tşk ...![]()
-Atatürk bir akşamÇankaya'da arkadaşlarına sordu
- Dünyanın en büyük insanı kimdir?
- Timur'dur Paşam!
- Değil.
- Fatih'tir.
- Değil.
- Yavuz Sultan Selim.
- Değil.
- Alpaslan.
- Değil.
- Napolyon.
- İskender.
- Değil.
Nafile!.. Ne derlerse Atatürk "değil" diyordu. Dalkavuklardan biri dayanamadı:
- Sizsiniz Paşam.dedi.
Atatürkbu zatı tersledikten sonra
sualinin cevabını kendisi verdi:
- Dünyanın en büyük insanı Hz. Muhammed'dir. Ölümünden bu yana bin üç yüz sene geçtiği haldegünde beş vakit
Cenab-ı Allahtan sonra adı söylenen Hz. Muhammed'dir...
__________________
tşk ...![]()
__Teşekkür Ettim__ Paylaşımınıza... Laiklik; Dönemi İcabı İle Kendi stratejileri İçin Gerekli Olmuş Olsada,Büyük Bir Öndere Yakışan En Güzel İnkılap!Oda En Büyük Devlet Adamıdır.Çok Güzel Ve Doğru Sözü Baki'dir.
Laiklik sadece bir strateji olsaydı gunumuze kadar gelıp gecen okdar cok musait kişi oldu ki işine laiklik gelmeyen , çiğnenir ve yok sayılırdı ...
Ben Ataturkün Laikliği sadece dönemin , kendi stratejileri olarak gördüğüne inanmıyorum bu yüzden canım... Dediğim gibi öyle olsaydı eger fırsattan istifade akbabalar direk yokederdi . Laiklik Atatürk'ün bize bıraktıgı , hatta okadar sağlam ve emin adımlarla , yürekten bıraktıgı bir ilkedir ki bugun bunu değiştirmeye kımsenın gucu yetmeyeceği gibi
buna teşebbüs bile edemezler ...
Yorumun için sağol canım
Bu Sorum Alaraa Sizedir.Dilerseniz Cevaplayiniz..Sizin Sahsi Fikrinize Göre Laiklik Nedir,Ne Demektir?..
Sert ilklimin Mert Genci 66
"Ayriligin Firaki Düsmeli Sineye,
Dudaklar Küsmeli Kahkahaya Gülmeye!..
_____________________
Dügümlenirken Uzun Yollarin Ufukta Ucu,
Bugünde Gelmedi Hasretle Beklenen Yolcu!
N.F.K
Ben Mahkum Olmusum Kirecli Dört Duvara,
Gözyasi Dökme Yusuf Kirli Mektuplara!..
Cevaplayayım ...
Eskiden beri öğretilen bir tanımlama vardır "Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır" diye , bu cok genel bi tanım olmakla birlikte iki farkli yönde yorumlanıyo farklı kesimler tarafından ... Mesela ; 'dini inançların özgürce yaşanabilmesi adına bir güvence' ya da 'siyasal (ve kimi zaman sosyal) alanda dine sınırlamalar getirilmesi" ...Çok zıt fikirler ve bence bu gun halen daha LAİKLİK in kesin net bir tanımını ORTAK çerçevede kımse yapamaz , cunku herkes bu genel tanımı istediği şekilde yorumluyor verdiğim örnekte de oldugu gibi ...
Ya Laiklik dini özgürlükleri teminat altına almak için değil, dini sınırlamak için vardır dersiniz ya da bireysel hak ve özgürlüklerle ilgili bir ilkedir diye açıklarsınız . Çünkü bızım ülkemizde bunların ikisini aynı anda benimsemek çok zor benimsemek istemeyen kesim cok artı benimsemediği gibi Laikliğin baglı oldugu dger tüm ilkeleri tamamen tahdit edecek unsurları savunan hatta şeriat diye sokaklarda miting yapan zihniyetler mevcut ... Hal böyleyken nasıl kalkıp bıreysel hak ve ozgurluklerı korusun ? tabıkıde devletı mılletı korumaya yönelik olur.Eğer Cumhuriyet, devletın geleceği , işleyişi tehlike altına giriyorsa ve laiklik bunu engellemek istediği için kötü diye nitelendiriliyorsa hiç önemli değil .
Sorunun asıl cevabına gelince , bana göre Laiklik nedir ? , Atatürk'e göre neyse bana göre de odur yani ;
“Laiklik yalnızca din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir.Bütün yurttaşların vicdan,ibadet ve din hürriyeti de demektir.Laiklik asla dinsizlik olmadığı gibi,sahte dindarlık ve büyücülükle mücadele kapısını açtığı için,gerçek dindarlığın gelişmesi imkanını temin etmiştir.”
Sevgili alaaracım.Öncelikle Atatürk'çüyüm.Kendisinin stratejisi Gördüğüm Laikliği Sağlam Değildir Demedim.Emin Olunmayan Bir İnkılapta Demedim.Kimselerin Değiştirip Yıkabileceğinide İdda Etmedim.Dur Hele.Benimi Yanlış Anladın_?Tabirlerin Anlamlarını mı Karıştırdın_?
Güzelim,Ben de Şahıs Olarak Dini İnanışım Ve Yaşadığım Devlet Rejmini Ayrı Tutuyorum.Birisine Diğeri İçin Laf Ettirtmem,Söylememde...Burda Sanırım Senin Söylemimle Alakalı,Düştüğün Bir Tezat Var.Forumda TeztlarYa Teşekkür Etmemek,Yada Kişisel Hakaretlerle Kendini Gösteriyor.Gözlemim Budur.Tezat Düşsek,Sen Bu Konuyu Paylaşmazdın,Bende Gelip Yorum Ve Teşekkür Sunmazdım.Buraya Kadar Senle Benim Kişisel Anlaşmazlığımız Söz Konusuydu.
Şimdi ;Laiklik, devletin, vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde inançlara göre ayrım yapmaması ve ayrıca, herhangi bir inancın, özellikle de bir toplumda egemen olan inancın, aynı toplumda azınlıkların benimsediği inançlara baskı yapmasını önlemesi demektir. Kısaca laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.
Genel Anlamı: Laik olma durumu ( din işleriyle dünya işlerini ayıran, dinin dünya , özellikle devlet işlerine karışmasını istemeyen kişi, toplum, devlet.).
Felsefi Anlamı: İman ve inancınyerine, aklın egemenliğini kabul eden bir inançtır.
Hukuki Anlamı: Somut olarak devlet ile dinin birbirine karışmaması olarak ifade edilebilir.
Siyasi Anlamı: Siyasal iktidarın, dinsel kudret ve otoriteden arındırılarak bağımsız hale getirilmesidir.Yada dinin siyasal erk ve yaptırım gücüne sahip olmamasıdır.
23 Nisan 1920 tarihinde kurulan Türkiye Devleti, yeni bir hukuk sistemi kurmalıydı. Bu sistem Osmanlı İmparatorluğu nun hukuk sistemine göre kurulamazdı çünkü bu sistem milletin çıkarları üzerine değil, daha çok Müslüman cemaat çıkarları üzerine kurulu bir hukuk sistemi idi. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğunda İslam resmi din olarak tanınmakta, din ve devlet işleri bir arada yürütülmekte ve azınlıklara uygulanan ayrı kanunlarla kişilerin inanç özgürlükleri kısıtlanmakta idi. Atatürk Yeni Türk Devleti'nin geleceğini, ayırıcı kanunlarla değil, birleştirici kanunlarla mümkün görüyordu. Bunun tek yolu ise din ve devlet işlerini ayırmaktı. Din, bireyin ahret hayatını hazırlayacak, Devlet de bireylerden kurulan milletin dünya yaşayışını idare edecekti. Böylece, politikacıların, dini siyaset düşüncelerine Alet ederek bireylerin dini duygularını istismar etmeleri önlenmiş olacaktı. Atatürk, bunları düşünerek Yeni Türk Devletini her türlü din tesirlerinin dışında, laik bir devlet haline getirmek için gerekli sosyal devrimleri yaptı.
"Strateji, çok yönlü amaçlara ulaşmak üzere kaynakların üstüne önemle gitmek ve harekete geçmek için yapılmış genel programlardır.
Strateji;
Önceden belirlenen bir amaca ulaşmak için tutulan yol. Bir ulusun veya uluslar topluluğunun, barış ve savaşta benimsenen politikalara en fazla desteği vermek amacıyla politik, ekonomik, psikolojik ve askerî güçleri bir arada kullanma Bilimi Sanatıdır.
Strateji kelime anlamıyla “sevketme, yöneltme, gönderme, götürme ve gütme” demektir. Kelime ilk olarak askeri alanda kullanılmıştır.
alaraacıms,Yinede Düşüncemde,Yanlış ya da Sizin Anlayışınıza,Ters Tezat Bir Görüş Olduğu Düşüncesindeyseniz,Yapabileceğim Fazlası Yok Canıms.Kendi Cümlelerimden Ziyade Sözlük Tabir Ve Tarihi Manalarını Verdim.Kişisel Bir Yargı Olmasın Diye.Saygılar Sunarım
Şimdide Kendimden Bir Şeyler Yazmak İsterim,Her Düşünce Ve Fikre Saygılıyım.O Devrin Tarihini ,Yaşanmış,Savaş Ve Devrimler Esnasındaki,Olayları Çok Okumuş Biriyim.Devrimlerin Sonuca Gitmek İçin Yani Cumhuriyet Yönetim Şekline Ulaşıp Sağlam Kalması İçin Yapılmış Stratejik Haraket Olduğunu Söyledim.Yapılmasaydı alaraacıms Ne Olurdu_?Halifelik Ve Padişahlık Yönetimi Hüküm Sürüyordu.Devrimler Cumhuriyet Yönetimi Gereği Yapılması Gereken Askeri Haraketlerdi.Çok Derine İnersek Sağ ,Sol ,Din ,Devlet ,Siyaset Gibi Kavram Kargaşası Yaşarız.Heç Gerek Yok!
Forumda Düşünceler Paylaşılır,Hüküm Sürüp,Uygulama Yeri İse Sanal Dışında Bir Yaşamdır.Saygılar alaaram Anlaşıldım Umarım
![]()
Alara ve nukhet ablam ne oluyor yaf? ßiri şamdan ßiri haLepten bahsediyor volmond araya sende girmişssinherkesın fikri kendıne
Konu CASPER_CASPER_ tarafından (06.09.08 Saat 13:11 ) değiştirilmiştir.
Yahu bu Atatürk harbi büyük adam!!
Herkes ona bir sahiplenme çabasında...
Müslümanlar öyle...
Ateistler öyle
Hatta koministler bile öyle...
Benim düşüncem mi? Bence o bir sosyal demokrat idi ve pekte dindar biri olduğunu sanmıyorum... Yukarıda verilen söz ise tamamen politik bir vecizedir bence...
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks