Yazar: Robert Draper
Fotoğraflar: Amy Toensing
İklim değişmeye başlayıp nehirler kuruduğunda ve bir yaşam tarzı her yönüyle sona erdiğinde neler olacak? Murray-Darling Havzası'ndakiler, şu anda bunu yaşıyor.
İklim ona ihanet etti.
Güneydoğu Avustralya'da bir yerlerde, yol kenarında park halindeki kamyonetinin içinde oturan bir adam, dünyasının pek çok nedene bağlı olarak nasıl da kuruduğunu düşünüyor. Bu nedenlerden ikisi apaçık ortada. İnekleri kamyonetinin hemen arkasında, yol kenarındaki çimenlerde otluyor. Çok şükür, genç dişilerin hepsi sağlıklı. Ama beş yıl önce sayıları 500 iken şimdi sadece 70 tane kalmış. Bir anayolun kıyısında otluyorlar -"bunun yasal olduğu söylenemez" diye kabul ediyor, ama başka seçeneği var mı ki?
Sahibi olduğu çiftlikte ot kalmamış. Arazisi artık çalılarla kaplı, en hafif bir esintide toz bulutlarının kalktığı bir çöle dönüşmüş. İçinde bulunduğu açmazın bir diğer gözle görünür işaretinden, kamyonetin torpido gözü üzerinde açık duran dizüstü bilgisayarındaki banka dökümünden de açıkça anlaşıldığı gibi, artık yem almaya da gücü yetmiyor. Hiçbir zaman zengin olmamış, ama fakir de olmamış olan bu adamın borcu, yüz bin dolarlarla ifade edilir bir noktaya ulaşmış. Ona kalan tek gelir kaynağı ise arabanın ön camından izlediği inekler.
Adı Malcolm Adlington; 52 yıllık ömrünün, süt üreticiliği yaptığı son 36 yılı boyunca her sabah ilk sağım için saat beşte kalkmış. Adlington'ın, süt çiftliği yürüyüşü adı verilen ritüeli hevesle beklediği günler çok da eskilere dayanmıyor. Eyaletin tarım yetkilileri yerel süt üreticilerini toplar, birlikte bir örnek çiftliği ziyaret ederlerdi ve bu da genelde Adlington'ın, Yeni Güney Galler'de, Barham yakınlarında yer alan küçük ama kazançlı işletmesi olurdu. Çiftçiler Adlington'ın tahılla beslenen semiz buzağılarını incelerdi. Tercih ettiği tohum ve gübreleri kullandığı verimli çayır alanları hakkında sorular sorarlar, günü geldiğinde onların da aynı karşılığı vereceklerini çok iyi bilen Adlington da bildiklerini seve seve onlarla paylaşırdı. Çiftçiliğin -ve Avustralya'nın- ruhu buydu. İnsanlar, sıkı çalışma ve yaratıcılığın başarı getireceğinin verdiği güvenle, özgürce deneyler yapar, çiftçilik stratejilerini özgürce ortaya koyabilirdi.
"Bütün bunlar," diyor Adlington, "Kuraklık gelmeden önceydi". Adlington, on yıl önce yanında beş işçi çalıştırıyordu. "Artık sadece eşimle ben kaldık," diyor. "Son üç yıldır neredeyse hiç suyumuz yok. Bizi mahveden de işte bu."
Ama aslında su yok değil. Kamyonetini park ettiği yerden en çok iki kilometre ötede, anayolun altından aktığını görebilirsiniz. Burası, Avustralya'nın efsanevi Murray Nehri'nden alınan bir sulama kanalı olan Güney Ana Kanal. Bu kanal, Darling Nehri ve diğer bazı akarsularla birlikte Güney Avustralya Eyaleti'nin başkenti Adelaide'in su kaynağı olduğu gibi, aynı zamanda ülke genelinde tarımda kullanılan suyun yüzde 65'ini de o sağlıyor. Adlington'ın, Murray-Darling nehir sisteminden yılda 1 milyon 35 bin metreküp su çekme ruhsatı var. Sorun, suyun çok fazla kişi ya da kuruma vaat edilmiş olması: Adelaide kentine, devasa tarım şirketlerine, koruma altındaki sulakalanlara... Bu nedenle Yeni Güney Galler yönetimi son üç yıldır Adlington'ın neredeyse bir damladan fazla su almasını yasaklamış durumda. Yine de Adlington payına düşen su ücretini ödemek zorunda. Ama bu suyu kullanamıyor. Kuraklık sona erinceye dek de kullanamayacak. Ve bu adaletsizlik, Adlington'ı rahatsız ediyor. "Hem yağmurun yağmaması, hem de insanların koyduğu saçma kurallar beni delirtiyor" diyor. Bu kurallar, Adlington gibi çiftçiler dışında herkesi koruyor gibi. Bu arada Adlington, çok değer verdiği hayvanlarını satmaya başlamış.
Sakin, tekdüze bir sesle, "Bunalıma girmek kolay," diyor. "İnsan kendine, bunu neden yaptım diye soruyor." Malcolm Adlington eskiden kendinden kuşku duymazmış, ama son zamanlarda pek kendinde olduğu söylenemez. Kuraklığın tükettiği şey sadece toprağı değil. Kendini eşi Marianne'le tartışırken ya da çocuklarını azarlarken bulduğu zamanlar oluyor. Artık eskiden yaptığı gibi Marianne'i kente götüremiyor çünkü benzine verecek parası yok. Çevredeki onca çiftlik kapandığı için, oğlunun oynayabileceği en yakın arkadaşı artık 15 kilometre ötede yaşıyor.
Adlington, kendi aile arazisini satışa çıkarmış. "Daha bir kişi gelip bakmadı," diyor. Bu elbette onun ilk tercihi değil. Adlington soyundan gelen birinin asla yapmak istemeyeceği bir şey bu. Ama babası ya da dedesi hiç yedi yıl süren kahrolası bir kuraklıkla boğuşmak zorunda kalmış mı ki?
Adlington'ın hatırlayabildiği herhangi bir süt çiftliği yürüyüşünün üzerinden üç kavurucu yıl geçmiş. Bunun yerine "Zor Günlerle Boğuşmak" veya "Erkekler Eğlencede" gibi iyimser adlar taşıyan, moral yükseltmeyi amaçlayan organizasyonlar düzenleniyor. Adlington'ın eşi de bugün, çiftçilik yapan 20-30 kadına ücretsiz masaj, pedikür ve saç bakım önerilerinin verildiği "Kendini Şımartma Günü"nde. Kuraklıkla mücadele çalışanlarından biri, kadınlara çay ikram edip akıllarından geçenleri tartışmaya davet ediyor. Hepsi de aynı öykünün farklı bölümlerini yaşıyor. "İki yıldır mahsul alamıyoruz."
"Aile çiftliğimiz son demlerini yaşıyor."
"Koyun sürümüzün -20 yıldır sahip olduğumuz o güzelim hayvanların- çoğunu sattık."
"Geceleri yatağımda, sığırların açlıktan böğürdüğünü duymaya dayanamıyorum."
Ama en dokunaklı toplantılar gözlerden ırak gerçekleşiyor. Bunlardan biri Swan Hill yakınlarındaki mütevazı bir çiftlik evinde yapılıyor. Mutfak masasında oturan bir kamu kırsal mali danışmanı -borçları çiftliklerinin değerini aşmış ve bir dolu fırtınası nedeniyle mahsulleri mahvolmuş- sert çekirdekli meyve yetiştiren bir çiftçi ve eşine, iflas beyanında bulunmalarını öneriyor.
Gözyaşlarına hakim olamayan çiftçi, eşinin elini tutarak zar zor şu sözleri söyleyebiliyor: "Uğruna yaşayacak hiçbir şeyim kalmadı."
Kadın, kocasını meyve bahçesinde, başında kendi sıktığı bir kurşunla yatarken bulurum korkusuyla birkaç saatte bir onu kontrol ettiğini söylüyor. Toplantının sonunda danışman, çiftin adını intihar takip listesine ekliyor. Barham'a dönecek olursak, Malcolm Adlington, yerinden kıpırdamayan kamyonetinde bir başına oturmuş çayırların çöl arazisine dönüşmesini, sürüsünün küçülmesini izliyor. Yapabildiği tek şey izlemek.
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks