1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Konu: Kararı Hangi Yazar Nasıl Yorumladı?

  1. #1
    KaCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    3,494

    Flas Türk basınına göre şimdi top Erdoğan’da

    Anayasa Mahkemesi kararını hangi gazete nasıl verdi; köşe yazarları nasıl yorumladı?

    Gazeteler Anayasa Mahkemesi kararını “AK Parti’ye ciddi ihtar” vurgusuyla manşetten duyururken, köşe yazarlarının hemen tümü Ergenekon davası ve Yüksek Askeri Şura çerçevesinde kararı değerlendirip, bundan sonra normalleşmenin Erdoğan ve Baykal’ın atacağı adıma bağlı olduğunu söylediler. Erdoğan’ın 22 Temmuz akşamı yaptığı ünlü “balkon” konuşmasındaki taahhütleri tekrarlaması istenirken, Erdoğan kadar CHP lideri Deniz Baykal’ın da ders alması gerektiğini söylediler.

    Anayasa Mahkemesi kararının Türk basınındaki yorumları şöyle:


    HÜRRİYET: İŞTE TARİHİ KARAR

    Kapatma yok, ağır ihtar var. Uzlaşın çağrısı...11 üyeden 10’u AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğuna kanaat getirdi.
    Başbakan Türkiye’nin ciddi bir badireyi geride bıraktığını söyledi, “Siyasiler başta olmak üzere her kesime, her kuruma sorumluluklar düşmektedir” dedi.


    • Bekir Coşkun: Yola devam

    .... Yeni bir projeleri var arkadaşların; laik cumhuriyeti silip, yerine ılımlı İslam devleti kurma projesi...
    İşte dün Anayasa Mahkemesi tüm bunlara “devam” dedi. Artık en yüce yargı tarafından “aklanmış” AKP’yi kimse tutamaz. Güya tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı ile ülkenin Başbakan’ı devletten, hatta kendi odalarının duvarlarından dahi gizledikleri “projelerine” devam edebilirler. Eniştenin mekanı olur... Halanın evi olur...


    • Ahmet Hakan: Çok iyi oldu

    Çok iyi oldu, çünkü... Miadını henüz doldurmamış bir siyasi harekete, dışarıdan yapay ve zorlama bir müdahaleyle bir “hayat öpücüğü” şansı daha verilecekti. Verilmedi...
    ... Demokrasilerde şiddete başvurmamış partilerin kapatılması Türk demokrasisini geri götürecekti.
    ... Tayyip Erdoğan’a bir kez daha “mazlumu oynama” hakkı tanınacaktı.
    ... AKP ile Refah Partisi arasında bir fark vardı. Fark ortaya konmuş oldu.
    ... Karar, Tayyip Erdoğan’ın tiranlaşmasına engel olacak türden bir uyarıyı da kapsıyor.


    • Ertuğrul Özkök: Kararı unutup geleceği kurtarmak

    ... Yani Mahkemenin iradesi, kapatılma yönünde çoğunluk sağlamıştır ama, kanun en az 7’ye 4 çoğunluk istediği için, partinin kapatılması kabul edilmemiştir. Bu sonucun AKP’nin hoşuna gideceğini sanmıyorum. Ama partinin kapatılmasını bekleyen çevrelerin de hoşuna gitmediğine eminim. Öyleyse soru şudur: Kimseyi tatmin etmeyen bir karar, Türkiye’yi kurtarır mı?

    .... Başından beri şu umudu taşıyordum. Kapatma iddianamesinin açıklandığı günden itibaren, bu süreci, kalıcı bir uzlaşmaya çeverilebilir miyiz? Başbakan Erdoğan’dan hep bunun sinyallerini bekledim. Ama artık onun karekterini aşağı yukarı biliyorum. Baskı altında, karar almaktan hoşlanmıyor.

    ... Başbakan, “başkaları istiyor” diye değil, “demokrasinin gereği böyle olduğu için” bir uzlaşmanın yolunu aramalıdır. Sadece o mu? Değil elbette.. Ana Muhalefet Partisi de aynı şeyi yapmalıdır.


    ZAMAN: KAPATMAYA RET

    Anayasa Mahkemesi’nden Türkiye’yi rahatlatan karar...


    • Ekrem Dumanlı: Hukuk da kazandı, demokrasi de...

    Bu karardan gerekli dersler çıkarılacak, gelecekte herkes daha dikkatli bir yol izleyecektir. Şayet AK Parti kapatılsaydı yapılanın tek bir açıklaması olacaktı: Yargı darbesi! Bu ülkenin yeni bir darbeyle sarsılması sadece Türkiye’deki demokrasiye değil, aynı zamanda dünya demokrasisine zarar verecekti. Anayasa Mahkemesi, doğru bir karar vererek Türkiye’yi büyük bir utançtan kurtarmıştır.


    MİLLİYET: KAPATMA YOK, CİDDİ İHTAR VAR

    7 oy çıkmadığı için AKP kapatılmadı. Ancak 11 üyeden 10’u AKP’nin laikliğe aykırı faaliyetlerin odağı olduğu görüşünde birleşti. Yaptırım ise Hazine yardımının kesilmesi.


    • Taha Akyol: Mahkeme ne dedi?

    ... Bu kararıyla Yüce Mahkeme’nin hukuki açıdan söylediği şudur:
    “Laikliği şimdikinden daha fazla demokratikleştirmeyi kabul etmiyorum, ama parti kapatma rejimini demokratikleştirmeyi kabul ediyorum!”
    Elbette siyasi liberalleşme süreci zamanla laiklik anlayışını da kapsayacaktır. Unutmayalım, demokrasinin gelişmesi için de doğru metot, devrim değil evrimdir; çatışma değil, diyalog ve uzlaşmadır.


    • Fikret Bila: Karardan çıkarılacak dersler

    ... Başbakan Erdoğan, karar sonrasında yeni bir liderlik anlayışına yönelirse, bu Türkiye’yi rahatlatır.
    Türkiye Cumhuriyeti’nin değiştirilmesi teklif edilemez temel ilkeleriyle belirlenmiş olan rejimi içtenlikle benimsemiş bir liderlik anlayışı, siyaset alanında uzlaşma olanaklarını genişletecektir. Erdoğan’ın 22 Temmuz 2007 seçimleri sonrasında yaptığı, tüm toplumu kucaklayacağı ve uzlaşmayla hareket edeceğine ilişkin söylemini yaşama geçirmesi de ciddi bir beklenti olacaktır.


    • Hasan Cemal: Şimdi top Erdoğan’da

    ...Başbakan Erdoğan bundan böyle yeni bir ‘balkon konuşması’yla başlayarak toplumda laiklikle ilgili kaygıları giderecek bazı somut adımları, hem partisinin hem hükümetinin gündemine getirmeli, son bir yılda kaybedilen zamanı telafi etmelidir.
    Evet, top sizde Sayın Başbakan!


    • Can Dündar: Erdoğan balkona!

    … önümüzdeki süreçte iki kesimin tavrı önem kazanacaktır:
    Birincisi, parti kapatmalardan siyasi sonuç bekleyen kesimlerin, demokrasilerde partileri ancak seçmenin sandıkta cezalandıracağına artık inanmaları ve hukuku siyasi hesaplaşmaların dışında tutmaları...
    İkincisi, AKP’nin bu ciddi uyarıdan gereken dersi alması; Başbakan’ın son seçim gecesi balkondan yaptığı ve sonra tamamen unuttuğu vaatlerine geri dönmesi...
    Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın deyişiyle “Birlikte yaşamanın şartlarını sağlama” yörüngesine girmesi...


    YENİ ŞAFAK: TÜRKİYE KAZANDI

    Anayasa Mahkemesi, Başsavcı’nın kapatma talebini 6’ya karşı 5 oyla reddetti.


    • Fehmi Koru: AK Parti pervasız mı olacak, ürkek mi?

    … Ak Parti yola devam edecek de, nasıl devam edecek? Hiçbir şey olmamış gibi davranıp yeni bir dava açılmasına kadar gidebilecek pervasız icraatlar mı beklemeliyiz, yoksa kararı sert bir ‘uyarı’ olarak değerlendirip ürkek ve titrek bir yeni Ak Parti ile mi karşı karşıya kalacağız? Acaba yola devam ederken yeni bir söylem mi bulacak Ak Parti?
    Galiba yapması gereken yeni bir söylem arayışıdır. Meclis içerisinde bulduğu mutabakatın, belli konularda, bazıları tarafından yeterli sayılmadığı görülüyor; bu durumda başka dinamikleri tablonun içerisine çekecek bir yöntem olmalı bu. Bazıları anamuhalefet partisi lideriyle medya patronları ve yöneticilerini içine alacak garip bir yönetim tarzını tavsiye ediyorlar. Bu elbette demokrasinin yanlış yorumlanmasından kaynaklanan çarpık bir bakış açısı...
    ... Aslında kapatılma davasının açıldığı günden beri yaşananlar da toplumu içine alacak yeni bir yöntemin mümkün olabileceğini gösterdi. Kendiliğinden oluşan kitlesel hareketlilik, sivil toplum örgütlerinin demokrasiye sahip çıkması, hep bu yönde atılan adımlardır. O adımlar, arada yorum ve yaklaşım ihtilâfı bulunan temel konularda yapılmak istenen değişikliklerde, halkoylaması uygulaması yönünde kullanılabilecek bir yönteme dönüşebilir. Türkiye gerektiğinde virajları duvara çarpmadan aşmanın yolunu bir biçimde bulabiliyor. Anayasa Mahkemesi’nin Ak Parti ile ilgili ‘kapatmama’ kararını bu fırsatlardan sonuncusu olarak görebiliriz.


    • Ali Bayramoğlu: Yıllardır bu oluyor

    ... Devletin istemediği, beğenmediği sandık sonuçlarının darbeler ve mahkemeler yoluyla tashih edileceği günler bitsin artık… Karar bu istikamette tüm ülkeye hayırlı olsun… Yıllardır bu oluyor… Hemen tüm Kürt partileri, 1995 bu yana RP ve FP olmak üzere İslami kesimden doğan muhafazakar siyasi partiler durmaksın kapatılıyor.


    SABAH: İLK MESAJ: HERKESİ KUCAKLAYACAĞIZ

    Tam demokrasi için yargı uyarısı...


    • Nazlı Ilıcak: Alkışlamalı mıyız?

    ... Yurtiçinden ve dışından “Parti kapatılmasın” baskıları gelmese, Ergenekon projesi çökmese, ufukta Askeri Şura olmasaüyeler, ülkenin ekonomisini de alt üst edecek böyle bir sorumluluğu taşımakta zorlanmasa, hiç şüpheniz olmasın, mahkemenin bu yapısıyla sonuç “Kapatma” şeklinde tecelli ederdi. Alkışlar... İşi yumuşatarak ve aklını kullanarak götüren Tayyip Erdoğan’a; Ergenekon’un peşine düşen savcı ve polisimize; şiddete başvurmayan partilerin kapatılmasının yanlış olduğunu savunan demokrat görüşteki insanlara.


    • Emre Aköz: Vesayet rejimi aynen duruyor

    ... Özetle: Bu sonuç AKP açısından bir ‘Pirus Zaferi’dir. Vesayet rejimi aynen sürüyor. AYM’nin 10’uncu ve 42’nci maddelerde içerik denetlemesi yaparak Anayasa’yı ihlali etmesi meşrulaşıyor. “Demokles’in Kılıcı” AKP’nin tepesinde sallanıyor: “Sen ekonomiyle ilgilen, pastayı büyüt, belediyelerle hizmet götür ama devlet işlerine fazla karışma” denmekte.
    Not 1: Bence bu kararda ABD’nin de ciddi etkisi var. Bu etkinin tam olarak nasıl işlediğini bir süre sonra öğreniriz.
    Not 2: Bu kadar zayıf, bu kadar yanlış bir iddianame, böylesine yüksek onay gördü ya, vay halimize!


    • Ergun Babahan: Erdoğan görmüştür herhalde

    ... AK Parti’ye ve iktidara düşen görev, bundan sonrasında gerilimi düşürmek, yaşam tarzının tehdit altında olduğuna inanan orta sınıf kentlileri rahatlatacak girişimlerde bulunmaktır. Bu, işin psikolojik yönüdür.
    İşin bir de siyasi boyutu var. Gerçek ortada... AK Parti iktidarının ikinci döneminde AB sürecinin arkasında olduğunu gösterecek icraatlarda bulunamadı, bulunsa bile kamuoyuna gösteremedi.
    Erdoğan yaşanan bu süreçte Kopenhag kriterleri yerine Ankara kriterlerini koymanın mümkün olmadığını görmüştür herhalde. Onun için önümüzdeki dönemi “tam demokrasi” çabasıyla ve başta toplumun geniş kesimlerinin onayını almış sivil bir anayasa ile sivil toplumu güçlendirecek düzenlemelerle geçirmesi gerekir. Demokratikleşme, sivil anayasa çabalarına karşı koyan Ergenekon kalıntıları elbette olacaktır ama söz konusu demokrasiyse gerisi teferruattır.


    • Mehmet Barlas: “Tüm toplumun Başbakanı” bekliyoruz

    ... Şimdi artık “Nerede kalmıştık” diyerek demokrasi ve gelişme hedefine dönük yolumuza devam edebiliriz.
    Bu yolda refahın yaygınlaştırılması, AB’ye uyum çalışmalarının tamamlanması, iç ve dış barışın kalıcı hale getirilmesi var.
    Özetle bugünün Türkiyesi, dünün Türkiye’sine göre “Öngörülebilir” ve “İstikrarına güvenilir”, demokratik ve laik bir ülke konumundadır.
    Şimdi Başbakan Erdoğan’ın, 22 Temmuz seçim gecesi söylediği gibi “Tüm toplumun Başbakanı” olmasını bekliyoruz.


    • Umur Talu: Balans ayarı

    ...Davanın açılması nasıl siyasi ise... Nihayeti de öyle. Buradan asıl sebebe geliyoruz: Türkiye’nin tekrar (istikrar) rayına sokulması ihtiyacı.
    İktidar da Silahlı Kuvvetler de “siyasi” yaralarla bu sürece geldiler.
    Dolmabahçe’deki “mutabakat” çabası sekteye uğrayınca, bu sütunda çok anılmış “Washington mutabakatı” ile çeşitli “aşırılıklar”ı tasfiye ederek, keskin bıçakları törpüleyerek, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti”nin, “türbansız ve Ergenekon’suz” bir istikrara kavuş(turul)ması...
    Ve bölgedeki (Irak, Afganistan, İran) gibi “meseleler”e hazır hale getirilmesi. Benim açımdan bu karar “demokrasiyi güçlendirici” bir sonuç.
    Bahsettiğim “bölgeler ile gölgeler” ayrıca değerlendirilmeye muhtaç. AKP ise, “muzaffer” değil, “yaralı” çıktığına şükreder konumda. CHP hangi konumda, meçhul! İlginç (ve belki de iyi olan şu): Türkiye’de artık kimse (şimdilik) çok çok güçlü değil!


    • Erdal Şafak: Balkon taahhütü tekrarlanmalı

    ... AK Parti seçmen güvenini yenileme yoluna gider mi; önümüzdeki günlerde, Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararının yayınlanmasından sonra göreceğiz. (Yüce Mahkeme, üniversitelerde turban serbestisine ilişkin Anayasa değişikliğini iptal kararının gerekçesini de bir an önce açıklamalı.)
    Ancak seçime gitse de, gitmese de Başbakan Erdoğan’ın 22 Temmuz 2007 Pazar gecesi, AK Parti Genel Merkezi balkonundan Türk halkına bulunduğu ve bizim de birkaç kez hatırlattığımız taahhüt en güçlü şekilde tekrarlanmalı ve yeni dönemin yol haritası olarak kabul edilmeli.


    VATAN: KAPATMA YOK, UYARI SERT


    • Güngör Mengi: Dileriz günahlar tekrarlanmaz

    … Tayyip Erdoğan artık kendisine oy vermeyen vatandaşlara da bunun güvenini vermek borcu altında olduğunu bilerek siyaset yapmalıdır. “Durmak yok, yola devam” gibi “Beş yıl sabrettim” gibi imalı, şifreli sözlerden sakınmalı, açık olmalı, kucaklayıcı olmalı ve devlet adamı kimliğini benimseyip dinle oynamamalıdır.

    Yargının kararını kabullenmek hepimizin borcu. Yargı sürecinde hepimiz ama asıl Başbakan ve arkadaşları çok sıkıntı çektiler. Dileriz iktidar bu sıkıntıları tekrar yaşamamak için iddianamede yazılı günahları tekrarlamamayı benimser, yoksa mahkemeyi değiştirmeye, ele geçirmeye kalkışmaz!


    • Okay Gönensin: Herkes ders almalı

    … Anayasa Mahkemesi kararının ardından yakın dönemle ilgili ciddi özeleştiri yapması gereken sadece AKP değildir. CHP, MHP ve DTP’nin de bu sıkıntılı dönemden alması gereken dersler vardır. Bunların en başında da siyasetin, siyasi mücadelenin düzeyini düşürmemek ve siyasetin sadece en ileri demokratik sistem içinde yapılması için çaba göstermek geliyor.

    Anayasa Mahkemesi kararı üzerine yapılacak spekülasyonlar ancak anlamsız gerilim alanları yaratır. Bu karardan memnun olmayanların da yapacağı bellidir, siyasi partilere girerler, yeni parti kurarlar ve sandıktan çıkmış olan AKP’yi sandıkta yenmeye çalışırlar.


    • Ruşen Çakır: Erdoğan, Baykal’a yönelik açılım yapacak

    … Bu esas olarak AKP lideri Erdoğan’ın bir başarısı, hatta zaferidir. Diyebilirim ki, Erdoğan ilk kez bu denli zor bir siyasi krizi çok ama çok iyi yönetti ve siyasi kariyerinin zirvesine çıktı. Şöyle ki dava açılmasının hemen ardından çok sert tepki vermiş olan Erdoğan zamanla dilini yumuşattı ve adeta kapatma davasını bizlere unutturdu. Bunda Ergenekon soruşturmasının tırmanmasının (veya bizzat hükümet tarafından tırmandırılmasının) da büyük etkisi oldu. “Kafasını giyotine uzatıyor” değerlendirmeleri ve suçlamalarına rağmen Erdoğan’ın bu stratejide ısrar etmesi gelinen noktanın ana nedenidir.

    ... Yine de bu dava sürecinin Erdoğan’ı güçlendirmenin dışında olgunlaştırdığını düşünüyorum. Zaten sürekli sürprizler yapan Erdoğan, çok da zaman geçmeden toplumdaki gerginlikleri azaltıcı birtakım adımlar atacak ve ana muhalefet partisi ve liderine yönelik açılımlar yapacaktır.

    … Erdoğan dün gece rotanın AB olduğunun altını bir kez daha çizdi. Çok isabetli. Zaten son dönemdeki tüm krizlerin miladı, hükümetin AB konusunda frene basmasıydı. AKP’nin yeniden AB reformlarına ağırlık vermesiyle Türkiye normalleşebilir ve daha fazla demokratikleşebilir.

    ... Son olarak bir özeleştiri: Son dönemde birçok analizime “umarım yanılıyorumdur” diye başladığımın farkındayım. Dava konusunda da Mahkeme’nin AKP’yi kapatacağını düşündüğümü, ama bunu asla arzulamadığımı defalarca yazdım. Sonuç olarak yanılmış olmaktan son derece mutlu olduğumu belirtmek istiyorum. Eninde sonunda en hayırlı karar çıktı.


    STAR: TÜRKİYE KAZANDI

    Anayasa Mahkemesi Türkiye’yi kilitleyen ve dünyada Türk demokrasisinin sorgulanmasına neden olan davada tarihi kararını verdi: AK PARTİ KAPATILAMAZ.
    Başkan Haşim Kılıç “Mahkeme üyeleri olarak parti kapatma davalarında demokrasi adına ciddi sıkıntı çekiyoruz” diyerek anayasanın değiştirilmesini istedi. Kılıç “Siyasi aktörlerimize sesleniyoruz. Anayasamızdaki topluma ters gelen, çağdaş demokrasilerde yeri olmayan kuralları uzlaşma içinde değiştirin” dedi.


    • Mehmet Altan: Kapatma ama hırpala

    ... Aslında dün bulunan “ara formül” herkesi rahatlattı ama Türkiye’nin her an geriye doğru nasıl kolay kayabileceğini de bir kez daha gösterdi. Açılmaması gereken bir dava iktidarın ağır biçimde hırpalanmasıyla sonuçlandı. Bugünden itibaren siyasal iktidar hem kendi yanlışlarını, hem Türkiye’deki bu yorucu Şark havasını değiştirip düzeltmek için devreye girip, yeni ve taze bir başlangıç yapabilecek mi? Yeni gündemi şimdi herhalde bu oluşturacak.


    TARAF: DARBE DİREKTEN DÖNDÜ

    Yargıtay Başsavcısı’nın AKP’yi kapattırma hamlesi boşa çıktı.


    • Ahmet Altan: Hukuk bunun neresinde

    ... Şeriatçılığın ne kadarı kapatılmayı, ne kadarı para cezasını gerektiriyor? Şeriatçılığı böyle “basamak basamak” değerlendirmek mümkün mü? Bence, 367 kararı da, türban kararı da, bu son AKP kararı da hukukla pek ilintili kararlar değil. Bunlar siyasi kararlar.

    Askerî muhtıranın başarısızlığından sonra bir yargı darbesi girişimiyle karşılaştık. Ama gerek dünyadan, gerekse Türkiye’nin içinden gelen tepkiler böyle bir darbenin sonuçlarının pek parlak olmayacağını gösterdi girişimcilere. Ayrıca, AKP’nin kapatılması halinde, ağustos ayında yapılacak Askerî Şûra’dan çıkacak tayin ve terfileri imzalayacak resmî bir otoritenin ortada kalmaması ihtimali de doğmuştu. Bu “ihtimal” de kararı etkilemiş olabilir. Doğrusu, birçok insan gibi ben de böyle olabileceğini düşünüyorum. Böyle bir şeyin akıldan geçmesi bile yeterince kötü. Bir mahkemeyle ilgili, insanın aklından böyle şeyler geçer mi? Daha önce o mahkeme 367 gibi hukuk dışı bir karar almışsa, geçer.


    RADİKAL: TÜRKİYE “OH” DEDİ


    • İsmet Berkan: Şimdi bana kaybolan aylarımı verseler

    ... Bu gerçekle yüzleşmeliyiz: Türkiye’nin o ‘kendine özgü’ sözde demokratik sistemi geldi ve bir duvara dayandı. O duvarı aşmak için gerçek bir demokrasi olmayı başarmamız, bunu da ciddi bir toplumsal uzlaşma ile becermemiz gerek.
    Ancak o zaman şu üçbuçuk ayı kaybetmiş olmamız bir işe yarar, bir musibetten bir iyilik çıkartabiliriz belki. Yoksa, o üçbuçuk ayı kaybettiğimizle kalırız!


    • Murat Yetkin: Tarihi karar

    … Dünkü karar, CHP lideri Deniz Baykal’ın “Laiklik karşıtı odak suçlaması teyit edildi” yorumundan da anlayabileceğimiz gibi, bundan böyle her adımında AK Parti’nin karşısına çıkacaktır. Bundan böyle AK Parti hükümetinin atamaları, kararnameleri, yasa değişiklikleri, Anayasa değişiklikleri muhalefet tarafından Anayasa Mahkemesi kararının gölgesinde değerlendirilecektir. Bu doğrusu ağır bir yüktür. Dolayısıyla AK Parti hükümetinin ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bundan böyle her adımı iki kere düşünerek atmaları hem kendileri, hem ülke için daha iyi olacaktır. “Velev ki siyasi simge” meydan okumasından çok, 22 Temmuz 2007 ruhuyla davranmasının Erdoğan, partisi, hükümeti ve ülke için daha iyi olacağını söylemiştir aslında Anayasa Mahkemesi dün.


    CUMHURİYET: AKP’YE PARA CEZASI

    • Cüneyt Arcayürek: Kapatılmalıydı, ama kapatılmadı

    Engel kalktı. Artık RTE dilediği gibi at koşturmakta serbest! Ola ki -beklediği gibi çıkan- kararın açıklanmasından sonra 22 Temmuz’da herkesi kucaklayan bir siyaset anlayışı ile hareket edeceğini söyleyecek fakat 22 Temmuz’dan sonra bu vaadinin asla arkasında durmadığını kanıtlayan girişimlerde bulunduğu gibi bugün de benzeri girişimlerde bulunacak, toplumu gerecek, yeni bunalımlara yol açacak. Huylu huyundan vazgeçer mi?

    Karar, AKP’nin, (tabii ki RTE’nin) ne olduğu bilinen yoluna devam etmesini sağlıyor. Bay Başkan’ın partilerüstü, memleketsever yorumlarına göre, karar AKP’ye bir çeşit uyarı niteliği taşıyor. O kadar! Özetlemek gerekirse: Ne demeye geliyorsa AKP kapatılmadı ama, kapatıldı! AKP kapatılmalıydı, ama kapatılmadı!


    • AKŞAM: Kapatma yok… Yola devam
    • POSTA: Ciddi bir ihtar
    • BİRGÜN: Anayasa Mahkemesi kararını verdi: Ne şeriat ne darbe
    • BUGÜN: Mahkeme kaosa izin vermedi… İstikrara devam
    • REFERANS: AK Parti’ye sarı kart çıktı
    • MİLLİ GAZETE: AKP kapatılmadı
    • TAKVİM: Kaos sona erdi
    • TERCÜMAN: AKP’de 6’ya 5 sevinci
    • TÜRKİYE: Herkes rahatladı
    • VAKİT: Kötünün iyisi…
    • YENİ ASYA: Kapatılmadı, uyarıldı
    • YENİÇAĞ: Hafif para cezası


    ntvmsnbc
    Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun






    Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..

    M.Akif Ersoy




  2. #2
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart Kararı Hangi Yazar Nasıl Yorumladı?




    Anayasa Mahkemesi'nin AK Parti kararı köşe yazarlarını da üçe böldü. Kimi yazarlar karara tepkili, kimi karardan memnun. Ancak bazılarının da kafası karışık...



    Vesayet rejimi aynen devam ediyor (Emre Aköz - Sabah)

    Anayasa Mahkemesi'nin verdiği kararı yorumlarken, olaya 'ekonomi', 'iç barış' ya da 'siyaset' gibi çok çeşitli açılardan bakabiliriz.

    OLUMLU açıdan:


    * Ekonomide istikrar ve güven sürecek. Bir krize karşı tek parti hükümetiyle tedbirler alınabilecek.
    * Bence en önemlisi Ergenekon davasının ardındaki siyasi irade devam edecek.
    * Kürt meselesinde ilerleme sağlanabilecek. Bazı açılımlar yapılabilecek.
    * Yavaşlayan bürokrasi tekrar çalışmaya başlayacak.
    * Avrupa Birliği yolunda demokratikleşmeye ağırlık verilebilecek. Avrupa'nın da desteğiyle bazı Anayasa ve yasa değişiklikleri yapılabilecek.



    OLUMSUZ açıdan:
    * AKP'nin karizması fena halde çizilmiş oluyor. Anayasa Mahkemesi adeta partinin kulağını çekiyor, tek ayağının üstünde durma cezası veriyor.
    * Laikçi kesim, 6'ya 5 (hatta 5 bile değil, 4+1 ) oranından hareketle iddialarını sürdürmeye devam edecek.
    * 'Şaibeli' AKP ne kadar çırpınırsa çırpınsın, "tamam şeriatçı değil ama laiklik yanlısı olmadığı da kesin" diye anılacak.
    * Yani bu karar laiklikle ilgili tartışmaların, aynı yoğunlukta devam etmesine yol açacak.


    Özetle: Bu sonuç AKP açısından bir 'Pirus Zaferi'dir. Vesayet rejimi aynen sürüyor. AYM'nin 10'uncu ve 42'nci maddelerde içerik denetlemesi yaparak Anayasa'yı ihlali etmesi meşrulaşıyor. "Demokles'in Kılıcı" AKP'nin tepesinde sallanıyor: "Sen ekonomiyle ilgilen, pastayı büyüt, belediyelerle hizmet götür ama devlet işlerine fazla karışma" denmekte.


    Not 1: Bence bu kararda ABD'nin de ciddi etkisi var. Bu etkinin tam olarak nasıl işlediğini bir süre sonra öğreniriz.
    Not 2: Bu kadar zayıf, bu kadar yanlış bir iddianame, böylesine yüksek onay gördü ya, vay halimize!


    AKP kapatılmalıydı, ama kapatılmadı! (Cüneyt Arcayürek – Cumhuriyet)

    Engel kalktı. Artık RTE dilediği gibi at koşturmakta serbest! Ola ki -beklediği gibi çıkan- kararın açıklanmasından sonra 22 Temmuz’da herkesi kucaklayan bir siyaset anlayışı ile hareket edeceğini söyleyecek fakat 22 Temmuz’dan sonra bu vaadinin asla arkasında durmadığını kanıtlayan girişimlerde bulunduğu gibi bugün de benzeri girişimlerde bulunacak, toplumu gerecek, yeni bunalımlara yol açacak. Huylu huyundan vazgeçer mi?

    Karar, AKP’nin, (tabii ki RTE’nin) ne olduğu bilinen yoluna devam etmesini sağlıyor. Bay Başkan’ın partilerüstü, memleketsever yorumlarına göre, karar AKP’ye bir çeşit uyarı niteliği taşıyor. O kadar! Özetlemek gerekirse: Ne demeye geliyorsa AKP kapatılmadı ama, kapatıldı! AKP kapatılmalıydı, ama kapatılmadı!


    Balans ayarı ( Umur Talu - Sabah )

    Ben mütevazı bir yorumcuyum. Kendi halinde. O yüzden "Yüksek Ankarapolitikası" ndan filan anlamam!
    Anlayanlar aylarca size de bana da şunu söyledi:
    "Kesin kapatılacak."
    Bense onlara (ki Ergun Babahan da dahil, çok sayıda tanığım var) "kapatılmayacak" diyordum bu işlerden anlamadığım için!
    "Türban" Anayasa Mahkemesi'nde "9'a 2" ile iptal edilince, haftalar önce ve haftalardır hepsine söylediğim şuydu:
    "Kapatmada 6'ya 5 bekleyin".
    (Ama bunu veya başka bir tahmini açıkça asla yazmam!)
    Tahminin zemini şu: Bu işler sadece hukukla yürümüyor. Davanın açılması nasıl siyasi ise... Nihayeti de öyle.
    Buradan asıl sebebe geliyoruz:
    Türkiye'nin tekrar (istikrar) rayına sokulması ihtiyacı.
    İktidar da Silahlı Kuvvetler de "siyasi" yaralarla bu sürece geldiler.
    Dolmabahçe'deki "mutabakat" çabası sekteye uğrayınca, bu sütunda çok anılmış "Washington mutabakatı" ile çeşitli "aşırılıklar"ı tasfiye ederek, keskin bıçakları törpüleyerek, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti"nin, "türbansız ve Ergenekon'suz" bir istikrara kavuş(turul)ması...
    Ve bölgedeki (Irak, Afganistan, İran) gibi "meseleler"e hazır hale getirilmesi.
    Benim açımdan bu karar "demokrasiyi güçlendirici" bir sonuç.
    Bahsettiğim "bölgeler ile gölgeler" ayrıca değerlendirilmeye muhtaç. AKP ise, "muzaffer" değil, "yaralı" çıktığına şükreder konumda. CHP hangi konumda, meçhul!
    İlginç (ve belki de iyi olan şu):
    Türkiye'de artık kimse (şimdilik) çok çok güçlü değil!
    Bir de, iki cephede "kesin kapatılacak" diyen "çok bilmişler"e, pek bilmeyen biri olarak diyeceğim şu: Yoğurdu hep üfleyerek yiyin, olur mucanım!
    Ama ne fark eder ki; yanıla yanıla bi şeycik olmuyor memlekette.
    Bir de, ne tuhaf değil mi: Koca demokratik cumhuriyet, 70 milyonnüfus, 30 milyon seçmen, mahkemedeki tek oya bakıyor!

    Ilımlı İslam devleti kurma projesine devam (Bekir Coşkun – Hürriyet)

    Oysa bizim tek projemiz vardı Mustafa Kemal’in, onurlu özgürlük savaşını vererek, Müslümanların yaşadığı Anadolu’da kurduğu "laik, demokratik, çağdaş, hukuk devleti" projesi...
    Bizler için "yeryüzünün en önemli siyasi projesi" bu değil miydi?
    Ama AKP ile birlikte her şey değişti.
    Yeni bir projeleri var arkadaşların laik cumhuriyeti silip, yerine ılımlı İslam devleti kurma projesi...
    İşte dün Anayasa Mahkemesi tüm bunlara "Devam" dedi.
    Artık en yüce yargı tarafından "aklanmış" AKP’yi kimse tutamaz.
    Güya tarafsız olması gereken Cumhurbaşkanı ile ülkenin Başbakan’ı, devletten, hatta kendi odalarının duvarlarından dahi gizledikleri "projelerine" devam edebilirler.

    Uyarıya gerek yoktu (Fehmi Koru – Yeni Şafak)

    Aslında Ak Parti'nin bu alanda bir 'uyarı' almaya ihtiyacı bulunmuyordu. Altı yıllık iktidarı boyunca, Ak Parti, ülkenin hassasiyetlerine aşırı riayet etme gayretindeydi. Bugüne kadar gerçekleştirdiği neredeyse bütün demokratik kazanımlar Avrupa Birliği (AB) üyeliğine bağlı değişikliklerdir. 2002 ve 2007 seçimlerinde kendi tabanına verdiği sözlerin çoğunu o hassasiyetlere riayet yüzünden ertelemek zorunda kaldı Ak Parti... Anayasa Mahkemesi önüne götürülen şikâyet konularında bile tek başına hareket etmiş değil sözgelimi 'türban' konusunda gerçekleştirilen anayasa değişikliği CHP dışındaki bütün partilerin katılımıyla Meclis'ten geçmişti.

    Karar ağır, yaptırım hafif (Taha Akyol – Milliyet)

    Rıza Türmen laikliğe bağlılık konusunda en az Başsavcı kadar titizdir ama hukukçu titizliğine de sahip olduğu için, “iddianamenin zayıf” olduğunu da söylemişti. İddianame gerçekten zayıftı. Ama Yüce Mahkeme’nin 11 üyesinden 10’u AKP’nin “laiklik karşıtı fiillerin odağı olduğu” iddiasını ispatlanmış saydı. Refah Partisi’nin kapatılmasında bile iki üye karara muhalif kalmıştı. Tek üyenin karara muhalif kaldığı AKP kararı bu yönüyle daha ağırdır!


    Ancak yaptırım yönünden çok daha hafiftir parti kapatılmamış, sadece Hazine yardımı kısmen kesilmiştir. Kapatma oyları 7’yi bulmadığı için, “daha hafif yaptırım” olarak Hazine yardımının kesilmesi kararı oluşmuştur.

    Kimseyi tatmin etmeyen bir karar (Ertuğrul Özkök – Hürriyet)


    Gelelim Mahkemenin aldığı kararın anlamına.
    "6’ya 5 kapatma" kararı alıp ta, partinin kapatılması ne anlama geliyor?
    1 Mart tezkeresinde, çoğunluk tezkerenin geçmesinden yana oy kullandığı halde, bunun kabul edilmemesinin anlamı neyse, bununki de odur.
    Yani Mahkemenin iradesi, kapatılma yönünde çoğunluk sağlamıştır ama, kanun en az 7’ye 4 çoğunluk istediği için, partinin kapatılması kabul edilmemiştir.
    Bu sonucun AKP’nin hoşuna gideceğini sanmıyorum.
    Ama partinin kapatılmasını bekleyen çevrelerin de hoşuna gitmediğine eminim.
    Öyleyse soru şudur:
    Kimseyi tatmin etmeyen bir karar, Türkiye’yi kurtarır mı?
    Bugün itibariyle hepimizin cevabını araması gereken soru budur.
    Bu kararı, herkesin, yani Türkiye’nin menfaatine çevirecek bir enstrüman haline getirebilir miyiz?

    Direkten döndü (Melih Aşık – Milliyet)

    İddianamenin hukuku katleden, gazete kupürlerinden ibaret, güdümlü bir metin olduğunu iddia edenlere de bir yanıt niteliği taşıyor bu karar.
    Tüm ağır iç ve dış baskılara rağmen, 10 üyenin, AKP’nin cezalandırılmasına karar vermesi, suçun netliğini gösteriyor. Bu sonuç AKP’nin kendini gözden geçirmesini, Cumhuriyet ve laiklik karşıtı eylemlerden sakınmasını sağlar mı?
    AKP, kapatma sürecinde böyle bir eğilim göstermedi... Bundan sonra da gösterecek gibi görünmüyor. Umarız yanılırız...
    Her şeye rağmen, Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı herhalde irticai gelişmeleri demokrasi veya özgürlük diye yutturmaya çalışanların sesini biraz olsun kısacak, saf vatandaşların gözünü biraz olsun açacaktır. Karar hayırlı olsun.

    Türkiye büyük bir utançtan kurtuldu (Ekrem Dumanlı – Zaman)

    Dün Anayasa Mahkemesi tarihî bir karara imza attı. AK Parti'nin kapatılmamasına ancak Hazine yardımının kesilmesine karar verildi. Dengeli bir karar. Bu kararla hem demokrasi kazanmıştır hem hukuk.
    Bu karardan gerekli dersler çıkarılacak, gelecekte herkes daha dikkatli bir yol izleyecektir. Şayet AK Parti kapatılsaydı yapılanın tek bir açıklaması olacaktı: Yargı darbesi! Bu ülkenin yeni bir darbeyle sarsılması sadece Türkiye'deki demokrasiye değil, aynı zamanda dünya demokrasisine zarar verecekti. AYM, doğru bir karar vererek Türkiye'yi büyük bir utançtan kurtarmıştır.

    Çok iyi oldu (Ahmet Hakan – Hürriyet)

    ANAYASA Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın "AKP kapatılmamıştır" açıklamasının ardından "Çok iyi oldu" dedim...
    Çok iyi oldu, çünkü...
    Miadını henüz doldurmamış bir siyasi harekete, dışarıdan yapay ve zorlama bir müdahaleyle bir "hayat öpücüğü" şansı daha verilecekti...
    Verilmedi...
    Çok iyi oldu, çünkü...
    Demokrasilerde siyasi hesaplaşmaların yeri mahkemeler değil, sandıktır...
    Bu vurgulanmış oldu...
    Çok iyi oldu, çünkü...
    Demokrasilerde şiddete başvurmamış partilerin kapatılmaması Türk demokrasisini geri götürecekti...
    Öyle olmadı...
    Çok iyi oldu, çünkü...
    Tayyip Erdoğan’a bir kez daha "mazlumu oynama" hakkı tanınacaktı...
    Tanınmadı...
    Çok iyi oldu, çünkü...
    AKP ile Refah Partisi arasında bir fark vardı...
    Fark ortaya konmuş oldu...
    Çok iyi oldu, çünkü...
    Karar, Tayyip Erdoğan’ın tiranlaşmasına engel olacak türden bir uyarıyı da kapsıyor...

    Yargısal darbeye geçit verilmedi (Hasan Cemal – Milliyet)

    Türkiye’de demokrasi açısından Anayasa Mahkemesi’nin kararını sevindirici bir gelişme olarak görüyorum.
    Yüksek Mahkeme, kıl payı farkla da olsa, AKP’yi kapatmayarak bir ‘yargısal darbe’ye geçit vermedi.
    Bir başka deyişle:
    Siyasal sistemin işleyişinde, Türkiye’ye birçok bakımdan çok pahalıya mal olacak bir kesintiye olanak tanımadı.
    Ancak Yüksek Mahkeme, iktidar partisini laiklik konusunda çok ciddi biçimde uyardı.
    Mahkeme’nin bu kararı, Türkiye’nin demokratik istikrara ve siyasal yumuşamaya açılmasını hızlandırabilecek bir gelişmedir.
    Bu açıdan şimdi top Erdoğan’da!
    Başbakan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’nin kararından bazı dersler çıkarabilirse, son bir yıldır ülkede yaşanan siyasal kutuplaşma ve cepheleşme çözülmeye başlayabilir.
    Bu dersler laiklikle ilgilidir.
    Türkiye’de, laiklik elden gidiyor ya da gidiyor mu sözünde düğümlenen kaygı ve korkular gerçektir, ciddidir.

    Üçüncü yol (Fikret Bila – Milliyet)

    Anayasa Mahkemesi, AKP hakkında merakla beklenen kararını dün açıkladı. Yüksek Mahkeme, AKP’yi kapatmadı. Mahkemenin 6 üyesi partinin kapatılması yönünde karar verdi, ancak 7 oya ulaşılamadığı için, AKP’ye kapatma kararı çıkmamış oldu. 4 üyenin Hazine yardımının 1/2 oranında kesilmesi yönünde oy kullandığı, Başkan Haşim Kılıç’ın kapatma talebinin reddedilmesi yönünde oy kullandığı açıklandı.

    Üçüncü yol
    Karar, siyasi açıdan Anayasa Mahkemesi’nin “üçüncü yolu” uygun gördüğü biçiminde yorumlanabilir. AKP’yi kapatmadı ama mahkeme çoğunluğu, partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği sonucuna vardı.
    Bu AKP açısından üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir sonuçtur.
    Kapatma kararı için aranan en az 7 oyun bulunmamış olmasına dayanarak, iddianameye konu olan eylemlerin “yerinde” olduğu sonucuna varmamalıdır.

    Tuhaf karar (Can Dündar – Milliyet)

    Tuhaf karar! Baba evini yakmaya kalkışmakla suçlanan çocuk hakkında “Evet, yakmaya kalkışmış, ama harçlığını kessek yeter” kararı çıktı.
    Çocuğa da “Bir daha yapma. Yaparsan elim yakanda” denildi.
    Bitti.
    Peki “Laiklik karşıtı eylemlerin odağı haline geldiği” Anayasa Mahkemesi üyelerinin çoğunluğunun kararıyla tescillenmiş bir parti nasıl iktidarını sürdürebilecek?
    * * *
    Elbette işin bu boyutu çok tartışılacaktır. Ama önümüzdeki süreçte iki kesimin tavrı önem kazanacaktır:
    Birincisi, parti kapatmalardan siyasi sonuç bekleyen kesimlerin, demokrasilerde partileri ancak seçmenin sandıkta cezalandıracağına artık inanmaları ve hukuku siyasi hesaplaşmaların dışında tutmaları...
    İkincisi, AKP’nin bu ciddi uyarıdan gereken dersi alması Başbakan’ın son seçim gecesi balkondan yaptığı ve sonra tamamen unuttuğu vaatlerine geri dönmesi...
    Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın deyişiyle “Birlikte yaşamanın şartlarını sağlama” yörüngesine girmesi...
    Kapatma kararlarını eleştirsek de şu siyasi bir gerçek ki, her kapatma, kendisinden sonra doğan hareketi biraz daha merkeze yaklaştırdı.
    Dileriz bu kez, kapatmama kararı aynı etkiyi yapar. AKP iktidarını, hem yönetim üslubunu, hem uzlaşmaz, hem dayatmacı tavrını değiştirmeye, toplumdaki laiklik hassasiyetini önemsemeye, başka partilerin de kapatılmasını zorlaştıracak demokratik bir anayasa girişimine yönlendirebilir.



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Dünyanın Hangi Kesimi Hangi Dine İnanıyor?
    By n@r_cicegi in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.06.08, 20:52
  2. Hangi ot ve baharat hangi balıkla gider?
    By DivaneM in forum Teknikler ve Püf Noktaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.06.08, 21:18
  3. Cumhurbaşkanı Gül Kararı Yorumladı
    By n@r_cicegi in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 05.06.08, 20:08
  4. Hangi Hükümet Hangi Kurumlarımızı Sattı?
    By n@r_cicegi in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 22.03.08, 15:58

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372