Ofz.. Kene qibi..
ISparta'da da ortaya çıkmı$..
Türkiye'de kene paniği sürerken, Sağlık Bakanlığı'ndan, keneden nasıl korunulacağı, kenenin vücuttan nasıl çıkartılacağıyla ilgili resmi açıklama geldi.
Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Turan Buzgan, Kırım Kongo kanamalı ateşinden (KKKA) korunmada bilinçli korunma tedbirlerinin önemine işaret ederek, keneyi vücuttan uzaklaştırmak için sağlık kuruluşuna başvurmaya gerek bulunmadığını söyledi. Buzgan, ''Kenenin vücuttan usulünce uzaklaştırılması kolay ve risksizdir'' dedi.
Buzgan, Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü yetkilileri ile çeşitli üniversite ve meslek örgütlerinden uzmanların oluşturduğu Sağlık Bakanlığı KKKA Bilimsel Kurul üyeleriyle basın toplantısı düzenledi.
Hastalıkla ilişkili kene türünün yaban hayatıyla yakından ilgili olduğunu belirten Buzgan, bu kenenin yaşama döneminin bir bölümünde yaban hayvanlarından, bir bölümünde de özellikle çiftlik hayvanlarından kan emdiğini söyledi. Kurak ve yarı kurak bozkır iklimini seven bu kene türünün, genellikle bozkır ile diğer iklimlerin kesişme yerlerinde, kuru taban örtüsüne sahip bodur ormanlık alanlarda
yaygın olarak görüldüğünü anlatan Buzgan, ''Özellikle vadilerle çevrili dağlık alanların yamaçları, yaban hayvanlarının daha sık dolaştığı alanlar olduğundan keneler açısından oldukça zengin bölgelerdir'' dedi.
BUGÜNE KADAR 22 İLDE GÖRÜLDÜ
Buzgan, ülkede ilk olarak Kelkit Vadisinin çevresindeki illerde ortaya çıkan KKKA'nın, ilk kez tanımlandığı 2003 yılından bugüne kadar 22 ilde görüldüğünü bildirdi.
Bu hastalıktan 2002-2003 yıllarında 150 vaka 6 ölüm, 2004'de 249 vaka 13 ölüm, 2005'de 266 vaka 13 ölüm, bu yılın başından itibaren de 150 vaka ve 11 ölüm görüldüğünü bildiren Buzgan, vaka içindeki ölüm hızının ise yüzde 5 civarında olduğunu kaydetti.
Hastalığın yaban hayatı ile insanların iç içe olduğu bölgelerde kene sayısının artışına bağlı olarak ortaya çıktığını anlatan Buzgan, ''KKKA, iklim, bitki örtüsü, yabani hayvanı sayısındaki artış gibi doğal dengenin değişimiyle doğrudan ilgili bir hastalıktır'' diye konuştu. Virüsün hayvanlarda belirti veren bir hastalığa yol açmadığını kaydeden Buzgan, ''Hastalığın hasta insanların kanlarıyla kontrolsüz
temasla insandan insana geçebilmesi de söz konusudur'' dedi.
Buzgan, KKKA'nın ani başlayan ateş, baş ağrısı, kırıklık, halsizlik, kas ağrısı ve belirgin iştahsızlıkla başladığını, bazı vakalarda vücutta kanamalar da olabildiğini belirtti.
İLACI VE AŞISI YOK
Hastalığın tedavisinde uygulanabilecek etkinliği bilimsel olarak kanıtlanmış bir ilaç ve yine etkinliği bilimsel çevrelerce kabul görmüş, yan etkileri tolere edilebilir ve uygulanabilir bir aşı bulunmadığını bildiren Buzgan, ''Bazı Doğu Avrupa ülkelerinde zaman zaman kullanılan KKKA aşıları, bilimsel çevreler ve Dünya Sağlık Örgütünce uygulanabilir bulunmamıştır'' diye konuştu.
Buzgan, hastalıkla ilgili bilinçli korunma tedbirlerinin önemine işaret ederek, kurulun bu konudaki tavsiyelerini açıkladı. Buna göre, alınması istenen kişisel korunma tedbirleri şöyle:
-''Kene riski olan yerlerde vücudu tamamen örtecek giysiler giyilmelidir. Kenenin vücuda gireceği olası açıklıklar kapatılmalıdır.(Pantolon paçaları çorap içine sokulmalı ya da çizme giyilmeli)
-Kenelerin bulunduğu yerlere gidilirken vücudun açıkta kalan alanlarına ve elbiselere böcek kovucu ilaçlar sürülmelidir, -Bu yerlerden döndükten sonra vücut kontrol edilmeli, kene bulunduğunda bir cımbızla uygun şekilde çıkarılmalıdır,
-Risk altındakiler sık aralıklarla vücutlarını muayene etmelidir,
-Her kene KKKA riski oluşturmaz. Bu nedenle keneleri vücuttan uzaklaştırmak için sağlık kuruluşuna başvurmaya gerek yoktur. Kenenin
vücuttan usulünce uzaklaştırılması kolay ve risksizdir,
-Vücuttaki keneler öldürülmemeli, patlatılmamalı, üzerlerine sigara basılmamalı ya da kimyasal madde dökülmemeli.''
''HEM PANİK HAVASI VAR, HEM KENE TÜRLERİ KARIŞTIRILIYOR''
Kene sayısının azaltılması için ilaçlama çalışmaları yürütülebileceğini anlatan Buzgan, ancak bu mücadelenin sınırlı alanlarda yapılması gerektiğini söyledi.
Kenelerle geniş çaplı mücadelenin zorluğuna işaret eden Buzgan, hayvan sahiplerinin bunu yapabileceğini belirtti.
Buzgan, bir soru üzerine, KKKA ile ilgili hem bir panik havası olduğunu hem de kene türlerinin karıştırılması nedeniyle aşırı hassasiyet gösterildiğini kaydetti. KKKA'ya yol açan kene türlerinin belirli bölgelerde yaşadığına dikkati çeken Buzgan, buna yol açan kene türlerinin kent merkezlerinde bulunmasının mümkün olmadığını belirtti.
Buzgan, ''Bir çok canlıyı kene zannetmek mümkün. Keneler sıçramaz, uçmaz ve havadan düşmez. Bu konuda uzmanların söylediklerine dikkat edilmesi gerekir'' dedi.
Sağlık Bakanı Akdağ'ın ''Vücutlarında kene bulunanların bir sağlık kuruluşuna başvurması gerektiği'' yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine de Buzgan, Akdağ'ın, kenelere alışık olmayan ve hastalığın bulaşma riskinin farkında bulunmayanların, bunları çıkarmalarının zorluğundan hareket ederek böyle bir açıklamada bulunmuş olabileceğini belirtti.
Bir başka soru üzerine Buzgan, veterinerlik hizmetleriyle ilgili Sağlık Bakanlığı içinde bir yapılanma sorunu bulunmadığını bildirdi.
Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi (RSHM) Başkanı Mustafa Ertek de, bir soru üzerine, bu yıl içinde merkeze KKKA şüphesiyle 320 numune
geldiğini, bunlardan 150'sinin pozitif çıktığını söyledi. Ertek, ''Rakamlara bakıldığında geçen yıla göre bir artış söz konusu değil'' diye konuştu.
Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Zati Vatansever de, keneler açısından konak durumundaki göçmen kuşların kent merkezlerine yerleşmeleri söz konusu olmadığı için, hastalığı büyük şehirlere taşımaları riskinin bulunmadığını bildirdi.
aLıNTı
Keneden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?..
Uzmanlar piknik sezonunun başlaması sebebiyle son günlerde çocuklarda görülen kene ısırması vakalarında artış olduğuna dikkat çekerek ebeveynleri uyarıyor.
Dünyada ilk kez 1944 yılında Kırım’da saptanan ve daha sonra 1956 yılında Kongo’da görülen “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” (KKKA) hastalığına karşı alınabilecek önlemler konusunda Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü, “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” hastalığının kene tarafından ısırılma ile “Nairovirus” adı verilen bir RNA virüsünün vücuda girmesiyle oluştuğunu ifade ediyor.
Uzmanlar, bazı durumlarda virüsü taşıyan canlıların kanı veya vücut salgılarıyla temas sonucu hastalığın bulaşıcı risk taşıyabileceğini de belirtiyor. 30 kadar farklı kene türünün virüs taşıyabildiğini söyleyen uzmanlar, “Nairovirus” virüsünü çoğunlukla “Hyalomma” cinsi kenelerin taşıdığını açıklıyor.
Uzmanların verdiği bilgiye göre; kene ısırması sonucu birkaç -en geç 9- gün sonra, virüsü içeren kan veya vücut salgılarıyla temastan genellikle 5-6 -en geç 13- gün sonra hastalık belirtileri görülüyor. Hastalık ateş, üşüme, titreme, yaygın kas ağrıları, iştahsızlıkla başlayıp; bulantı kusma, ishal gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor. İlk günlerde yüz boyun ve göğüste cilt içi kanamaları, gözlerde kızarıklık ile kollarda bacaklarda morluklar oluşabiliyor. Hastalık nedeni ile burun idrar ve bağırsaklarda kanamalar da görülebiliyor. Karaciğer yetmezliğinin de gelişebildiği vakaların yaklaşık %30’u ölümle sonuçlanıyor. Hastalığın genellikle 2. haftasında ölüm vakaları meydana gelmekle beraber; iyileşme de hastalığın 9. ve 10. günlerinde gerçekleşiyor.
VKV Amerikan Hastanesi Pediatri Bölümü Uzmanı Dr. Gülsemin Güloğlu, kanda virüse karşı oluşan antikorların gösterilmesiyle tanı konduğunu; bu antikorların, virüsün alınmasından sonra 6. günden itibaren kanda belirdiğini ifade ediyor.
Ayrıca diğer laboratuvar tetkiklerinde karaciğer enzimlerinde yükselme ile kanama testlerinde bozukluk görülebileceğini belirtiyor. Uzmanlar, hastalık ile ilgili açıklamalarına şöyle devam ediyor: “Hastalığın belirli bir tedavisi yoktur. Kan ve kan ürünlerinin verilmesi gibi destek tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Dr. Gülsemin Güloğlu, kenenin vücuttan çıkartılması için profesyonel yardım gerektiğinin altını çiziyor.
Dr. Gülsemin Güloğlu, “Özel pensetler yardımı ile kene bütün olarak vücuttan çıkartılmaya çalışılmalıdır. Eter veya başka bir anestezik madde kullanılarak kenenin çıkartılması tercih edimemelidir. Kene ısırığı sonrasında hemen koruyucu bir antibiyotik kullanılmaya başlanmasına gerek yoktur. Ancak kişi, ısırık sonrası 10 gün süreyle ateş yüksekliği açısından dikkatle izlenmelidir. Ateş yüksekliği veya başka herhangi bir klinik belirti durumunda zaman kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.” dedi.
“Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” hastalığının kesin bir tedavi yöntemi olmaması nedeniyle hastalığın kontrolünde korunma faktörlerinin büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, korunma yöntemlerini şu şekilde sıralıyor:
Kırsal alanlarda çalışan ve hayvancılıkla uğraşanlar, pantolon paçalarını çoraplarının içine sokmalı,
Böcek uzaklaştırıcı ilaçlar vücuda veya kıyafetlere uygulanmalı,
Hayvandan kene çıkarmaya çalışırken eldiven kullanılmalı,
Kırsal alanlarda bulunduktan sonra vücut, kene açısından dikkatle incelenmeli,
Vücuda kene yapışması durumunda bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı.
Bitanecik MeLeGiM...
Mevsimler değişip zaman dursadaGüneş tersten doğsada
Ufacık karınca fili devirsede
Ateşle yangın sönsede
Bu kalp durdukça yerinde, bu sevda sürecek ta ki ben ...
@K!N{BoŞ}
Ofz.. Kene qibi..
ISparta'da da ortaya çıkmı$..
'Eѕяαя' Kα∂αя Mαуışıк,'Eχтα¢у' Kα∂αя Pяαтιк,'Vιѕкι' Kα∂αя Lüχ,'Eяσιη' Kα∂αя Tємιz,'Cσ¢αιηє' Kα∂αя Tєнℓιкєℓι
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks