Sayfa 1 Toplam 3 Sayfadan 123 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 28 Sayfa bulundu

Konu: Türkçe Severler Klubü

  1. #1
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart Türkçe Severler Klubü

    "Bye Bye Türkçe Welcome Turkche!" demeyelim !
    Türkçe Turkcheleşmesin...
    Türkçe yazalım, Türkçe konuşalım.
    Çünkü Türkçe giderse; Türkiye gider...

    Bilindiği üzre artık herkes Türkçe dışındaki kelimeleri konuşuyor, yazıyor...
    Bu klubün amacı ise; Türkçe'yi düzgün kulanmaya davettir !!!


    Yabancı kelimeler kullanınca başınız göğe mi eriyor?
    Hayır tam tersine bizi, dilimizi ve memleketimizi batırıyorsunuz...
    Daha doğrusu batırıyoruz.
    Eğer ortada bir suç varsa bu hepimizindir.
    Başta kendimizin...
    "Aman bana ne bir tek ben mi kurtaracağım Türkçe'yi" daha doğrusu: "Amhnn bn my krtrcm Turcheyi yhaa " demeyin...





    Eğer herkes başta kendisinin dilini düzeltirse dilimiz kurtulur.
    Tabii ki bütün kelimeler Türkçe olacak diye bir şey yok.
    Örneğin bir "televizyon"a artık "göstergeç" desek artık saçma olur.
    Ancak artık dilimize daha fazla yabancı kelimeler sokmamaya çalışacağız...








    Örneğin bilgisayar...

    Bakın ne güzel bir ad...

    Görüldüğü gibi iş bize düşüyor....

    Önce kendi dilimizi düzelteceğiz...

    Ne demiş ünlü bir düşünür:

    "Eğer dünyayı temizlemek istiyorsanız önce kendi evinizin önüne temizleyin"

    İşte herşey bizde başlıyor bizde bitiyor !




    LÜTFEN DİLİMİZE SAHİP ÇIKALIM, KORUYALIM..



    BUNDAN SONRA TURKCHE DEĞİL, TÜRKÇE KONUŞALIM !!!


    LÜTFEN TÜRKÇE DİLİNİZE BATMASIN...







    NOT : Üyelik bedava her isteyene açıktır



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  2. #2
    Siyah&Beyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    BiZim mahalleden:)
    Mesajlar
    2,171

    Standart

    n@r_cim duyarli bir konuya parmak basmissin canim tsk,ler Bende bu duyarlilik adina sunu soylemek istiyorum..Turkce´yi bir benmi kurtaricam sozlerine katilmiyorum.Nedenmi ? HEM insan kendi turkce hazinesini gelistirmis oluyor daha cok kendimize yarar saglamis oluyoruz..$ahsen kendi acimdan ele aldigimda,bu konuyu benim turkcem idare ederdi söyle böyle denilecek turdendi..$imdi ise kendimde hayli yol kat etmis oldugumu goruyorum..daha duzgun sekilde telafüz ediyorum..gunden gune insanlarin kendilerini gelistirmesini $art görüyorum

    SevgiLer

  3. #3
    ßesgen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Gun£sin ßattıgı Y£rd£n
    Mesajlar
    393

    Standart

    Dilini unutan nesillerin, giderek degerlerini ve zamanla kimliklerini kaybettikleri bir gercektir. Dilini unutan kulturunu de millet anlayısını da gecmisin de bırakır ve yeni kultur etkisi altında asimile olur. Bunun orneklerini okullarda bile bir cok dil ve tarih kitabında okuduk ogrendik. Ozellikle Avrupa'daki insanımız ve ozellikle yeni kusaklar dillerini ancak Turkce literaturu takip ederek koruyabilirler.
    Acıkcası ben "turkce"miz her ne kadar "turkche"lesse de bunun farkına varıp ve artık dikkat etmeye calısan insanların turkceyi dogru bir sekilde kullanırken aynı zamanda hazinelerine yeni yeni kelimeler kazandırdıklarını dusunuyorum. Ve turkcemizin giderek busbutun kaybolmasından cok ozen gosterilerek daha cok ilerleyecegini umud ediyorum.

    "ÖZENTHİ" OLMAYIN "ÖZENLİ" OLUN...
    عَ شَ ق
    Farzet
    şeb-i yeldanın son bulması vuslat demekmiş
    Ayn ‘dan şin’den kaf’tan geçip aşk ile vasl olmakmış
    Farzet...

  4. #4

    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    Hollanda/trAbZ0n
    Mesajlar
    53

    Standart

    Cok guzel bir konuya deginmissin tskkurler..Dilimize sahip cikalim.. buna bende dahilim.. ister istemez turkce olmayan kelimeler kullaniyorum amaa aliskanlik haline geldi.. her neolursa olsun turkcemizi 'turkcheleshtirmeyelim'




    ''Bir dünyada bir insan olabilirsin ama birisi için de bir dünya olabilirsin...''



    "EMEĞE TEŞEKKÜRÜ ÇOK GÖRMEYELİM..!!"

  5. #5
    Siyah&Beyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    BiZim mahalleden:)
    Mesajlar
    2,171

    Standart

    Türkiye'de ilk ve orta öğrenim, gençleri ana dillerinden nefret ettiriyor. Bugün birçoğu dilleriyle ilgilenmiyor; kendi jargonlarıyla yetiniyor

    Yaşı yolun yarısını geçenler çok iyi anımsayacaklar, daha gençlerse belki şaşıracaklar; bir zamanlar Türkçe sözcükler de tıpkı bizler gibi ikiye bölünmüştü: Sağcılar ve solcular.

    'Yanıt' solcuydu, 'cevap' sağcı. 'Örnek' neredeyse yargılanacaktı 141-142'den. 'Mesela' ise, gericilikten hükümlüydü!

    Elbette hakkını yememek gerek; 'solcu' sözcükler masumdu, ta Atatürk'ten bu yana özleşmenin ürünüydüler. Ötekilerin ise, bunlar karşısında tüyleri diken diken oluyordu ve onlara yer açmak bir yana, onları ihbar ediyorlardı! 12 Eylül gelip çattığında, elbette affedilmeyecekti yeni sözcükler. TRT'den, okullardan, resmi kuruluşlardan süngü zoruyla kovuldular. Dünyada, dilini böylesi yanılsamalarla algılayan başka ulus var mıdır, varsa ne sonuca ulaştılar bilmiyorum ama biz, en ağır cezaya çarptırıldık: dilimizi yitirmek....

    İlk ve orta öğretimin en büyük başarılarından biri de herhalde öğrencileri ana dillerinden nefret ettirmek olmuştur. Öznelerin, tümleçlerin, zarfların, zamirlerin arasında soğuk terler dökmeyen kaç kişi vardır sınavlarda?

    Artık, Türkçe konusu açıldığında birçok genç "Oh my god, yine mi Türkçe?" diye kaçacak yer arıyor. Türkçe bir tabela, marka, dergi, kurum adı bulmak zaten artık olanaksız da; bir de üstüne, şimdilerde 'x-q-w' harfleri, politik soslu bir sorun olarak uç vermeye başladı. Dilin ardından alfabe de gitti gider...

    Sorunun olduğu yerde, elbette çözüm arayanlar da vardır. Dilbilimciler, öğretmenler, yazarlar, kendini 'dilsever' olarak niteleyen herkes, görüş belirtiyor, yazılar, kitaplar yazıyor. İşin tuhafı, dil üzerine kitaplar çoksatanlar listesinden eksik olmuyor ama sorun olduğu gibi duruyor.

    Gençler ise öylece bakıyorlar. Doğrusu, büyük çoğunluğu pek de ilgilenmiyor; kendi jargonları yetiyor onlara. "Bye bye, görüşürüz"le, "Kendine iyi bak"la, cep mesajlarında anlamakta güçlük çektiğimiz kısaltmalarla anlaşıp gidiyorlar. İşte Türkçeden nefret ettirdiğimiz gençlerimizin, bize 'nanik' yapan 'pop-Türkçe'lerinden örnekler:

    İnternet Türkçesi:
    slm (merhaba)
    asl? (yaşın kaç? cinsiyetin ne? hangi kenttesin?)
    f (kadın)
    m (erkek)
    u? (Senin yaşın, cinsiyetin, kentin?)
    Lol (Kahkaha atıyorum)
    (gülümsüyorum)
    ))) (çok sevinçliyim)
    (üzgünüm, kızgınım)
    (göz kırpmak)
    Buyrun bir sohbete:
    1. kişi: -slm
    2. kişi: -slm
    1. kişi : asl?
    2. kişi: 20/m/İst
    2. kişi: u?
    1. kişi: 19/f/Ank
    2. kişi:
    2. kişi: iş/okul
    1. kişi: okul/üniv
    1. kişi: u?
    2. kişi: okul
    1. kişi: hımmm... branş?
    2. kişi: history... u?
    1. kişi: müh.
    2. kişi: (Bu konuşma iki Türk arasında geçmekte ve siz pek bir şey anlamasanız da onlar bir güzel anlaşmışlardır 'teknolojik-Türkçe' ile)

    Gençlerden inciler
    dumur olmak: çok şaşırmak
    mağmaya inmek: rezil olmak, utanmak
    janjanlı: gösterişli
    ciks: havalı, zengin çocuk
    tikky: tek tip ya da markalı giyinmek
    imdatı gelmek: bunalmak
    bö olmak: sıkılmak
    kıro-tikky: tikky olmaya çalışmak
    oha olmak: şaşırmak
    at hırsızı: çapkın
    kapak olmak: bozulmak, rezil olmak
    ahtapot olmak: sarmaş dolaş olmak
    sarı bici: sahte sarışın
    cillop: yakışıklı erkek
    kıtır atmak: yalan söylemek
    yıkılmak: güzel giyinmek
    kanka: dost
    Karamanoğlu Mehmet Bey, Türk Dili ile ilgili bir ferman yayınlamıştı.
    “Şimden girü hiç kimse kapuda ve divanda ve mecalis ve seyranda TÜRKÎ dilinden gayri dil söylemeye”
    Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı ?
    Bu fermanın günümüz Türkçesiyle ifadesi de şöyledir;
    “ Bu günden sonra divanda, dergahta, bergahta, mecliste, meydanda, Türkçe'den başka dil konuşulmayacak “ diyordu.
    Hatırlayanınız var mı ?
    Fermana uyanınız var mı ?
    Konfüçyüs'e sormuşlar "Bir memleketi yönetmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?" diye... Büyük düşünür şöyle cevap vermiş:
    -Hiç şüphesiz, dili gözden geçirmekle işe başlardım. Dil kusurlu olursa, sözcükler düşünceyi iyi anlatamaz. Düşünce iyi anlatılmazsa, yapılması gereken şeyler doğru yapılamaz.Ödevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve kültür bozulur.Töre ve kültür bozulursa, adalet yanlış yola sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir.
    ..........ALINTIDIR.......

  6. #6
    Siyah&Beyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    BiZim mahalleden:)
    Mesajlar
    2,171

    Standart

    Güzel Türkçe nasıl katlediliyor?
    Bu haberi mutlaka okuyun ve birazcık düşünün!!!
    Her geçen gün Türkçe'nin biraz daha yozlaştırıldığını görüyoruz. Dilimizdeki yabancı kökenli sözcüklerin istilası artarak sürüyor. Aşağıda yıllar içinde Türkçe'de nasıl bozulmalar olduğunu gösteren çarpıcı bir metin var!


    Yıl: 1965
    "Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim.."

    Yıl: 1975
    "Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim,heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum,yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim.."

    Yıl: 1985
    "Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim.."

    Yıl: 1995
    "Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni..Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim..Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm' dedim.."

    Yıl: 2006
    "Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum ki ben,baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. 'Hav ar
    yu yavrum?'"

    Yıl: 2026
    "Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. 'Hay beybi..'"

    not:alıntıdır...verildi ise affola..

  7. #7
    Siyah&Beyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    BiZim mahalleden:)
    Mesajlar
    2,171

    Standart

    Türkçe'nin Yazılışı Ve Okunuşu

    Eskişehir’e indim; Porsuk Çayı’nın orda, dükkânın adı “Lavash”. İstanbul, Beşiktaş yokuşunda kebapçı olmuş “Dönerchi”. Allah Allah, bunu yazan zât-ı Avrupaî anlaşılan Batı dilinde “ch” nın “c” değil, “ç” okunduğunun da farkında değil. Ve tabii böyle gülünç (daha doğrusu acınacak) misâlleri artık sıkça görüyorsunuz. Sâdece aşağılık duygusundan, sömürge ruhluluktan mı, yoksa üstüne özenti sıvanmış bir kara câhillikten mi oluyor bunlar dersiniz? Sanmam; işin temelinde “millî eğitim”i 1946′dan beri güdümüne almış yabancı danışmanların (ve tabii onların yerli emir kullarının) kademeli oyunlarından biri yatıyor. Nasıl mı?

    Kademeler şöyle:

    1. Önce Türkçe ikiye bölündü. Bilim terimleri, Atatürk’ün yolunda bir süre Kök Türkçe’den türetilip bu terimler ortaöğretime yerleşti. Ancak aynı terimleri evrenkentler pek kullanmadığı için tam bir teknik dili birliği oluşmadı. “Solcu” diye bilinen Öz Türkçeciler 1950-1980 arası tedrîcen ana gayeden uzaklaşıp Eski Türkçe’yi tasfiye yoluna girdiler. “Sağcı” diye bilinen Eski Türkçeciler ise bu tasfiyeciliğe aşırı bir tepki olarak bilim için Kök Türkçe’den türetilen terimlere dahî düşman oldular. Oluşan boşluğa İngilizce bozuntusu (”Tarzanca” lâflar hücum etti. İki tarafın da saplantılıları, artan “Anglomanlıca” tehlikesine pek aldırmadılar; birbirleriyle “Kelime mi, sözcük mü?”, “Millet mi, ulus mu?” diye kavga etmeyi sürdürüyorlardı.

    2. İngilizce ile eğitim, önceleri yalnız fen dersleri olmak üzere ilk kez bir Türk okulunda (hem de Atatürk’ün tam tersi gayeyle kurduğu okulda) 1953′te başladı. Kısa sürede bu, devletin birçok okullarına, sonra özel ve cemaatlerinkine bulaştırıldı. 1960′ta gene dış telkinle ilk kurulan İngilizce dilli Türk evrenkentini zamanla birçok yenileri tâkip etti. Bunlarda yalnız fen değil, tüm dersler İngilizce oldu (tarih, edebiyat dâhil). Kamuoyu toptan aldatıldı (Bkz. O.S, “Bye Bye Türkçe” kitabı (Otopsi Yayınları, İst., 25.baskı 2005).

    3. 1990′larda “Tarzanca” ile eğitim ilkokullara, anaokullarına kadar indirildi. (Bir ülkenin dilini yok etmenin temel yöntemi).

    4. Bir yandan da Türk yazısını bozmak (sonra yok etmek) faaliyetleri yürütülüyordu. 1980 darbesinde, birden Türk yazısındaki inceltme işaretleri (^) kalktı. Tabii bu, “Eski Türkçe” sözcükleri yazılamaz hâle getiriyor, Türkçe’ye de büyük bir karışıklık darbesi vuruyordu. (Örn. “hala” “hâlâ”, “kar” “kâr” ikililerindeki gibi.) İşin garibi, tasfiyeciliğe karşı olanlar dâhil “sağ”lı, “sol”lu basın-yayın bunu uyguladı. Kimin başlattığına gelince, iki taraf ta birbirinin üstüne atıyordu. Demek ki, hiçbirinden değil, olay gene yabancı danışmanlardan (yâni “güdücü”lerden) kaynaklanmıştı. [Sanırım aynı sıralarda, okullarda da Türkçe yazım kuralları öğretilmez oldu. Zâten edebiyat (ve târih) dersleri de azaltılıp duruyordu].

    5. Atatürk’ün yeni Türkçe yazısı tüm dünyanın imrendiği, bütünüyle diline tam uyan, okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan bir yazıdır. Herkes bu yazıyı birkaç haftada öğrenebilir. İlk defa karşınıza çıkan bir kelimenin nasıl okunacağı, nasıl yazılacağı diye bir sorun yoktur. “Harf harf söyle” diye sorulmaz. Batı dillerinde, özellikle şu imlâsı tam bozuk “Tarzanca”da ise, biri “Adım Smith” dese, öbürü hemen, “spell it” (harfle) der. Ne gülünç; halbuki “Smith”, Türkçe’deki “Mehmet” kadar yaygın bir isim. Türkçe’nin ve yazısının bilgisayar ve bilim için en uygun dil ve yazı olduğu hakkında ise Batılılar da artık yazılar yazıyorlar.

    Dili İngilizce olan okullarda çocuklara okuma yazma öğretmek çok zordur. Her sözcüğün okunuşunu yazılışını çocuk ezberleyecek. Kural kaide yok. Nitekim ABD basınına göre orada liseyi bitirenlerin yüzde 60′ı kendi dili İngilizce’yi dosdoğru okuyup yazamıyor. Türkçe’de ise yakın zamana kadar çocuklar heceleme yöntemiyle ve Türkçe’nin güzel kuralları sâyesinde her şeyi hemen okuyabilir, yazabilir konuma ilk yılda gelirlerdi. Derken, Türkçe’yi yok edip yerine 250 kelimelik köle dili İngilizce’yi koymak ana planına uygun olarak, yabancı danışmanların güdümüyle okullarımızda Türkçe okumak yazmak öğretimi yöntemi değiştirilip kelime kelime, her birisinin görüntüsünü ezberleme yöntemi kondu. Sonuçta evrenkentli gençlerin bile imlâsı bozuldu (e-postalarda sık sık görüyoruz). Tabii buradaki dış güdüm gayesi, aslında sâdece İngilizce okumayı öğretmek, Türkçe’yi toptan yok etmek. Ayrıca ilkokulda Türk alfabesi öğretirken “w”, “q”yu da katıyorlar.
    Yukarıda, bir dizi abuk sabuk, mantıksız gibi görünen olayların, yapılanların arasında nasıl bir temel bağıntı, nasıl bir düşman hedefine doğru adım adım yürüyüş olduğunu göstermeye çalıştık. Umarım durum belirginleşmiştir.

    Şimdi Türkçe’nin yazısı konusundaki ilkelerimizi şöyle sıralayabiliriz:

    a. Türk yazısında inceltme (^) işaretleri herkes tarafından mutlaka kullanılmalıdır. (Bilgisayarda onları koymak da çok kolay.) Yazarlar, çıkacak yazılarında koydukları inceltme işaretlerinin aynen baskıda da olması için yayınevine, gazete, dergi idâresine (bizim yaptığımız gibi) ısrar etmeli.
    b. Okullarda okuma yazma tekrar bizim usul heceleme yöntemiyle öğretilmeli. Türkçe’nin dilbilgisi, ses uyumları, terim türetme kuralları eskiden olduğu gibi çok iyi öğretilmeli.
    c. Türk edebiyatı (her dönemdeki) ve târihi dersleri yeniden ihyâ edilip 1980′e kadar olduğu şekle ve miktara rücû etmeli; tarih derslerinde Türk kültür tarihine verilen yer de artırılmalı.

    Tabii bütün bunların olabilmesi için her düzeydeki eğitimi düzenleyen devlet kuruluşları artık kesinkes yabancı “danışman”lar hâkimiyet ve güdümünden kurtarılmalı.

    Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu

  8. #8
    Siyah&Beyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    BiZim mahalleden:)
    Mesajlar
    2,171

    Standart

    Türkçeye saygısı olmayan kişiler yerli yersiz yabancı sözler söyleyerek bilgiçlik taslamaktalar, böylece ne kadar kültürlü olduklarını kanıtlamak istemektedirler.
    Bu konuda birkaç örnek verelim.
    İnkılap köklü yenilik, yenileşme demektedir. Buna karşılık devrim, dönüşüm gibi Türkçe sözler konulmuştur. Bunu bilmeyenler inkilap diyerek köpekleşme dediklerinin farkına varmıyorlar. Yani bir ı harfi i oluyor, anlam bozuluyor.râkip binen demektir, merkep oradan gelmedir. Oysa rakip hasım anlamındadır. a harfi uzatılınca yanlış oluyor. peş ön demektir ama bizimkiler arka anlamında kullanıyorlar...
    Bankalarda bakiye, mevduat, tediye, tevdiat gibi yabancı sözler kullanılıyor. Bunları kim anlıyor, seviyor acaba? Hukukta müşteki, müteşekkil, darp, sabıka gibi yabancı sözcükler cirit atıyor! Gülünç olaylar oluyor. İşte birkaç örnek. Yargıç sanığa, "sabıkan var mı?" diye soruyor. Sabıkanın ne olduğunu bilmeyen adam, "Benim Allahtan başka kimsem yok" diyor.Yargıç bir başkasına, "Müştekiye darb etmişsin. Ne diyorsun?" diye soruyor. Sanık, "Vallahi harbetmedik. Biraz itiştik" diye cevap veriyor. Yargıç, "Müştekiyi tanıyor musun?" diye soruyor. "Hayır, müşterim değildir" diyor adamcağız.
    Daha neler de neler!...
    Geçenlerde bir öğretmen arkadaş, not çizelgesinde yanlışlık yaptı. Yanlışlığını düzeltmek için yanına "sehven yazılmıştır" yazacağı yerde "şehven yazılmıştır" yazmasın mı? Bir öğretmen böyle bir yanlışlık yaparsa gerisini siz düşünün. Türkçeye saygı gösterelim, ana dilimize yabancılaşmayalım. Yoksa kimse bize saygı göstermez, ukala gözüyle bakar.
    ***Emekli edebiyat öğretmeni Erhan Tığlı***

  9. #9
    Siyah&Beyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    BiZim mahalleden:)
    Mesajlar
    2,171

    Standart

    Türk Dili
    Bugün Türk denince Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan ve na dili Türkçe olan insanlar akla geliyor.Halbuki yeryüzünde ana dili Türkçe olup da bizim sınırlarımızın dışında yaşayan milyonlarca insan vardır.Demek ki, Türklerin bugünkü Türkiye' ye gelmeden önce de bir tarihleri vardı. Bu tarih boyunca çok çeşitli ülkelere yayılmışlar, oralarda devletler kurmuşlardı.Ancak bütün bu Türkler' in ortak ataları kimlerdi? İlk Türkler nerede yaşamışlar, sonra nerelere dağılmışlardı? Türk Dünyası denince hangi ülkeleri, hangi toplulukları anlamalıyız?
    İlk Türkler, yani bizim en eski atalarımız bugün Orta Asya diye bilinen yerde, Tanrı Dağları ile Altay Dağları arasında yaşıyorlardı. Tarih öncesi insanlar ve kültürlerle uğraşan bilim adamlarının ı bölgelerde yaptıkları kazılardan elde edilen bilgilere göre, Türkler beyaz ve geniş kafalı (brakisefal), orta boylu insanlardı. Burası Çin' le sınırdaş olan bir ülke idi; bu yüzden Türkler' in eski tarihlerine aid bilgilerin pekçoğunu Çin tarihinden öğreniyoruz.
    Çin tarihleri Milat' tan önce 2000-1000 yılları arasında ilk Türk hükümdarlarından bahsediyorlar. Böylece Türklerin bilinen tarihi, dört bin yıllık bir tarihtir. Türk Dili' nin üç bin yıl öncesi bilinmiyor. Türkler o zamanlarda hem soy, hem dil bakımından yakın komşularından, yani Çinliler' den ve Moğollar' dan farklı idiler. Asıl geçim kaynakları hayvancılıktı. Bu yüzden hep hareket halinde bir hayat sürüyorlar, çok iyi at kullanıyorlardı. Son derece çevik süvari birlikleri sayesinde komşu ülkeler üzerinde hakimiyet kurabiliyorlardı.
    Çin' de bile zaman zaman hükümdarlık, Türk ailelerin eline geçiyordu.Eski Çin tarihleri Türk hükümdarlarının ve devletlerinin adlarını hep Çince yazdıkları için, bu isimlerin asıl Türkçe' deki karşılıklarını iyice bilmiyoruz. Bizim atalarımız o çağda "Türk" adıyla anılmıyordu. "Türk" kelimesi bir millet halinde değildi. Boy ve aşiretler halinde yaşıyorlardı ve her aşirettin ayrı bir adı vardı.
    Türk adı çeşitli Türk boylarından birinin adı idi. Bu kelimenin aslı "Türük" olup kuvvetli anlamına gelir. Milat' tan sonra Altıncı yüzyılda ana dili Türkçe olan bütün boyların herbiri değişik bir isimle anılmakla birlikte, bunların hepsine birden "Türk" denilmeye başlanmıştır. Demek ki en eski atalarımız aynı dili konuşmaları sayesinde bir tek millet olduklarını anlamışlar ve Türk Dili onların birlik sağlamalarında başlıca rolü oynamıştır. Bugün biz de Türkçemiz sayesinde hepimizin aynı milletin çoçukları, yani kardeş olduğumuzu anlıyoruz.
    Dilimizin tarihi, milletimizin tarihi kadar eskidir. Türkçe dünyadaki çeşitli dil gurupları arasında Ural-Altay dil gurubunun Altay Dilleri' nden biridir. Finliler' in ve Macarlar' ın dili Ural Dillerindendir. Altay Dilleri arasında ise Türkçe ile birlikte Moğol, Mançur ve Kore dilleri vardır. Türkler soy bakımından Moğollar' dan ve Koreliler' den ayrıdır ama dilleri onlarınkiyle aynı kökten çıkmıştır. Bu diller sonradan birbirinden iyice ayrılmış aralarında sadece eski bir akrabalık kalmıştır.
    Bugün Ural- Altay adı altında anılan milletler ve diller Turan kavimleri ve Turan dilleri diye de anılır.Eski İranlılar Türkler' in yaşadıkları ülkelere "Turan" adını veriyorlardı. Meşhur İran şairi Firdevsi' nin Şeh-name adlı kitapta sözü edilen Turan kavimlerinin sakalar (veya İskitler) olduğu sanılmaktadır. Turan hükümdarı Afrasiyab' ın ise Alp Er Tunga olduğunu söyleyenler vardır. Sakalar' ın Türk olup olmadıklarını iyi bilmiyoruz. Saka Devleti, belki Türkler' in hakim oldukları ama içinde birçok yabancı kavimlerin de bulunduğu bir devlettir.
    NOT: Bazı araştırmalara göre "Türk" kelimesi, "Töre" kelimesinden türetilmiş bir kelimedir ki, "Törük' ten bozularak "Türk" haline gelmiştir. "Törük", "Töreli, Töre sahibi" demektir. Eski Türklerde Töre, kaynağını "Türk Dini" diyebileceğimiz eski Türk inanç ve telakkilerinden alan topluluk hayatını tanzim eden hukuk normlarından ibarettir. Hükümdarlar siyasi iktidarlarını (kut' larını) işte bu hukuk çerçevesinde kullanabilirler, tabii birbirleriyle ve devletle olan münasebetlerini yine bu hukuk çerçevesinde tanzim ederlerdi.
    Buna uyanlar "Törük" (yani Töreli), uymayanlar ise "Kazak" (yani asi, töreden çıkmış) olurlardı. "Türk" ün kuvvetli manasına gelmesi de, herhalde Töre çerçevesinde sağlanan "birlik" le ilgili olmalıdır. Nitekim "Birik kuvvettir" anlayışı tarih boyunca her devirde Türk devletleri ve toplulukları için geçerli olmuş bir anlayıştır. (Ötüken)
    KAYNAK:Tarihte Türkler-Prof.Dr. Erol Güngör
    Sayfa:11,12,13- Ötüken Yayın Evi

  10. #10
    Siyah&Beyaz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    BiZim mahalleden:)
    Mesajlar
    2,171

    Standart



    Karamanoğlu Mehmet Bey´i arıyorum, göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

    Bir ferman yayınlamıştı:
    "Bugünden sonra, dîvanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste, meydanda Türkçeden başka bir dil konuşulmaya!" diye, hatırlayanınız var mı?

    Dolanın yurdun dört bir yanını, çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mı?

    Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim, dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere, gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

    Tanıtımın demo, sunucunun spiker, gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey, hanım ağanın, first lady olduğuna şaşıranınız var mı?

    Dükkânın store, bakkalın market, torbanın poşet, mağazanın süper, hiper, gross market; ucuzluğun, damping olduğuna kananınız var mı?

    İlân tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard, bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon; merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

    Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı, beldelerin girişinde welcome, çıkışında good-bye okuyanınız var mı?

    Korumanın, muhafızın, body guard; sanat ve meslek pirlerinin duayen; itibarın, saygınlığın, prestij olduğunu bileniniz var mı?

    Sekinin, alanın platform; merkezin center; büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final, özlemin hasretin, nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?

    İş hanımızı plaza, bedestenimizi galeria, sergi yerlerimizi center room, showroom, büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?

    Yol üstü lokantamızın adı fast food, yemek çeşitlerimizin menü; hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?

    İki katlı evinizi dupleks, üç katlı komşu evini tripleks, köşklerimizi villa, eşiğimizi antre, bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

    Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik, vurguncunun spekülatör, eşkıyanın mafya, desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk diyeniniz var mı?

    Mesireyi, kır gezisini picnic, bilgisayarı computer, hava yastığını air bag, oluru, pekâlâyı, okey diye konuşanınız var mı?

    Çarpıcı önemli haberler flash haber,

    Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,

    Yıldızları, star diye seyredeniniz var mı?

    Vırvırık dağının tepesindeki köyde, cafe show levhasının altında, acının da acısı kahve içeniniz var mı?

    Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken, dilimizin çalındığını, talan edildiğini, özün el diline özendiğine içi yananınız var mı?

    Masallarımızı, tekerlemelerimizi, atasözlerimizi unuttuk, şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,

    Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?

    Karamanoğlu Mehmet Bey´i arıyorum,

    Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

    Bir ferman yayınlamıştı...

    Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?

    "Karamanoğlu Mehmet Bey´i Arıyorum. Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?" başlıklı yazı Sayın Yusuf YANÇ´ındır.
    Türk Dili dergisinde (1999, Nisan) yayınlanmıştır...

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. İngilizce Hikayeler-Türkçe Tercümesiyle
    By Fidem in forum Yabancı DiL
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 15.10.09, 15:54
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28.03.08, 10:20
  3. 4. Türkce olimpiyatlari
    By YaGiZ in forum STV
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.03.08, 19:49
  4. Türkçe, Avrupa'da Resmi Dil Olabilir
    By n@r_cicegi in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.03.08, 21:20
  5. Türkçe Polifonik Melodiler
    By bilqe in forum MeLodi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.02.08, 00:50

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351