Savunma departmanı biyolojik araştırma üst düzey yöneticisi Dr. Donald
MacArthur, 9 Haziran 1969 tarihinde Beyaz Saray'da askeri çalışmalar için
yapılan alt komite toplantısında, korkutucu bir çalışmaya devam etmek için
bütçe istemiştir.
"Bugüne kadar bilinen hastalıklara neden olan bütün organizmalardan birçok
yönden ayrılan yeni bir bulaşıcı mikroorganizmanın 5 ile 10 yıl arasında
geliştirilmesinin mümkün olacağını" ileri sürmekteydi. "Daha önemli bir
nokta da, bu mikroorganizma, mevcut bulaşıcı hastalıklara karşı güvendiğimiz
bağışıklık ve iyileştirici işlemlerin hepsine karşı çıkabilecek yapıdadır."
Dr. MacArthur'un büyük bir hevesle laboratuarında üstünde çalışmak istediği
bu yeni olası hastalığın, bağışıklık sistemini tamamen yok edecek yapıda
olması tasarlanmaktaydı. "İnsan bağışıklık sistemini yok edecek biyolojik
silah üzerinde düşmanlar da yılışmaktadır. Biz, bu araştırmayı yapmadığımız
takdirde bizim açımızdan büyük bir zaafiyet oluşacaktır."
Soğuk Savaş dönemindeki en geçerli argüman, "Biz yapmazdık, o yapar"
teziydi! Dr. MacArthur, talep ettiği, vergilerle ödenen fonu aldıktan sonra
1977 ve 1978 yıllarında AİDS'in ilk belirtileri, Afrika'da ortaya çıkmıştır.
AİDS gerçek bir biyolojik silah olabilir mi? Bu soru, JFK suikastı gibi
cevabı bulunamayan sorulardan biridir. Çok geniş bir ****seksüel seçmen
kitleye sahip olan New York kongre üyesi, Theodore Weiss 1983′te verdiği bir
demeçte, "Gerçekçi olmasa da Özellikle toplumun bazı kesimlerince
****seksüellere ve ****seksüelliğe karşı sempati var. Bu nedenle, biyolojik
silahların olası kullanımları ciddi bir şekilde düşünülmelidir," demiştir.
Ayrıca, AİDS'in toplumsal istatistik bilgisi, biyolojik silah fikrini
güçlendirmiştir. Hastalığa hiç kimsenin bir bağışıklığı yoktur, ancak
****seksüeller, Afrikalılar ve uyuşturucu müptelaları gibi gruplar daha
fazla etkilenmektedir. Bu durum, akla bir soru getirmektedir: Bu gruplar,
Pentagon tarafından oluşturulan biyolojik teknoloji çemberince hedef alınmış
olabilirler mi?
Biyolojik silah için destek oldukça kısıtlıdır. Ancak, AİDS'in "resmi"
yayılma sebebi olarak gösterilen yeşil maymunlar kendi başına zayıf bir
dayanağa sahiptir. AİDS'in resmi sebebi HIV adı verilen virüs (insan
bağışıklığını yok eden virüs) 1984 yılında Dr. Robert Gallo ve bir Fransız
bilim adamı grubu tarafından ortaya çıkarılmıştır. Virüsün eko sistemin
hangi köşesinden çıktığı, hâlâ, yanıtsız bir soru olarak karşımıza
çıkmaktadır. Gallo, daha önce keşfedilen STLV-III virüsü ile HIV virüsü
arasındaki benzerliğe dikkat çekmiştir. Bu virüsü taşıyan ceropithecus
aethiops'un (maymun) virüsü, Afrikalı bir insana bulaştırdığına değinmiştir.
Birkaç yıl içinde binlerce insan, cinsel ilişki ve kan nakli sonucu hayatını
kaybetmiştir.Gerçekliği ispatlanmamış hayali bir varsayımın yinelenmesi,
kayda değer bir başka noktadır. Yeşil maymun senaryosu, yazılabilecek en iyi
senaryo gibi gözükmektedir.
AİDS'in biyolojik silah olmasında bazı umulmayan gelişmeler de olabilir. Bir
ihtimal, AİDS dünyadaki işe yaramaz insanları yok etme amaçlı üretilmiş
biyolojik bir bombadır. Askeriyenin politika ve sanayi alanında olumsuz bazı
olaylara bulaşmış işbirlikçileri olabilir.
Ancak hangi sağduyu sahibi insan başarıyla gizlenebilen, durdurulamayan,
öldürücü bir virüsü kendinin ve ailesinin bulunduğu insan topluluğunda
serbest bırakabilir?
Amerikan biyolojik silahlanma programının tarihçesine kısaca bir göz
atıldığında, karşımıza bazı mikrop ve toksinlerin serbest bırakılarak
Amerikan şehirlerine yapılan saldırılar çıkmaktadır.
Tuskegee Frengi Çalışması'nda olduğu gibi, bazı insafsız örneklere de
rastlanmaktadır. Amerikan Halk Sağlığı Servisi 400 kadar frengili insan
üzerinde araştırmalar yapmışlar ve hastalara tedavilerinin, hatta hasta
olduklarının bilgisini bile vermemişlerdir. Bu işlem, 40 yıl kadar
sürmüştür. Daha sonra, 1931 Porto Riko kanser deneyi gerçekleşmiştir.
Rockefeller Enstitüsü belli sayıdaki Porto Rikolu'nun kanser hastası
olmasına neden olmuş ve bu hastalardan 13′ü ölmüştür. Baş patolog Cornelius
Rhoades savunmasında, "Porto Rikolular bu dünyadaki, en pis, en tembel,
dejenere olmuş ırktır. 8′ini öldürerek ve diğerlerinin kanser olmasını
sağlayarak bu ırkı ortadan kaldırmak için elimden gelenin en iyisini yaptım…
Bütün bilim adamları, talihsiz deneklerini sömürmekten ve onlara işkence
etmekten zevk almışlardır," demiştir.
Hiç kimse Rhoades'i cezalandırmadı, sadece "akıl hastası" olarak
değerlendirildi. Amerikan Hükümeti aynı kanıda değildi. Rhoades'i 1940′lı
yıllarda iki büyük kimyasal silah projesinin başına getirdi, Atom Enerjisi
Komisyonu'nda görev verdi ve Legion of Merit nişanı ile ödüllendirdi.
Biyolojik silah araştırmaları 1972′de yasaklandığı halde, Pentagon'un
"Loophole Departmanı" hemen harekete geçip araştırmaları örtbas etmiştir.
Askeri araştırmacıların ilgisini çeken bir virüs de, canis strain of
brucelle virüsüdür. Baş ağrıları, ateş, malarya, kas ağrıları, faranjit bu
hastalığın semptomlarıdır. Aynı liste, AİDS Bağlantılı Kompleks'te AİDS'in
ilk habercisi olarak karşımıza çıkmıştır.
AİDS'in biyolojik silahlarla ilk bağlantısı, Yeni Delhi'deki Patriot
gazetesinde ortaya atılmıştır. 4 Temmuz 1984 tarihinde rapor, resmi Amerikan
ordusu araştırma yayınlarındaki "insan bağışıklık sistemi üzerindeki doğal
ve yapay etkiler" konulu makaleleri yayınlamıştır.
Hint gazetesinin haberine göre, 1969 yılından beri adı Ordu Biyolojik Savaş
Laboratuarı olan Fort Detrick'den bilim adamları Afrika'nın en karanlık
bölgelerine "Avrupa veya Asya'da bulunmayan güçlü bir virüsü" bulmak için
gitmişlerdir. Bu araştırmadan elde edilen sonuç, "Fort Detrick'de analiz
edilmiş ve sonunda AİDS'e sebep olan virüs ortaya çıkmıştır."
Kaynak: Erol Mütercimler - Komplo Teorileri
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks