Sayfa 2 Toplam 2 Sayfadan BirinciBirinci 12
11 den 20´e kadar. Toplam 20 Sayfa bulundu

Konu: ßasßækan ve Aydın Dogan...

  1. #11
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Alıntı CASPER_CASPER_´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kardasım benım fikrıne saygı duyarım ama sen yıne de bence bukadar net deme iftira olsaydı cezası olmazdı yada ne biliyim birsürü karın agrısı atas olmayan yerden duman cıkmaz kardasım...SaygıLar...
    Suanki Politika Ve Hukuka Bakarak Olmazdi Diyorsun Öylemi?Bu hukuta neler Dönüyor?Haberin Dogru Olmasinin Önemi Yok Ben yaptim oldu Anlayisin sahip Oldugu Ülkeden Olmaz Diyorsunuz Öylemi?Neyse Saygilar.

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  2. #12
    CASPER_CASPER_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    7

    Standart

    Kardasım hersey ortada biz demıyoruz ki....

  3. #13
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Alıntı CASPER_CASPER_´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kardasım hersey ortada biz demıyoruz ki....
    Buyur Hersey Ortada...

    Alıntı Vollmond66´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Böyle bir dava, Maliye uzmanlarının yetkisiz olarak incelemeleri neticesinde,

    biraz da o tarihteki Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in maksatlı tutumu ve

    Vural Savaş’la olan yakın ilişkileri sonucu ortaya çıkıyor. Hatırlarsınız 2002

    seçimlerinde her ikisi de DSP’den aday oldular. Maliye Bakanlığının hazırlamış

    olduğu bu rapor otomatikman Vural Savaş’a gönderiliyor. Halbuki, Maliyenin

    hazırlamış olduğu bu rapor doğrudan doğruya Anayasa Mahkemesine

    gönderilmesi gerekirken Vural Savaş’a gönderiliyor.

    Anayasa Mahkemesi’nin kapatılmasına karar verdiği Refah Partisi’nin

    kamuoyunda ‘trilyon davası’ olarak bilinen mali hesaplarıyla ilgili dava,

    geçtiğimiz günlerde sonuçlandı. 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Necmettin

    Erbakan’a 2 yıl 4 ay, diğer 78 sanığa ise 1’er yıl verdiği ağır hapis cezası

    Yargıtay’da onaylanınca, karar ve onun doğurduğu sonuçlar günlerce

    tartışma konusu oldu.

    Ancak Erbakan’ı mahkum eden kararının adil ve hukuka uygun olup

    olmadığından çok, olay başka yönleriyle ele alındı. 5 yıldır davayı yakından

    takip eden SP Genel Başkan Yardımcısı ve Adalet eski Bakanı Şevket Kazan

    ise; kararın detaylarını, yargılama sürecinde yaşananları ve diğer gerçekleri

    anlattı.

    -Efendim, Yargıtay kararı onayladıktan sonra Sayın Erbakan adına ‘Herşeyin

    hukuk içinde düzeltileceğine’ ilişkin çok kısa bir değerlendirme yapıldı.

    Ardından siz de ‘Susuyoruz, ama bu suçu kabul ettiğimiz anlamına gelmemeli’

    demiştiniz.


    Niçin karara karşı böyle bir tavır takındınız?

    -Şunu hemen söyleyeyim. Bundan bir süre önce benim basına bir açıklamam

    olmuştu. O açıklamada demiştim ki, bu suçlamalar karşısında susuyoruz;

    ama, bizim suskunluğumuz, suçu kabul ettiğimiz anlamına gelmemeli. Biz, bir

    hukuk hatası var, bir adlî hata var, vahim bir hata var; bu hatanın

    Yargıtayda, yargının kendi mekanizması içerisinde çözümlenmesini

    bekliyoruz. Çözümlendiği takdirde, bundan, hem biz memnun oluruz hem

    Türkiye huzur duyar; ama, bu mesele yargı mekanizması içerisinde

    çözümlenmezse, o zaman, biz, ister istemez, suçlamanın ağırlığı karşısında,

    dosya içerisindeki belgeleri kamuoyuna açıklarız; bundan yargı yara alırsa, o

    zaman, kusurlu biz sayılamayız.

    Şimdi, bildiğiniz gibi, mahkemelere gittiğimizde, hâkimlerin başlarının üzerinde

    “adalet mülkün temelidir” diye bir levhanın asılı olduğunu görürüz. İnsanlar,

    zaman zaman hâkim huzuruna çıkıp hesap verirler; ya beraat ederler ya

    mahkûm olurlar. Bu gibi hallerde yargılamayı yapan hâkimin gerçeklerin

    ortaya konulmasına yardımcı olması ve karar verirken de, karşısında olan kişi

    birtakım görüş farklılıkları taşıyor diye ona farklı muamele yapmaması gerekir.

    Anayasa, 2. maddesinde, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti, demokratik, laik,

    sosyal bir hukuk devletidir” 69 uncu maddesinde de “siyasî partiler,

    demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır” demiş. Derneklerden çok farklı

    ve çok daha güvenceli bir statüye sahip kılmış siyasî partileri. Anayasanın

    69 uncu maddesi siyasî partileri bir güvenceye daha sahip kılmış “siyasî

    partilerin malî denetimleri Anayasa Mahkemesi tarafından yapılır” demiş.

    Hatta, 1995 yılında anayasa değişikliği yapılırken, anayasada “Anayasa

    Mahkemesi bir siyasî partinin hesaplarını incelerken, Sayıştay

    denetçilerinden ve Maliye uzmanlarından istifade eder” hükmü varken,

    maliye uzmanlarını çerçevenin dışına çıkarmış. Neden; çünkü, o Maliye

    uzmanları, olur ki, bir inceleme sırasında, iktidarda olmayan, bir siyasî partiye

    başka gözle bakabilir, başka türlü yorumlarda bulunabilir diye. Bütün bunlar,

    siyasî partilerin denetimlerinin güvencesi.


    Ortada trilyon diye birşey yok

    -Bu güvencelere rağmen Refah Partisi mali hesaplarıyla ilgili davaya Anayasa

    Mahkemesi yerine 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bakılıyor. Gerçekten ortada

    iddia edildiği gibi kaybolan trilyon veya herhangi bir miktarda para var mı?

    -Refah Partisinin 1997 hesaplarıyla ilgili iddialara gelince. Ortalık yerde

    trilyonlar, trilyonlar, deniliyor. Bir defa, ortada trilyonlar yok. İlk

    açıklayacağımız husus budur.

    Siyasi partilerin 1997 yılı hesapları incelenmiş, belgeleri işte burada.

    Anavatan Partisi bu yıl içinde 1 trilyon 308 milyar lira harcamış Anayasa

    Mahkemesi tarafından bu hesap onaylanmış. Aynı yıl Doğru Yol Partisi 1

    trilyon 566 milyar lira harcamış. Anayasa Mahkemesi onun hesabını da

    onaylanmış.

    Refah Partisinin 1997 yılı hesapları, parti kesin hesabın verileceği tarihten

    altı ay önce kapatılmış olduğundan Anayasa Mahkemesine verilememiş.

    Bilindiği gibi, 1998 yılının Ocak ayında kapatıldık biz. Kapatılma kararının

    arkasından Maliye Bakanlığı da, tasfiye işlemlerine başlamış. Tasfiye işlemi

    kapatılan bir siyasî partinin mevcut olan malvarlığının tespit edilip hazineye

    devredilmesinden ibaret bir işlemdir. İşte burada, Maliye uzmanları, görevleri

    olmayan bir alana el atmışlar. Ne yapmışlar; Refah Partisinin hesaplarını da

    incelemeye kalkmışlar ve incelemeler sonunda da, partinin 1997 yılında 869

    milyar 300 milyon liralık bir harcama yapıldığını tespit etmişler, hem de on

    dört ayda.


    14 ayda harcanan para 869.3 milyar lira

    -ANAP ve DYP’nin harcamalarına göre RP’nin harcadığı belirtilen rakam

    normal mi?

    -Şimdi, bakınız, ANAP’ın 130 , DYP’nin 130 , bizim 160 milletvekilimiz var.

    Bizim, kendi hesaplarımızla ilgili ortada hiçbir belgemiz olmasaydı da ne kadar

    para harcadığımız, harcamamız gerektiği konusunda bir bilirkişi incelemesi

    yapsalardı, emsal yoluyla gittikleri takdirde şu tabloya baktığımız zaman,

    bizim 2 trilyon lira para harcamamız gerektiği sonucuna varırlardı... Ama,

    buna gerek yok; çünkü, kendi yaptıkları hesaplarda, 869 milyar 300 milyon

    lira harcanmış, hem de 14 ayda harcanan para bu.


    -Ama bu para aslında harcanmadı, harcanmış gibi gösterildi diye

    iddia ediliyor?


    -Evet, hal böyleyken, diyorlar ki, efendim, bu parti hakkında bir kapatma

    davası açıldı 1997 yılının mayıs ayında; bu parti, bu kapatma davasının

    arkasından hazineden kendilerine intikal eden parayı kaçırdı yani, bu parayı

    harcamadığı halde harcamış gibi gösterdi; iddia bu.

    Hatta, daha da ileri gidiyorlar. Zannediyorum, ikinci veya üçüncü

    duruşmadaydı, mahkeme başkanı avukatlarımıza karşı bir çıkış yaptı “bu

    trilyonlar, niye bunları bankalardan göndermiyorsunuz da, trilyonlar çantada

    mı gidiyor” dedi. Tabiî, dosyayı incelememiş, ortada trilyon yok. Demin

    gösterdiğim gibi, 869 milyar paranın hesabı söz konusu.



    Maliye raporunda herşey ortada

    -Peki bu paralar nasıl harcandı? Gelir makbuzu, harcama faturası gibi

    belgeler hiç mi yok?


    -Trilyonların çantada gitmesine gelince, 869 milyar çantada gitmiyor ki.

    Maliye Raporunda da açıkça görüldüğü gibi, 1997 yılının başından yani, ocak

    ayından itibaren yıl sonuna kadar gönderilen paraların yekunu 869 milyar.

    Bunlar da 2’şer milyar, 3’er milyar, 5’er milyar, 4 milyar 300 milyon, 2 milyar

    900 milyon, böyle peyderpey verilmiş. Şimdi, bu miktar bir paranın bir

    çantada kolaylıkla taşınabileceğinin hâkim tarafından takdir edilmesi lazım;

    hayır, hâkim, bu detayları okumuyor ki. Maliye raporunun içinde; hangi

    tarihte, hangi ile ne kadar verilmiş belli. Küçücük bir çantaya korsunuz

    parayı, alırsınız götürürsünüz. Ben, şu anda bond çantamın içine 60 milyar

    parayı koyup, rahatlıkla götürürüm; sorun değil; ama, böyle düşünülmüyor.

    Bir hâkim, bir mahkeme heyeti, orada oturuyor, davaya gerçek yönüyle

    bakmıyor.

    -Ortada bir belli bir maksat mı var?


    -Böyle bir dava, Maliye uzmanlarının yetkisiz olarak incelemeleri neticesinde,

    biraz da o tarihteki Maliye Bakanı Zekeriya Temizel’in maksatlı tutumu ve

    Vural Savaş’la olan yakın ilişkileri sonucu ortaya çıkıyor. Hatırlarsınız 2002

    seçimlerinde her ikisi de DSP’den aday oldular. Maliye Bakanlığının hazırlamış

    olduğu bu rapor otomatikman Vural Savaş’a gönderiliyor. Halbuki, Maliyenin

    hazırlamış olduğu bu rapor doğrudan doğruya Anayasa Mahkemesine

    gönderilmesi gerekirken Vural Savaş’a gönderiliyor.

    23.7.1998 tarihli bu malî raporda, sonuç kısmında deniliyor ki, bu

    hesaplardan dolayı sorumlu olan kişi, Partinin malî işlerinden sorumlu genel

    başkan yardımcısı Rıza Ulucak Beydir. Yine yapılan incelemelerde şu 17 ilde

    usulsüzlükler, yolsuzluklar görülmüştür; denilerek Rıza Ulucak ile bu 17 il

    hakkında gerekli tahkikat yapılmalı, dava açılmalıdır deniliyor. Yargıtay

    Başsavcısı Vural Savaş, Maliye Bakanlığının raporu önüne gelince, diyor ki,

    hayır, sadece bunlar hakkında dava açılması yetmez. Ne olacak; Rıza

    Ulucak’ın yanına Necmettin Erbakan ile başkanlık divanında kimler varsa,

    hepsini ayrıca bu 17 il de yetmez, bütün illeri dahil edeceksiniz.

    -Peki Başsavcı’nın bu davranışı yasalara ve hukuka aykırı mı?

    -Şimdi, ceza hukukunun belli prensipleri var. Bunlardan birisi de suç ve

    cezanın şahsiliğidir. Bir başsavcının bu şekilde hareket etmesi, her şeyden

    önce, kendisine anayasanın ve yasaların koyduğu kırmızı çizgileri aşması

    demektir; ve bu da böylece yapılmıştır.


    Temizel’in maksatlı tavrı

    -Zekeriya Temizel mi özellikle bu işin üzerine gidiyor?

    -Hatırlayacaksınız, Refah Partisi kapatıldığı , 16 Ocakta karar ilan edildiği

    zaman, biraz da fevrî duygularla olsa gerek, Sayın Ecevit’in bir sözü olmuştu

    “bunların partisini kapatmak yetmez; ya, bunların kökünün kurutulması

    lazım.” Zekeriya Temizel de, âdeta genel başkanının bu ifadelerine çanak

    tutar vaziyette bu yollara başvuruyor.

    -9. Ağır Cezada, davanın görüşülmesine başlandıktan sonra siz siyasi

    partilerin hesaplarının Anayasa Mahkemesi tarafından görüleceğine ilişkin bir

    yasal ve hukuki zorunluluk olduğunu ortaya koydunuz mu?

    -Bu dava açıldığı zaman, biz, mahkemenin önüne çıkıyor ve önce diyoruz ki,

    siyasî partilerin hesaplarını ancak Anayasa Mahkemesi inceler. Anayasa

    Mahkemesi incelemeden ve Anayasa Mahkemesi hesap incelemeleri sonunda

    şu suçludur diye suç duyurusunda bulunmadan böyle bir dava açılamaz. İlk

    savunmamız bu. Biz, bu ifadede bulunurken, aynı zamanda, dosya içinde bir

    belgeye de dayanıyoruz.

    Diyoruz ki, bakın, bu dosya içerisinde Maliye Bakanlığının Millî Emlak Genel

    Müdürlüğü’nün bir yazısı var. Millî Emlak Genel Müdürlüğü Maliye Bakanlığının

    Başhukuk Müşavirliğine bir yazı göndermiş. Göndermiş olduğu yazıda “parti

    yetkilileri hakkında ancak ve ancak Anayasa Mahkemesi tarafından inceleme

    yapıldıktan sonra dava açılabilir” deniliyor. Buyurun, bu, Maliye Bakanlığı

    Millî Emlak Genel Müdürlüğünün yazısı. Bu beyanlarımızı mahkeme dikkate

    almıyor.


    İşleri tıkırında yürütüyorlar


    -Mahkemenin tavrı ne yönde oluyor?

    -Mahkeme diyor ki, parti kapatılmış olduğuna göre, biz, bu davayı açarız. Biz

    de onlara diyoruz ki, kapatılmış olsa bile açamazsınız ve bir de emsal

    Anayasa Mahkemesi kararı sunuyoruz mahkemeye. Bu karar, kapatılan Halk

    Partisinin 1989 hesaplarıyla ilgili bir karar. Bu kararda, kapatılan bir partinin

    hesaplarının Anayasa Mahkemesi tarafından incelenip incelenemeyeceği

    tartışılırken, sonunda, hesapların incelenmesine karar veriliyor ve hesap

    inceleniyor.

    İki üye karara muhalefet şerhi koyuyor. Yani, iki üye, kapatılmış olan bir

    siyasî partinin hesaplarını Anayasa Mahkemesi inceleyemez diyor; kimler bu

    üyeler, Yılmaz Ali Efendioğulları ile Güven Dinçer. Bu ikisi karara muhalif;

    ama, bu, bir Anayasa Mahkemesi kararı.

    Anayasanın açık hükmü, Anayasa Mahkemesi kararları, yasamayı, yürütmeyi,

    yargıyı bağlar. Davaya bakan 9. Ağır Ceza Mahkemesi de bir yargı organı

    olduğuna göre, Anayasa Mahkemesinin bu kararıyla onun da bağlı olması

    lazım.

    Biz bununla yetinmiyoruz, mahkemeden bu konuda bir bilirkişi incelemesi

    yaptırmasını istiyoruz. Mahkeme, üç kişilik bir bilirkişi heyetinin teşkiline karar

    veriyor, ara karar var; ama, gidiyor, bir kişiyi bilirkişi yapıyor. Kimi; şu

    Anayasa Mahkemesi kararına muhalefet şerhi koyan Yılmaz Ali

    Efendioğulları’nı !


    İşte bu da, Yılmaz Ali Efendioğlulları’nın mahkemeye sunduğu rapor. Yılmaz

    Ali Efendioğulları’nın raporunda her ne kadar benim görüşüm farklı ise de,

    Anayasa Mahkemesinin bu hususta verilmiş olan bir kararı vardır; dolayısıyla,

    bu kararın uygulanması gerekir demesi lazımken ; hiç o karardan

    bahsetmeden kendi görüşlerini mahkemeye sunuyor. Sanki, herkes birbiri

    arasında anlaşmış gibi işleri tıkır tıkır yürütüyorlar.



    Erken seçim hazırlığı için harcama yapıldı


    -Suçlamada ‘parti kapanacak düşüncesiyle bu paraların kaçırıldığı ve

    böylelikle yasalara aykırı davranıldığı’ ileri sürülüyor. Bu konudaki düşünceniz

    nedir?

    -Parti kapandı da, nasıl kapandı, bizim partimizi kapatmaları mümkün değildi

    ki ! Partimizin kapatılması kararını vermeden bir hafta önce, bizim sigortamız

    olan bir maddeyi Anayasa Mahkemesi iptal etti de partimizi kapattı. O

    madde orada olduğu sürece bizim partimizi kapatmak mümkün değildi ki.

    Öte yandan 1997 yılı Haziran ayı, biliyorsunuz, çok hareketli bir aydı.

    Hükümet istifa etti, edecek... Tansu Çiller başbakan olacak; ama, nasıl

    olacak? Erken seçime gitmek gerekir...

    İşte, biz, bu duruşmalar esnasında dedik ki, bir erken seçim olayı var. Bir

    erken seçim olayı dolayısıyla partinin Haziran ayından itibaren elbette illere,

    yine para gönderme mecburiyeti hâsıl oldu. Erken seçim konusunda ki bu

    savunmamızı ispat için, yani, sözlerimizdeki samimiyeti ortaya koyabilmek

    için mahkemenin önüne, 1997 yılında özellikle mayıs ve haziran aylarında

    bütün yazılı medyada çıkmış olan seçimle ilgili haber başlıklarını liste haline

    getirdik, hâkimin önüne koyduk.

    Bakınız, Rıza Ulucak 22.6.1997 tarihinde ne diyor “Refah Partisi seçime

    hazır.” Demek ki, biz, Refah Partisi olarak, seçim için bir masraf yapmaya,

    illere para göndermeye başlamışız. Genel merkezde bayrak bastırıp

    depolamışız, afiş bastırmışız; seçim hazırlıklarına başlamışız. Bütün bu deliller

    mahkemeye ibraz edilmiştir.


    Yargıtay böyle bir kararı nasıl onar?


    -Bu resmi belgeler karşısında mahkeme böyle bir kararı nasıl verdi? Peki

    Yargıtay’daki yargılama sırasında da mı görülmedi bu belgeler?

    -Bütün bu gerçeklere rağmen, mahkeme kararının 60. sayfasında ne

    deniliyor biliyor musunuz; “illerden gelen cevaplarda, partinin 1997’de hiçbir

    faaliyette bulunmadığı anlaşılmıştır” deniliyor.


    Bu nasıl bir tespittir?! İllerden gelmiş bu kadar yazı, bizim ortaya

    koydugumuz belgeler apaçık ortada durup dururken, böyle bir hükme, bir

    kanaate bir hâkim nasıl varabilir; varmış. Peki, hâkim varmış da, Yargıtay

    böyle bir kararı nasıl onamış?!

    -Mahkemeye sözkonusu paraların teslim edildiğine dair gelir makbuzları

    sunuldu. Yani il başkanı ve muhasipleri bu parayı aldıklarına dair imza

    atmışlar. Ancak bu makbuzlar niçin kabul edilmedi?

    -Efendim, sizin dosyanızda 139 tane gelir makbuzu var; evet; bu gelir

    makbuzları sahte... Sahteyse, o zaman, grafolojik inceleme, imza incelemesi

    yaptırın. Bir sahte evrak tanziminde mahkemenin zorunlu olarak başvurması

    gereken normal yollardan biri bu değil mi; evet.

    Bu makbuzların hepsi gitmiş Jandarma Genel Komutanlığının Grafoloji

    Dairesine. Orada incelenmiş. 139 tane gelir makbuzunun 127 tanesinin

    imzalarının sanıklara ait olduğu zapta geçmiş; grafoloji raporu burada. 127

    tane makbuzun imzalarının sanıklarının elinin mahsulü olduğu kabul edilmiş.

    12 makbuzdaki imza farklıdır diyor, rapor.

    Farklılığının sebebi de şu: İl başkanı adına düzenlenmiş makbuz; ama, il

    başkanı gelememiş, muhasip gelmiş, parayı almış gitmiş, il başkanı yerine

    muhasip imza atmış. İl başkanı da, duruşmalarda, evet, bu parayı aldık

    demiş açıkça; yani, o imzaları tekabbül etmiş. Şimdi, böyle bir durumda

    mahkemenin varacağı kanaatin, sahte evrak tanzimi iddiası varit değildir

    şeklinde olması lazım.

    -Peki bu makbuzların hepsi mi sahte kabul ediliyor?

    -Ama, bu 12 makbuzdaki imza farklılığını, hâkim, koz olarak alıyor “bu 12

    makbuzdaki imza farklılığı, diğer 127 tane makbuzun da sahte olarak

    düzenlendiğini anlatır” diyor. Nerede kaldı cezaların şahsiliği prensibi ?!

    Ki bu prensibe göre her sanık kendi suçundan cezalandırılır. Başkası suç

    işlemişse, suçsuz olan insanlar neden cezalandırılıyor? Yani, bu dava öyle bir

    dava ki, bizim bu davayla ilgili bugüne kadar konuşmamamız, sonunda

    adaletin tecelli edeceğine olan inancımızdan; ama, şimdi işin sonuna

    vardığımız zaman, bu neden böyle oluyor; onu daha sonra açıklayacağım.


    Faturadaki küp şeker raporda buğday olmuş

    -Yargılama esnasında çok değişik haberler çıktı. Maliye raporlarında bazı

    illerde partiye buğday, yem gibi şeylerin alındığı ileri sürülüyor. Gerçekten

    teşkilatlara buğday ve yem alınmış mı?

    -Burada çok enteresan bir durum var. Önce davaya, sonra karara mesnet


    yapılan Maliye raporunun 24. sayfasında şöyle bir ifade var. Bu ifadede diyor

    ki, Erzincan’da Cevdet Başakın’dan şu tarih ve şu numaralı faturayla buğday

    yine Erzincan’da Ömer Müezzinoğlu’nun şu tarih ve şu numaralı faturasıyla

    da yem satın alınmış. Altında da “bir partinin yemle, buğdayla ne alakası

    var” diyor; “dolayısıyla, bunlar sahte olarak düzenlenmiş veya bunlar kabul

    edilemez” diyor.

    Şimdi, faturaların fotokopileri burada buyurun, Cevdet Başakın’ın faturası,

    tarihi de burada, numarası da burada, aynı fatura. Ne alınmış bu firmadan;

    küp şeker alınmış, yani küp şeker alındığı halde, rapora buğday yazıyor. Niye

    buğday yazıyor; çünkü, bakın firma buğday pazarındaymış da ondan;

    düşünebiliyor musunuz.

    -Ne alındığı değil de nereden alındığı kayda girmiş.

    -Öbüründe ne diyordu; efendim, yem almış diyordu. Bakıyoruz, Müezzinoğlu

    Ticaret, raporda da yazıyor, burada da, aynı tarih, aynı fatura. Ne alınmış,

    120 paket Rize çay alınmış. Çay alınıyor; raporda yem alınmış diyor. Neden;

    çünkü, bu adam, tuz, un, şeker, kepek, yem ticareti de yapıyormuş; ama,

    aynı zamanda da Çaykur yetkili bayisi. Faturadaki koskoca Çaykur Bayisi

    baskısı görülmüyor da küçücük kepek yem yazıları görülüyor ! Raporlar böyle

    tanzim ediliyor, hesaplar böyle yapılıyor, bu tuzaklar böyle kuruluyor.

    -Mahkeme bu delilleri nasıl görmedi? Veya sanıklar ve avukatlar, bunlara

    açıklık getirmedi mi?

    - Tabiki mahkemede susmadık, bağırdık, çağırdık, bunları hâkimin gözlerinin

    önüne koyduk. Kararda, mutlaka bu savunmalarımız dikkate alınacak diye

    düşündük; hiçbir şey değişmedi, kararda mahkeme bütün bu savunmaları

    yok farzetti.


    Yok denen firmanın sicil kaydını kendimiz bulduk

    -Kararda bazı olmayan şirketlere ait faturalar da olduğu iddia ediliyor. Böyle

    faturalar var mı?

    -Yine kararda çok enteresan bir durumla karşı karşıya geliyoruz. Bakın

    burada, mahkeme kararının 60 ıncı sayfasında deniliyor ki “Ezginler Et,

    Tavuk, Canlı Hayvan Sanayii Limited Şirketi tarafından düzenlenen

    faturaların Vergi Usul Kanunu açısından yapılan araştırmasında böyle bir

    şirketin varlığına rastlanılmamıştır.” Yani, olmayan bir şirketten sanki fatura

    almışız, böyle kabul ediyor mahkeme, Maliyenin raporunda da kabul böyle.

    Biz, mahkemede bu konuya açıklık getirmek için, bizzat ben, gittim Ankara

    Ticaret Odasına. Ankara Ticaret Odasının Başkanı, biliyorsunuz, Sinan Aygün

    Bey. Sinan Bey, dedim. Ezginler Limited Şirketi diye bir şirket var mı Ankara

    Ticaret Odası sicil kayıtlarında, bunu araştırmanızı, sizden rica ediyorum

    dedim. Aşağıya talimat verdi. Biraz sonra, görevlendirdiği kişi geriye döndü

    “evet efendim var” dedi. Var mı; var.

    Ben hemen orada bir dilekçe yazdım. Yazmış olduğum dilekçede, bana bu

    şirketin var olduğuna ve faal olduğuna dair bir belge verin dedim. Onlar da,

    aşağıya indiler, yarım saat oturdum, yarım saat sonra bana belgeyi

    getirdiler.

    Buyurun, Ankara Ticaret Sicili Memurluğu. Firmanın adı; Ezginler Et ve Canlı

    Hayvan. Ticaret sicil numarası burada, adresi burada, ondan sonra,

    sermayesi burada, tescil tarihi 26.4.1996, yani, 1997’de faal olan bir

    firmadır. Faal diyor burada, bakın. Bunu götürdük hâkimin önüne koyduk.

    Dedik ki, efendim, siz diyorsunuz ki veya raporda deniliyor ki, böyle bir firma

    olmadığı halde, bu firmadan fatura getirmişler; buyurun. Bu belgeye rağmen

    mahkeme kararında olmayan bir firma diye yazıyor.

    İşte görüyorsunuz, buğday mı, şeker mi, yem mi, çay mı, Ezginler firması var

    mı yok mu; bütün bu konularda savunmalar esnasında açıklık getirilmiş; ama,

    bunların hiçbirisi bir kıymet ifade etmemiş.


    Alnından öpülecek hakim üye


    -9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 3 üyeden birisi karara muhalefet ediyor.

    Muhalif üye hangi konulara itiraz ediyor?

    -Şimdi, bakın, 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ nde üç hâkim var, bir reis var, ikide

    üye var. Karar ekseriyetle alınmış. Başkan ile bir üyenin vermiş olduğu karar

    64 sayfa. Karara muhalif olan üyenin yazmış olduğu muhalefet şerhi 111

    sayfa.

    Kararda, sanıkların durumu teker teker ele alınması gerekirken bu

    yapılmamış. O kadar ele alınmamış ki, kararın 28 inci sayfasında, 78 sanığın

    savunması iki satırlık bir cümleyle değerlendirilmiş. “Erbakan’ın dışındaki 78

    sanığın ifade ve durumları benzer niteliktedir, tüm sanıklar benzer ifadeler

    kullanmışlardır”.

    Halbuki, ceza hukukunda, her bir sanığın durumunun, olayın akışı ve illiyet

    rabıtalarıyla ortaya konulması lazım. Her birinin isimleri belirtilmek suretiyle

    yukarıdan aşağıya teker teker yazılması lazım.

    Bu olması lazım geleni kim yapmış; muhalefet şerhini yazan hâkim yapmış.

    Muhalefet şerhini yazan hâkim, bu karar yanlıştır demiş ve muhalefet şerhi

    tam 111 sayfa. Bu 111 sayfanın aşağı yukarı 91 sayfasını her bir ili ve her

    bir sanığı ayrı ayrı ele almak suretiyle yapmış. İşte ceza hâkimliği budur.

    İşte alnından öpülecek hâkim budur. Elbet, o da, muhalefet şerhinde bazı

    illerin kusurunu görmüş, eksiğini görmüş, noksanını görmüş, bunların da

    cezalandırılması lazım; ama, şu maddeden cezalandırılması lazım demiş,

    sahtekârlıktan dememiş, dolandırıcılıktan dememiş; şu kusuru, şu hatayı

    yapmıştır, Siyasî Partiler Kanununa göre cezalandırılması lazım demiş.


    Böyle yargılama görmedim!

    -Kararda bazı şahitlerin tanıklıkları sizin aleyhinizde delil gösteriliyor. Bunu siz

    mi istemiştiniz?

    -Şimdi, çok enteresan bir şey daha var. Bakın, şurada, mahkeme kararında,

    bu iki hâkim kararında şahit beyanları deniliyor, bir, iki, üç, dört,

    zannediyorum 19 tane şahit ismi var. Bu şahit şunu demiş, bu şahit bunu

    demiş; güya bu şahitler mahkemede dinlenmiş de hep bizim aleyhimize ifade

    vermişler gibi bir tablo oluşturuluyor. Bu şahitleri bir hâkim kararına

    yazıyorsa, bunları ya savcılıkta veya mahkemede, özellikle mahkemede

    mutlaka dinlenmesi lazım.

    Halbuki, bunların hiçbirisi mahkeme de veya naip hakim yoluyla dinlenmedi.

    Bugün, her hangi bir adlî olayda, bir polis bir tutanak tutmuş, o tutanak

    mahkemeye intikal etmişse, mahkeme, duruşma esnasında o polisi çağırır, bu

    tutanaktaki imza senin mi değil mi, olay böyle mi değil mi diye tekrar

    ifadesini alır; yani, polisin tuttuğu tutanakla hâkim yetinemez. Başbakanlık

    yapmış bir insanın, 80 ilin muteber insanlarının yargılandığı bir davada,

    mahkemede dinlenmeyen tanıklar mahkemede dinlenmiş gibi gösteriliyor.

    Bizim en çok hayret ettiğimiz hususlardan biri Yargıtayın en azından bu

    kararı bu noktadan bozması gerekirken, bozmuyor; aklınız durur. Ben bu

    kadar sene avukatlık yaptım, ben böyle bir yargılama görmedim, böyle bir

    yüksek yargı onaması görmedim.


    Mülkün temeli adalet hani nerede?

    -Yargılamanın her aşamasında bu hatanın düzeltileceğine olan inancınızı

    ortaya koydunuz. Yargıtay’da bozulmasını beklediniz. Ama netice ortada.

    Niçin böyle bir durum ortaya çıktı?

    -Demin söyledim, diğer 78 sanık da aynı mahiyette savunmada bulundu. Her

    bir sanığın savunması ayrı, delilleri ayrı, tanık listeleri vermişler. Şimdi, 78

    sanık, bunlar 3’er tane tanık gösterse, 3 kere 78, 234 tanık eder. Bir insan

    suçsuzluğunu teyit için elbette tanık gösterir. Göstermiş, demiş ki “Genel

    Merkez’den gelen paraları karar defterimize işledik, hepimiz imzaladık.

    İlçelere dağıttık onlar da karar defterlerine işlemişler. Defterler Maliyenin

    elinde, imzalar ortada çağırın sorun, demişler.

    Hiçbir şey yapılmamış ! Yazık günah değil mi?! Bu insanlar şimdi yüz kızartıcı

    bir suçtan dolayı ceza almışlar, birtakım haklardan mahrum kalmışlar.

    İnsanların şerefleri, haysiyetleri bu kadar ucuz mu?! Nasıl olur bu?!

    İnsanların vicdanı sızlamıyor mu?! Bu sanık ne demiş, mahkemede ne demiş,

    kaç tane tanık dinletmek istemiş, niye dinlememişler? Belgeler ibraz etmiş;

    niye bu kararlarda yok. Niye her bir sanığın durumu tartışılmamış? Niye

    muhalefet şerhi koyan tartışıyor da, kararı veren hakimler tartışmıyor? Hadi

    onlar tartışmadı, Yargıtay’daki hâkimler niye bu vahameti görmüyor? Adalet

    mülkün temelidir, devletin temelidir diyoruz, hani nerede ?


    Fatura sahte değilse gelir makbuzu nasıl sahte olur?

    -Aslında paraların nasıl harcandığı belli. Ama bunlara ilişkin fatura ve

    makbuzları mahkeme kabul etmiyor o zaman, doğru mu?

    -Kaçırıldı denilen paralar ortada . Bu paralar karşılığı işler yapılmış, alışverişler

    yapılmış; 10 bin fatura var. Bu gelir makbuzlarına sahte demek için, önce bu

    10 bin faturanın sahte olduğunu ortaya koymak lazım. Bu gelir makbuzları

    sahte, peki bu faturalar sahte mi; değil. Faturalar sahte değilse, gelir

    makbuzları nasıl sahte olur?! Sonra, nerede sanıklarının savunmalarında

    duruşmada ibraz ettiği belgeler?


    -Ortada kasti bir durum mu var size göre?

    -Biz neler gördük biliyor musunuz bu dosya içerisinde, Maliye memurları şu

    malî raporu tutmak ve bizim aleyhimize ifade verilmesini sağlamak için,

    Ankara’dan illere matbu ifade tutanakları gönderiyorlar. Gönderilen ifade

    tutanakları hep olumsuz ve bizim aleyhimize; “para almadım, işe gitmedim,

    fatura tanzim etmedim...”şeklinde. Birisine bunu imzalatmışlar; ama, adam

    okumuş, ve imzasının üzerine yazmış, demiş ki, yukarıda gitmedim, almadım,

    yapmadım diye yazıyor; ama, ben hem gittim hem aldım hem yaptım,

    Bir Maliye Bakanlığı mensubu nasıl buradan böyle yazılar gönderir, talimatlar

    verir. Ama, dediğim gibi, burada kesin bir amaç var. Nedir amaç ?

    Menderes’e yapılan Erbakan’a da yapılmak isteniyor

    -Yargının siyasallaştığı her ortamda dile getirilen bir konu. Yakın geçmişte

    yine tartışma konusu oldu. Siz bu karar bu durumun bir sonucu mu?

    -Türkiye’de yargının pozisyonu her zaman tartışılıyor . Yok, dokunulmazlık

    yok, yargı bağımsızlığı deniliyor. Kanaatimce şu anda Türkiye’de tartışılması

    ve çözümlenmesi gereken bir numaralı mesele, yargının siyasallaşmış

    olmasıdır. Bu yargıyı siyasallaşmaktan hep birlikte kurtarmamız lazım.

    Geçen gün, Yargıtay’da başkanlık yapmış bir zatı ziyarete gittim. Kendisine

    dedim ki, “Bakın, siz, Yargıtay’da başkanlık yaptınız, ben de Adalet Bakanlığı

    yaptım. Adalet Bakanlığı yaparken, bütün çabam, yargının, yargı

    mekanizmasındaki çalışan hâkimlerin, savcıların adaleti en mükemmel şekilde

    gerçekleştirmesini temin idi; bütün çabam buydu. Siz de Yargıtay başkanı

    olarak aynı niyeti taşıyan bir kimseydiniz. Şimdi, bu karar var ya, bu karar,

    eğer düzeltilmeyecek olursa, bundan yargı çok büyük yara alır.

    Yargı 1960 yılında bir yara aldı. Haksız yere, gereksiz yere bu Türkiye’nin

    Başbakanını ve iki bakanını astılar. O, adil olmayan bir karardı, tamamen

    siyasî bir karardı, adaletin gereği olan bir karar değildi. Nasıl 1960’da bu

    yapıldıysa, şimdi, aynı şey Erbakan’a yapılmak isteniyor. Amaç Erbakan’ı

    siyasî hayattan uzaklaştırmak...


    Hakim ve savcılara niye brifing verildi?


    -Söz konusu davanın tek nedeni Necmettin Erbakan’ın siyasi hayatını

    bitermek mi?

    -Tabiî, bütün bunların başlangıcı da, 1997 yılında, Genelkurmayda hâkimlere,

    savcılara verilen brifingler. O brifingler niye verildi; brifinglerin verilmesindeki

    birinci gaye, bu Refah Partisini kapatacaksınız; kapatıldı. Kapatılması

    yetmez; ya, bunların siyasî hayatını bitireceksiniz.

    İşte, Erbakan’a da, bize de 5’er yıl verdiler; ama, 5 yıl geçti. 5 yıl sonra

    yeniden siyasete başladığımızı gördüler, o zaman dediler ki, şu türlü veya bu

    türlü yasaklamakla olmuyor, bunların başına bu davayı açarak öyle bir ceza

    verelim ki, suçsuz dahi olsalar suçluymuş gibi gösterelim, yüz kızartıcı

    suçtan mahkûm olanlar siyaset yapamıyor ya, cezayı da böylece verelim ,

    böylece, bunların yollarını kapayalım.

    -Necmettin Erbakan ve 78 il yöneticisi hakkındaki bu karar, siyaset ve hukuk

    tarihinde daha çok konuşulacak. Kararı vicdanı açıdan nasıl

    değerlendiriyorsunuz?

    -Ama, bütün yapılanları yapanlar, bir gün bir yerde mutlaka hesabını verirler.

    Keşke bu yargı mekanizması bünyesinde bir organ olsa ve harekete geçse

    de, bizim bu davamızda bu kararı veren hakimleri ve vahim hatalarla dolu

    olan bu kararı onaylayan daire üyelerini bir yargılasa ve biz, bu üyelerle, bu

    hâkimlerle, onlar bir taraf, biz bir taraf olarak, şurada anlattıklarımızı bu

    yüksek hâkim heyeti önünde keşke bir tartışabilsek ve böylece, bir daha,

    artık, yargı siyasallaşma diye bir riskle karşı karşıya kalmasa. Yazık oluyor

    Türkiye’ye. “

    Bir ülkede, yıllarını Türkiye’nin manevî ve maddî kalkınmasına vakfetmiş,

    Türkiye’nin her köyüne, her ilçesine gitmiş, Türkiye’nin hemen her ilinde bir

    fabrikanın temelini atmış, ter dökmüş, yollarında toz yutmuş, Türkiye’nin

    refahı için gece uyumamış, gündüz durmamış, hangi engeli önüne koyarlarsa

    koysunlar, o engeller önünden kalkar kalkmaz hemen millete hizmete koşmuş

    ve millete hizmetten, başka düşüncesi olmayan, ne zaman iktidara gelse,

    Başbakan, Başbakan Yardımcısı olsa, yaptığı hizmetlerin hayrı millet

    tarafından görülen ve takdir edilen bir insanın böyle bir muameleye maruz

    bırakılmış olması, hem Türk siyaset tarihi açısından hem de yargı organı

    açısından gerçekten büyük bir yaradır.


    Valiliklerden gelen belgeler nasıl yok sayılır?


    -Mahkeme tutanaklarında 1997 yılında partinin hiçbir faaliyet

    gerçekleştirmediği söyleniyor. Bu doğru mu? O yıl hiçbir faaliyette

    bulunmadınız mı?

    -Hâkim diyor ki “Efendim, siz, 1997 yılında hiçbir faaliyette bulunmamışsınız”.

    Biz de, hâkime, o zaman, siz, bütün illere yazılar gönderin, valiliklerden,

    emniyet müdürlüklerinden Refah Partisinin 1997 yılı içinde faaliyette bulunup

    bulunmadığını sorun demişiz.

    Bunu derken de şunu belirtmem lazım; partilerin kendi teşkilatları içinde

    yaptıkları çalışmalar valiliklere, emniyete intikal etmez; ama, 2911 sayılı

    Kanuna göre yaptıkları toplantılar intikal eder, sorun diyoruz.

    Mahkeme, bizim bu önerimiz üzerine, bütün illere yazılar yazmış ve bu

    yazılara cevaplar gelmiş... Bakınız burada, Konya Valiliğinden cevap gelmiş,

    şu faaliyetlerde bulundu demiş, tam iki sayfa.

    Bunun arkasından, İçel Valiliğinden cevap gelmiş, şu faaliyetlerde bulundular

    demiş, bunlar yazılı. Bunlar mahkeme dosyasında var. Diyarbakır Valiliğinden

    cevap gelmiş, hangi faaliyetlerde bulunduğumuz burada valilikçe, emniyetçe

    bildirilmiş. İzmir Valiliğinden cevap gelmiş, liste halinde, ne gibi faaliyetlerde

    bulunduğumuz bildirilmiş. Elazığ’dan gelmiş. Mamak Kaymakamlığından gelmiş.

    Türkiye’nin dört bir yanından gelmiş; yani, 40 tane, 45 tane ilden gelmiş.

    Ayrıca, biz de belgeler vermişiz; halkla kucaklaşma hamleleri yaptık, buyurun

    programımız demişiz. Yani, mahkemeye yardımcı olmaya çalışıyoruz, gerçeğin

    ortaya çıkmasına yardımcı olmaya çalışıyoruz


    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  4. #14
    CASPER_CASPER_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    7

    Standart

    Volmondum janım kardasım her hukumet devrınde oLmuyormu ßöyLe seyLer hortum oLayLarı kımınkısı kapatıLıyor kımınkısı dısa vuruLuyor cem uzan aydın dogan vb... önemlı olan ben rüşvetı bıtırcem dıyıp en buyuk rüsvetlerı yemek degil yada insanları kayırmak degil önemlı olan halkın memnunıyeti...anlatabılıyormuyum?

  5. #15
    Palästina - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Österreich
    Mesajlar
    2,307

    Standart

    Anliyorum Ben seni Gardasim..Ama Bu dava Sadece Karalamadir..Hatirlayin O dönemdeki.Fadime Sahini - sahte Seyhi..Daha 1ay Önce Bütün hersey Ortaya Cikti Erbakani Sevmiyen Kanallar Bile Haber Yapti-Ali kalkancinin Kimsesiz sarhos Biri oldugu Erbakan hükümetini Karamak Adina Yetistirilmis Bir herif.Bir Yil Din Egitimi Almis Hacca Gitmis.Tiyatrodaki Karalama Rolünü Hatasiz Oynasin Diye..Ayni sekilde Fadime Sahin Aksarayda Pavyonda calisan Biri Oldugu Ortaya Cikti..Sarhos Ve Dansözü Dindar hatta tarikat Seyhi Göstererek Laiklik Elden Gidiyor Sarkilari Söylettiler..Ve Bunlar Ergenekon Olayina Baglandi..Cumhuriyet Tarihine Bakiniz.Erbakan Hükümetinin Yaptigi isciye, memura Zammi Hangi Hükümet yapmis?..Peki Bunu Erbakan Hükümeti nasil Yapti?Dünya Bankasi-imf ile Türkyie O dönemde calismadi..Her Yil imfye Ödenen Faizleri Halka dagitmis Oldu erbakan Hükümeti...imfsiz Bir Türkiye iktidarini Ayakta Tutmazlar..Basbakan 2002secimlerinden Önce Konyadaki konusmasinda dediki, basbakan olayim ilk isim imf ile Yollari Ayirmak..akp Iktidara geldigi Gün Ekonomi Bakani Aciklama yapti. imfsiz Bir Türkiyeyi Düsünemiyorum...Kendince Hakliydi Zira imf ile Yollar Ayrilsaydi akp iktidarda kalamazdi...bunlar Birer oyun gardasim iyi arastirmak lazim..Saygilar.
    Konu Palästina tarafından (09.09.08 Saat 16:58 ) değiştirilmiştir.

    Sert ilklimin Mert Genci 66

    "Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
    Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
    _____________________
    Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
    Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
    N.F.K


    Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
    Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..



  6. #16
    CASPER_CASPER_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    7

    Standart

    HaLk herseyın hesabını soracak kardasım sen hıc merak etme.... SaygıLar....

  7. #17
    meLek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    Hollanda
    Mesajlar
    2,822
    Blog Entries
    3

    Standart

    boyle medya onunde hesaplasip horozlanmalari yakistiramiyorum hic bir siyasetciye, kaldiki koskoca basbakana yakistirabilcem.. kesilecek hesabiniz var ise bunu illa medyalarda bagira bagira yapmalarina gerek yok diye dusunuyorum !
    "Ölüm, mümin için hediyedir."
    "*Zucht*"



  8. #18
    ChaoS - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Sevgi'nin Olmadığı yerden..
    Mesajlar
    1,888

    Standart

    Sayın Başbakan Böle Yapıyorsa Vardır Bir Bildiği bencede hoş değil katılıyorum sana lakin bu işin içinde başka bişeyler daha var akıl sermez bu devlet işlerine..
    Nesimi'ye Sormu$Lar "Yar"in iLe Ho$musun?
    Ho$ OLayım, OLmayayım. O "Yar" ßenim. Kimene ¿


  9. #19
    meLek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    Hollanda
    Mesajlar
    2,822
    Blog Entries
    3

    Standart

    buna dupe duz ben horozlanma derim baska birseyde degil.. boyle boy olcme yarisina girmeyi cocuklara yakistiririm... koskoca basbakana degul...
    "Ölüm, mümin için hediyedir."
    "*Zucht*"



  10. #20
    CASPER_CASPER_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    MaRDiN
    Yaş
    25
    Mesajlar
    13,057
    Blog Entries
    7

    Standart

    Herkesin düşüncesi farkLı kişiLer birbirlerının menfaati için birtakım seylerı acıga vurmaktadır öte yandan menfaatını almaya calısmakta...SaygıLar...

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Ne Dogan Gün
    By Fidem in forum ResimLi Güzel SözLer
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 14.09.08, 17:56
  2. Evlilik disi dogan cocugun velayeti
    By Syloxia in forum Aile Hukuku
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 18.04.08, 13:38
  3. Aydın Dogan İstanbul'da vergi rekortmeni oldu
    By CaTLaQQQ in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.03.08, 01:10
  4. Ziya Dogan Agır Konuştu
    By aLoNSo in forum Spor Arşiv
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.03.08, 18:15
  5. Aydın Örs Formulu
    By aLoNSo in forum Basketbol
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 26.02.08, 13:52

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372