Mistizm


kişilerin duyularını ve aklının dışında olan veya onlara karşı olan, kanıtsız ve delilsiz iddiaların kabul edilmesidir. Mistizm içgüdü, içine doğma, ilham gelmesi veya herhangi bir tip öylesine biliyor olma gibi bazı duyusal olmayan, akıldışı, tanımlanamayan, belirsiz bilgilere sahip olma iddiasıdır.

Akıl realitenin algılanmasıdır ve tek bir aksiyoma dayanır: A=A

Mistizm ise, içinde yaşadığımız realite dışında bir başka realite iddiasındadır. Mistizm doğa üstüdür ve bir tür doğal olmayan, doğaüstü yolla algılanır. Yani, insanın yaşama hakkından soyutlamak isteyenler:"ceninin" hakkını talep ediyorlar!

Akıl insan duyularınca sağlanan materyali algılayan, tanımlayan ve onu işleyen melekedir. Mistizm duyusal olmayan bir bilgi elde etme yolu iddiasıdır..

Mistizmin önerisi:


" Pes edin, aklınız yetersizdir, hayat sadece bir sığınaktır."


Mistik: acıdan, cezadan ve ölüm korkusundan kaçar.

Objektivist ise: Mutluluğu başarmak, ödüller kazanmak ve mutluluğunu yaşamak için koşar.

Aklın sınırlı olduğunu, bizi dayanılmaz çelişkilere götürdüğünü, bizim algıladığımız herşeyin bir illizyon olduğunu ve bizim realiteyi veya "olayları olduğu gibi" asla algılayamayacağımızı iddia eden mistiklerin, akıldışı ahlak anlayışları, işte bu nedenle uygulanamaz ve uygulanamamaktadır.

Aklı savunur görünen, fakat aklın altını oymaktan başka bir amaçları olmayan yeni mistiklere göre: insan asla kendini düşünmemelidir.

Onlara göre bir davranış ancak bir görev hissiyle yapılırsa ve ondan maddi veya manevi herhangi bir fayda elde edilirse, davranışınız artık ahlaki değildir. Bunlara göre insanların kendi çıkarlarını savunması kötü, başkalarının çıkarları için kendini feda etmesi iyi bir işdir.

Mistisizm ve hayat


Ölüm hayatın dipnotu, eylem ve tavırların kendisini hissettirdiği o tükenmişliğe vurgu, ezeli pranganın esareti. Mistisizm ölümün insanın gerçek boşluğunu hissettiren, bütün çabaların bir kendini avuntuyla oluşa yönelten bir düşünce imgesi olduğunu yalnız iddia etmekle kalmaz, kesinlik hükmünde o dış gerçeklik denilen tantananın mekanizmasını da tanır.

Aşkın, sevginin, dostluğun ve arkadaşlığın o en dipteki çölden, kuru iç yaşantıdan kurtulmak için icad edilen ama bir türlü gerçekliği yaşanamayan sadece oyun olarak yaşanmaya çalışılan bir sahtekarlık olduğunu bilir. Tanrı haz ilkesini yaşam içgüdüsü yaptı, içgüdü sosyal hayatı oluşturdu, kaçınılmayan bir uyum sürecinde insanlar daha doyum için gruplar, sınıflar ve birlikler oluşturdu.

İnsanlık kendi hayatındaki, öz benliğindeki yalnızlığını kişisel sorunlarını politik sorunlara dönüştürerek rejimler üretti. Kana boğulan, iğdiş edilen insanlık tarihi hep insan zihnindeki ve kalbindeki o kopkoyu karanlıktan, kendini üretirken başkasını yokeden o bencil, bireyci doyumsuzluktan, o tam kavramı bulunmayan vahşilikten doğdu.

Mistisizm, Tanrının karanlığından beslenen bu evrensel yapıda yine Tanrının aydınlık olan diğer yüzüne yüzünü dönmüşlerin yoludur. Tanrıyı, insanı ve hayatı yanılma payı olmadan hakkıyla teslim eden Tanrının batını boyutunun hizmetkarıdır.