok sayıda CD, video kaset, doküman ve evrakı koliler halinde bir polis minibüsü ve otomobiline koyarak, incelemek üzere Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne götürdü.

"ERDOĞAN, FAŞİZM"
Özkan, bir polis aracıyla Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne getirildi. Ellerinde kelepçe olmadığı gözlenen Özkan, bu hastanedeki sağlık kontrolünün ardından bir polis aracına bindirilerek Vatan Caddesi'ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesine götürüldü. Emniyete garaj kapısından alınan Özkan, daha sonra Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne çıkartıldı.

Tuncay Özkan, hastaneye getirilişi sırasında neden gözaltına alındığını soran gazetecilere, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ilk adını söyleyerek, ''faşizm'' yanıtını verdi. Bir başka soru üzerine de ''polislerin evindeki her yeri aradığını'' ifade eden Özkan, hastaneden çıktıktan sonra bindirildiği polis aracında da yüksek sesle ''faşizm'' diye bağırdı. Özkan, emniyete girerken de basın mensuplarına, ''Gazetecilik yapılmasını engellemeye çalışıyorlar'' diye konuştu.

ADİL SERDAR SAÇAN'IN EVİNE BASKIN YAPILDI
Eski İstanbul Organize Suçlarla şube müdürü Adil Serdar Saçan'ın da Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alındığı belirtiliyor. Adil Serdar Saçan'ın Bahçeşehir'deki evine gelen bir savcı ve Organize Suçlarla Şube müdürlüğü ekipleri evde arama yapmak istediler. Evde bulunan Saçan'ın eşi Adil Serdar Saçan'ı arayarak durumdan bilgi verdiği, bunun üzerine Adil Serdar Saçan'ın evine döndüğü belirtiliyor. Adil Serdar Saçan'ın evine dönmesi ile savcı gözetiminde evde arama çalışmalarına başlandığı öğrenildi.

ERGENEKON'UN İLK SORUŞTURMASINI YAPTI
Sabaha karşı başlayan Ergenekon'da son dalga operasyonlarında gözaltına alınan eski ünlü polis şefi Adil Serdar Saçan Saçan son olarak yaz aylarında oğlu ile birlikte geçirdiği trafik kazasında yaralanmıştı. Saçan Ergenekon soruşturmasını ilk olarak kendisinin başlattığını katıldığı televizyon programında da açıklamıştı. Saçan Ergenekon soruşturmasının derinleşmesine neden olan Ergenekon'un gizemli ismi Tuncay Güney'i sorgulamıştı. Tuncay Güney'in kameraya yaptığı itiraflar üzerine dönemin DGM başsavcılığından aldığı izinle İstihbarat şubesine teknik takip yaptırmıştı. Ancak istihbarat şubesinden gelen raporu yeterli görmeyen savcılık soruşturmayı kapatmıştı. Saçan da Tuncay Güney'den ele geçirdiği bütün belgeleri sanıkların sahtecilik davasının görüldüğü İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesine göndermişti.

ADİL SERDAR SAÇAN KİMDİR
Adil Serdar Saçan bir dönemin hızlı ve korkusuz polis müdürüydü. 1998'de İstanbul Organize Suçlar Şubesi'ni kurup, 2003'e kadar da bu birimin müdürlüğünü yaptı. 600'ün üzerinde operasyona imza attı, 11 bin sanığın ifadesini aldı. O güne kadar adının anılmasından dahi korkulan mafya babalarını teker teker sorguladı, çoğunu cezaevine yolladı. Türkiye'nin en büyük yolsuzluk operasyonlarını yönetti. Adil Serdar Saçan 1985 yılında Polis Akademisi'ni birinci olarak bitirdi. İstanbul Üniversitesi Kamu Yönetimi'nde mastır ve doktora yaptı. Ardından Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Saçan bir dönemin hızlı ve korkulu polis müdürüydü. 1998'de İstanbul Organize Suçlar Şubesi'ni kurup, 2003'e kadar da bu birimin müdürlüğünü yaptı. 600'ün üzerinde operasyona imza attı, 11 bin sanığın ifadesini aldı. Malki cinayeti, Albayraklar Holding, BİT'ler, Akbil, Adnan Hoca, Telekulak ve şike soruşturmalarını yürüttü. Sedat Peker, Alaattin Çakıcı, Sedat Şahin, Ayvaz Korkmaz, Kürşat Yılmaz, Nuri ve Vedat Ergin kardeşlere yönelik operasyonlar yaptı. Örümcek Ağı operasyonunda işadamı Erol Kohen'den rüşvet aldığı ve üniversite öğrencilerine işkence yaptığı iddiasıyla meslekten ihraç edildi. Ancak idari mahkemeye başvuran Saçan hakkındaki ihraç kararlarının hepsini iptal ettirerek mesleğe dönmeyi bekliyordu.

GÜRBÜZ ÇAPAN DA GÖZALTINDA
Ergenekon soruşturması kapsamında Esenyurt'un CHP'li eski belediye başkanı Gürbüz Çapan'ın da gözaltına alındığı belirtildi. Edinilen bilgilere göre Cumhuriyet Gazetesinin ortaklarından Gürbüz Çapan da bu sabah saatlerinde Esenkent'teki evine gelen Terörle Mücadele ve Terörle Mücadele şube müdürlüğü ekipleri tarafından gözaltına alındı. Gürbüz Çapan'ın Esenkent'teki evinde başlayan aramanın halen devam ettiği öğrenildi. Gürbüz Çapan'ın adı Ergenekon soruşturması sırasında medya bölümünde geçmişti. O dönemlerde sıkıntıda olan Cumhuriyet Gazetesinin satın alınarak medyada açılım yapmak istediği ileri sürülen Ergenekon örgütünün aralarında Gürbüz Çapan'ın da bulunduğu işadamlarına Cumhuriyet Gazetesini satın aldırdığı iddia ediliyordu.

ANKARA'DA 4 KİŞİ GÖZALTINA ALINDI
''Ergenekon'' soruşturması kapsamında Ankara'da 4 kişi gözaltına alındı. Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Ankara Adalet Sarayına getirilen Dr. Mesut Özcan, Adli Tıp Kurumunda sağlık kontrolünden geçirildi. Dr. Mesut Özcan Özcan, adliye çıkışında, gazetecilerin sorusu üzerine, ''Neyle suçlandığımı bilmiyorum. Evimden alındım, arama yapıldı'' dedi. Kalp cerrahı olduğunu söyleyen M.Ö'nün, İstanbul'da evindeki arama devam eden gazeteci Tuncay Özkan'ın doktoru olduğu öğrenildi.

BAŞBAKAN VE AKP İÇİN YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI'NA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNAN BİLİRKİŞİ DE GÖZALTINDA
Bu arada, Ankara'da gözaltına alınan ve sağlık kontrolünden geçirilen Mahir Akkar'nın ''adli bilirkişilik'' yaptığı belirtildi. Mahir Akkar, Adli Tıp'tan çıkışında gazetecilere ''Ergenekon örgütü üyesiymişiz, alakamız yok. Piyango bize de vurdu'' diye konuştu.

Mahir Akkar daha önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , TBMM Başkanı Bülent Arınç , AKP ve AKP MKYK üyeleri hakkında ''Anayasal sistemi, çağdaş ve uygar yaşamı, demokratik cumhuriyeti, laik devlet ve hukuk yapısıyla çağdaş değerleri hedef alıp, şeriat rejimini çağrıştıran eylem ve söylemlerde bulunarak anayasal suç işledikleri'' iddiasıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuştu.

Ankara'da gözaltına alınanlar diğer iki kişiden birinin Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesinin eski savcılarından emekli Albay Tanju Güvendiren, ile emekli emniyet müdürü Adnan Kılıçarslan olduğu belirtiliyor.

NUH METE YÜKSEL'E KOMPLO KURDUĞU İDDİA EDİLİYORDU
Emekli Albay Savcı Tanju Güvendiren'in Kumarhaneler kralı Sudi Özkan'ın Ankara'daki danışmanlığını yaptığı, Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu Başkanlığını yaptığı belirtildi.

Güvendiren'in Nuh Mete Yüksel'e porno tuzağı kuran kişi olduğu da onunla ilgili iddialar arasında. Edinilen bilgilere göre o dönemde Fethullah Gülen'in anayasal düzeni değiştirmek için örgüt kurduğu yolunda iddianame hazırlayan Nuh Mete Yüksel hakkında porno kaseti olduğu gündeme bomba gibi düşmüştü. Nuh Mete Yüksel tarafından yalanlansa da kasetin ortaya çıkması ile Nuh Mete Yüksel Ankara Devlet Güvenlik Savcılığından Ankara Adliyesine atanmıştı. Yüksel'in rus kadınlarla birlikte çekildiği iddia edilen kasetin çekildiği yerin Sudi Özkan'ın Ankara'da TBMM karşısındaki bürosu olduğu, Yüksel'i bu büroya davet eden kişinin de Tanju Güvendiren olduğu iddialar arasındaydı. Bu olayla ilgili resmi bir işlem yapılmadığı için kulislerdeki iddialar dedikodu olarak kaldı.

Güvendiren'in Tansu Çiller'in DYP Genel Başkanlığı döneminde Balıkesir DYP'den milletvekilliğine adaylığını koyduğu ancak kazanamadığı da gelen bilgiler arasında.

GAZETECİ ADNAN BULUT İZMİR'DE GÖZALTINA ALINDI
'Ergenekon'' soruşturması kapsamında Kanaltürk televizyonunun eski haber müdürü gazeteci Adnan Bulut, İzmir'de gözaltına alındı. Alınan bilgiye göre, İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi Organize Suçlar Büro Amirliği ekipleri, İzmir'de bir otelde kalan Bulut'u gözaltına aldı.

''Ergenekon'' soruşturması kapsamında İzmir'de gözaltına alınan Kanaltürk televizyonunun eski haber müdürü Adnan Bulut, öğleden sonra uçakla İstanbul'a getirildi. İzmir Emniyet Müdürlüğü ekiplerince gözaltına alınarak uçakla Atatürk Havalimanı'na getirilen Bulut, daha sonra Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirildi. Adnan Bulut, hastanedeki sağlık kontrolünün ardından sorgu ve işlemlerinin yapılması amacıyla İstanbul Emniyet Müdürlüğünün Vatan Caddesindeki yerleşkesine götürüldü. Bulut'un yanı sıra soruşturmaya ilişkin gözaltına alındığı belirtilen Hüseyin Nazlıkul da aynı hastanede sağlık kontrolünden geçirilerek emniyete götürüldü.

ADLİ TIP UZMANLARI GÖZALTINDA
Başlatılan 9. dalga operasyonuyla ilgili olarak sabah saatlerinde Şafak Akbaş, Yıldıray Baran ve Mustafa Tavşan adlı kişilerin de hastaneye getirilerek sağlık kontrolünden geçirildiği öğrenildi. Sağlık kontrolünden geçirilen üç kişinin Adli Tıp Kurumunda çalıştıkları ve Adli Tıp uzmanı oldukları gelen bilgiler arasında.

GÖZALTI BEKLENİYORDU
Tuncay Özkan'ın Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınacağını yakın çevresine söylediği belirtiliyor. Özkan'ın gözaltına alınacağı iddiaları en çok konuşulan medya dedikoduları arasında yer alıyordu.

Bundan kısa bir süre önce, hükümete yakın bir isim olan ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yakın arkadaşı olan Yeni Şafak Gazetesi yazarı Fehmi Koru'nun Özkan'ın gözaltına alınacağı isim vermeden belirtmişti.
Nitekim, Akşam Gazetesi'nden yazar Oray Eğin de Koru'yu ve konuyu köşesine şöyle taşımıştı: "Bundan bir süre önce Fehmi Koru orada burada, sohbet esnasında, kimi gazetecilerin arasında övünerek bazı bilgileri ifşa ediyor. Artık o kadar çok yerde konuşuyor, o kadar çok yayılıyor ki bana bile geliyor konuştukları, düşünün.
Övündüğü konu şu: Ergenekon operasyonu kapsamında gözaltına alınacak bir gazetecinin ismini veriyor. Kimse üzerinde durmuyor, Koru gibi Cumhurbaşkanı’na yakın bir gazetecinin bile böyle bir şeyi bilemeyeceği düşünülüp geçiştiriliyor.
Aradan bir hafta geçiyor ve Ergenekon kapsamında bir gazeteci göz altına alınıyor: O gün Fehmi Koru’nun ağzından çıkan isim, yani Vedat Yenerer.
Rivayete göre bu bilgisinin teyit edilmesinin ardından Koru yine meydana çıkıyor, sağda solda yeni istihbarat bilgileri anlatmaya başlıyor. Anlattığı yine Ergenekon operasyonu kapsamında bu sefer iki gazetecinin gözaltına alınacağı iddiası.
İddiayı aktaranlar, Koru’nun daha önceki istihbaratının doğru çıktığını göz önünde bulundurarak bu bilgileri veriyor. İki isimden biri hakikaten Türkiye’yi sarsacak nitelikte, çok şöhretli bir gazeteci. Son zamanlarda muhalif çıkışlarıyla konuşulan ve kendisinden bir siyasi hareket yaratması beklenen çapta bir isim...
Ancak bu ismin şöhreti gelecek muhtemel tepkilerden dolayı operasyonu düzenleyecekleri tereddütte bırakıyormuş.
Merak edilen, Koru’nun bu bilgilere neden sahip olduğu. Ya birileri onun adını kullanarak dezenformasyon yapıyor ya da o birileriyle bu yakın temasları sonucu isimleri alıyor ve yayıyor. Ancak ikinci şıkta, iletişimin karşılıklı olma esasına dayanarak Fehmi Koru’nun da bu bilgiler karşılığında kendinden bir şeyler söylenmesi beklenmez mi?"

"PKK'NIN PARASIYLA KANAL KURDU"
Özkan ile ilgili kamuoyuna yansıyan bilgiler arasında inanılması zor iddialar da yansıdı. Örneğin Ergenekon İddianamesi'ne kimliği açıklanmayan Serdar adlı kişinin, gazeteci Güler Kömürcü ile yaptığı görüşme yer alıyor. Serdar bu görüşmede Kömürcü'ye " Yani bu memleket de bir takım o... çocukları ile beraber olup MİT de çalışanlarla iş birliği yapıp PKK paralarını gasp edip haklayıp haklayıp usulsüzce bir şekilde üstelik PKK lı ile arkadaş olup o arkadaşlığa da ihanet edip devletin hazinesine aktarılması gereken paralarla televizyon kurup milliyetçilik satan o... çocuklarının haberlerini yazmayacak mısın" diyor.
Ancak bu bilginin doğruluğuna yönelik tek bir delil iddianamede yer almıyor.

O FOTOĞRAF

Özkan en son ATV'de yayınlanan bir Ergenekon fotoğrafı nedeniyle kamuoyunun önüne gelmişti. Özkan'ı kızdıran fotoğraf ATV'de şok bir belge olarak ekrana geldi. Fotoğrafta Tuncay Özkan, Ergenekon'da kilit rol oynadığı öne sürülen Muzaffer Tekin ile birlikte görüntülenmişti. Bu haberin dışında, hemen ardından "Biz Kaç Kişiyiz" grubundan bir çok kişi ATV'yi telefon yağmuruna tutmaya başladı. Ellerinde Tuncay Özkan'ın fotoğrafını taşıyan Biz Kaç Kişiyiz üyeleri eylem yaptılar... Tuncay Özkan o fotoğrafın Çağlayan mitinginde çekildiğini ve Zaman ve YeniŞafak gazetelerinde yayınlandığını söylemişti.

PORTRE : TUNCAY ÖZKAN
Gazeteciliğe Cumhuriyet’te gece muhabiri olarak başladı. Kendisini Uğur Mumcu’nun öğrencisi olarak tanıtan Özkan, Mumcu’nun öldürülmesinden sonra gazetede yaşanan sıkıntılardan sonra işsiz kaldı. Televizyon alanında çalışmaya başlayan Özkan, Arena programının Ankara temsilciliğini de yaptı. 3 yıllık Ankara tecrübesinden sonra Uğur Dündar kendisini Kanal D haber merkezinde haber müdürü olarak görevlendirdi. Bu dönem Aydın Doğan’a “babam” diyecek kadar yakınlaşan Özkan, Uğur Dündar’ın başka bir kanala transfer olması ve Başbakan Mesut Yılmaz’a yakınlığının etkisiyle önemli bir konuma yükseldi. Özkan, 2002 yılında Show TV'nin sahibi Mehmet Emin Karamehmet'ten gelen teklifi kabul etti. Kimi çevrelere göre, bankası Pamukbank’a el konulan Karamehmet, Özkan’ı hükümete yakın olmak için transfer etmişti. Dönemin en büyük transfer ücreti olan 2 milyon dolar aldığı söylenen Özkan, AKP iktidara geldikten sonra bu görevden ayrıldı. Aynı çevrelere göre bu beklenen bir gelişmeydi ve AKP Özkan’ı yanına yaklaştırmıyordu. Yeni ve patronlara aykırı AKP’nin tepkisini çekmek istemeyen Çukurova Grubu’nun Özkan ile yollarını ayırmak zorunda kaldığı da söylenir.
Meslek hayatına artık bir profesyonel olarak değil, Kanalturk’ü kurarak patron olarak sürdüren Özkan, son 4 yıl bu kanalda hükümetin en büyük muhalifi olarak yayın yaptı. Kanalı Cumhuriyet mitinglerinin en büyük destekçisi oldu. Meydan meydan dolaşarak laikliğin elden gittiğini ve AKP’nin yıkılması gerektiğini anlatan Özkan, sürpriz bir şekilde kanalını AKP’ye ve Fetullah Gülen’e yakınlığı ile tanınan Akın İpek’e sattı. Özkan satışın ardından arkadaşlarıyla birlikte kurduğu “bizkaçkisiyiz platformu”nun siyasi bir partiye dönüşmesi için çalışmalar yapıyordu.