Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 15 Sayfa bulundu

Konu: Mısır Medeniyeti

  1. #1
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart Mısır Medeniyeti

    Eski Mısır

    Antik Mısır, Antik Çağ'daki en büyük medeniyetlerdendir. M.Ö. 3050 yılları civarında kuruluşundan önce, güney Mısır ve kuzey Mısır olarak ikiye ayrılmaktaydı. Güney Mısır, Nil nehri boyunca uzanan verimli vadi, Mısır tarihinde Yukarı Mısır olarak, kuzey Mısır, delta ise Aşağı Mısır olarak geçer.
    Yukarı Mısır'ın tarihine değin bulunan en eski bilgiler M.Ö. 5000'li yılları göstermektedir; ancak kurucusu Tiu'nun doğum tarihi ya da yaşadığı dönem hala sırdır. Aşağı Mısır'a gelince, bilinen kurucusu Ro en ünlü kralı da Scorpion King - Akrep Kral filminde de ilham alınan Scorpion of Egypt (Mısır Akrebi), Zekhen'dir. Yukarı Mısır'ı kendi yönetimi altında birleştiren Zekhen'den sonra kral olan Narmer, Delta bataklıklarına doğru yayılmayı sürdürmüştür.
    Narmer'in kuzey Mısır'daki; Wazner'in guney Mısırdaki egemenliği sonrasında; Hor-Aha (ya da Menes olarak bilinir) birleşik Mısır İmparatorluğu'nun ilk firavunuydu.
    Antik Mısır; Augustus Caesar'in liderliğindeki Roma İmparatorluğu tarafından M.Ö. 30 yılında ele geçirilmiştir. M.S. 7. yüzyılda Araplar burada egemen olmuş ; 1517 yılında ise Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmıştır. 1882 yılında da Mısır ; İngiltere'nin bir kolonisi olmuştur.
    Zaman Çizelgesi

    Hanedan Öncesi
    Hanedanlar Dönemi
    Günümüzde Mısır’ı ziyaret eden turistler Gize’deki piramitleri gezerken bu görkemli yapılar karşısında hayretlerini ve beğenilerini gizleyemiyorlar. Gize’de bulunan piramitler durdukları yerde binlerce yıldır görkemli bir uygarlığın öyküsünü anlatır gibidirler.19. yüzyılın başlarında bu piramitlerin içine giren kazıbilimcilerin duyduğu heyecansa elbette turistlerinkinden çok daha farklı çok daha coşkundu. Önlerinde binlerce yıllık bir tarih duruyordu, öyle ki bu tarih belki uygarlıkla aynı yaştaydı. İlerleyen yıllarda bulunan kalıntılar, açığa çıkarılan mezarlar ve çözülen Mısır yazısı, bu uygarlığın aslında düşünülenden de daha görkemli olduğunu açığa çıkaracaktı. Bu bölgede paleolitik çağın sonundan beri yaşıyordu insanlar. Dünya taş devrini yaşarken Nil Nehri ’nin çevresinde yaşayanlar uygarlığı filizlendiriyordu. Mısır Uygarlığı gerek askeri, gerekse kültürel yönden binlerce yıl dünyaya öncülük etti; Eski Yunan, Hitit hatta Roma uygarlığı üzerinde etkileri vardı. Döneminin süpergücü olan Mısır aynı zamanda bir kültür merkeziydi. Kendilerine özgü üç değişik alfabe geliştirmişlerdi. Gökbilimle uğraşıyorlardı ve neredeyse kusursuz bir takvime sahiplerdi. Tarihte bilinen ilk yazılı antlaşmada onların imzası vardı. Geliştirdikleri mumyalama teknikleri onların öbür dünya inancına sahip ilk uygarlıklardan biri olduğunu gösteriyor. Günümüze dek dayanmış, tarihin yıkıcı etkisine karşın ayakta kalmış görkemli yapıları onların mimarlık alanında da ne denli ileri olduğunun bir göstergesidir. Fransız araştırmacı Jacques Champollion Mısır yazısını çözdüğünde binlerce yaşında olan bu uygarlık, yeniden konuşmaya başladı. Hiyeroglifler,hayranlık uyandıran öykülerini anlatmayı günümüzde de sürdürüyor. Bu haliyle Mısır Uygarlığı binlerce yıl daha insanlığın zihnindeki yerini koruyacak.
    "Mısır, Nil’in armağanı". Herodot’un bu ünlü deyimi bugün de geçerli. Çöllerin arasında sıkışmış, ekilebilir bereketli topraklar.. Bu topraklara bereket getiren, görkemli Nil nehri. Eskiler nehrin kaynaklarınıda, tropikal iklimini de bilmiyorlar ve bu nedenle amansız kuraklıktan sonra hazirandan ekime kadar suları kabartıp bereketli bir mil yayan taşkın karşisında hayran kalıyorlardı. Onlara bakılırsa böyle bir mucizeyi ancak tanrılar gerçekleştirebilirdi. Taşkınlardan sonra oluşan gölcükler ve bataklıklar da balık ve av hayvanı kaynağıydı. Bunun için tarih öncesinden başlayarak vadiye göçebe avcılar yerleştiler. Neolitik çağda yerleşik hayata geçen göçebeler, bu topraklar üzerinde unutulmayacak bir uygarlık başlattılar. Paleolitik çağda, gelecekte çöl olacak arazilerin kuruması, henüz nehrin sağ ve solunda, yani Arap ve Libya Çölü yakınlarında yerli halkın var olması için gerekli koşulları ortaya koyacak kadar ilerlemiş değildi. Adım adım gelişen ve bu arazilerin önce step, sonra da kuru çöle dönüşmesiyle sonuçlanan kuruma şekli, burada yaşayan insanları, arazilerini bırakıp zamanla Nil vadisine çekilmeye zorlamıştı. Bu aşamaya neolitik çağın başlarında ulaşildığı sanılıyor. Böylece Nil vadisinde yaşayan halkların kökeni üç grupta aranabilir: ilk başlardan beri burada yaşayan yerli halklar; yaşam alanlarının çölleşmesi nedeniyle doğu çölünden göç eden halklar; ve aynı nedenle batı çölünden göç eden halklar. Doğa bir yandan insanın elinden yaşanacak bölgeleri alırken, bir yandan da yenisini sunuyordu. Doğanın sunduğu yeni bölge, Nil nehrinin taşidığı ve Delta olarak anılan topraklardı.
    Mısır, birbirinden kolaylıkla ayrılabilen iki kısma bölünür: nehrin sağında ve solunda, dar ama verimli topraklardan oluşan "Vadi" ve tarımla uğraşanlar için gerekli her koşulun bulunduğu sulak, bereketli "Delta".
    Mısır’ın bu ikiye bölünmüşlüğü ülkenin siyasi ve ekonomik yaşamında etkili olmuştur. Eski İmparatorluk dönemine ait efsaneler, merkezi Heliopolis'te bulunan tek devletin bölünmesinin ardından birbiriyle mücadele halinde bulunan ve ancak kral Menes zamanında yeniden birleşebilen iki ayrı devletten söz eder. Efsane şöyle der: Delta’nın doğusunda, Busiris’te, adil bir kral olan Osiris hüküm sürüyordu.
    Yukarı Mısır’da Ombos kenti tanrısı Set onun hasmıydı; onu öldürdü ve hakimiyeti ele aldı. Fakat Osiris’le İsis’in oğlu olan Horus, giriştiği mücadele sonunda Set’i öldürdü ve babasının intikamını aldı. Bunun üzerine Heliopolis’teki tapınakta toplanan tanrılar ona, kral sıfatıyla tüm Mısır üzerinde hakimiyet bağışladılar. Bu efsanede ayrıca bir süre sonra Yukarı Mısır ve Aşağı Mısır olarak adlandırılan bölgeler arasında anlaşmazlıkların arttığını ve ülkenin yeniden ikiye bölündüğünü görüyoruz. İkinci birleşmeyse, tam tersi olarak güneyden geldi ve Delta’yı egemenliği altına aldı.
    Taşkınları dizginlemek, bataklıkları kurutmak, kanallar açmak, köyleri bentlerle korumak gerekmektedir. Bu nedenle yerleşik duruma geçmiş kabileler bir araya gelip daha geniş birimler oluştururlar. Birleşen kabileler bir süre sonra iki krallık görünümüne kavuşacaktır: Tanrı Set’e bağlanan Güney Ülkesi ya da Yukarı Mısır, tanrı Horus’a tapan Kuzey Ülkesi ya da Aşağı Mısır. Kuzey ülkesi günümüz haritalarında kuzeye yakın olmasına; yani yukarıda görünmesine karşın adı Aşağı Ülke’dir; bunun nedeni bu iki ülkeye Nil Nehri’nin akışı yönünde isim verilmiş olması. MÖ 4. bin yılın sonlarına doğru "akrep kral" olarak anılan Güney hükümdarı, Kuzey’i kendi ülkesine katar. Ondan sonra tahta çıktığı sanılan Narmer adındaki bir başka kral, Güney hükümdarının başlattığı birleştirme işini tamamlar. Güney’in hükümdarlık sembolü olan ak başlığın yanına Kuzey’in kırmızı tacını takar ve böylece iki ülkenin birleştiğini anlatır. Bu birleşme eski Mısır tarihinin başlangıcı kabul edilir. Narmer belki de efsanelerin sözünü ettiği ilk firavun Menes’tir. Böylece MÖ 3000 yıllarında Thinis Çağı (Narmer’in doğum yeri olduğu varsayılan Thinis adından) başlar ve o zamandan sonra hiyeroglif yazıtların yardımıyla Mısır tarihi belirginlik kazanır.
    Narmer, ya da Menes, MÖ 3000’e doğru iki ülkenin efendisi olarak başkent seçtiği Thinis kentinde hüküm sürmeye başlar. Bununla birlikte karşısına birçok sorun çıkmaktadır. Soylular arasında firavunu tanımayanlar vardır ve sık sık çıkan isyanları bastırmak gerekir. Ülkenin ikinci başkenti,2.Sülale zamanında Güneş’e tapınılan kutsal kent Heliopolis yakınlarındaki Memfis’tir. MÖ 2800 yıllarında firavun Kasekemui (bu ad "iki güçlü" anlamına gelir, Horus ve Set’e gönderme yapar) bazı kentlerin ayaklanmalarını bastırır ve yerel hükümdarlar yerine kentlere

    valiler atamaya karar verir. Onun zamanında devlet yapısı ortaya konur ve bir de nüfus sayımı yapılır. Mirasa dayalı soylu sınıf karşısında devlet işlerinde çalışanların ve Firavunun gücü yükseltilir. Bu dönem, yazının da evrimini tamamladığı bir dönemdir. Belirtilmek istenen nesneyi gösteren birer resim olan ideogramlar yanında seslere karşılık gelen ve Champollion’un çözmeyi başardığı hecesel göstergeler de belirir. Arşivler yazıcılar tarafından deriler üzerine ya da uç uca eklenen papirüs yaprakları üzerine yazılmaktadır. Mısır tarihinin bilinen en eski anıtı, kral Aha’nın mezarıdır. 3.bin yılın başlarında yapılan bu mezarın bir kayaya oyulmuş beş odası vardır.
    İki ülkenin tam olarak birleşmesi ve tek Mısır olması kolay kabul edilmiş ve hemen gerçekleşmiş bir olay değildi. Bunun en önemli göstergesi 1.Sülale döneminin sonlarında başlayan ve 2.Sülale boyunca süren ayaklanmalar. İki ülkenin kaynaşması tam olarak 3.Sülale döneminin başlarında oldu. Bu dönemde hükümet merkezi de yer değiştirmiş, ne kuzey ne de güney kenti olan Memfis başkent olarak belirlenmişti. Kral Zoser’in başkent yaptığı kent, bu tarihten sonra "iki ülkenin terazisi" lakabını taşımaya başlamıştı.
    Beyaz surlarla çevrili olduğu için Memfis kentine verilen adlardan biri de Beyaz-duvarlar Kenti’ydi. Kasekemui’nin oğlu Zoser, burada 3.Sülaleyi kurmuştur. Heliopolis kentinin baş rahibi İmhotep onun "tatisi", yani başbakanıdır. İmhotep, çağının en büyük dehalarından biridir; bilimsel bilgileri yenileyip zenginleştiren bazı hekimlik ve astronomi incelemelerinin yer aldığı "ahlak ilgileri"nin yazarıdır. Bu dönemde Güneş’in hareketi incelenmiş, gece ve gündüz on ikişer saate bölünmüş, ilk aritmetik işlemleri uygulanmaya başlanmış, yüzey ve hacim hesapları için formüller geliştirilmiştir. Hekimlik, büyüyle yakınlığını sürdürmektedir. Mumyalar üzerinde yapılan incelemeler daha o zamanlar çürük dişlerin doldurulduğunu, iltihapları geçirmek için çenenin delindiğini gösteriyor. İmhotep’in, bütün bu bilgiler yanında mimarlık bilgisi de vardır. Sakkara’da bulunan ve basamaklı piramit olarak bilinen Zoser piramidini o yapmıştır.60 metre yüksekliğindeki bu piramit, ölmüş hükümdarı, Helipolis’in ışıklar saçan tanrısı Ra’ya götürecek bir merdiven oluşturmaktaydı. El emeğini böylesine seferber etmeyi, ancak Thinislilerin sağlamlaştırdığı mutlakiyetçi bir krallık göze alabilirdi. Bu piramit, sonraki sülalelerin hükümdarlarına örnek olacak, ve firavunlar öldüklerinde benzer dev piramitlerde yatmak isteyeceklerdi.
    Zoser’den sonra gelenler, iktidarı 4.sulalenin kurucusu Snefru’ya bırakırlar. Bu hanedan MÖ 2720’den 2560’a kadar sürer. Bu dönem "piramitler dönemi" olarak anılacaktır. Snefru iyi bir kral olarak bilinse de oğlu Keops, kendisinden nefret edilen, zorba bir hükümdardır. Memfis din adamları onu, halkı vergilerle ezmekle suçlamışlardır. Oğlu Kefren, daha yaşarken insanların kendisine bir tanrı gibi tapmalarını sağlar; piramidi de neredeyse babasınınki kadar büyüktür. Buna karşılık Mikerinos, daha alçakgönüllü bir yapıyla yetinecektir.
    Kaynak: Bilim Teknik Dergisi / Mayıs 2001
    ♪ sadece müzik...





  2. #2
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart Mısır Medeniyeti Resimleri

    Mısır Medeniyeti Resimleri :









    Misirin ölüler Kitabi
    Ölüler Kitabi" ve ötesi...
    Eski Misir'da ölüm ve ötesiyle ilgili kaynaklar Piramit ve Tabut yazitlaridir, bütün bunlar "Ölüler Kitabi" denen ölüm, ölüme geçis ve ölümden sonra yasamla ilgili kurallari ve düzeni anlatan bütün bir bilgi veya inanç sisteminin parçalaridirlar. Misirlilar ölümden sonra yeniden dirileceklerine inanirlardi, Osiris'in yeniden dogmasi ve onun kisiliginde simgelenen KIS ve BAHAR örneklerindeki gibi. ?nsan beden ve ruhtan olusuyordu, her ikisi de ölümden sonra ebedi olarak kalabilirdi, yeter ki ölümden sonra insan Osiris'in önünde günahlarini bagislatsin ve saf olarak cennette kalabilsin. Osiris, insanin kalbini bir tüy ile tartarak samimiyetini ölçerdi, eger ölü insan bu ölçümde basarisiz olursa aç, susuz ve günessiz olarak ebediyen mezarinda kalirdi. Osiris'in sinavlarindan basariyla geçebilmek için bazi yöntemler uygulanirdi, örnegin mezarlara yiyecek ve tanrilari sevindirecek tilsimlar konurdu. Ayrica, balik, yilan, hamamböcegi gibi böcekler rahipler tarafindan kutsanarak ölüye yardimci olurlardi. Ama en önemlisi, "Ölüler Kitabi" nin satin alinip mezara konmasiydi. "Ölüler Kitabi" ölüm rahiplerinin yazdiklari dua ve yöntemlerle, Osiris'i sakinlestirecek ve hatta aldatacak önerilerle doluydu. "Ölüler Kitabi" örneklerinden yüzlercesi papirüs rulolar halinde mezarlardan çikarilmistir ve en eskileri Piramitler Dönemi'ne aittir, yani M.Ö. 2500'lere. Misir inançlarina göre tüm bilgiler veya bilim bilge tanri ve yazman Toth tarafindan yazilmistir. Bugün dahi bazi mistikpagan çevreler Tarot Kartlari'nin kökeninin Toth kültünden kaynaklandigina inanirlar.
    ♪ sadece müzik...





  3. #3
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart Mısır Uygarlığı

    Mısır Uygarlığı

    Uygar toplum biçimlerinin İ.Ö. 2500 dolaylarından önceki dönemde yayılması son derece özel coğrafya koşullarını gerektirdi. Uygar zanaat ve bilgi düzeylerine ulaşmak için gerekli olan uzmanlar ordusu, yalnızca sulama yapılabilen ırmak vadilerinde, o tarihlerde bilinen tekniklerle beslenebilirdi. Sümer'e oldukça yakın çevrelerde bulunan birkaç küçük ırmak, bu özel koşulları yerine getirdi.

    Örneğin Ürdün Irmağı ve bugün denize yakın bir yerde Dicle'ye karışan, ama eski zamanlarda doğrudan Basra Körfezi'ne akan Karun Irmağı kıyıları boyunca çok eski kentlerin doğduğu görüldü. Arkeologların ilerde başka yerlerde bunlara benzeyen öteki kentleri de gün ışığına çıkarmaları olasılığı var. Ancak bu ırmak vadileri, büyük toplumların ülkeleri haline gelme yolunda, Sümer'le ya da Nil ve İndüs vadilerinde birbiri ardı sıra ortaya çıkmakta olan öteki eski uygarlıklarla karşılaştırılamayacak kadar küçük yerlerdi.

    1930'lara kadar Mısır'ın yeryüzünün en eski uygarlığı olduğuna inanıldı. Fakat günümüzün Mısırbilimcileri, eskiliği ilk olarak 1920'lerde ortaya çıkarılan Sümer'in Mısır uygarlığından önce doğduğu konusunda görüş birliği içindeler. Yukarı Mısır'la Aşağı Mısır'ın Kral Menes yönetiminde birleştirilmesi, Mısır tarihinin geleneksel başlangıç noktası olarak alınır. Bu birleşmenin gerçekleştiği İ.Ö. 2850 dolaylarında, Sümer kentleri birkaç yüz yıllık gelişme dönemlerini geride bırakmıştı bile.

    Sümer'in Mısır uygarlığının gelişmesinin ilk evreleri üzerindeki etkilerinin, küçük, fakat şaşmaz izleri saptanmıştır. Bu nedenle, Basra Körfezi'nin başından yola çıkan denizcilerin, Arabistan kıyılarını dolaşıp Kızıldeniz'e ulaşmaları ve burada dar Nil Vadisi'nde oturan halklarla karşılaşmaları olası görünüyor. Sümerlilerin o tarihlerde bildikleri tekniklerin ve düşüncelerin, aşağı Dicle-Fırat bölgesindeki çevreye benzer bir çevre içinde yaşayan eski Mısırlılar için özel bir önemi vardı. Menes'in yaşadığı tarihlerde Mezopotamya'da sulama, metalürji, yazı, saban, tekerlekli araçlar ve anıtsal yapılar ortaya çıkmış bulunuyordu. Bunların hepsi, son derece hızlı bir öykünme ve uyarlanma süreciyle, Mısırlıların yararlanacakları biçime sokuldu.

    Mısır'ın siyasal birliğinin gerçekleşmesi, Sümer araç takımının içindeki öğelerden Mısır yerel gelenekleriyle ya da coğrafya koşullarıyla uyuşmayanların bir yana bırakılarak, Mısır'a uygun görülenlerin hızla benimsenmesi sürecini daha ileri noktalara taşıdı. Bir başka deyişle, Mısır uygarlığı, kendine özgü biçem (üslup) birliğiyle ve kurumsal yapısıyla, hızla ortaya çıktı. Mısırlıların Sümer deneyiminden yararlanabilmelerinin sağladığı üstünlükle, Mezopotamya'da bin yıl ya da daha uzun bir sürede olanların Mısır'da gerçekleştirilebilmesi için bunun yarısı kadar az bir süre yetti.

    Mısır ve Sümer toplumsal yapıları arasındaki önemli farklılıklar, Mısır uygarlığını hem daha yetkin hem daha dayanıksız kılan farklılıklardı. Mısır'da her şey tanrı-kralın yani Firavun'un sarayı çevresinde odaklaştı. Sümer'de, tanrıların, gereksinimleri, karakter özellikleri ve davranışları bakımından insanlara benzedikleri sanılmakla birlikte, göze görünmez olduklarına inanılmıştı. Mısırlılar ise, krallarının bir tanrı olduğunu ilan ettiler.
    Kendisi ölümsüz olduğu gibi, öteki insanlara da ölümsüzlük bağışlayabilirdi. Bu inancın altında Firavun'a boyun eğilmesini sağlayacak güçlü bir güdüleme yatar. Çünkü değerbilir bir tanrı-kraldan, bu dünyada kendisine iyi hizmet etmiş olanları, kendi tanrısal ölümsüzlüğü sırasında sadık hizmetçileri olarak yanında bulunmalarına izin vererek ödüllendirmesi umulabilir. Öte yandan Firavun'a karşı çıkmanın cezası öteki dünya yaşamına ilişkin tüm umutların yitirilmesi anlamına gelecektir.
    ♪ sadece müzik...





  4. #4
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart

    ahire´de bulunan Keops piramitinin 12 ton agirliginda, ikibucuk milyon kat bloktan olustugunu,
    Günde on blok yerlestirilmesi halinde yapiminin 664 yil sürecegini, Piramitin üstünden gecen meridyenin karalari ve
    denizleri tam esit iki parcaya böldügünü ve piramitin dünyanin agirlik merkezinin tam ortasindabulundugunu,Yüksekliginin (164 m.) bir milyarla carpiminin,
    günesle dünyamiz arasindaki uzakligi verdigini,
    Taban alaninin, yüksekliginin iki katina bölünmesininpi sayisini verdigini,
    Piramitlerin icerisinde ultrasound, radar, sonar gibi cihazlarin calismadigini
    Kirletilmis suyun bir kac gün piramitin icinde birakildiginda aritilmis olarak bulundugunu,
    Piramitin icerisinde sütün bir kac gün süreyle taze kaldigini ve sonunda bozulmadan yogurt halinegeldigini,
    Bitkilerin piramit icerisinde daha hizli büyüdüklerini, Cöp bidonu icindeki yemek artiklarinin hic
    kokuyaymadan mumyalastiklarini, Kesik, yanik, siyrik ve yaralarin piramitin icinde daha cabuk iyilestigini,
    Piramitin icinin yazin soguk, kisin sicak oldugunu,
    Piramit kimin adina yapildiysa onun bulundugu odaya yilda 2 kez günes girdigini; bu günlerin dogdugu ve
    tahta çiktigi günler oldugunu,

    Biliyor muydunuz?


    Piramitler kat kat kurulurlardı. Devasa Taş bloklar,geniş kat be kat yükseldikçe,rampa yükseltilir, genişletilir ve uzatılırdı.Bir piramidin inşaatı binlerce işçiyle yirmi seneden uzun sürerdi.

    Düz Yüzeyli Piramitler


    --------------------------------------------------------------------------

    Daha sonraki piramitlerin dış yüzeyleri çıkıntısız, düzdü. Bu, belki de, kralın Günes tanrısı Ra'ya Tırmanabiliceği güneş ışınlarını temsil etmesi icin bu şekilde yapılmıştı. Bu piramit Abusir'deki Kral Sabure'nin piramidi asıl alınarak yapılmıştı.Vadi ile cenaze tapınakları bir kapalı ara yolla birbirine bağlanırdı.


    Basamaklı Piramitler

    İlk yapılan piramit kralın mimarı İmhotep tarafından kral Zoser için yapılan Zoser piramididir. Bu piramit 547.278 m'lik çok geniş bir duvarla çevriliydi. Duvarın içindeki alanda dış yüzeyleri ince işlemelerle süslü yapılar vardı.İçleri moloz doluydu.

    Yapılan incelemelerde bugün teknolojik olarak çok ilerlemiş Japonya bile Keops piramidinin aynısını yapamamaktadir. Ziyaretçileri pek keops piramidine sokmadıklaıi bunun nedeninde piramidin koridorlarının çok dar ve dik olması olduğunuda duydum.

    Keops piramidinin yüksekliginin 1 milyarla çarpımı yaklasık olarak güneşle dünyamız arasındaki mesafeyi veriyormuş(149.504.000km)

    Piramidin üstünden geçen meridyen karaları ve denizleri tam 2 eşit parçaya bölüyormuş

    Taban cevresinin, yüksekliğinin 2 katına bölünmesinin pi=3.14 sayısını veriyormuş

    Piramidin içinde dünyanın ağırlıgı yaziyormuş

    Piramidin tam olarak dünyanın merkezinde bulunuyormuş

    Piramidin çalışkan işçileri olağanüstü bir çabayla günde 10 parça üst üste koyduklarını kabul edersek,piramitteki 2.5 milyon taçın 250.000 gün, yanı 664 yılda ancak oluşmuş oluyor. Oysa piramit 20-30 yılda tamamlanmıştır

    Piramitlerle ilgili diger bilgiler:

    Her biri 20 ton olan taşlardan inşa edilmiştir.Bu taşların temin edilebileceği en yakın mesafe yüzlerce km uzaklıktadır. Bu taşların nasıl getirildikleri tam olarak bilinmemektedir.

    Piramit kimin adına yapıldıysa, onun bulunduğu odaya yılda iki kez güneş girer.(doğduğu ve tahta çıktığı günler.)

    Mumyalarda rodyoaktif madde bulunduğundan;mumyaları ilk bulan 12 kişi kanserden ölmüştür.

    Piramitlerin içerisinde ultra sound, radar, sonar gibi cihazlar çalışmamaktadır.

    Kirletilmiş suyu, birkaç gün piramidin içine bırakırsanız; suyu arıtılmış olarak bulursunuz.

    Piramidin içerisinde süt birkaç gün süreyle taze kalır ve sonunda bozulmadan yoğurt haline gelir.

    Bitkiler piramidin içinde daha hızlı gelişirler.

    Piramidin içine bırakılmış su beş hafta süreyle bekletildikten sonra yüz losyonu olarak kullanılabilir.

    Çöp bidonu içindeki yemek artıkları hiç koku yapmadan piramit içinde mumyalaşır.

    Kesik ,yanık ve sıyrık gibi yaralar büyükçe bir piramit içinde daha çabuk iyileşme eğilimi gösterir.

    Piramitlerin bazı odalarını içinde ne olduğu hala bilinmemektedir. Araştırmacıların çoğu ya içinde kayboldu ya da aynı yerde birkaç tur attılar fakat içlerini göremediler.

    Piramitlerin içleri yazın soğuk,kışın çok soğuk olur.




    Gize Piramitleri

    --------------------------------------------------------------------------

    Tahmini olarak M.Ö 3000 yıllarında eski krallık döneminde yapıldığı zannedilen Gize piramitleri;Keops, Kefren, Mikerinos. İsimlerini aldıkları firavunlar tarafından yaptırılmıştır. Bu üç piramit dünyadaki en büyük piramitlerdir.Gize'de sadece bu piramitler bulunmaz. Sırf Mısır'da yüzlerce irili ufaklı piramitler mevcuttur ama bu Gize piramitlerini öbürlerinden ayıran farkların başında içlerinde yazı bulunmaması ve nasıl yapıldıklarının hala çözüme ulaşmamasıdır. Piramitler yalnızca Mısıra özgü de değildir.Güney Amerika kökenli Maya ve Azteklerde piramitler yapmışlardir. Piramitlerin gökyüzünü incelemek amaçlı yapıldığida zannedilmektedir.
    ♪ sadece müzik...





  5. #5
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart Mısır Pramitleri

    KEOPS


    Giza’da antik Memphis mezar kentinde bulunan üç piramitten biridir. Bugün Mısır’ın başkenti Kahire’nin bir parçasıdır. Dünyanın yedi harikasından günümüze kadar ulaşan tek eserdir.[/COLOR]
    Binlerce yıl boyunca Keops piramidinin bir mezar olduğuna inanılmıştır. Keops piramidinin 30 yılda yapıldığı düşünülmektedir. Önce bir kent yapılmış taş bloklar taşınmış ve yığılmıştır. Yüzeyin düzleştirilmesi için uzun zaman çalışıldığı sanılıyor. Taş blokların nasıl yerleştirildiği henüz anlaşılmış değil çeşitli kuramlar üretilmektedir. Bir kurama göre yapılan spiral bir rampadan çıkarılan taş bloklar üst üste konuyordu.Rampa çamur kaplanıyor sulanıyor ve taş bloklar itilerek kaydırılabiliyordu. Diğer bir kurama göre taş bloklar dev manivelalarla kaldırılıyordu.Tarihçi Herodot'a göre, ağır granit blokları, piramidin üst bölümlerine çıkarmak için 925 metre boyunda, 19 metre genişlikte bir rampa yapılmıştır. Sadece bu rampanın yapılması bile 10 yıl sürmüştür.
    İlk yapıldığında 145,75 metre olduğu düşünülen Keops piramidinin bu güne kadar 10 metresini kaybettiği düşünülmektedir.43 yüzyıl boyunca dünyanın en yüksek yapısı olarak kalmış ancak 19. yüzyılda geçilebilmiştir.Eğimi 54 derece 54 dakikadır.Bir kenarı 227 metre olan dörtgen tabanı 50.524 metrekarelik bir alanı kaplar.Piramidin iç ortasında, tepeden 100 metre kadar aşağıda ve tabandan 40 metre kadar yukarıda firavunun odası vardır. Firavunun mumyası, hazinesi ve özel eşyası bu odaya konmuştur. Oda 10,5 metre uzunlukta, 5 metre genişlikte ve 6 metre yüksekliktedir. Buraya 50 metrelik bir dehlizden girilir. Biri kraliçeye ait olan iki oda daha vardır.

    Piramidin her biri birkaç ton ağırlığında olan iki milyon taş bloktan yapıldığı sanılmaktadır.
    Eski Mısırlıların neslinden gelen bir azınlık olan Kıptilerin inancına göre, bu piramit Tannların Çağına ait bilgilerin bir birleşimidir.
    Büyük piramidin gizli bilgiler barındırması, ilk olarak Napolyon ordularının Mısır'ı işgali sırasında Fransız mühendislerinin çalışmalarıyla ciddiye alınmıştır. Bu mühendisler piramiti bir triangülasyon noktası olarak kullanmaya kalktıklarında, dört kenarının dört ana yöne dönük olduğunu ve boylam dairesinin de tam piramitin doruğundan geçtiğini fark etmişlerdir. Doruktan geçen diagonal çizgiler kuzeye doğru uzatıldığında Nil Deltası'nı iki eşit parçaya bölmektedir. Taban köşegenlerinin kesiştiği noktadan kuzeye uzatılacak bir doğru, kuzey kutbunun yalnızca dört mil uzağından geçmektedir (ki piramidin yapımından bu yana geçen uzun süre içinde kutup noktasının yer değiştirmiş olması da mümkündür)
    Bugünün uzunluk ölçüsü olan metrik sistemin birimi metredir. Yani kutuptanekvatora kadarki meridyen uzunluğunun on milyonda biridir. Bu ölçü Fransızlar tarafından, Mısır işgalinden kısa süre önce ortaya çıkarılmıştır. Piramidin ölçüsü olarak kullanılan kübit ise, eski Mısırlıların kullandığı ölçüdür ve Fransızlann biriminden binlerce yıl önce bulunmuş bir birimdir. Bir kübit'in uzunluğu bir metreye çok yakın olmakla birlikte, metreden daha dakik bir birimdir. Çünkü bu ölçü herhangi bir meridyen çevresine değil, kutup ekseninin uzunluğuna göre hesaplanmıştır. Meridyen uzunlukları, dünya çevresine göre değişebilmektedir.
    Büyük Piramid'in Mısır kübit'ine göre alınmış bazı ölçüleri, yerküre hakkında, dünyanın güneş sistemindeki yeri hakkında, sonradan, unutulup modern çağda yeniden keşfedilmiş bir hayli bilginin var olduğunu göstermektedir. Bu bilgiler ancak matematik olarak ifade edilebilmektedir. Piramidin çevresi, bir yıl içindeki gün sayısını (365.24) göstermektedir. Bu çevrenin iki katı, Ekvator'da bir boylam derecesinin bir dakikasına eşittir. Eğik kenar üzerinden, tabandan doruğa 'kadar olan uzunluk. bir paralel derecesinin altıyüzde biridir. Çevreyi yüksekliğin iki katına böldüğümüz zaman, (pi) sayısı olan 3.1416'yı bulmaktayız (Bu rakam, eski Yunanlılann bulduğu pi sayısından, yani 3.1428'den çok daha gerçektir)
    Piramidin ağırlığı 10 üzeri 15‘le çarpıldığında, dünyanın yaklaşık ağırlığını vermektedir. Dünyanın kutup ekseni, doğrultusunu günden güne değiştirmekte ve böylelikle her 2,200 yılda güneşin arkasına yeni bir burcun gelmesine olanak vermektedir. ilk durumuna ancak 25.827 yıl sonra varmaktadır. Bu sayı da, 25.826.6 olarak piramidde ortaya çıkmaktadır. Bu sayıyı veren, taban köşegenlerinin toplamıdır. Büyük piramidin içinde Firavun odasının boyutlan, iki temel Pisagor üçgeninin eşidir: 2.5:3. ve 3.4.5. Oysa piramit, Pisagor'dan binlerce yıl önce yapılmıştır. Bu verilen ölçülerin, piramidin ölçü rastlantılarından yalnızca küçük bir kısmıdır.


    KEFREN

    Kefren Piramidi, grubun ortasında yer alan piramittir ve birçok yönden komşularından geri kalmaktadır. Büyük Piramit'in güneybatısında bulunur ve orijinal yüksekliği 143.51 metredir. Temeldeki kenar uzunlukları ortalama olarak 215.26 metredir. Büyük Piramit gibi, pusulanın temel yönlerine oturtulmuştur ama aynı tutarlılığı göstermemekte ve maksimum 6 dakikalık bir sapma yapmaktadır. Taş işçiliği de Büyük Piramit'in yanında zayıf kalmaktadır. Ancak, yine de etkileyici bir yapıdır. Biraz yüksek bir yerde inşa edildiği için, daha gösterişli komşularına denk gibi görünmektedir.

    53.13 derecelik eğim açısıyla, aynı yükseklik oranına sadık kalınarak yapıldığı bellidir; bunun oranı 2:3'dür. Bu oran, Pisagor'un ünlü 3:4:5 üçgenine uymaktadır. Bazı otoriteler antik Mısırlılar'ın 3:4:5 dik açılı üçgeni bilmediklerini, bunun hiçbir matematik metininde görünmediğini söylemektedirler. Öyle ya da böyle, Kefren Piramidi'nde bu görülmektedir.

    Ayrıca, Keops ve Kefren piramitleri arasında sayısal bir oran da vardır. Temeldeki ortalama kenar uzunluklarını birbirine böldüğümüzde (230.36 - 215.72 = 1.068), yaklaşık 16:15 oranını yakalarız. Bu, Giza platosundaki piramitlerin birbirleriyle bağlantılı olduğunu ve tutarlı bir plana dayanarak yapıldıklarını gösterir. Bütün piramitlerin girişi kuzeye bakmaktadır. Kefren Piramidi'nde ise iki koridor vardır. Biri kazılar sonucunda bulunmuştur; diğeri ise onun yaklaşık 15 metreyle tam üzerinde, piramidin yan tarafında yer almaktadır. Üst koridor 26 dereceyle aşağı inmekte, 14.173 metreye 5.029 metrelik bir odada son bulmaktadır.

    Piramidin batı tarafında, morg tapınağından vadi tapınağına inen bir geçit bulunmaktadır; bu geçidin sütun ve duvarları hâlâ ayaktadır. Bu Vadi Tapınağı'nın yakınında ünlü Sfenks bulunmaktadır; yüzünün Kefren'i temsil ettiği söylenmektedir. Ama yüz orantılarına bakıldığında, Sfenks'in başka bir firavunu daha model aldığı söylenebilir. Gerçekten de, bu anıtın dikim tarihi hakkında büyük çelişkiler vardır.

    Bazı otoriteler Sfenks'in M.Ö. 5000 yıllarında yapıldığını söylemektedirler. Çevredeki kayalara bakıldığında, rüzgarın kumları çarparak yapabileceğinden çok, yağmurla oluşmuş bir aşınma görülmektedir. Bu durumda Mısır'da çok daha fazla yağmurun yağdığı zamanlarda yapıldığı düşünülmektedir.

    Mısır'ın şu anki iklimi M.Ö. 3100 yıllarında oluşmuştur. Bundan önce, bütün Sahra bölgesinde Mısır da dahil olmak üzere, hava daha nemliydi. Aşınma biçimleri, Sfenks'in bu daha önceki nemli iklim döneminde yapıldığını göstermektedir. Üç piramidin dış yüzeyindeki durum, böyle bir nemli iklim aşınması göstermemektedir. Bu durumda piramitlerin daha sonraki tarihlerde, M.Ö. 2500 yıllarında yapıldığı düşüncesini güçlendirmektedir. Bu yüzden, önce Sfenks yapıldıysa, piramitlerden çok daha önce kullanılan bir gözlem aracı olduğu sonucu da ortaya çıkmaktadır.

    Yapım Yılı: MÖ 2558-2532
    Toplam Blok Sayısı: Bilinmiyor
    Taban: Herbir köşesi 214.5 metre, toplam 11 akre, 5,166,000 m2
    Toplam Ağırlık: Belirsiz
    Herbir Taş Bloğun Ortalama Ağırlığı: 2.5 ton, dış bölümdeki bazı koruyucu taşların ağırlıkları 7 ton
    Yükseklik: Orijinal 143.5 metre, şu anda 136 metre
    Eğim Açısı: 53 derece 7'48"
    Yapı Malzemesi: Kireçtaşı ve kırmızı granit


    MİKeRiNOs

    Aynı zamanda Menkür ismiyle de anılan Mikerinos'un, Keops'un büyük oğlu olduğuna inanılır. MÖ 2490-2472 yılları arasında hükümdarlık yapmıştır.

    Mikerinos Piramiti, Gizeh'teki üç piramitten en küçüğüdür.


    Yapım Yılı: Belirsiz

    Toplam Blok Sayısı: Bilinmiyor

    Temel: Herbir köşesi 105 metre

    Toplam Ağırlığı: Bilinmiyor
    Herbir Taş Bloğun Ortalama Ağırlığı: belirsiz

    Yükseklik: Orijinal 65.5 metre, şu anda 62 metre

    Eğim Açısı: 51 derece 20' 25"

    Yapı Malzemesi: Kireçtaşı ve kırmızı granit, labirentler volkanik bazalt kayalarından yapılma

    SFENKS

    [COLOR=black]Başı firavun, gövdesi aslan şeklindeki Sfenks'in, Kefren'in başı ve onun ruhu ile tüm mezarlık kompleksini koruduğuna inanılır.


    Gizeh'in doğal kireçtaşlarından yapılmış olan Sfenks'in, geçen yıllar boyunca bazı parçaları çöl zemininin üstüne düşerek dağılmıştır.

    İçerisinde Gizeh'te bulunan diğer piramitlerde olduğu gibi odalar bulunup bulunmadığı bilinmemektedir.

    Yapım Yılı: Belirsiz

    Taban: 57 metre uzunluğunda

    Toplam Ağırlık: Belirsiz

    Genişlik: Yüzü 6 metre genişliğinde

    Yükseklik: Toplam 20 metre, çenesinden başına 91.5 metre

    Yapı Malzemesi: Yumuşak kireçtaşı

    ♪ sadece müzik...





  6. #6
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart Misir Tarihi

    MISIR TARİHİ

    Yontmataş devrinde Mısır, tropikal bir iklimin etkisindeydi ve bu iklime uygun bitki örtüsüyle kaplıydı. Konutlar henüz vadinin üstündeydi, baslica insan etkinlikleriniyse, avcilik ve balikçilik olusturuyordu. Yontmatas devri sonunda, bütün Afrika'da bir kaya sanati gelisti, Yukari Misir'daki kayalar ve magara duvarlari, hayvan resimleri, av sahneleri ve gemicilikle ilgili çesitli görüntülerle süslendi. Cilalitas devri baslarinda, Nil vadisinin cografi olusumu tamamlandi ve Sahra'da yasayan, av köpegi bakicilari, Paleoafrikali sigitmaçlar ve Nilot kökenli balikçilar yeni tekniklerden yararlanmaya basladilar; yavas yavas tahil tarimi, keten ekimi ve dokumaciligi, hasir isçiligi ve çömlekçilik gelismeye basladi. Köylerin eski görünümleri degisti, sazdan kulübelerin yerini ker***ten evler aldi.
    4000 yılına doğru benimsenen teknikler giderek yetkinleştirildi (çakmaktasi ve bakir ayni zamanda kullanildi), bunun yani sira fildisi isçiligi ortaya çikti, küçük heykellerin yapimina girişildi.Iki uygarlik merkezi birbirine kosut olarakdüzenlendi: Kuzeyde basina kirmizi bir taç giyen ve Osiris tarafindan korunun kral, bati ve dogu eyaletlerini (ya da nomos) yönetiyordu; güneyde bulunan bir baska kral da basina beyaz bir taç takiyor ve tanri Sethi tarafindan korunuyordu; güney eyaletlerinin egemenligiyse onun elinde bulunuyordu.
    Eski Misir yaklasik üç binyil varligini sürdürdükten sonra, I.S. 395'te Bizans egemenligi altina girerek Hiristiyanligi yada Kiptiligi benimsedi ama Hiristiyanlar ve Araplar, bu son derece gelismis uygarligin izlerini silemediler.
    I.S.VI. yy'da imparator Iustinianos, Philai'deki Isis Tapinagi'ni (Hiristiyan misir'daki son pagan merkezi) kapattirinca, dünyanin en eski uyarligi sayilan bu uygarligin üstüne bütün kapilar kapanmis oldu.
    Daha sonra Fransiz Jean-François Champollion'un hiyeroglif yazilarini incelemesi ve dolayisiyla o tarihe kadar karanlikta kalmis birçok soruya isik tutmasi sonucunda Eski Misir uygarligiyla ilgili pek çok sey ögrenildi.
    XIX. yy'a kadar, Misir tarihi Eski Yunan yazarlarinin, özellikle de Herodotos, Sicilyali Diodoros ve Stranbon'un yazdiklarindan ögreniliyordu; ayrica Misirli rahip Manethon'un Aigyptiake adli yapitindan da yararlaniliyordu; Manethon bir Misir tarihi yazmaya girismis ve Misir firavunlarini 31 sülalede toplayarak bir firavunlar listesi yapmaya çalismistir.Bu bölümleme modern bilinler tarafindan her zaman kullanilmistir.Günümüzde Eski Misir bilimi (ejiptoloji) henüz çok yeni bir bilim dalidir, ama inceledigi yazitlar ve arkeoloji gereçleri o kadar zengin ve o kadar çesitlidir ki, daha simdiden Tarihöncesi dönemden Hiristiyanlik dönemine kadar Eski Misir uygarliginin ve tarihinin ana hatlari çizilebilir, en özgün yanlari belirtilebilir.I.Ö. 3000'e dogru, Misir'in yazili tarihinin basladigi siralarda, uyarligin bütün ögeleri bir araya toplanmisti: Ülke Nil'in suladigi bir toprak seridi üstüne kurulmustu ve irmagin taskin sulariyla besleniyordu; günes her gün isiklariyla çevreye iyilik saçiyor, Afrika kökenli beyaz halk sulama kanallarinin bakimiyla ugrasiyor ve huzurunu saglayan dogal ögelere tapiyordu.Misir halki daha tarihsel döneminin baslangiç yillarinda kendine özgü bir dinginlik edinmisti; bu durum biraz da siyasal sistem, dinsel özellikler, dil ve yaziyi koruma kaygisindan kaynaklaniyordu.Eski Misir yalnizca, sasmaz ve düzenli bir firavunlar dizisi degil, ama eksiksiz bir uygarligin serüveni görünümünü tasiyordu.

    ESKi MISIR TANRILARI


    Aker: “IGICI”. Güneşi ayarlamak ve yükseltmekten sorumludur.
    Amon: “Gizli biri”. Tanrıların Theban Kralidir.
    Ammut: “Ölü Yutucu”. Ölümsüz yaşama layik olmayanın kalbini yiyen canavar.
    Anqet: “Kucaklama”. Elephantine’nin su Tanrıçası.
    Anubis: “Kral çocuk”. Mumyalamanın çakal başlı Tanrıçası.
    Apep: Güneşi yok etmek için günlük deneme yapan yılan.
    Aten: Güneş Diski.
    Atum: Re’nin bir formu. Güneşi ayarlayan bir Tanrı.
    Bastet : Ev ve Güneş ışığının kedi Tanrıçası.
    Bes: Müzik, dans ve savaşın cüce Tanrıçası.
    Buto: Aşağı Mısır’ın kobra Tanrıçası.
    Duamutef: Horus’un oğullarından biri. Ölünün midesinde korunmuştur.
    Geb: Gökyüzünün eşi ve dünyanın Tanrısıdır.
    Hapi: Nil’in Tanrısıdırr.
    Hapy: Horus’un oğullarından biri. Ölünün akciğerlerinde korunmaktadir.
    Hathor: Aşk, müzik ve kadının inek Tanrıçası.
    Horus: Firavunların ve Güneşin şahin Tanrısı.
    Imhotep: Djoser’in veziri, sonra Ptah’ın oğlu gibi ibadet edilmiştir.
    Imsety: Horus’un oğullarından biri. Ölünün karaciğerinde korunmuştur.
    Isis: Osiris’in dulluğunun ve şiirin Tanrıçası.
    Khonsu: Ay’ın Theban Tanrısı.
    Khepare: Yükselen Güneşin böcek Tanrısı.
    Khnemu: Su baskını ve Nil’in iri Tanrısı.
    Ma’at: Gerçek ve hukukun Tanriçesi.
    Mefetseger: Krallar Vadisi’nin Tanrıçası.
    Min: Erkek bereket Tanrısı.
    Montu: Mısırlı savaş Tanrısı.
    Mut: Amon’un eşi ve Theban’ın ana Tanrıçası.
    Nefertem: Nilüfer çiçeğinin Memphis Tanrıçası.
    Neith: Savaş ve dokuma Tanrıçası.
    Nekhebet: Yukarı Mısır’daki Akbaba Tanrıçası.
    Nephthys: Seth’in eşi ve Isis’in kız kardesi.
    Nut: Osiris ve Isis’in annesi ve gökyüzü Tanrıçası.
    Nun: İlk suların Tanrısı.
    Onuris: Savaşçi ve Abidos’un gökyüzü Tanrısi.
    Osiris: Seth tarafından öldürüldü, yaşamdan sonrası ve tarım Tanrısı.
    Ptah: Memphis’in mumya yaratma Tanrısı.
    Qebehsenuef: Horus’un oğullarından biri. Ölünün bağırsaklarında korunur.
    Qetesh: Semetik doğa Tanrıçası.
    Ra: Güneş Tanrısı.
    Satet: Nil suyu ve bereket Tanrıçası.
    Sekhmet: Yıkım ve savaşin dişi aslan Tanrıçası.
    Selket: Büyünün akrep Tanrıçası.
    Serapis: Ahiret ve Güneşin Helenistik Tanrısı.
    Seshat: Ölçüm ve yazma Tanrıçası.
    Seth: Osiris’in erkek kardeşi tarafından öldürüldü. Fırtına, gök ve gürültü Tanrısı.
    Shu: Mut ve Geb’in babası. Hava Tanrısı.
    Sobek: Timsahlar Tanrısı.
    Tauret: Kadın doğumunun hipopotam Tanrıçası.
    Tefnut: Nut ve Geb’in annesi. Yağmur ve nem Tanrıçası.
    Thoth: Yazma akıl ve ay Tanrsı

    ESKİ MISIR TAPINAKLARI

    Bir Mısır tapınağı genel ibadetin bir yeri değildir.
    Eski Misir Tapinagi doğal, metafizikseldi. Bu da evren, toprak ve insanin yararı incelendi. Akademisyenler ve turistler incelediği bir sanat galerisi olarak planlanmadi. Yıllık festivalde Eski Misir halkina sadece bir kısmı açıldı.
    Bu yüzden her Eski Mısır tapınağı güzel bir yerdir. Diğerlerinden daha ilginçtir ve daha önemli tapınak yoktur. Hepsi eşit önemdedir.
    Tapinaklarin duvarlarindaki yazitlarda amacını ve anlamlari bilmiyoruz. Bu gibi tapinaklar yillar sonra halka açıldı.
    Ptolemic tapinaklar, genellikle orijinal Misir stilinden farkli bir stile sahiptirler. Ptolemic tapinaklarin bazi özellikleri şunlardır:
    Bu tip tapınaklarda güzel yontulmuş heykeller vardır fakat fazla ilham vermez.
    Kadin çok güzel görünümlü ama kaba bir yolda zarif Misir kadin stilinden farklidir.

    Tapınağın Planı

    Bir tapınağın alışılmamış dizaynı ve yerinin seçimi,ekonomik durumunun öncelerin üzerine dayanmamistir.Tapinaklar ardarda gelen krallar tarafindan uzun yillarca insa edilirler.
    Genelde, Misir Tapinagi çamur taşli ağır bir duvarla çevrilmistir. Tapinaktaki bu duvarin etrafi, sembolik olarak kaosun şahinlerinin kurdugu sekilde izole edildi. Tuğla duvar kendisini akan dalgalara set yapti, sembolik olarak ilkel sular yaratmanin ilk asamasi temsil edilir.
    Tapinagin duvarlari disinda papazlarin konutlari, atölyeler, sandik odalari ve diger yardimci yapilar vardir.

    Duvarlardaki Sembollerin İfadelerİ:

    Biz hayatimizda her seyi sembollerle ifade ederiz. Duvarlardaki yazilar ve işaretler 3000 yıl önce yaşayan insanlarin anlayacağı halde sembolize edilmiştir. Bazi duvarlardaki sembolizmler sunlardir:
    Tapinagin dıs duvarlarindaki ve dış avlusundaki duvarlarindaki sahne; ışığın şahinlerle savaşını gösterir. Kral tarafindan temsil edilir. Karanlik şahin yabancı düşmanlari temsil eder.

    Önemli Bazi Tapinaklar

    KARNAK Tapnağı
    KOMOMBO Tapnağı
    LUXOR Tapnağı
    PHILAE Tapnağı
    DENDERA Tapnağı
    RAMSES III Tapnağı
    ♪ sadece müzik...





  7. #7
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart

    MISIR'DA BUNLARA DİKKAT!
    Yapışkan satıcılar. Alışveriş yaparken, çok dikkatli olun. Size ne söylerlerse söylesinler, hemen pazarlığa başlayın. Pazarlık alışverişin olmazsa olmaz kuralı burada. Ama insan bir süre sonra bunalıyor. Yine de keyfini çıkarın!
    Trafik. İstanbul'un ve Türkiye'nin büyük şehirlerinin trafiği, Kahire'de bir anda dünyanın en modern trafiği olarak anılacak kadar iyi geliyor insana. Her yerde eli kornasında, sürekli bağıran çağıran şoförler göroyorsunuz. Yollarda karşıdan karşıya geçmek hayal gibi.
    Fotoğraf çekerken dikkatli olun. Mısır'da en büyük problemlerden biri de fotoğraf çekmek. İnsanlar makinelere karşı çok hassas. Bu nedenle ya izin alarak fotoğraf çekin ya da çaktırmadan!
    BAHŞİŞ.
    Mısır'da belki de en çok duyacağınız kelime bu. Yol sormak için birine yanaştığınızda bile sizden bahşiş isteyecek haldeler. Otelde gülümsediğiniz garson, hizmetli, taksi şoförü, aklınıza kim gelirse ilk fırsatta bahşiş istiyor. Kurtulmak çok zor.
    OTELDEN TELEFONLA KESİNLİKLE ARAMAYIN!

    Kahire'ye iner inmez otele geçtiniz. Türkiye'de yakınlarınızı aramak istediniz. Sakın ha! Denemeyin bile. Çıkın dışarı. İlk fırsatta telefon açacak bir yer bulursunuz. Oradan deneyin şansınız. Çünkü Kahire'de oteller hizmet parası adı altında, çok yüksek paralar alıyorlar. Hatta aradığınız numara meşgul çıksa bile, 3 dakika konuşma parası tahsil etmeye çalışıyorlar. Hatta bu telefon sorunu, ülkenin en kaliteli otellerinde bile aynı. O nedenle otelden ayrılırken ekstralarda telefonlar varsa ayrıntılı olarak kontrol edin!
    ♪ sadece müzik...





  8. #8
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart Mumyalamanin hikayesi

    Mumyalamanin hikayesi


    Tanri Osiris'in parcalara ayrilan vucudunun bir araya getirilerek tekrar canlanmasi eski Misirlilarin olum sonrasinda da bir hayatin olduguna inanmalarina neden olmustur. Misirlilar oluyu ikinci hayatina hazirlamak icin vucudunun korunmasi gerektigine inanmislar ve bu sekilde mumyalama islemini ortaya cikarmislardir.

    Mumyalamanin dogru yapilmasi onemliydi. Eski Misirlilar insan ruhunun ba, ka ve akth adli 3 ruhtan olustuguna inaniyordu. Olum sonrasinda kisinin tekrar canlanmasi icin bu ruhlari korumak zorundaydilar. Ozellikle uc ruhtan biri olan ba nin vucudu tanimasi icin bu gerekiliydi. Ruhlardan birinin olumu digerlerinin de yok olmasi anlamina geliyordu. Ba adli ruhu insan basli bir kus olarak betimlerler ve bu ruhun kisinin karakterini, kisiligini temsil ettigine inanirlardi. Ba nin mezar icinde yasadigini dusunurlerdi. Ba surekli olarak mezarda kalmaz , ozgurce hareket eder daha sonra tekrar mezara geri donerdi. Ka adli kisim ise olunun benzeriydi. Ka insan figurunde ve kollari kalkik olarak veya sadece bir cift kalkmis el olarak temsil edilirdi. Ka vucuda yakin olmak zorunda oldugundan mezari terk edemezdi. Ka’nin besine, icecege ve kiyafete ihtiyaci vardi, bu nedenle olunun yakinlari duzenli olarak mezari ziyaret eder ve bu ihtiyaclarini karsilarlardi. Akh ise olumsuzlugu temsil ederdi ve ba gibi kus seklinde sembolize edilirdi. Kisinin olumuyle oluler diyarina dogru yolculuga cikar ve diger hayatta yerini alirdi.

    Mumyalama islemi bir grup gorevli tarafindan gerceklestirilirdi. Bu kisiler dinsel ve cerrahi egitim almis insanlardi. Mumyalama ekibinin en yetkilisi bas rahipti ve Anubis’ i simgeleyen cakal bir maske takardi. Anubis olulerin tanrisiydi ve mumyalama isleminin dogru yapilip yapilmadigini denetlerdi.
    Anubis ayni zamanda olumluler ulkesinde gerceklestirilen kalbi teraziye koyma sermonisine de eslik ederdi. Olunun kalbini terazinin bir gozune koyardi. Terazinin diger tarafina da duruslugu ifade eden bir tuy konulurdu. Kalp tuyden daha hafif olursa kisinin iyi bir hayat gecirdigi kabul edilirdi ve yeni hayatina gecisine izin verilirdi. Bu sirada butun olup biteni tanrilarin katibi Troht yazarak not alirdi.
    Mumyalama isleminin gerceklestirildigi mekan tasinabilir , olunun evi yakinina kurulan bir catir ve ya tapinaklarla baglantisi olan ozel bir mumyalama yeriydi. Oncelikle vucud yikaniyordu. Daha sonra ozel bir masaya yatiriliyordu.
    Burun deliginden cengele benzeyen bir alet yardimi ile beyin disari cikarilirdi. Kalan parcalar da ilac yardimi ile kurutuyorlardi. Vucud icindeki yumusak kisimlarin cikarilmasinin nedeni curumeyi onlemekti.
    Goz ve yanaklarin cokmemesi icin bu yumusak kisimlara keten tamponlar konuluyor ,olunun goz kapaklari da kapatiliyordu.
    Habes adli bir aletle karnin solu kesilerek mide, karaciger, akciger ve bagirsaklar cikariliyordu. Kalp vucud icinde hesaplasma gunu icin birakiliyordu.
    Bu organlar kanopik adi verilen 4 adet comlek icine konulurdu. Bu kavanozlar Osiris ve Isis’in oglu olan Horus tanrisinin 4 oglununun basini temsil eden figurlerdi. Cakal basli duamutef mideyi, sahin basli quebehsenuef bagirsaklari, hapy ise akciger i, insan basli olan imsety karacigeri korurdu.


    Bosalan yerler hurma sarabi ve bitkilerle yikaniyordu. Sarap icinde bulunan alkol anti bakteriyel etki yaparak mikroplari olduruyordu. Bir cesit tuz olan natron vucud icine ve disina konularak bir sure bekletiliyor ve vucudun nemi aliniyordu. Natronla kurutma islemi bitince natronlar cikarilip yerine yenileri konuluyordu. Onemli kisilerde mumyalama sureci gun sayisi 272 gune kadar cikiyor. Normal surec ise 70 gundur.
    Vucud bu islemlerle kurutulduktan sonra , recine ve aramotik bitki yaglarindan olusan sivida tutulan keten bezlerle sarilir. Sargilar arasina degerli taslardan olusan broslar konulurdu.
    Eller karinda veya goguste birlestirilirdi. Keten bezle sarili yuze mumya maskesi konulurdu. Mumya maskesi kisinin orjinal suratina benzerdi.Bu maske sayesinde ruh oluyu taniyarak geri donerdi.
    Mumyalama sadece insanlara degil kutsal sayilan kedi, boga, timsah gibi hayvanlara da yapilirdi. Mumyalama kelimesi misir kokenli olmayip arapcadan gelmektedir ve arapcada "Mumiyah" olarak gecmektedir. Anlami da bazi maddelerle vucudu korumaktir.

    Mumyalama ayinlerindeki kisi sayisi o kisinin toplum icindeki statusunu gosterirdi. Zengin kisiler para odeyerek ilahi okuyan “Kiten” adli kadinlar tutarlardi. Kurban edilecek hayvanlari tasiyan “Saptis” denilen kisilerde vardi. Uzerine panter veya kaplan postu takan “Sem” adli rahip ve olu yakinlari sandala binerek Nil' in diger tarafindaki mezarlar bolgesine gecerlerdi.
    Bu ayinler dizisinin en onemli kismi mumyanin agzini acma kismidir. Bu islem ozel aletlerle yapilirdi. Bu alet sayesinde olunun hislerini geri getirdiklerine inanirlardi. Boylece mumya ikinci hayatinda yiyip, duyup gorebilecekti. Bu islemden sonra mezar hazirlanir ve organlarin bulundugu 4 comlek , kisinin ozel esyalari , gunluk kiyafetleri terlik, taki , yemekler ,fritten yapilan Usebti ( ushabti) adli heykeller, bronslar ve Book of the Dead adi verilen kitap konulurdu.
    Olulerin kitabi ( book of the dead) aslinda ciltli bir yapit degildi. Sadece papirus kagitlarina yazilmis olan rulo seklinde dua ve buyulerden olusuyordu.
    Usebti heykellerinin mezara konulma amaci kisiye ikinci hayatinda gereksiz isleri yapmakta vekalet etmesiydi. Insanlar normal yasamlarinda firavunlar icin calistiklari icin diger hayatlarinda da gereksiz islerde calismak istemiyorlardi.




    Bronslarin konulma nedeni ise olunun diger hayatina ulasana kadar gecirecegi surec icinde mumyayi tehlikelerden korumakti. Bu broslarin adi hayati yasami temsil eden Ankh, Tet, Djed, yeniden dogumu temsil eden Scarabti. Olu basi altina yastik gorevi goren hilal seklinde bir cisim konurdu. Sonra mezar muhurlenirdi.
    ♪ sadece müzik...





  9. #9
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart Eski Misir'da ölüm Ve ölüm Gelenekleri

    ESKİ MISIR'DA ÖLÜM VE ÖLÜM GELENEKLERİ - Aydın DURDU, Bircan DURDU

    Eski Mısırlılar hayatın ölümle bittiğine inanmak istemezler, insan son nefesini verdiği anda ruhunun uzun bir yolculuğa çıkıp ölüm Tanrısı Osiris ile yargıçlarının huzuruna vardığını düşünürlerdi. Onlara göre, ölen bir insanın ruhu öteki dünyaya gidiyordu. Diriler ve ölüler ülkesi arasındaki korku ülkesini geçince, büyük yargıcın karşısına, Anubis veya Horus tarafından getirilirdi. Orada bir tören düzenleniyor, bu törende ölenin kalbi tartılıyordu. Bu tören sırasında yeraltı tanrısı Anubis elinde bir terazi tutardı. Ölünün kalbi bu terazinin kefelerinden birine konurdu. Öteki kefede ise adaleti ve doğruluğu ölçebilecek bir tüy bulunurdu. Eğer ölü adil ve dürüst bir yaşam sürmüş ise kefeler dengelenirdi. Eğer kalp tartıda eksik gelirse, yemesi için Ament adlı canavara verilirdi. Bütün bu olup biteni Tanrıların katibi Thoth kayda geçirirdi.

    Eski Mısırlılara göre ölümden sonra ruh ağızdan bir kuş şeklinde çıkardı. Bunun için "Tanrı Anubis, elindeki aletle ölünün ağzını açar, bu sayede ölünün ruhu rahatça gidip gelirdi." Yine öteki dünyanın kapılarını da Tanrı Anubis açardı. Batıda olduğu düşünülen ölüler ülkesinin kapılarında Tanrı Amente bekler, "yeni gelenleri kapıda karşılardı." Öteki dünyayı batıda düşünen Mısırlı bu yüzden ölülere "batının halkı" da derdi. "Mısır dinine göre, insanda, biri "Ba, biri Ka adını taşıyan iki ruh vardır. Bunlardan ikincisi, insan öldükten sonra varlığını onun heykelinde sürdürür. Bu nedenle, Mısır'da, Ka tapımı ile heykel tapımı arasında sıkı bir ilişki vardır. Mısır'da mumyacılığın, aradan geçen binlerce yıla karşın canlılığını korumasının nedeni de aynı inançtır."

    Eski Mısır'da mumyalamanın amacı ise ölünün gövdesini sonsuza kadar yaşayacak hale getirmekti. "Ve kültün işlevi, cismani ruhla (Ba), ölümle gövdeden uçmuş olan cismani olmayan enerji öğesini (Ka), büyü yoluyla yeniden bir araya getirmekti. Bu yapıldığında ölümün ortadan kalkacağına inanılıyordu." Öbür dünyaya giden ruhun (Ba) bazı törenler sayesinde geri geleceği düşünüldüğünden ölünün uzuvları tekrar hareket kabiliyeti kazansınlar diye, mezara koymadan evvel rahip ölünün ağzını açardı.

    "Tasvir gerçeğe eşdeğer olduğundan, ölünün sonradan yaşamasını sağlamak için mezarının, fakat öncelikle mumyasını içerenden başka bir mezarın içine heykeli dikiliyordu. Fakat ölünün sonradan yaşaması yetmez; öbür dünyada onun mutlu olması da gerekir. Tarih öncesi zamanlardan beri mezara yiyecekler, inci gerdanlık gibi ziynetler, fildişinden oyulma tuvalet eşyası da konur. Heykelcikler kabartma olarak yerleştirilirler: Bunlar, odalık görevi yapacak olan giyimli veya çıplak kadınlar; köleler, eğer sert bir tanrı ölüden ağır, güç işler isterse onun yerini tutacak olan uşebti'lerdir. ( "Ölümden sonra ne olacağı endişesi ve hayatta angarya yükümlülüğü, sıradan Mısırlının gündelik hayatını dolduran başlıca iki tasaydı. Orta krallık döneminde sıradan bir köylünün yılının 3 ayı, firavun için çalışarak geçerdi. Cevap vermek anlamına gelen usheb fiilinden türetilmiş ushabti adıyla anılan bebekler, heykeller, Mısır kültürünün, hem ölüm endişesini, hem angarya derdini birden ifade eden unsurlardan biriydi. Ushabti'ler ölüyle birlikte gömülür, yanlarına şöyle bir dua bırakılırdı. "Ey ushabti! Eğer ölüler ülkesinde yapılması gereken ve bana tevdi edilmiş bir iş için çağrılacak olursam, tarlaların ekimiyle ekilebilir topraklarım sulanmasıyla ya da doğu kıyısından batı kıyısına taş taşınmasıyla ilgili olarak herhangi biri başıma dert açacak olursa, deki ona-Ben yapacağım. Ben buradayım. Onun ... açacak olursa, deki ona -Ben yapacağım. Ben buradayım. Onun adına ben cevap vereceğim.) "Sonra, yine tasvirle gerçek arasında eşdeğerliliğe dayanılarak, sandukanın içine boya ile yapılmış frizlerde ölünün sağlığında kullandığı bütün eşya gösterilir.

    Eski Mısır'da ölüye verilen bu önem onların özel yerlerde muhafaza edilmelerine yol açmıştır. "İnsan bedeninin düşmanlarınca sakatlanmaması gerekir. Neolitik çağdan başlayarak ölüler (torunlarını seyredebilsinler diye) yüzleri konutlara dönük olarak mezarlara yerleştirilmişlerdir, çoğu kez elleri ağızlarının yakınlarındadır, avuçlarında ve başlarının çevresinde buğday taneleri vardır."

    Eski Mısır toplumunun bir tarım toplumu olduğunu ve bu yüzden buğdayın da doğal olarak kutsallaştırıldığını düşünürsek, ölüye sunulan bu kutsal nesnenin ölüye verilen değeri ortaya çıkardığını daha iyi anlarız.

    Bizim de halen kullandığımız bir atasözümüz vardır: "Yiğit ölür adı kalır." Eski Mısırlılarda da adın büyük bir önemi vardır. "Adın tasvirden daha da büyük gücü vardır. Adını dayanıklı harflerle hakkederek ve rahiplerle yoldan gelip geçenlerden bu adı söylemeleri istenerek ölünün sonradan da yaşaması" sağlanmaya çalışılırdı.

    Büyük tanrı Ra'nın yeryüzüyle bağlantısını, sahip olduğu bir merdivenle sağladığını düşünen "Mısırlıların cenaze törenlerine ilişkin metinlerinde, Ra'nın sahip olduğu merdivenin Yer ile Göğü birleştiren gerçek bir merdiven olduğunu işaret etmek üzere, asket pet (asketi: yürüyüş) terimini korumuşlardır. Ölüler Kitabı -Tanrıları göreyim diye, benim için merdiven konuldu demektedir. Gene Ölüler Kitabında -Tanrılar ona, ondan yararlanarak göğe çıksın diye bir merdiven yaptılar denilmektedir. Eski ve Orta çağ hanedanları dönemine ait birçok mezarda bir merdiven veya basamaklar yer almaktaydı."

    Eski Mısır'da cenaze töreninin nasıl yapıldığını ise en güzel "Herodot Tarihi"nden öğreniyoruz. Bu konuda "Herodot Tarihi" şunları yazıyor: "Bir evde hatırı sayılır biri öldü mü, evin bütün kadınları başlarına, yüzlerine çamur sürerler; sonra ölüyü evde bırakıp sokaklara dökülürler, eteklerini bellerine kadar kaldırırlar, *******ini açarlar ve dövüne dövüne sokak sokak gezerler; bütün akrabaları da onlarla beraber giderler; öbür yandan erkekler, onlar da sıvanmış olarak dövünürler. Bu törenden sonradır ki cenaze, tahnit edilmek üzere, ölücüye götürülür. Mumya yapmanın gizlisini bilen, bu işle görevli uzmanlar vardır. Kendisine bir ölü getirildiği zaman, müşteriye boyalı tahtadan gayet güzel taklit edilmiş modeller gösterir. Bunların en iyisi, diye anlatır müşteriye, adının anılmasını büyük bir günah saydığım kişiye benzeyenidir; arkasından ikinci bir model gesterir, birinci kadar iyi değildir ve daha ucuzdur, sonra bir üçüncü ve en ucuzu. Bu açıklamalardan sonra sorar, ölünün yakınlarına, hangisinden istiyorsunuz diye. Müşteri fiyatta anlaştıktan sonra gider, mumyacı, evden dışarı çıkmadan işe koyulur. En iyi mumyalama dediğimiz şudur: Önce demir bir kanca ile burun deliklerinden beyni çeker; ama hepsini alamaz, kalanını ilaçla eritir. Arkasından, keskin bir Ethiopia taşı ile ölünün böğrünü uzunlamasına keser ve içindeki her şeyi boşaltır; içini böyle temizledikten sonra hurma şarabından geçirir ve kokular püskürtür; karnına dövülmüş saf mür ve çeşitli kokular doldurur; ve diker. Sonra tabii sodyum karbonat içine daldırıp yetmiş gün onun içinde bırakmak suretiyle tuzlar. Yetmiş günden sonra çıkarır, yıkar ve baştan aşağı Mısırlıların genellikle yapıştırıcı olarak kullandıkları zamka batırılmış gayet ince tül şeritlerle sarar. Ve ölünün yakınlarına teslim eder, onlar da tam bir insan gövdesine göre yapılmış olan bir tabut hazırlatırlar ve mumyayı içine kapatırlar; kapandıktan sonra ölü odasına götürülür, ayak üstü bir duvara yaslanır."

    Campbell, yapılan kazıların sonucunda elde edilen bilgilere göre Eski Mısır mezarlarını şu şekilde tarif eder. "Esas gövde daima erkek-daima mezarın güney tarafında sağ tarafının üstüne yatar. Genellikle yatak üstündedir, ahşap bir yastığı vardır ve başı doğuya doğrudur, yüzü kuzeye (Mısır'a) bakar, bacakları dizlerinden hafif bükülmüştür. Sağ eli çenesinin altında ve sol eli, uykuda gibi sağ dirseğinin üstünde veya yanındadır. Yanında ve çevresinde her zamanki silahları ve kişisel eşyaları, bazı tuvalet malzemesi ve bronz aletler, devekuşu tüyünden yelpaze, bir çift ham deriden sandal vardır. Bütün gövde deriyle, genellikle öküz derisiyle örtülüdür; yatağın bacakları da boğa bacakları biçimindedir. Gövdeye keten elbise giydirilmiştir. Yanına ve duvarlar boyunca sayısız büyük kap kacak yerleştirilmiştir."

    Eski Mısırlılar ölenin öbür dünyada da bu dünyadakine benzer bir hayat süreceğine inanırlardı. Bunun sonucu olarak gerçek hayatta olduğu gibi beslenmesini sağlayacak yiyecekler mezara konduğu gibi, orada da ona hizmet edecek kişiler kurban edilirdi. "Özellikle kadın kurbanı, eşin kurban edilmesi ve bazı zengin mezarlarında hizmetkarlarla birlikte tüm haremin kurban edilmesi söz konusudur." "Mezarlarda ayrıca sayısız koç kalıntısı vardır. Ve esas gövdenin daima sükun içinde olmasına karşın ötekilerin yatırılış biçimlerinde kural yoktur. Çoğunluğu sağa dönük, başları doğu tarafındadır, fakat esas gövdenin hafif kıvrılmış duruşundan ikiye katlanmaya varana kadar nerdeyse olanaklı her biçim görülmektedir. Eller genellikle yüzün üstünde veya boğazdadır."

    Sonuç olarak Mısırlılar derin bir ölmezlik umuduna sahiptiler. Bu umut Eski Mısır diniyle, ilişki kurmuş bulunan öteki dinlere de geçmiştir. Nitekim bu, Yahudilik yoluyla yeni yeni başlamakta olan Hıristiyanlığa da geçmiş ve bu dinlerin egemenlik kurduğu milletlerin kültürünü de etkilemiştir.
    F O L K L O R A R A Ş T I R M A C I L A R 1 V AK F I - Foundation Of Folklor Researchers adresinden alınmıştır
    ♪ sadece müzik...





  10. #10
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart Mısır Tanrıları

    Mısır Tanrıları


    Horus

    Osiris´le İsis´in oğlu, Mısır tahtını miras almıştır... Hatta taht için Seti ile olan savaşları Mısır mitolojisinde onemli yer tutar. Cennetin hükümdarı aynı zamandada Mısır´ın kralı Horus´un cennetin kralı, yeryüzünün kralı,ve kutsal şahin olmak uzere Teslis (uçlü )kavramı Mısır dininin yerleşik yönü oldu. Horus´un evrensel olduğu ve ezelden beri var olduğu fikri, 1. hanedanlığa kadar uzanır ki, bu da Piramit yazılarında belirtilmiştir.
    Horus of Behedet (Hadit)
    Behedet şehrinde tapılan Horus’un formlarındandır. Büyük kanatları güneş diskinin bir formu olarak gösterilir, genelde önemli manzaraların üstünde uçtuğu görülür (Mısır’ın dinsel sanatında). Hadit, Horus’un her zaman her yerde hazır oluşuyula resmedilmiştir. Crowley’in de Magic in Theory and Practice kitabında dediği gibi, “son derece küçük ve atomik haldeki her yerde ve her zaman hazır olan parçaya Hadit” denir.

    Horus’un dört oğlu

    Osiris’in vücudunun parcalarının koruyucularıdır ve bundan sonra ölülerin vücutlarının koruyucuları olmuşlardır. Amset, Hapi, Duamutef ve Qebsenuef. Sırasıyla tanrıçalar İsis. Nephthys, Neith ve Selket tarafından korunurlardı.

    Amset (İmsety, Mestha; Golden Dawn, Amseth):

    Horus’un dört oğlundan biridir. Ölülerin karaciğerinin koruyucusudur ve Tanrıça İsis tarafında korunur.

    Hapi

    Horus’un dört oğlundan biridir. Babun kafalı mumyalanmış adam olarak görülüyor. Ölülerin ciğerlerinin koruyucusudur ve Tanrıça Nephthys tarafından korunurdu.Hapi ismi farklı hiyerogliflerle ifade edilmişti; çoğunlukla ama herzaman olmamak kaidesiyle Nil Nehrinin tanrısının ismiydi. Hapi, tacı zambaklardan (yukarı Nil) veya papirus bitkilerinden (Aşağı Nil) yapılmış şişman bir adama benzetilmiştir.

    Hator (Het-Heru, Het-Hert)

    Mısır’ın çok eski bir tanrıçasıdır, inek tanrı. Hator ismi yunan uyarlamasıdır. Het-Hert (the house above) ve Het-Heru (Horus’un evi)’nun değişik biçimlerinden yozlaştırılmasıdır. İki terim de onun gökyüzü tanrıçası olduğuna işaret ediyor. Sık sık İsis’le eşdeğer tutulmuştur. Hator Edfu’da Horus’un partneri olarak tapılmıştır. Teb’de ölümün tanrıçası olarak düşünülmüştü. Ayrıca o aşkın dansın alkolün ve yabancı toprakların koruyucusuydu.
    Harpocrates (Hor-pa-kraat: Golden Dawn, Hoor-par-kraat)
    “Çocuk Horus”, İsis ve Osiris’in oğlu, emzirilen küçük bir çocuk, Yukarı Mısır’ın büyük tanrısı yetişkin Horus’tan ayrılmıştır. Parmak emen genç bir oğlan olarak gösterilmiştir. Golden Dawn sessizliği ona ithaf etmiştir, çünkü tahminen parmağını emme hareketi genelde bilinen “shhh” ifadesini akla getiriyor.

    Heqet

    Kurbağa başlı başlangıçta var olan tanrıçalardan, Hermopolis’teki 8 tanrıdan biri olarak inanılır ve Antinoe’deki Khunum’un partneri olarak görülür.

    Heru-ra-ha

    Crowley’in Mısır benzeri mitolojisinin karma bir tanrısı; Ra-Hoor-Khuit ve Hoor-par-kraat’ın bir karması İsmi Mısır diline çevrildi, tahminen “Horus ve Ra’ya şükredin” anlamına geliyor. Tabi, bu da başka bir yozlaştırma.

    İsİs

    Sanat Tanrıçası...Osiris´in karısı ve kız kardeşi... Horus´un annesi, aşk tanrıcası ve İştar, Aşera, Asherah, AsTarte , Sibel, Afrodit ve Venüs´ün karşıtı idi. Büyük bir anne ve eşolarak, bütün dişi ilahların en popüleri oldu..

    Amen (Amon,Amun,Ammon,Amoun):

    Amen’in adı “saklı olan” demektir. Amen ilk zamanlardan itibaren Teb şehrinin baş tanrısıdır ve Hermopolis rahiplerine göre yaşayan yaratıcı tanrı olarak görülmüştür.Kutsal hayvanları kaz ve koçtur. Orta krallığa kadar Teb’de yerel bir tanrıydı fakat Tebliler Mısır’da hükümdarlıklarını kurduklarında Amen kalıcı bir tanrı oldu ve 18. Sülale tarafından Tanrıların kralı olarak adlandırıldı. Ünlü tapınağı Karnak, insan tarafından yapılmış en büyük dini yapıdır. Bugde’ye göre, 19. Ve 20. Hanedanlar Amen’in “görünmeyen yaratıcı güç” olduğunu cennetteki, dünyadaki, engin derinlerde ve yer altı dünyasındaki hayatın temeli olduğunu düşünürler ve kendisini Ra’nın formunda gösterir. Artı, Amen ihtiyacı olan her adanmış dindarın koruyucusu olarak karşımıza çıkmıştır. Sonraki inanışa göre Amen kendi kendini yaratmıştır. Önceki Teb’li inanışa göre Amen Thoth tarafından başlangıçta varolan sekiz tanrıdan biri olarak yaratmıştır. (Amen, Amenet, Heq, Heqet, Nun, Naunet, Kau, Kauket) Yeni karllık boyunca Amen’in eşi Mut, “Anne” idi ve bunun Mısır’lı eşiti “Büyük (ulu) anne” olarak görülmektedir. Bu ikili (Mut ve Amen) Tanrı ve Tanrıça Çiftini oluşturur, bu diğer inanışlarda da görülür. Oğulları ay tanrısı Khons’tur.

    Amen-Ra

    Amen’in rahipleri tarafından sunulan birleşik tanrıdır. Amaçları Amen’in takipçisi olan Yeni krallıkta (18-21 Hanedan) daha önceki güneş kültünün tanrısı olan Ra ile bir bağ kurmaktı. Bu tip birleşmelerde tanrılar içiçe girerler böylece Ra’nın içinde Amen’in temsil ettiği gücü görüyoruz (ya da tam tersi). Bu tip ilişkiler Mısır tanrılarında, özellikle kozmik ve ulusal tanrılar arasında sık görülür. Bu Mısır tanrılarının nasıl görüldüğünün bir örneğidir. Morenz’in dediği gibi “kişilikleri vardır ama bireysellikleri yoktur.”

    Bastet

    Kedi tanrıça. Bubastis’in Delta şehrinde tapılmıştır, kedilerin ve onlara önem verenlerin koruyucusudur. Sonuçta evde önemli bir tanrıça (kediler değer kazandığıdan beri) ve ayrıca ikonografide önemlidir. (Papirüste güneş tanrısına saldıran yılanın kediler tarafından öldürüldüğü resmedilmiştir.Dişi aslanın tanrıçası Sekhmet’in yardımsever tarafı olarak görülmüştür.

    Anubis (Anpu; Golden Dawn, Ano-Oobist)

    Nepthys’in oğlu; bazı inanışa göre babası Sethi, bazısına göreyse Osiris’ti (hatta bazı inanışa göre ise annesi İsis’ti). Anubis çakal olarak resmedilmiştir veya çakal başlı tanrı denmiştir. Çakal Tanrı. Çakal’ın lahitleri kolaçan etme eğilimi nedeniyle, ölülerle ilişkili olmuştur ve eski mumyalamanın kaşifi olarak bilinir be tapılır. Onun görevi ölüleri korumak ve yüceltmektir. Anubis aynı zamanda Upuaut (opener of the ways- yolların açıcısı) olarak bilinirdi ve tavşan başıyla gösterilirdi. Kıyamet günü için ölülere rehberlik ederdi ve ölüleri yeraltındaki ikinci ölümden korumak için gerçeğin derecelerini (Scales of Truth) gözlerdi (izlerdi).

    Ra

    Tabiatın bütün tezahürleri arasında, tapılan en belirgin şey güneştir. Mısır ideolojisinin büyük bir kısmı güneş ve nehir uzerinedir. Güneş tanrıları arasında başlıcası Ra (Heliapolis tanrısı)´dır. Güneşin diski olarak Ra, atmaca kafalı bir insan olarak temsil edildi. Bu durumda da Ra yaradılışın hükümdarı olarak ele alındı.

    Thoth (Tahuti) ToT:

    Bilgeliğin tanrısı, Maat’la beraber zamanın başında kendi kendine yaratılmıştı veya Ra tarafından yaratılmıştı. Hermopolis’te Thoth’dan sekiz tane çocuk oluşturmuştu, en önemlisi “gizli olan Amen’di. Amen Teb’de Evrenin Lordu olarak takip edilirdi. Thoth isminin Mısır dilinde orijinali Thuti’dir ve Yunanca versiyonu Thoth’dur. Thoth ibis kuşu başıyla resmedilmiştir ve elinde bir dolmakalem ve herşeyi kaydettiği parşomenler vardır. Tanrıları içeren neydeyse tüm temel görüntülerde Thoth görevli olarak görünürdü, ama özellikle ölülerin hükmünde görülüyor. Tanrılar’ın habercisi (ulağı) olmuş ve Yunanlılar’ın Hermes’iyle eş tutulmuştur.Osirian mitlerine göre Thoth Osiris’in veziri olmuştur (Şef tavsiyecisi ve papazı). O sa Khons gibi ay tanrısıdır ve zamanın, büyünün ve yazının tanrısıdır. Hiyeroglifleri icat edenin Thoth olduğu düşünülür

    Tavaret

    Hamile kadınlara göz kulak olan olan suaygırı tanrısı..

    Bes

    Tanrıların cüce soytarısı.. Afrikalı veya sematik kökenli tanrı, Mısır’a 12. Silale döneminde gelmiştir. Sakallı, vahşi görünümlü komik bir cüce olarak ve yuvarlak bir yüzle resmedilmiştir (Mısır’ın sanatsal geleneklerinden farklı). Müzik, iyi yemek ve rahatlamak gibi aile zevklerinin tanrısı olarak sayılır. Ayrıca çocukların eğlendiğicisi ve koruyucusudur.

    Imhotep (Imouthis)

    Imhotep mimar, katip ve 3. ********n Firavun Zoser döneminin büyük(baş) veziriydi. Sakkara ‘daki basamaklı piramidi tasarlayıp inşa eden Imhotep’ti. Imhotep Ptah’ın oğlu ve hekimlik tanrısıydı, aynı zamanda katiplerin başıydı (Thoth ile beraber). Yunanlılar onun Asklepios olduğunu düşünürler.

    Khepri (Keper)

    Eski Heliopolitan büyük şehir bilimine göre yaratıcı tanrı ve Atum ve Ra ile karışmıştır. Mısırca kökeninde “Kheper” birkaç anlama gelir, bazısına göre en çok dikkat çeken “yaratmak” veya “dönüştürmek” fiilidir, ayrıca “*** böceği” sözcüğüne denk gelir. *** böceği, güneşin sembolü sayılırdı. Dışkısının çevresine yumurtalarını bırakırdı ve *** böceği güneş tanrısı sembılü sayılırdı. *** böceği güneşi gökyüzüne doğru iterdi.

    Sobek

    Fayum´un merkezi Crocodillopolis´in tanrısı idi. Orada canlı sürüngenler ve timsahlar havuzlarda muhafaza edilirlerdi. Su tanrısı olarak, aynı zamanda Nil´in yıllık tasmasını ve vadisinin gübrelenmesini sembolise etti.

    Set

    En eski dönemlerde Set, Aşağı Mısır’ın koruyucu tanrısıydı ve çölün şiddetli fırtınalarını sembolize eder. Bu fırtınaları Aşağı Mısır’lılar yatıştırmak için yöntemler aramışlardır. Yukarı Mısır Aşağı Mısır’ı yendiğinde ve ilk hanedana giriliğinde, Set Yukarı Mısır’ın Hanedanlık tanrısı Horus’un şeytani düşmanı olarak bilinmeye başlandı. Set, Osiris, İsis ve Nephthys’in kardeşi ve aynı zamanda Nephthys’in kocasıydı. Bazı mitlere göreyse Aubis’in babasıydı.Set’in kardeşini öldürmesi ve yeğeni Horus’u öldürmeye teşebbüs etmesiyle bilinir. Ama Horus kurtulmayı ve babasının öcünü almayı başarır. Bunu Mısır’ın heryerinde kurallarını koyarak yapmıştır. Set’i hadım etmiş ve Sonsuza kadar onu çöle sürmüştür.19.Hanedanda Set’e olan saygı yeniden dirilmeye başlamıştır ve birzamanların büyük tanrısı olarak görülmüştür. Mısır’ı yabancılardan koruyan ve çöldeki kuvvetleri yardımseverce zapteden tanrı olmuştur.

    Shu

    Kuru rüzgarların ve atmosferin tanrısı, Ra’nın oğlu, Tefnut’un kardeşi ve kocası, Geb ve Nut’un babasıdır. Hiyerogliflerde kafasına devekuşu tüyü giymiş olarak gösterilmiştir (Maat’ınkine benzeyen). Genelde boylu boyunca uzanmış olan Geb’le kızı Nut’u ayrılarak ayakta durmuş olarak gösterilmiştir. “Shu” ismi genelde “kuru, boş” anlamına gelen shu kökünden geliyor. Shu aynı zamanda güneş ışığının kişileştirmelerinden biridir. Shu ve Tefnut’un bir ruhun iki yarısı olduğu söylenir. Belki de eşruhların en eski (ilk) kaydedilen örneğidir.

    Anuket

    Yukarı Mısır’da, Elefantin’in çevresinde, Anuket, Khunum ve Sati’nin (kızları olarak) tapılmıştır. Kutsal hayvanı gazeldi. Soğuk su dağıtıcısı olduğuna inanılır ve kendi insan kafasına tüylü bir taç giyerdi.

    Apis

    Muhtemelen sadece hayvan olarak betimlenmiş ve hiçbir zaman hayvan başlı bir insan olarak gösterilmemiş eski bir Mısır Tanrısıdır. Apis çoğunlukla Ptah’la bağlantılı olmuştur ve kültünün merkezi Memphis’tir. Aslında Apis verimlilik tanrısıdır. Güneş diski ve uraeusserpent’ten oluşan boğa tacıyla betimlenmiştir. Kutsal Apis boğası Memphis’te bulunurdu ve Serapum’da büyük bir kitle halinde Apis boğalarının mezarı bulunuyor.

    Duamutef (Tuamutef; Golden Dawn, Thmoomathpf)

    Horus’un 4 oğlundan biri. Duamutef çakal başlı mumyalanmış bir adam olarak gösterilmiş. Ölünün midesinin koruyucusudur ve Tanrıça Neith tarafından korunur.

    Edjo

    Delta’nın yılan tanrıçası, Aşağı Mısır’ın sembolü ve koruyucusu, Yukarı Mısır’ın tanrıçası Nekhbet’in tamamlayıcısıdır. Kralın tacının bir parcası olarak giyilirdi.

    Sothis

    Yıldız Sirius için feminen bir Mısırlı ismi, İsis’le birbirine geçmiştir. (Orion olan Sahu-Osiris’in partneriydi). Hator’la da ilişkilidir.
    Tefnut
    Nem ve bulutların tanrıçasıdır. Ra’nın kızı, Shu’nun kardeşi ve karısıdır. Geb ve Nut’un annesidir. Kutsal hayvanı olan dişi aslanın başıyla resmedilmiştir. “Tefnut” adı teftef kökünden gelmektedir. Anlamı “serpiştirmek, nemlendirmek” ve nu kökü “sular, gökyüzü” anlamına gelmektedir.

    Selket (Serqet, Serket)

    Akrep tanrıça, kafasının üstünde hareketsiz duran akrebiyle güzel bir kadın olarak gösterilmiştir. Onun yaratığı kötü ruhlu insanlara ölüm veriyordu ve akrepler tarafından sokulan insanlara da hayat veriyordu. O ayrıca kadınların çocuk doğurmalarına da yardımcı oluyordu. O Ra’yı tehdit eden şeytani ruhları etkisiz hale getiren kişi olarak resmedilmiş ve İsis’i Set’ten korumak için yedi akrebini göndermiş. Selket, Horus’un oğlu, ölülerin bağırsaklarının koruyucusu olan Qebsenuef’in koruyucusudur. Amerika’yı 1970’de turlayan kolleksiyonun bir parçası olan Tuthankamon’un lahdindeki heykeli sayesinde tanındı.

    Serapis

    Ptolemi dönemini tanrısı, Yunanlılar tarafndan Osiris ve Apis’ten düzenlenmiş (tasarlanmış). Tahminen İsis’in arkadaşı (partneri), öbürdünya (ölümdensonraki yaşam) ve verimliliğin tanrısıydı. Ayrıca fizikçiydi ve endişeli, üzüntülü inananların yardımcısıydı. Hiçbir zaman çok fazla önem vermedi. Onun kültünün merkezi Alexandria’dır (İskenderiye).

    Osiris

    Ölülerin tanrısı, ölümsüz yaşam için diriliş tanrısı, kuralkoyucu, koruyucu, ölülerin yargıcı ve ölünün prototipi olmuştur (Ölü tarihte “Osiris” olarak görülürdü). Lahidinin bulunduğu yer, Abidos’ta kültünün oluştuğu yerdir. Osiris Nut ve Geb’in ilk çocuğuydu, Set, Nephthys ve İsis’in kardeşiydi, aynı zamanda İsis’in kocasıydı. Horus, İsis’ten oğluydu. Bir hikayeye göre Nephthys İsis gibi davranmış ve Osiris’i baştan çıkararak Anubis’i doğurmuş. Osiris başka erkeklerin dünyasının kuralkoyucusu olmuş ve Ra gökyüzüne kural koymak için dünyayı bıraktığında kardeşi Set Osiris’i öldürdü. İsis’in sihiri sayesinde tekrar yaşama döndü. İlk ölen yaşayan canlı olduğu için sonraları ölülerin lordu oldu. Oğlu Horus onun ölümünün öcünü aldı. Set’i yenmişti ve onu Batı Mısır’ın çölüne (Sahra) gönderildi. Tüm Mısır tarihi boyunca dualar ve büyüler Osiris’e yöneltilmişti, onu kutsama ve kendisinin kural koyduğu öbür dünyaya girmesi umulmuştu, ama orta krallık süresinde popularitesi arttı. 18.Sülale döneminde Mısır’da en çok tapılan tanrı olmuştu. Osiris’in popularitesi Mısır tarihinin en son evrelerine kadar dayanmaktadır (sürmüştür). Mısır’ı fetheden Roma imparatorlarında bile hala onun etkisi görülüyormuş. Firavun kıyafetlerini giyerek ona tapınaklarda adak adıyorlarmış.

    Geb (Seb)

    Yeryüzünün tanrısı, Shu ve Tefnut’un oğlu. Nut’un kardeşi ve kocası, Osiris, Set, İsis ve Nephthys’in babasıdır. Kutsal hayvanı ve sembolü kazlardı. Genelde yeşil ve siyah tenli olarak gösterilmiştir. Yeşil yaşayan canlıların rengi ve siyah ise Nil’in bereketli çamururun rengidir. Geb kötülerin ruhlarını tutuklu tutacak ve onları cennede çıkarmayacaktı. Diğer geleneklerde yeryüzünün dişi olmasıyla çelişerek Geb’in erkeğe özgü (erkeksi) olmasıyla göze çarpar.

    Khnum

    Koç başlı insan olarak görünürdü. Antinoe ve Elefantin’de tapılıyordu. Çömlekçi çarkında insanlara şekil veren, yaratıcı tanrılardan biriydi. Onun arkadaşları(partnerleri) Heqet, Neith ve Sati’ydi.

    Khons(Chons)

    Teb’in büyük (triad)larının 3. Üyesi (ailesi Amen ve Mut’la). Khons ayın tanrısıydı. Onun hakkında en çok bilinen hikaye Thoth’la senet (passage) denen eski bir oyun oynarken ışığının bir kısmına bahse girmiş. Thoth kazanmış, ışığının bir kısmını kaybettiği için Khons bir ay boyunca tüm ihtişamını gösterememiş ve batıp tekrar büyümek için beklemesi gerekmiş. Karnak’taki çevrili olan tapınak ona adanmıştır.

    Pharoah

    En eski zamanlardan beri Mısır’da firavunlar tanrılar gibi tapılmışlardır: Ra’nın oğlu, Horus’un oğlu, Amen’in oğlu... Bu dönemde ve şehre bağlı olarak isimlendirilmiştir. Firavunlara dualar ve adaklar adanması çok nadirdi. Firavunun gerçek kültünü destekleyecek kanıt çok az veya yoktur. Firavunlar tanrı babaları tarafından seçilmiş ve onlara benzetilmişlerdir.

    Ptah

    Memphis’te tapılıyordu (M.Ö.3100). Ptah evrenin yaratıcısı olarak görülmüş. Öbür dünyada erkeklerin ruhlarının yerleşeceği vücutları şekillendirir. Başka mitlere göre Thoth’un emrine çalışıyordu ve Thoth’un açıklamalarına uygun olarak cennetleri ve dünyayı yaratmaktı. Ptah sakallı takke giymiş, mumya gibi sarmalanmış, elleri ambalajdan çıkmış, elinde asa, Ankh ve Djed (denge, istikrar, sağlamlık işareti) tutuyor. Çoğunlukla Seker ve Osiris’le birlikte tapılırdı, Ptah-seker-ausar adı altında tapılırdı.Sekhmet’in kocası ve Nefertum’un babası (sonra da Imhıtep’in babası) olduğu söylenir.

    Qebsenuef (Kabexnuf, Qebseneuef)

    Horus’un dört oğlundan biri, Qebsenuef mumyalanmış şahin başlı bir adam olarak betimlenmiş. Ölülerin bağırsaklarının koruyucusudur ve tanrıça Selket tarafından korunurdu.

    Qetesh

    Suriyeli bir tanrı olduğuna inanılıyor, Qetesh aşkın ve güzelliğin tanrıçasıdır. Qetesh güzel çıplak bir kadın olarak, bir aslanın üstünde ayakta durur veya onu sürer durumda, elinde çiçek, ayna veya yılanlarla resmedilmiştir. Genelde yuvarlak yüzle gösterilmiştir (Mısır sanat ve geleneklerinde alışılmamış bir durum). Aynı zamanda erkekliğin tanrısı Min’in partneri olarak düşünülüyor.

    Ra-Horathky (Ra-Hoor-Khuit)

    Horizonların Horus’u olan Ra’dır. Ra’nın başka bir tanımlaması da onu Horus’la bir tutmaktır. Bu ikisi solar gücün göstergesi olarak gösterilmiştir. “Ra-Hoor-Khuit”in yazılışı Aleister Crowley tarafından önce Book of Law kitabında popüler edilmiştir.

    Sekhmet

    Dişi aslan tanrıçası, Ptah’ın tanrısı olarak takip edilmiş. Ra’nın gözündeki ateşten insanları günahlarından dolayı cezalandıracak olan bir intikam yaratığı olarak yaratılmıştır. Sonra da doğrunun barışçıl bir koruyucusu olmuştur. Yardımsever Bast ile yakından ilgilidir (bağlantılıdır).

    Maat

    Çeşitli geleneklere göre Thoth’un karısı Ra’nın kızı olduğu düşünülmüştür. Maat’ın adı “gerçek” ve “adalet” hatta “kozmik sıralamayı” ifade eder İngilizce’de net bir söylenişi yoktur. Maat’ın konseptiyle bir kişileştirme ve biraz da mitoloji vardır. Maat saçında devekuşu tüyü olan uzun boylu bir kadın olarak belirtilmiştir. O ölümün kararı için vardı ve tüyü ölünün saf ve dürüst bir hayat yaşamış olup olmadığına karar vermek için ölünün kalbini dengelerdi.

    Min (Menu, Amsu)

    Elinde yıldırım taşıyan Amen’ın bir formu olarak resmedilmiştir (Mısır sanatında yıldırım olarak belirtilmeye çalışılmış) ve ereksiyon halindeki penisiyle resmedilmiştir. Tam adı Menu-kamuf-f (Min, Annesinin Boğası). Erkekliğin (güç ve iktidar) tanrısı olarak tapıldı, Ona marul (lahana) hediye edilmiştir(sunulmuştur) ve sonra erkekliği elde etme umuduyla bunlar yenmiştir. Kadınlığın (feminenliğin) ve aşkın tanrıçası Qetesh’in kocasıdır.

    Month (Mentu, Men Thu)

    Amen kültünün doğmasından önce Teb’in baş tanrısıydı. Şahin başlı adam olarak gösterilir ve Horus’la birleşmiştir. Aslında savaş tanrısıdır.
    Mut (Golden Dawn, Auramooth)
    Teb geleneklerinde Amen’in karısı, Mısır dilinde mut “anne” ve ay tanrısı Khons’un annesidir.

    Nefertum

    Ptah ve Sekhmet’in genç oğlu, doğan güneşle bağlantılı olarak zambak çiçekleriyle taçlandırılmıştır veya zambak çiçeğinin üstünde oturtulmuştur olarak resmedilmiştir.
    Neith (Net; Golden Dawn, Thoum-aesh-neith)
    Eski bir savaş tanrıçası, Delta’da tapıldı. Bilgelik tanrıçası olarak saygı gösterildi, Yunan mitine göre Athena olarak gösterilmiş daha sonraki inanışlara göre İsis, Nephthys, Selket’in kız kardeşiydi ve ölülerin midesinin tanrısı Duamutef’in koruyucusuydu. Timsah tanrı Sobek’in annesiydi.

    Nekhbet

    Yukarı Mısır’ın büyük tanrıçasıdır, ikonu akbaba ve firavunun tacının bir parçasıdır. Aşağı Mısır’ın tanrıçası olan Edjo’nun tamamlayıcısıdır.

    Nephthys (Nebt-het)

    Geb ve Nut’un en genç çocuğu, Set’in kardeşi ve karısıdır ve İsis ve Osiris’in kardeşidir. Anubis’in annesidir (Set veya Osiris’in oğlu). Set Osiris’i öldürdüğünde onu terketmişti ve İsis’e Horus’un bakımında ve Osiris’in dirilişinde yardımcı olmuştu. Kardeşiyle birlik olmuş ve ölülerin özel koruyucu tanrıçası olarak düşünülmüş ve ciğerlerin koruyucusu olan Hapi’nin gardiyanı olmuştur.

    Nut (Nuit)

    Gökyüzü tanrıçası, Shu ve Tefnut’un kızı, Geb’in kızkardeşi ve karısı, Osiri, Set, İsis ve Nephthys’in annesidir. Crowley Magic in Theory and Practice kitabında “sınırsız uzaya tanrıça NUİT denirdi” demiş. Nut genelde mavi tenle ve vücudu yıldızlarla kaplı, 4 ayak üzerinde ve kocasının üzerine eğilerek resmedilmiştir. Gökyüzü olarak dünyanın üzerinde kemer gibi uzanmıştır.
    Nut’un Hadit’le olan ilişkisi Crowley’in bir buluşudur. Bu Ejiptolojide bir temele bağlı değildir. Hadit genelde Nut’un altında resmedilmiş- birisi Nut’un bir resim üst karesinin oluşturduğunu buluyor ve kanatlı disk Hadit sessizce aşağıdan uçuyor. Bu sanatsal bir gelenek ve iki Mısır mitinin arasında evlilik yoktu.

    Sati

    Elefantin’in tanrıçası, Khunum’un eşi, Soğuk su dağıtıcısı Anuket ile beraber eş olmuşlardır. İnsan başı, Yukarı Mısır’ın tacıyla ve gazellerin boynuzlarıyla betimlenmiştir.

    Seker

    Işığın tanrıçası yeraltından başlayan öbür dünyaya giden ölülerin
    ruhlarının koruyucusudur. Seker Ptah’ın bir formu veya Ptah-seker veya Ptah-seker-ausar’ın bileşik tanrılarının bir parçası olarak Memphis’te tapılırdı. Seker genelde şahin kafasıyla ve Ptah’ınkine benzer bir şekilde mumyalanmış olarak resmedilmiştir.

    ♪ sadece müzik...





Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Yunan Medeniyeti
    By Fidem in forum Dünya Kültürü ve Tarihi
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 13.04.08, 15:27

Eklenmis Olan Tag'lar

abd, adalet, adam, aile, akrep, alet, alkol, almak, anlamı, arkeoloji, asi, aslan, ayna, aşk, bana, baska, başlar, bebek, bebekler, benim, bereket, beslenmesi, beyaz, beyin, bilgi, bilgiler, bilgileri, bilim, biri, birlikte, bitki, boga, book, böyle, burun, büyük, cabuk, cakal, cennet, cevap, cift, çok, daha, degerli, degis, degisti, deli, deniz, dikkat, dili, diyari, dizi, dogru, dogu, dönem, dönük, dönüş, doğa, dünya, dünyada, dünyanin, edilmek, egemenlik, egitim, enerji, ergenlik, erk, erkek, erkekler, eserler, etkili, etme, etmek, ettigi, evden, evlilik, filistin, film, fiyat, font, forum, fransiz, fırsat, gelecek, gelenler, gereken, gerekli, geri, göre, göz, gücü, günes, günü, güzel, hafta, hamile, hava, hayal, hayati, hayvan, hayvan resimleri, hepsi, hikayesi, hizmet, hukuku, hükümet, icin, iki, ikinci, ilac, ilahi, ilgili, insan, insana, insanin, insanlar, isik, istedi, iyi, iyilik, kabul, kadar, kadinlar, kafa, kalp, kapilar, karar, kati, kaya, kedi, kendi, kendine, kimi, kitabi, kitap, komik, konu, korku, kötü, kral, kül, kullanilmis, kurban, libya, madde, makyaj, malzemesi, mavi, mimar, model, müzik, neden, ocak, oglu, olarak, öldü, olmak, ölüm, ölümsüzlük, önemli, onlar, ötesi, öyle, özel, özgü, part, radar, raki, rengi, resim, resimler, resmi, ruhu, sanat galerisi, sanatı, sayisi, seker, senet, sicak, sir, sis, sonrası, soru, sular, süresi, sütü, suyun, tabu, tarif, tarih, taze, tehdit, temel, terazi, terk, terlik, ticaret, trafik, türkiye, tutmak, ülke, umut, uydu, uzun, vadi, var, verir, yakin, yaratıcı, yasadigi, yazi, yemek, yemesi, yeni, yerli, yiyecekler, yunan, ışık, zaman, zamanda, zarar

View Tag Cloud

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372