1 den 3´e kadar. Toplam 3 Sayfa bulundu

Konu: İnsanı zihnin çöplüklerinde oyalayan duygu: Yalnızlık...

  1. #1
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart İnsanı zihnin çöplüklerinde oyalayan duygu: Yalnızlık...





    İnsanın kendi kendine oluşturduğu hatalı yanılsama: Yalnızlık


    Modern aklın zindanı, ilkel aklın özgürlüğü: Yalnızlık

    Çözülmesi gereken karmakarışık bir düğüm: Yalnızlık

    İnsanı zihnin çöplüklerinde oyalayan duygu: Yalnızlık



    Yalnızlık bir duygu ve ruh halidir. Sevgiden yoksunluktur. Modern aklın zindanı, ilkel aklın özgürlüğüdür. Yalnızlık; zihnin çöplüklerinde insanı oyalayan ve bedenin her yanından zararlı kimyasal hormonların salgılanmasına neden olan bir duygudur. Farkında olmak ve bu duygudan öğrenerek kazançlı çıkmak için mutlaka bir miktar da olsa insanın çaba göstermesi ve kültürel birikiminden faydalanması gerekmektedir.





    Yalnızlık duygusu insanın yaşadığı en önemli duygulardandır. Şimdiye kadar bu duygu hakkında farklı yorumlar yapılmış, her kültür ve toplum kendi gerçekliğinden hayata ve insanlara olan bakışı doğrultusunda bu duyguyu değerlendirmeye, tanımlamaya çalışmıştır. Bu gizemli duygu hakkında felsefi, edebi ve bilimsel birçok araştırmayla birlikte yorumlar da olmuş fakat direkt bu duyguya yönelik bir araştırma kitabı uzun yıllar boyunca ülkemizde maalesef yayınlanmamıştır. Yalnızlığın günümüzde bu kadar popüler olması modern kent insanının sosyalleşme becerisindeki sorunlarından, ruh halinde meydana gelen ciddi değişimlerden ve çok farklı nedenlerden kaynaklanmaktadır.

    Yalnızlık duygusunu yaşarken insanın bazen bilişsel değerlendirmesi bozulabilir ve etrafta gerçekleşen olayları doğru olarak yorumlama yeteneği kaybolabilir. İnsan bu süreçte doğru olan bir olayı yanlış, yanlış olayı doğru olarak değerlendirebilir. Bu durum, daha ziyade depresyonla birlikte olan hastalıklı yalnızlık duygusunun yaşanması sırasında ortaya çıkar. Gerçek yaşamda insan, hiç de yalnız olmayacağı bir durumda bu duyguyu, etrafından kendisini soyutlayarak iç dünyasına çekilmesi ile kendi kendine oluşturabilir. Çoğu insanın ruhsal gelişimlerinde fayda sağlayan bu duygu bazı insanlar içinse, onların yoldan çıkmalarına neden olan en kaygan viraj haline gelir. Ve belki de tüm tanımlamalardan daha objektif ve doğru olarak yalnızlık, insanın kendi kendisine oluşturduğu hatalı bir yanılsamadır.



    Yalnızlık, sevgiden yoksunluktur

    Yalnızlık bir duygu ve ruh halidir. Sevgiden yoksunluktur. Modern aklın zindanı, ilkel aklın özgürlüğüdür. İnsan ruhunun doğum sancısıdır. Yalnızlık; gölgelerin iktidarında insan ruhunun başkaldırması, madde ve mana egemenliği arasında ise bocalamasıdır. Bu bocalama yaşam boyunca huzur limanı ile kurt kapanı arasında devam edip gider.

    Yalnızlık; sevgi ve nefrette ölçü kaçırıldığında sevginin dışarıya fışkırması, nefretin içe gömülmesidir. Yalnızlık; gölgeler çekildiğinde karanlığın ya da ışığın kuşatması altında kalmaktır. Sıkıştırılmış bir duygudur. Öğretmenliği güçlüdür. Yoğunluğu fazladır. Bu yüzden insanın içini acıtır. Yalnızlık; zihnin çöplüklerinde insanı oyalayan ve bedenin her yanından zararlı kimyasal hormonların salgılanmasına neden olan bir duygudur. İnsan yaşamının doğal seyrinde vardır, fakat insan doğasına zıttır. Yalnızlık, çözülmesi gereken karmakarışık bir düğümdür.



    Hastalıklı yalnızlık

    İncir çekirdeği içinden evrenin genişliğine, maddenin toz bulutundan kurşun külçeye, suyun hidrojen iyonundan okyanusların enginliğine, hücre içindeki bir enzimden insan bedenine bakıştaki ufuk genişliğinin ve ardından gelen hiçlik bilincinin zirveleştiğinde hissedilen efsunlu duygudur yalnızlık. Bu bilinç ile hissedilen yalnızlık şifa verici bir yalnızlıktır. Fakat çizginin hemen ötesinde ise hastalıklı yalnızlık kucaklar insanı. Bu yüzden insan şifa ile hastalık arasında sürekli mekik dokumaya devam eder.

    Saatin yelkovanına aynı saatin akrebinin dönerek, “Hep beni geçtin bugüne kadar. Bugünden sonra ben senden daha hızlı hareket edeceğim. Geride kalmaya mahkûmsun artık” dediğinde yelkovanın yaşadığı şaşkınlık ve hayal kırıklığının diğer adıdır yalnızlık. Zıtlıkların çarpışarak öpüştüğü anlarda ortaya çıkan kıvılcımlar ile ıslak dudakların bıraktığı rutubet ve tattır. Yalnızlık duygusu dinsel ihtiyaçlar ve inançlar gibi adeta insanlığın genetik kodlarına işlemiştir.

    Yalnızlık itilip kakılmışlığın ağırlığı ile sevginin, aşkın ve hoşgörünün hafifliği arasında yüreğimizi yakan ve serinleten, kimi zaman da ne hissettiğimizi anlamaktan aciz kaldığımızda yaşadığımız duygudur. Aslında yalnızlık, sınırlı göz menzilinden sınırsız ruh menziline firar etmektir.

    Yalnızlık insanın kendisini birçok etkinlikten koparması, bir köşeye çekilerek diğer insanlardan uzaklaşması, işini bırakması, yaptığı işinden ve tüm etkinliklerinden artık zevk almamaya başlaması halidir. Bu durumda insan kendisini yalnızlaştırmaktadır. Karar vererek kendisini sosyal bir ortam içine sokması, günlük verimli aktivitelere başlaması, dostluklarını pekiştirerek arkadaş sohbet ortamlarına girmesi ve yalnızlığını unutması yine kendisine bağlıdır.



    Yalnızlığın çeşitleri nelerdir?

    Kısa ve genel olarak bahsedeceğimiz yalnızlık çeşitlerinin her insana göre farklılıklar gösterdiğini söyleyebiliriz. En iddialı tanımlama yalnızlığın kişiye özel bir duygu olduğudur. Her yalnızlık aslında yaşayan ve yaşatan açısından spesifik bir yapıya sahiptir. Bu yüzden en doğru şekli ile yalnızlık çeşitleri, onu yaşayan insan sayısı kadardır diyebiliriz. İnsanın yalnızlığını, tarif edebildiği kadar anlayabiliriz. Bu yüzden bu duygu; insan ruhunun açıklamaya çalışırken hissettiği ve bizatihi entelektüel birikiminin etkili olduğu bir duygudur. Birçok insan vardır, aslında yalnızdır fakat yalnızlığının da farkında değildir... Farkında olmak ve bu duygudan öğrenerek kazançlı çıkmak için mutlaka bir miktar da olsa insanın çaba göstermesi ve kültürel birikiminden faydalanması gerekmektedir.

    Yalnızlık birçok insan tarafından aslında fark edilen fakat tanımlanamayan bir duygudur. Bazı insanlar bu duyguyu yaşadıklarının çok sonra farkına varırlar. Bu duygunun gelip insanı yakalaması çok yavaş olur ve hemen kronikleşme eğilimi arkasından geliverir. Kasvet o kadar sinsi bir şekilde insanın üzerine abanmıştır ki, yalnızlıkla birlikte ağır bir depresyonun içine girilmiş ve benlik bilinci kaybedilmiştir. Sinsice gelişen ve insan zihnini etkileyen her duygu durumu tehlikelidir. Çünkü insanı belirsizliğe yuvarlar... İnsan, etrafından yavaş yavaş soyutlanırken, davranışları ile normal kendi “içgörü”sünü disipline edemeyecek duruma gelene kadar kendini dağıtır.

    Derin yalnızlıkta insan kendisinin farkında değildir. Etrafının da yeteri kadar farkına varamaz. Yaşamına devam ederken olayların gerçek anlam boyutlarından uzaklaşmış, kenara çekilmiş, olayların akışı içinde tüm kontrol gücünü yitirmiştir. Durumu bir nehirde fındıkkabuğunun akıntı içinde sürüklenmesine benzer. Hayat kimi zaman inişi çıkışı olan ve ortasında sert kayaları barındıran bir nehirdir. Bu nehirde fındıkkabuğunun esamisi okunmaz. Bu durum diğer insanlardan ister istemez onun ayrılmasını sağlar. Yüzünün utangaçlığı, gözlerindeki o derin ve dalgın bakışların farklılığı, davranışlarındaki ağırlıkla birlikte olan değişikliği, karar anlarındaki ürkeğimsi tedirginliği ile ‘ben yalnızım’ diye sessiz bir haykırış yaşar adeta.



    Derin yalnızlık

    Çevreyle ilişkilerin tamamen kesildiği depresyonla birlikte bulunan ve depresyonun diğer belirgin özelliklerinin de bulunduğu bir yalnızlık çeşididir. Adı üstünde derin ve acı veren bir yalnızlıktır. İlerleyen safhalarında depresyonun ağırlaşması ve yalnızlığın giderek daha da ilerlemesiyle insan yaşamın tüm zevklerinden tamamen kopar. Artık yaşamın onun için hiçbir anlamı kalmamıştır. Yorgunluk, halsizlik, karar verememe, unutkanlık, çaresizlik ve intihar düşünceleri vardır. Önlem alınmayan durumlarda insan intihar ederek yaşamına son vermeyi isteyecektir. Bu durumu yaşayan insanın acilen yardım alması gerekir.



    Sosyal durum yalnızlığı

    İnsan kendisini yaşadığı toplum içinde yalnız hissetmeye başlamıştır. Sosyal yönden tüm etkinliklerden uzaklaşmış ve aynı zamanda içinde yaşamış olduğu topluma yabancılaşmıştır. Kalabalıklar sıkıcı bir hale gelmiştir. İnsanların içine girerek topluca yapılmakta olan bütün etkinlikler anlamsızlaşmıştır. Bir organizasyon içine girerek görev almak son derece zordur. Bir bütünün parçası olup topluluk halinde çaba gösterilmesi gereken etkinliklerde bulunmak istemez.

    Yabancı bir ülkede öğrenci olan bir gencin yalnızlığı, gidilen ve hiçbir tanıdığın bulunmadığı şehirde hissedilen yalnızlık sosyal durum yalnızlığıdır. İçine yeni girilen bir dernek ya da sosyal hizmet kurumunda bile başlangıçta bu yalnızlığı yaşamak normal kabul edilebilir. Fakat bu durumun uzun sürmesi ve uyum sorunlarıyla karşılaşılması durumunda sosyal durum yalnızlığı akla gelmelidir.



    Duygusal yalnızlık

    İnsanın ruhsal dünyasındaki beklentilere cevap alamaması üzerine yaşadığı yalnızlıktır. İnsanın sevgisine, beklentilerine, değerlerine, istediği ve hak ettiğine inandığı ölçüde yanıt alamaması üzerine yaşadığı yalnızlıktır. Karşılaştığı muamele onu hayal kırıklığına uğratmış, bu hayal kırıklığı onun ruhsal dünyasına zarar vermiştir. Bu durumda çevre koşulları normaldir ve insanın beden olarak sağlığı da yerindedir. Kısa sürede geçebilir ya da kronikleşerek bir hastalık tablosu meydana getirebilir. Kişinin yaşadığı hayal kırıklığının seviyesine, süresine ve hayal kırıklığına duyulan dirence göre değişik sonuçlar ortaya çıkarır.



    Gizli yalnızlık

    İnsana dışarıdan bakıldığında hiçbir sorunu yokmuş gibi görülür. Yaşadığı ciddi üzüntülerden sonra ortaya çıkar. Bu üzüntüler dışarıya yansıtılmamıştır. “Her üzüntümü ya da sinirimi içime atıyorum” diyenlerin yaşadığı yalnızlıktır. Bu yalnızlık, olaylara ya da kişilere bakış açısının değiştirilmemesi durumunda, insanı derin yalnızlığa doğru sürükleme potansiyeline sahiptir.

    Haksızlıklar karşısında susarak tepkisini ifade edemeyenlerin yaşadığı yalnızlıktır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda bazı gerilim tarzında görülen baş ağrılarının en önemli nedeninin duyguların baskılanması olduğu ortaya çıkmıştır. Bu yüzden son derece önemli bir tavsiye vermemiz gerekirse, kendimize haksızlık yapıldığına inanıyorsak, o zaman mutlaka hakkımızı arama girişiminde bulunmamız gerektiğini söyleyebiliriz.



    Triad yalnızlık

    Depresyon ve korkuyla karışık bir yalnızlıktır. İnsanın yaşadığı bu yalnızlık, karmakarışık duygular içinde gerçekleşebilir. Çökkünlük ya da birdenbire parlayan bir kaşık suda fırtınalar koparan bir ruh yapısı vardır. Böylelikle sürekli insanın ruh durumundaki dalgalanmalar onu yalnızlığa doğru çekmeye devam eder. Kısır döngü gibi, içine girildiğinde çıkmanın da zor olduğu bir yalnızlıktır. Profesyonel anlamda yardım almak gerekir. İnsanın kendi başına bu durumdan kurtulabilmesi neredeyse imkânsız gibidir. Psikoterapi desteğiyle birlikte ilaç kullanması gerekir.*



    Dünyada ve Türkiye’de yalnızlık artıyor

    Yalnızlık hakkında yapılan araştırmalar, dünyada ve Türkiye’de insanların hızla yalnızlaştığını göstermektedir.

    Almanya’da yapılan bir araştırma, her üç kişiden birinin yalnızlık çektiğini gösteriyor. Fransa’da 14 milyon ‘yalnız’ var. Romantizm kenti olan Paris, aynı zamanda yalnızlarıyla da ünlü. Britanya’nın başkenti Londra da tam bir yalnızlar cenneti veya cehennemi. Bekâr, dul veya boşanmış, Londralıların neredeyse yüzde 60’ı yalnız. Tercihen veya zorunluluktan seçilmiş bu hayat tarzının yansıması ise publar. İş ve ev arasındaki hayatta publar, yalnızlığı gidermeye yönelik birer durak gibi.

    İnsanın yalnızlığına dair ABD’nin 75 kentinde yapılan bir anketten de çarpıcı bir sonuç çıktı. Yalnızlığın hangi hâllerde artıp azaldığını bulmaya yönelik araştırma sonucunda, Allah’a korkarak bakanlar ve Allah’ı otorite olarak görenlerde yalnızlık hissinin arttığı, Allah’a sevgiyle bakanlarda ise yalnızlık hissinin azaldığı saptandı. Yine ABD’de yapılan araştırmaya göre, genellikle büyük kalabalıkların içinde yaşayan hemşireler ve üniversite öğrencileri, hayattan elini eteğini çektiği düşünülen yaşlılardan daha fazla yalnızlık çekiyor.

    Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (DİE) 1990 yılı verilerine göre, Türkiye’de tek kişinin yaşadığı hane sayısı 503 bin 830 idi. Bu rakam 2000 yılında artarak 600 bine ulaştı. Sayının 2010 yılında 880 bin, 2025’te ise 1 milyon 340 bine ulaşacağı tahmin ediliyor.

    Sadece İstanbul’da bulunan toplam 1 milyon 664 bin 821 haneden 95 bin 10’unda ‘tek kişi’ yaşıyor. Yani her 16 evden birisinde bir ‘yalnız’ yaşıyor. İzmir’de 650 bin 391 hanenin 44 bin 606’sında, Ankara’da ise 724 bin 778 handen 33 bin 978’inde tek kişi yaşıyor. Özellikle sanayinin geliştiği büyük şehirlerde tek başına yaşayanların sayısı da hızla artış gösteriyor.

    Yapılan bu araştırmalardan da anlaşılacağı üzere, büyük şehirlerde yaşamakta olan yalnızlık, gelecek yıllarda ufak yerleşim bölgelerine de yayılmaya başlayacaktır. Şu an için ufak yerleşim bölgelerinde insani ilişkiler ve toplumsal bazı alışkanlıklarımız, özellikle cemaat olma bilincinin henüz bozulmamış olması, sorunun buralarda ciddi boyutlarda yaşanmasını engellemektedir.

    Gelecek yıllar, yalnızlık duygusunun gelişeceği günleri bize yaşatacaktır. Bu günler insanımızın yaşadığı sıkıntılı anların gerçekten çok arttığı zamanlar olacaktır. Bu sıkıntıları insan ancak yanında birlikte yaşamakta olduğu insanlarla olan doğru iletişimiyle ortadan kaldırabilir. Çaresizlik, kin ve nefret, tartışma, kabul ve onay sıkıntılarının bulunduğu tüm yaşam mekânları, insanı hastalıklı yalnızlığa mahkûm edecektir. Günümüzün koşuşturmalarla geçen modern hayatında, teknolojinin ve beraberinde getirdiği yüksek iletişim imkânlarının uzakta olanı yakınımıza kolayca getirdiği görülmekte, fakat buna rağmen insan kendi içinde gömülmüşlüğünden kurtulamamaktadır.

    *Kaynak: ‘Yalnızlık Psikolojisi’ Kurt Kapanından Huzur Limanına, Dr. Recai Yahyaoğlu Nesil Yayınları 5. Baskı İstanbul

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  2. #2
    didems - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    вιя υмυтѕυη ιçιм∂є
    Mesajlar
    825

    Standart

    Duygusal yalnızlık

    İnsanın ruhsal dünyasındaki beklentilere cevap alamaması üzerine yaşadığı yalnızlıktır. İnsanın sevgisine, beklentilerine, değerlerine, istediği ve hak ettiğine inandığı ölçüde yanıt alamaması üzerine yaşadığı yalnızlıktır. Karşılaştığı muamele onu hayal kırıklığına uğratmış, bu hayal kırıklığı onun ruhsal dünyasına zarar vermiştir. Bu durumda çevre koşulları normaldir ve insanın beden olarak sağlığı da yerindedir. Kısa sürede geçebilir ya da kronikleşerek bir hastalık tablosu meydana getirebilir. Kişinin yaşadığı hayal kırıklığının seviyesine, süresine ve hayal kırıklığına duyulan dirence göre değişik sonuçlar ortaya çıkarır.


    bu yalnizlik sonucta insani bencil ediyo benimde en fazla yasadigim yalnizlik cesidi


    IŁıк ßiя ЧάĢmuя ЧάĢάя, şεђяim ısŁάŅıя...
    CάđđεŁεя sάŅά ßoЧάŅıя...
    ßi εsiŅŤi ĢεŁiя hάŦiŦŤεŅ.. ^đΰşΰmdεŅ^ ĢεçεŅ ЧüzüŅ ısŁάŅıя...
    SoŅяά Ťopяάк кoкusu sάяάя đõяŤ ßiя ЧάŅı, ђεякεs đάĢıŁıя ...
    ßiя ђάЧάŁiŅ кάŁıя.

  3. #3
    BurCaq - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    2,492

    Standart

    İnsanın kendi kendine oluşturduğu hatalı yanılsama: Yalnızlık

    Modern aklın zindanı, ilkel aklın özgürlüğü: Yalnızlık


    Çözülmesi gereken karmakarışık bir düğüm: Yalnızlık

    İnsanı zihnin çöplüklerinde oyalayan duygu: Yalnızlık





    tsk ler emegine sagik cok guzel anlatim.

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. ***...Aşk İnsanı Mevlana...***
    By cokgen in forum Aşka Dair
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 30.07.08, 15:01
  2. Yurdum İnsanı..:))
    By nizam in forum Hayatın İçinden
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.06.08, 08:35
  3. Mutluluk Öğrenilebilen Bir Duygu
    By n@r_cicegi in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.05.08, 20:32
  4. Naneli Sakız Zihnin Yorgunluğunu Alır...
    By alaraa-- in forum Şifalı BitkiLer
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.04.08, 16:02

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372