KOCA KOCA ADAMLARA SESLENİYORUM!
Etrafınıza bakın şöööyle bir... Ama çok dikkatlice bakın lütfen. Çevrenizdeki insanların seslerine kulak verin. Hatta abartın işi biraz. Açın televizyonlarınızı ve bilgi yarışmalarına çıkan ukala (aydın geçinen) tipleri de dinleyin dikkatlice.
Ve insanlığın tarihi kadar eski şu soruya verilen cevaplara bakın!
“Boş zamanlarınızda ne yaparsınız?”
!!!
Haydi, siz de verin cevabınızı! Hem de ballandıra ballandıra, kelimelerin üzerine basa basa söyleyin cevabınızı.
“KİTAP OKURUM!” "MÜZİK DİNLERİM!"
"Ay şekerim, o da ne ola ki? Benim boş zamanım yok ki, sürekli röportaj, diziler, film çekimleri, yemekler, balolar..." diyen ama kendi atasının adını dahi bilemeyecek kadar kara cahil sanatçılarımızı (tümünü değil, beyinden ziyade vücudunun sanatçısı olanları kastediyorum) istisna tutuyorum! Onlar hariç genelde herkes aynı cevabı veriyor; “KİTAP OKURUM!”, "MÜZİK DİNLERİM!"
...
Mesleğim gereği, net ve çok kararlı bir dille söylüyorum: Kitap, asla ve asla boş zamanda okunacak kadar, kıymetsiz değildir. Lütfen düşürmeyin değerini.
Tarihimize baktığımızda başarılı olmuş insanların en sadık arkadaşları kitaplar olmuştur hep. Tüm bu başarılı insanlar, kitap okumamışlar sadece, nasıl daha fazla kitap okuyabileceklerinin yol ve yöntemlerini araştırmışlardır hep.
Bence okumak ve okuduktan sonra insanlara okuyun demek lazım. Şimdi size, yani koca koca adamlara (anne-baba ve öğretmenlere) sesleniyorum! Çocuklarınıza okuyun demeden ve okumanın önemiyle ilgili konferanslar vermeden, nutuklar çekmeden önce siz kitabı elinize alınız. Boş zamanlarınızda değil ama! Okumak için kendinize özel bir vakit tanzim edin! Mesela günde yarım saat… Alışkanlık olsun bu sizde. Bir gün ara verince beyniniz ve kalbiniz rahatsız olsun bu durumdan. Sanki, bir tam gün yemek yememiş gibi hissedin kendinizi ve bir gün daha yemezseniz zafiyet geçireceğiniz korkusu sarsın sizi. Okumaya değer verin. Önem verin. Telefonlarınızı kapatın. Kendinizi okumaya odaklayın ve hayatta en önemli randevunuzu gerçekleştiriyormuş gibi düşünün. Ve okuyun!
Sonuç mu?
Sonuç, "Kurt ulusundan (ecdadından-atasından) gördüğünü işlermiş!" ( Siz böyle yapın. Eğer çocuklarınız buna rağmen okumazsa o zaman ciddi bir problem var demektir!)
...
Dünya tarihine baktığınızda okuyan çok adam var. Türk ya da yabancı. Okumanın milliyeti olmaz. Ben size bir kaç okuyan ismi vereyim ister misiniz? Hem de ne okuma! Kimler mi bunlar?

El-Cahız: Kitap almaya para yetiremediği için kitapçı dükkânlarını kiralayıp, geceleri kapıyı üzerine kilitleyerek sabahlara kadar kitapları mütalaa ederdi.
Dilci Cahız"ın ölümü de hayatı gibi oldu. O, etrafını çevirecek şeklide kitapları duvar gibi dizip aralarında oturmayı adet edinmişti. Hasta olduğu bir sırada kitap ciltleri üzerine yıkılarak ölümüne yol açtı.

İbnü"l-Cevzi: İlim ile dolu dolu yaşadığı ömrünün tek anını bile boşa geçirmeyip, bazısı yirmi cildi bulan 340"dan fazla eser vererek, kitap yazmadık bir ilim dalı bırakmamıştı. Yazmış olduğu eserlerin toplamı ömrünün günlerine bölündüğünde bir güne dört defter (forma) düşüyordu.
İbnü"l-Cevzi, bu ilimlerle içli dışlı geçen ömrü boyunca, bıraktığı birbirinden kıymetli eserleri yazarken kullandığı kalemlerin yontulmasından ortaya çıkan talaşları biriktirip, bu talaşların vefatında gasil suyunun ısıtılmasında kullanılmasını vasiyet etmişti. Bu büyük âlimin vasiyeti yerine getirilerek biriktirdiği talaşlar gasil suyunu ısıtmaya yetmişti.

İbn Rüşd: Onuncu yüzyılın büyük âlimlerinden Endülüslü İbn Rüşd"ün ömrü boyunca kitap okumadan geçen sadece iki gecesi bulunuyordu. Bunlardan biri evlendiği, diğeri de babasının vefat ettiği geceydi.

El – Hakem: Endülüs hükümdarıdır. Kitap satın almak üzere memleketlere tüccar göndermekte ve henüz tanımadıkları kitapları satın alıp Endülüs"e getirmeleri için – tanımadıkları bu tüccarlara bol miktarda para tahsis etmekteydi. El-Hakem, Ebu"l Ferec el-Isfahan"inin Kitab"ül – Eğani isimli bir kitap yazmakta olduğunu duyduğu zaman, derhal eserin müellifine saf altından 1000 dinar yollayarak kitap piyasaya çıkmadan elde eder.

Harun Reşid ve Me"mun: Hem Harun Reşid Ankara"yı zaptettiği zaman, hem de Me"mun, Bizans İmparatoru III. Michel"e karşı zafer kazandığında, savaş tazminatı olarak eski el yazmalarını istemişlerdir.

İbn Teymiye: Beline kadar uzanan örgülü saçlarıyla gece kitap okumaya başlamadan önce, saç örgüsünün bir ucunu arkasında bulunan duvardaki çiviye asıyordu. Böylece kitap okurken uyuyup başı önüne düşerse gerilen saçları canını acıtarak uyanmasına sebep oluyordu; sabahlara kadar kitap okumaya çalışıyordu.
Muhyiddin İbn"ül-Arabi: “Hayatımda kitap gibi, cübbenin yenine sığabilen bir bağ, kucakta taşınabilen bir bahçe; ölülerle konuşan ve dirileri konuşturan bir şahıs görmedim. Ancak seninle birlikte yatıp kalkan ve sadece senin hoşlandığın şeyleri konuşan, sır sahibinden daha fazla sır saklayan, emanet sahibinden daha fazla emaneti muhafaza eden uysal bir dost başkaca var mıdır? Onun kadar iyiliksever bir komşu, insaflı bir dost, itaatli bir arkadaş, mütevazi bir hâldaş, bıktırıp usandırmayan, kötülük yapmaya imkan vermeyen, kavgadan uzak tutan ve kıtalden alıkoyan birisini tanımıyorum.” der.

Zemahşeri: “Kalemlerin kağıtlar üzerindeki cızırtıları, dügah ve uşşak makamlarından daha tatlıdır.” der.

Yavuz Sultan Selim: Sekiz yıllık kısacık saltanatına kıtalar fethini sığdıran koca Sultan Yavuz Sultan Selim, Mısır seferinde yanında üç katır yükü kitap götürmüştü.
Şehzadelik döneminde üç saate indirdiği uykusuyla günde sekiz saatini kitap okumaya vermiştir.

M. Kemal Atatürk: “Ben çocukken çok fakirdim. İki kuruş elime geçince bunun bir kuruşunu kitaba verirdim. Eğer böyle olmasaydı, bu yaptıklarımın hiç birini yapamazdım.” diyor…

Seyyid Kutup: Günde ortalama 10 saat okurdu.
Bediüzzaman: Üç ay gibi kısa bir sürede, Molla Cami"den itibaren medreselerde okunması adet olan tüm eserleri bitirmişti.
Taha Akyol: “Sadece meslek gereği okumak zorunda değilim ben; aynı zamanda okuma denen eyleme de vurgunum. Başkalarının zihin dünyasında dolaşma, daha büyük hayatların içine girebilme imkânı sağladığı için de okuyorum… Okumanın yazgım olduğuna inanıyorum ve ince hesaplar yapmaksızın okuyorum. Sayfası 1,5 dakikadan bin sayfayı okumak için 25 saate ihtiyacı olanlara inat keyifli bir günde, üç tane hacimli kitabı bir kenara koyup notlarımı da bilgisayara işleyebiliyorum…” diyor.

Barış Manço: Herkes Barış Manço"yu yılda 500.000 km. yol kateden bir seyyah olarak bilir. Ama o bu özelliğinin yanı sıra kitaplara da çok değer verirdi. Özel kütüphanesinde sayısız kitap vardı…
Dr. Burney: Müzik dersi vermek için, bir öğrencisinin evinden ötekinin evine gittiği zamanlarda Fransızca ve İtalyancayı at üzerinde öğrenmiştir.

Anthony Robbins: Lise mezunu. 21. Yaşında, on beş kilo fazlası olan, insan ilişkilerinde bocalayan, hayattan beklentisi az. 37 metrekarelik bekar evinde mutfağı olmadığı için bulaşıkları banyo küvetinde yıkamak zorunda kalan ve oldukça mutsuz yaşayan bir insan. Bu gün Amerika"nın en meşhur Kişisel Gelişim Uzmanlarından biri. Sınırsız Güç isimli kitabın yazarı. Başarısının sırrını şöyle anlatıyor:
“Önce bir hızlı okuma kursuna gittim. Hemen ardından birkaç yıl içinde kişisel gelişimle ilgili 700 kitap okudum. Birçok seminere katıldım. Daha sonra Amerika"nın birçok yerinde yüzlerce seminer verdim.”

Daguesseau: Fransa Başbakanlarından. Yemek vaktini beklediği sırada boş durmak yerine sürekli yazmış ve kocaman bir kitap meydana getirmiştir.

Eric Hoffer: “Keskin İnançlılar” isimli kitabın yazarı. Okuma alışkanlığı sayesinde hamallıktan üniversite hocalığına kadar yükselmiştir.

alinti