tesekkurler , yuregine saglik...
mahcup etmek ister ama.... Hazret-i Mevlânâ’nın
“kuddise sirruh”
zamanında “bir âlim” vardır ki bu zâtı çekemez,
Her fırsatta Onu küçük düşürmek ister.
Aleyhinde sözler söyler.
Bu da yetmez, toplar bir gün talebeleri.
Haydi Mevlânâ'ya gidelim. Çetin sualler
sorup, Onu mahcup edelim,
der.
Ve kolları sıvar, zor sualler hazırlarlar.
Fakat bir ara“Hazret-i Mevlânâ”yı
görür gibi olurlar karşılarında.
“Herhalde hayâl gördük”der,
çalışmaya devam ederler.
Çetin sualler bulmak için uğraşırken, yine
görürler“Hazret-i Mevlânâ”yı.
Büyük Velî, bütün heybetiyle karşılarında
bir müddet durur, sonra kaybolur.
Derken namaz vakti girer. Namaz için
yan odaya geçerler.
Fakat o da ne? Odanın dört duvarı da
bir takım“Yazılar”la doludur.
Merakla okurlar ki, hazırladıkları
suallerin “Cevapları”dır.
O âlimin kalbine bir “Pişmanlık” çöker.
Yapacağı bir şey vardır artık.
“Özür dilemek”
Alır talebesini, dergâha gider.
Elini öpüp, affını diler.
Ve talebesi olmakla
şereflenir.
|^ beN hayaTı çevRimdıŞı yaşıyoRum seN beNi engeLLesen ne oLur !!
tesekkurler , yuregine saglik...
Her şeyi alttan alan ALLAH'ıma hamdolsun.
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks