Sayfa 1 Toplam 2 Sayfadan 12 SonuncuSonuncu
1 den 10´e kadar. Toplam 11 Sayfa bulundu

Konu: Tüm Spor Branşları Burada

  1. #1
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart Tüm Spor Branşları Burada






    Türkiye'de Golf



    Golf sporunun ülkemizle ilk tanışması 1800'lü yılların sonunda oldu. İlk golf kulübü 1895 yılında İstanbul'da kuruldu. (İstanbul Golf Kulübü) Bu kulüp ülkemizde golf sporunun temellerinin atılmasında önemli rol oynadı. Bunu 1905 yılında İzmir Bornova Golf Kulübü, 1949 yılında ise Ankara Golf kulüpleri izledi. Bu kulüpler 1926 yılında kurulan Tenis Federasyonu'na bağlandı. Bu üç kulübümüzden İzmir-Bornova Golf Kulübü 1970 , Boğaziçi-Bebek Golf Kulübü 1923, Ankara Golf Kulübü ise 1980 yılında çeşitli nedenlerden dolayı kapanmak zorunda kaldı.

    İlk golf sahası ise, İstanbul-Maslak'ta yapıldı. Bu saha 1922'de 1. Levent'e 1940'dan sonra 4. Levent'e son olarak da halen 9 delik olarak faaliyet gösterdiği Harp Akademileri içindeki yerine taşındı. İstanbul Golf Kulübü'nün Maslak'taki sahasında 22 Haziran 1977'de 18 çukur üzerinden medal (sayı oyunu) olarak yapılan ilk Cadddie müsabakası golf tarihimizin skoru kayda geçmiş ilk Caddie yarışı oldu ve Bülent Çakır 1. geldi.

    22 Mayıs 1989 tarihli 6. Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda yer alan temel hedef ve stratejilerin kabulü ile, golf sporu yeni bir atılım şansını elde etti. Nitekim Mayıs 1990 yılında, Turizm Bakanlığı Antalya'da 6, İzmir'de 1 olmak üzere 7 alanda golf arazilerinin tahsisini sağladı. Türkiye'nin ilk profesyonel golf sahası ise 1994 yılında İstanbul'da (Klassis Golf Country) açıldı. Bunu Antalya Belek'te açılan National Golf ve Kemer Country Club izledi.


    Dünya'da Golf


    Rakibe ve skora karşı oynanmadığı için golf, her yaş, cinsiyet ve kondisyonda yapılabilen bir spordur.

    Golf sporunun kökeninin 15. yüzyıla indiği, dönemde Hollandalı denizcilerin golfe benzeyen bir oyunu aralarında ilk kez oynadıkları bilinmektedir. Flemenkçe'de "çomak" anlamına gelen golfün daha sonra denizciler tarafından Britanya adalarına taşındığı sanılmaktadır.

    Yontulmuş taşlara çomakla vurarak deliklere sokmak şeklindeki oyun iskoçya'da çobanlar tarafından oynanmaya başlanırken, 1413'ten itibaren St. Andrews kasabası halkı tarafından biraz daha modernize edildi. 1744 yılında golf oyununun kuralları yazılı hale getirilerek Royal Ancient Golf Rules adıyla yayınlandı. İngiliz soyluları tarafından oynanmaya başlanan golf , sömürgeciliğe paralel olarak dünyanın pek çok noktasına taşındı. Özellikle 19. yüzyılın sonlarından itibaren ABD, Uzakdoğu ve Avustralya'da hızlı bir gelişme gösterdi. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa ve Japonya'da da yayılmaya başladı.

    Günümüzde golf sporunun uluslar arası kuruluşları ABD Golf Birliği (USA Golf Association) ile Sanit Andrews Kraliyet ve Antik Kulübü'dür. Golf de tenis gibi profesyonellerin ve amatörlerin açık turnuvalarda karşılaşabilecekleri nadir spor dallarından biridir. Profesyoneller için en tanınmış uluslar arası turnuva Ryder Kupası'dır. Amatörler için ise en tanınmış uluslararası turnuvalar, Walker Kupası, Dünya Şampiyonası ve ABD-İngiliz bayan takımları arasında oynanan Curtis Kupası'dır.



    Golf Kuralları




    MATCH PLAY

    Deliğin galibi; deliklerin hesaplanması
    "Match play", deliklerin kazanılması üzerine kurulu oyunlardır. Kuralların dışına çıkılmadığı sürece, en fazla deliği kazanan taraf, match play müsabakalarının galibidir.

    Deliklerin hesabında şu terimler kullanılır; "holes up" veya "all square" (sayıların eşit olması) ve "to play"...

    "Match play"de kalan çukur sayısından fazla çukur kazanarak galibiyeti garantileyen bir oyuncu ya da takıma "dormie" adı verilir.

    Halved hole

    "Match play" müsabakalarında çukurun paylaşılmasıdır. Taraflar, eşit vuruş sayısı sonunda çukuru tamamlamışlarsa bu delik paylaşılmış sayılır.

    Müsabakanın galibi
    Komite tarafından aksi bir karar alınmadığı sürece şart koşulmuş roundtan oluşan müsabakayı, kalan deliklerin sayısından fazla sayıda deliği kazanmayı başaran taraf kazanır. Maç komitesi, eşitlik durumlarında müsabakayı maçı bir tarafın kazanmasını sağlayacak şekilde fazla çukur oynatabilir.

    Bir sonraki vuruş, delik ya da karşılaşmadan ödün verilmesi
    Eğer rakip oyuncunun topu "rest" halindeyse, oyuncu rakibinin bir sonraki vuruşta topu deliğe sokmasına müsaade eder ve top her iki oyuncu tarafından bir club veya benzeri sopayla çıkarılır.

    Haklar
    Bu müsabakalar esnasında şüpheli veya tartışmaya açık durumlar ortaya çıkıyor ve maç komisyonu kısa sürede oyun yerine ulaşamıyorsa, oyuncular komite gelene kadar kaldıkları yerden devam etmelidirler. Rakipler arasında ihtilafa sebep olabilecek herhangi bir durum, komite tarafından, herhangi bir oyuncu bir sonraki deliğe geçmeden önce (eğer son delikte ihtilafa düşülmüşse, -bütün oyuncular putting alanını terketmeden önce) çözüme kavuşturulmalıdır.

    Genel ceza (penaltı)
    Match oyunlarında, başka türlü şartlar koşulmadığı sürece kural ihlalinden doğan ceza, o deliğin kaybedilmesidir.

    STROKE PLAY

    Kazanan
    Kuralların dışına çıkılmadığı sürece, topu en az atışla deliğe sokmayı başaran taraf, stroke play müsabakalarının galibidir.

    Delik dışı
    Hole out hatası. Eğer herhangi bir yarışmacı, herhangi bir delikte delik dışına düşüyor ve bir sonraki alanda vuruş yapmadan önce (ya da son delikte ise, "putting green"i terketmeden önce) bu hatasını telafi edemiyorsa, diskalifiye edilmelidir.

    Prosedürdeki çelişkili durumlar

    a. Prosedür

    "Stroke play" esnasında, oyuncu bir deliği oynadığı sırada kendi hakları veya prosedür konusunda şüpheye düştüyse, penaltı olmadan ikinci bir top kullanabilir. Oyuncu emin olamadığı durumlarda, başka atışa geçmeden önce işaretçisine ya da takım arkadaşına, bu kural ve eğer uygunsa bu kuralı kullanarak yararlanacağı top hakkında bilgi vermelidir. Yarışmacı, her iki topla birden puan almadıysa, skor kartına geçmeden önce tüm gerçekleri komiteye bildirmelidir. Bunu yapmadığı belirlenen oyuncular diskalifiye edilmelidir.

    b. Delik için skorun belirlenmesi
    Eğer kurallar, yarışmacı tarafından peşinen kabullenilen prosedürlere müsade ediyorsa, seçilen topla elde edilen skor, oyuncunun delik için elde ettiği skordur. Eğer yarışmacı, bu kuraldan yararlandığını peşinen belirtmezse, kurallar çerçevesinde orijinal top veya oyuna giren ilk top (eğer orjinal top oynanan toplardan biri değilse) dikkate alınır.

    Kurala uymayı reddetme
    Eğer bir yarışmacı, sonuç olarak diğer yarışmacının haklarına etki eden açık kurallara itiraz ediyorsa, diskalifiye edilmelidir.

    Genel ceza (penaltı)
    Vuruş oyunlarında, başka türlü şartlar koşulmadığı sürece kural ihlalinden doğan ceza, iki vuruştur.
    Konu n@r_cicegi tarafından (10.04.08 Saat 19:37 ) değiştirilmiştir.



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  2. #2
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart





    HENTBOL


    HENTBOLUN KISA TARİHÇESİ

    Hentbol, tarihi çok eskilere dayanan bir spor dalıdır. Antik Yunan ozanlarından Homeros bu oyuna oldukça benzer bir oyunun oynandığını yazmaktadır. Milattan önce 600 yıllarında geçtiği tahmin edilen bu sporda, atletlerin bir duvara topu vurduktan sonra kapma çalışmaları ve bu süreç içinde yaptıkları mücadeleyi anlatır. Yine bizanslıların "harpaston" adı verdikleri oyunsa neredeyse günümüz hentbolunun temelini oluşturmaktadır. Ortaçağda Alman ozan Walter ise "top yakalama" adında hentbole oldukça benzer bir oyundan bahseder. Ancak Hentbol, gerçek şeklini 19. yüzyılda Danimarka' da almıştır. Hentbolun kökeni Danimarka'da oynanan 'Haandboll' denen bir oyundan gelmektedir. Hentbol oyununun gelişimi diğer Avrupa ülkelerinde de görülmüştür ama bu sporun Avrupa'ya ve dünyaya yayılmasını Berlin'deki Alman Yüksek Beden Eğitimi Okulu sağlamıştır. 1848 yılında yaygınlaşan bu oyunu Alman Cimnastikçi Konrad Koch 1897' de Almanya'ya taşıdı ve adı raffbol olarak değişti. Hentbol, adını ilk olarak 1910 yılnda İsveç'te aldı. 1925 yılında Almanya ve Avusturya arasında yapılan ilk uluslararası hentbol maçıdır. Fakat o dönemlerde hentbol hala 11 oyuncu ile futbol sahalarında oynanmaktaydı. Hentbol 4 Ağustos 1928 tarihinde Amsterdam'da yapılan Uluslararası Amatör Hentbol Federasyonu kuruluş kongresinden sonra ayrı bir federasyon tarafından yürütülmeye başlanmıştır. 1936 Berlin Olimpiyatlarında ilk olimpiyat spor dalı olarak 11'er kişilik futbol sahasında oynanmıştır. Önceleri sadece açık havada oynanan hentbol, 1934 yılında Kopenhag'da İsveç ve Danimarka arasında yapılan bir müsabaka ile ilk defa salonda oynanmıştır. Bu tarih aynı zamanda salon hentbolünün de başlangıç tarihidir. İkinci dünya savaşından sonra, batı avrupada hentbol çok popüler rekreatif bir spor dalı halini almıştır. Uluslararası Hentbol Federasyonu (IHF) 1946 yılında kurulmuştur. Şimdiki 7 kişiyle oynanan salon sporu şeklini, 1960'larda aldı ve ilk olarak, 1972 Munih Olimpiyatlarında ise 7' şer kişiyle salonlarda oynandı. İlk Hentbol erkekler dünya şampiyonası 1938 de, ilk hentbol bayanlar dünya şampiyonası ise, 1949 yılında oynanmıştır.. Günümüzde hentbol 150 ülkede oynanmakta ve bu oyunu oynayan lisanslı 8 milyona yakın sporcu bulunmaktadır.


    HENTBOLUN TÜRKİYE TARİHİ

    Türkiye'de hentbol ilk kez 1927-1938 yılları arasında açık alan hentbolu olarak başlamıştır. Öncülüğünü Almanya'da öğrenim yapan ve beden eğitimi öğretmeni kökenli Hüsamettin Güreli, Zeki Gökışık ve Nafi Tağman askeri okullarda yapmıştır. Bu askeri okulların yanı sıra, Gazi Eğitim Ensitüsü Beden Eğitimi Bölümünde de bazı kurallar tespit edilerek, futbol sahalarında "el topu" adı altında hentbolun yaşatılmasına ve yaygınlaştırılmasına katkıda bulunmuştur. Ülkemizde ilk resmi saha el topu oyun kuralları, 1934 yılında Türkiye İdman Cemiyeti ittifakı tarafından yayımlanmıştır. Ülkemizde ilk resmi açık alan hentbol maçı 1938 yılında oynanmıştır.

    Hentbolun Türkiye'de gelişmesi ve yaygınlaşması yıllar sonra salon hentboluna geçilmesiyle sağlanmıştır. Ülkemizdeki salon hentbolu ile ilgili ilk ciddi çalışmalar 1974-1975 yıllarına dayanır. Bu tarihlerde Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yurt dışına eğitime gönderilen bir grup beden eğitimi öğretmeni, eğitim gördükleri Federal Almanya'dan dönerek, görev aldıkları Beden Eğitimi Bölümlerinde modern salon hentbolunun temellerini atmaya çalıştılar. 1975 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü ve Ankara Spor Akademisi öğretim görevlisi Yaşar Sevim, ülkemizde ilk kez salon hentbolu oyun kurallarını yayımladı. Özellikle Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümü ve Ankara Spor Akademisi'ndeki hentbole yönelik çalışmalar, bu spor dalının kökleşmesini ve yaygınlaşmasını sağladı. Hentbol Federasyonu 1976 yılında kuruldu ve ilk federasyon başkanlığına Yaşar Sevim getirildi.


    HENTBOL TEMEL KURALLARI

    İki takım arasında oynanan bir takım oyunudur. Hentbol 30 dakikalık iki devreden oluşur. Defanstaki takım, hücum eden takımı ceza sahasının önünde kalelerine yaklaştırmamaya çalışır. D şeklindeki 6 m uzaklıktaki ceza sahasına kaleci dışındaki oyuncuların girmesi yasaktır.

    Savunma sırasında, defans oyuncuları belirli ölçüde rakip oyunculara temasta bulunabilirler. Aşırı faullü temaslarda oyuncu iki dakikalık oyundan çıkma cezası ile cezalandırılır ve ceza alan oyuncunun yerine oyuncu giremez. Cezası biten oyuncu veya yerine başka oyuncu girebilir. Hentbol sahası 40 metre uzunluğunda ve 20 m genişliğinde diktörtgen şeklinde bir alandır. Kaleye 9 cm uzaklıkta kesik çizgilerle belirlenmiş ceza sahasında yapılan fauller penaltı olarak nitelendirilir. Penaltı atışları kalenin tam 7 m karşısından yapılır. Bu atışlara 7 m atışı da denir.

    Her takım sahaya 10'u saha oyuncusu, 2'si kaleci olmak üzere 12 oyuncu ile çıkar. Maç başlarken oyun alanı içinde, bir takımdan 6' sı oyuncu, biri kaleci olmak üzere toplam 7 oyuncu bulunur. Kenarda 5 yedek oyuncu otururur. Oyun süresi içerisinde çizgi ile belirlenen bölümde, kendi aralarında her an istedikleri kadar oyuncu değiştirilebilirler. Oyunda amaç, rakip kaleye gol atmaktır. Eğer bir oyuncu kurallar içinde topu rakip kaleye atar ve sokabilirse bu "gol" olarak kabul edilir. Takımlar, birbirlerinin kalelerine topu atıp gole çevirmeye çalışırken, gol olmaması için de savunma ile kendi kalelelerini korurlar. Top oyuncular tarafından sadece elle oynanır ancak, kaleci kalesini vücudunun tümüyle koruyabilir. Oyuncu, topu elinde en fazla 3 saniye tutabilir ve topla sadece 3 adım atabilir. İki devre sonunda en çok gol kaydeden takım galip gelir. Gol sayıları eşitse karşılaşma beraberlikle son bulur. Galibiyette 2 puan, beraberlikte 1 puan alınırken, yenilgide puan alınmaz.

    Oyun basketboldaki gibi hava atışı ile başlar ve top çelindikten sonra tutan oyuncunun hava atışı yapılan yere 3 metre uzaklıkta olması zorunluluğu vardır. Defans yapan takım, hucum eden takımı ceza sahasının önünde kalelerine yaklaştırmamaya çalışır. Topun çapı bayanlar müsabakalarında 54-56 iken erkeklerde 58-60 cm dir.

    Topun ağırlığı erkeklerde 425 ile 475 gr bayanlarda ise 325 ile 400 gramı geçmemesi gerekir. Oyuncular topu sürerken iki kez tutabilirler ancak tuttuktan sonra üç saniye içinde ellerinden çıkarmak zorundalar ve topla en fazla üç adım atabilirler. Oyun iki hakemle yönetilir.



    HENTBOLDE TEMEL TEKNİK BECERİLER

    Hentbolun temel teknik becerilerini öğrenmek, karmaşık ve zor değildir. Çünkü topu yakalamak, pas atmak ve topu sürmek, herkesin çocukluğundan beri rahatlıkla yaptığı temel hareketlerdir. Devamlı ve bilinçli çalışmalarla hentbol teknik becerileri öğrenilebilir ve oyunun temelinde bulunan dayanıklılık, sürat, beceri, esneklik, sıçrama gibi motorik özelliklerde buna paralel kazanılabilir. Motorik özelliklerin kazanılması, organizmanın kuvvetlendirilmesi, duruş bozukluklarının önüne geçme.



    TOP TUTMA VE PASLAŞMA

    Hentbolde temel teknik beceriler top tutma ve paslaşmayla başlar. Çünkü oyunun gelişebilmesi bu becerilerin iyi kazanılmasına bağlıdır. Kural gereği, bir elle pas atabilmeli ve iki elle top tutabilmek gerekir.




    TEMEL PAS (ELÜSTÜ PAS)

    Henbolun en önemli ve güvenle yapılabilen pas şeklidir. Bu paslaşmada top iki elle hemen hemen omuz seviyesinde tutulur. Top parmaklarla kavranarak atış eline alınır . Bu durumda atış eli dirseklerden 90 derece geri bükülüdür. Sağ elini kullanan oyuncunun sol ayağı yere destek olarak öne alınır. Ağırlık arka bacaktadır. Atış sırasında sağ ayak öne hareket ettirilerek vücut topun gidiş yönüne doğru hareket ettirilerek top elden çıkarılır. Atış eli topu takip eder. Temel atış destek ayaklı veya destek ayağı olmaksızın yapılabilir.



    BİLEKTEN PAS

    Bel yüksekliğinde top iki elle tutulur. Ayaklar omuz hizası açıklığındadır. Top atılacak yöne bir adım atılır. Dirsek hedefi gösterecek şekilde kaldırılır. Top pas atılacak elin parmakları tarafından kavranır. Dirsek gerginleştirilerek, top bilekten itilerek pas yapılır. Kol ve bilek topu gidiş yönüne doğru takip eder.



    TOP TUTMA

    Top tutmanın dört temel prensibi vardır. Birincisi, iki el açık ve pas gelecek yöne dönük olmalı. İkincisi, topu takip etmek. Üçüncüsü, kollar gergin vaziyette ve topu karşılarken, kollar dirseklerden hafif bükülü vaziyette ve topu yumuşatarak kavramalı. Dördüncü prensip ise, topu yakaladıktan sonra, çabukça şut, pas, aldatma veya top sürme yapılmalıdır. Temel olarak bel üstü ve belaltı tutuş olmak üzere iki türlü tutuş vardır.


    TOP SÜRME (DRIBLING)

    Hentbolde basketbolda top sürmede iki farklılıkla hemen hemen aynıdır. Birinci farklılık, hentbolde top sürme öncesi ve sonrası üç adım atılabilir. İkincisi, top süren el topa temas ederken açık olmalıdır.

    Top sürmeye karar verildiğinde, el top üzerinde açık olarak yer alır. Top süren elin dirseği yaklaşık 90 derece bükülür ve gerginleşir. Parmaklar direk topla temastadır. Baş yukarıda olmalıdır.




    ŞUT

    Hentbolda şut, atakları skora dönüştürebilmek için sonuç hareketidir. Hentbolda dört temel şut çeşidi vardır. Bunlar temel şut, sıçrayarak şut, kanattan şut (Yana bükülü şut) ve düşerek şut'tur. Herbirinin kulanım durumu ve zamanına göre değişik avantajları ve teknikleri vardır.

    TEMEL ŞUT

    Bu şut şekli tamamen elüstü (temel) pas gibidir. Top parmaklarla kavranarak atış elindedir . Bu durumda atış eli dirseklerden 90 derece geri bükülüdür. Sağ elini kullanan oyuncunun sol ayağı yere destek olarak öne alınır. Ağırlık arka bacaktadır. Atış sırasında sağ ayak öne hareket ettirilerek vücut topun gidiş yönüne doğru hareket ettirilerek top elden çıkarılır. Atış el omuzu geriden atış yönüne doğru döndürülür. Atış eli topu takip eder.



    SIÇRAYARAK ŞUT

    Koşar durumda üç adım kullanılır. Atış elinin tersi ayak yerden son olarak kesilir. Şut eli yukarı ve geriye çekilir. Diğer destek kolu hafifçe vücudun önüne getirilir. Destek kolu geriye doğru alınırken aynı zamanda şut omuzuda şut yönüne doğru döndürülür. Atış kolu öne doğru kamçı gibi hareket etirilerek top elden çıkarılır. Vücut ve atış kolu topu gidiş yönüne doğru takip ederken, destek ayağı yere konur.



    YANA BÜKÜLÜ ATIŞ (Kanat Şutu)

    Genellikle bu atış, savunma oyuncusu kaleyi kapattığında, hücum oyuncusunun en etkili şekilde kullanabileceği bir atış şeklidir. Bu atış genellikle kanat pozisyonlarında kullanıldığından, öbür adıda kanat şutudur. Sağ elini kullanan bir oyuncu için, savunma yapan oyuncunun sağından atar gibi yaparken, vücudunu sol dayanma ayağının üzerinde yana büker. Top, kolun baş arkasından iyice bükülerek, atış kolunun aksi yönünden elden çıkarılır.



    DÜŞEREK ATIŞ

    Düşerek atış genellikle, yana ve öne olmak üzere iki formda yapılabilir. Düşerek atışın öne doğru yapılan formunda, oyuncu, başlangıçta bacaklar hafif açık, dizler bükülü ve kalça öne alınmış şekildedir. Oyuncu, dizlerin ve kalçanın öne doğru getirilmesi anında ve bununla birlikte atış omuzunun geriye alınmasıyla beraber düşme hareketine başlar. Bu sırada top gövdenin ön yanında tutulur. Düşme sırasında gövdenin üst kısmı yukarı doğru gerginleştirilir. Bu gerilmede omuuzn öne doğru çok hızlı alınması ve atış kolunun savurma şeklindeki hareketiyle top kuvvetli olarak elden çıkarılır. Düşme hareketi diğer elin yere dokunmasıyla yada atış omuzunun üzerine yuvarlanmayla son bulur.



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  3. #3
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    BADMİNTON



    BADMİNTONUN KISA TARİHÇESİ


    MÖ 5. yüzyılda Çinliler, badmintonun atası sayılan Ti Jian Zi adı verilen bir oyun oynarlarmış. Yine badmintona benzeyen bir oyun, 19. yüzyıl ortalarında Hindistan'da poona adıyla oynanıyormuş. Birçok açıdan günümüz badmintonuna benzeyen bu oyunu gören İngiliz subaylar, 1860 yıllarında bunu ülkelerine getirmişler. Beauford Dükü'nün kızları bu oyunu ilk defa Badminton Evi'nde oynamışlardır. Badminton ismi de bu salondan gelmektedir.

    J.L. Baldwin isimli sporcu, bu sporun kurallarını ilk koyan kişidir. 1870'li yıllarda Hindistan'dan dönen İngiliz subayları, Badminton'u J.L. Baldwin'in koyduğu kurallara göre oynamaya başlamışlardır. Dört yıl gibi kısa sürede İngiltere'de ilk badminton kulübü kuruldu ve kuralları belirlenen oyun ülke geneline yayıldı. Ancak uzun süre sosyete sporu olarak anılmıştır. Daha sonra çeşitli ülkelere yayılan badminton, 1934'te Uluslararası Badminton Federasyonu'nun kurulması ile yeni bir ivme kazanmıştır. 1934'ten beri özellikle Çin ve Endonezya bu oyunda hayli başarılı olmaktadırlar.

    Badminton, ilk kez 1972 Münih oyunlarında olimpiyat sahnesine gösteri sporu olarak çıkmıştır. Yine, 1988'de Seul'de bir kez daha denenen badminton, 1992'de Barselona'da esas spor olarak ilk kez oynanmıştır. Asya ülkelerinin yanı sıra Danimarka ve İngiltere'de bu oyunda en iyi olan ülkeler arasında yer almaktadır. Badminton esasında atası sayılan sporlardan çok farklılaşmamıştır. Denebilir ki, 1800'lerde nasıl oynanıyorsa, bugün de aşağı yukarı o şekilde oynanmaktadır.



    TÜRKİYE'DE TARİHÇESİ

    Nasıl ve ne zaman girdiği tam olarak bilinmemekle birlikte, yine diğer sporlarda olduğu gibi, yabancı ülke elçilik görevlileri, askerler veya yurtdışına eğitim amacıyla gidenler aracılığıyla ülkemizde yayılmasını sağladıkları sanılmaktadır.

    Türkiye Badminton Federasyonu 1991 yılında resmi olarak kurulmuş ve faaliyete başlamıştır. Badminton sporunun ilk federasyon başkanı ise, İrfan Yıldırım'dır. Türkiye genelinde ve federasyon verilerine göre, 2001 yılı itibarıyla 90 badminton kulübü ve 1880 sporcu vardır. Badminton Milli Takımımız ilk milli müsabakasını İzmir'de Kazakistan Milli Takımı ile oynamıştır. Ülkemizde düzenlenen ilk uluslararası turnuva ise 70. Yıl Uluslararası Badminton Turnuvası olup, 25-29 Ekim 1993 tarihlerinde Ankara'da yapılmıştır.


    BADMİNTON TEMEL KURALLARI

    Badminton iki kişi ya da ikişer kişiden meydana gelen iki rakip grup tarafından raket ve mantardan yapılma tüylü bir topla, 155 cm yüksekliğinde 76 cm'lik bir filenin tam ortadan ikiye böldüğü 5.18 m en ve 13.40 m boyunda dikdörtgen bir alanda oynanan bir oyundur. Rakip taraflar topu karşı tarafın sahasına düşürmeye çalışarak puan ararlar. Sadece servis kullanan taraf puan kazanabilir. Her bir set 15 puanlıktır ve 15'e ilk ulaşan taraf (en az 2 puan fark varsa) seti alır. Oyunda saha ve başlama vuruşu yazı-tura atışı ile belirlenir. Yazı-tura atışını kazanan servis atmak ya da karşılamak konusunda bir seçim yapar ve oyuna servisle başlanır. Servis atan oyuncu topu raketle bel seviyesini geçmeden yukarıdan aşağıya doğru gönderir. Topun mantarlı kafa kısmının aşağı bakması zorunludur. Servis atma sırasında mutlaka iki ayak yerle temasını kesmemelidir.

    Top, filenin üzerinden geçip rakip yarı sahasına ulaşmazsa, saha çizgilerinin dışına düşerse, ya da tavana çarparsa oyun dışına çıkmış sayılır. Karşılayan oyuncu hazır olmadan servis kullanmak kural ihlali sayılır. Ancak karşılayan oyuncu karşılamak için hamle yaparsa atış faullü olmaktan çıkar. Oyun sahasının 13.4m boyu 5.18m eni vardır. Çiftlerdeyse bu ölçülere 42 cm daha eklenir. Saha enine tam ortadan fileyle ikiye bölünmüştür.



    PUANLAMA (SAYI KAZANMA)

    Aksi kararlaştırılmadığı sürece taraflar en çok üç set oynar. Yalnızca servis kullanan taraf sayı alabilir. Tek erkekler ve çiftler karşılaşmalarında, 6 sayılı kuralda sözü edilen durum dışında, 15 sayısına ilk olarak ulaşan taraf seti kazanır. Tek bayanlar karşılaşmalarında, 9.6 sayılı kuralda sözü edilen durum dışında, 11 sayısına ilk olarak ulaşan taraf seti kazanır.

    Uzatmalar, Set skorunun 14-14 olduğu durumlarda (tek bayanlarda 10-10), ilk önce 14 sayısına (tek bayanlarda 10) ulaşan taraf seti 'uzatma' (6 sayılı kuralda zikredilen hususu) hakkına sahip olacaktır.Bu uzatma hakkı ancak yukarıda belirtilen sayıya erişildiği an ve bir sonraki servis atışı yapılmadan önce kullanılabilir. Uzatmalar aşağıdaki şekillerde gerçekleştirilir. Durum 14-14 iken uzatmaya gidildiğinde 3 sayı. Durum 10-10 iken uzatmaya gidildiğinde 3 sayı. Seti kazanan taraf sonraki sette ilk servis atışını yapacaktır.


    YARI SAHA DEĞİŞİMİ

    Birinci setin bitiminde, eğer oynanacaksa üçüncü set öncesinde ve üçüncü settes ya da tek set üzerinden yapılan maçlarda, önde giden taraf, 11 sayılık sette 6. sayıya ulaşınca ,15 sayılık sette 8. sayıya ulaşınca yarıalan değişimi yapılır.

    Oyuncular, kurala göre yarı alan değişimi yapmayı ihmal etmişlerse hata anlaşıldığı anda yarı lan değişimi yapılır ve o andaki sayılar geçerliliğini korur.



    SERVİS


    Hatasız servis atışı için;

    Servis kullanan ve karşılayan oyuncular birbirine çapraz servis içinde durur. Ayakları bu servis alanlarını çevreleyen sınır çizgilerine basmayacak şekilde durur ve servis atışı yapılıncaya dek gerek servis kullanan gerek karşılayanın her iki ayağının bir bölümü, oyun alanının yüzeyine temas halindeyken, hareketsiz kalır.

    Topun tamamı servis kullanan oyuncunun bel hizasından aşağıda bulunmalı, tüytopa ilk vuruş taban kısmına dokunularak yapılmalıdır.

    Topa vuruş anında servis kullanan oyuncunun raketinin sapı, raket başı, oyuncunun raket tutan elinden belirgin bir şekilde aşağıda olacak şekilde aşağıya doğru eğik olacaktır. Servis atışı başladıktan tamamlanıncaya kadar servisi kullanan oyuncunun raketi öne doğru hareketini sürdürür.

    Topun süzülüşü, servis kullanan oyuncunun raketinden çıkıp yukarı doğru bir ivme ile fileyi aşarak bir engelle karşılaşmadığı durumda, servis karşılayan tarafın servis bölgesine düşecek şekilde olmalıdır.

    Oyuncular kendi bölgelerinde yerlerini aldıkları zaman, servis kullanan oyuncunun raketinin öne doğru ilk hareketi servis atışının başlangıcı kabul edilir.

    Karşılayan oyuncu hazır olmadan servis atışı yapılamaz. Ancak servisi karşılayan oyuncu, servisi karşılamak için hamle yaparsa hazır olduğuna hükmedilecektir.

    Servis atışı başladıktan sonra tüytopa raketle vurulması ya da tüytopun vurulmadan yere düşmesi (ıska geçilmesi) ile birlikte servis atışı gerçekleşmiş sayılır.

    Çiftler karşılaşmasında, eşler rakip servis kullanan ya da karşılayan oyuncunun görüşünü engelleyecek herhangi bir konumda durabilirler.



    TEKLER KARŞILAŞMASI


    Servisi kullanan oyuncu, bir setteki skoru çift bir sayı iken, sayı yapamadıysa ya da skorunu çift sayılı duruma getirmişse, oyuncular kendilerine göre sağ servis alanı içerisinde durmak suretiyle servis kullanırlar ya da karşılarlar.

    Servis kullanan oyuncunun o setteki skoru tek sayı ise oyuncular kendilerine göre sol servis alanı içerisinde durmak suretiyle servis kullanırlar ya da karşılarlar.

    Bir hata yapılıncaya ya da top oyun dışı kalıncaya dek, servis kullanan ve karşılayan topa dönüşümlü olarak vururlar.

    Servisi karşılayan oyuncu bir hata yapar ya da top servisi karşılayanın yarıalanı yüzeyine temas ederek oyun dışı kalırsa, servis kullanan sayı elde etmiş olur. Servis kullanmış olan oyuncu, bu kez öteki servis alanından yeniden servis kullanır.

    Servisi kullanan oyuncu bir hata yapar ya da top servisi kullanan oyuncunun yan alanının yüzeyine temas ederek oyun dışı kalırsa, servis kullanmış olan oyuncu servis atmayı sürdürme hakkını yitirir ve hiçibir oyuncu sayı almak sizin servis karşılamış bulunan oyuncu servis kullanma hakkını elde eder.



    ÇİFTLER KARŞILAŞMASI

    Her setin başında ve servis kullanma hakkının taraflardan birine her geçişinde servis atışı sağ servis alanından yapılacaktır.

    Servisi yalnızca servisi karşılamakla yükümlü olan oyuncu karşılayabilir. Karşılayanın eşi tüytopa vurur ya da top ona değerse servisi kullanmış olan taraf sayı elde eder. Servis karşılandıktan sonra servisi kullanan tarafın oyuncularından herhangi biri topa vurabilir, daha sonra da servisi karşılayan oyunculardan herhangi biri topa vurabilir, daha sonra da servisi karşılayan oyunculardan herhangi biri. Oyun bu şekilde top oyun dışı kalıncaya dek karşılıklı vuruşlarla sürdürülür. Servis karşılandıktan sonra, oyuncular filenin kendi taraflarında kalan bölgesindeki herhangi bir yerden topa vurabilirler. Servisi karşılayan taraf hata yaparsa ya da tüytop servis karşılayan tarafın alanında yere temas edip oyun dışı kalırsa, servis kullanımı, olan taraf sayı alır ve servisi kullanmış olan oyuncu yeniden servis atışı yapar.Servis kullanan taraf hata yaparsa ya da top servisi kullanan tarafın alanında yere temas edecek oyun dışı kalırsa, servis kullanmış olan oyuncu servis atışını sürdürme hakkını kaybeder ve her iki taraf da sayı elde etmemiş olur. Herhangi bir setin başında servis kullanmış bulunan oyuncunun tarafı o sette, skora artıramadığı ya da çift sayı yaptığı zaman söz konusu oyuncu sağ servis alanından servis atacak ya da bu alanda servis karşılayacaktır. Tersi durumda sol servis alanını kullanacaktır. Herhangi bir setin başında servis karşılamış bulunan oyuncunun tarafı o sette, skoru artıramadığı ya da çift sayı yaptığı zaman söz konusu oyuncu sağ servis alanında servis karşılayacak ya da bu alanda servis atacaktır. Tersi durumda sol servis alanını kullanacaktır. Eşler içinse bu uygulamanın tersi yapılır..

    Servis kullanma hakkı herhangi bir sette, birbirini izleyen biçimde, başlangıç servisini kullanan oyuncudan başlangıç servisini karşılayan oyuncuya geçer, bu oyuncudan sonra eşine geçer, ondan rakip tarafın oyuncularından birine ve daha sonra onun eşine geçer ve bu şekilde sürer.

    Hiç bir oyuncu sırası gelmeden servis kullanamaz, sırası gelmeden servis karşılayamaz ya da aynı sette peşpeşe iki servis karşılayamaz.

    Kazanan takımın oyuncularından herhangi biri bir sonraki sette ilk servis atışını kullanabileceği gibi kaybeden tarafın herhangi bir oyuncusu karşılama yapabilir.



    SERVİS BÖLGESİ YANLIŞLIKLARI


    Oyuncular aşağıda sayılan durumlarda servis alanı yanlışlığı yapmış kabul edilirler;

    Sırası gelmeden servis kullanılması,

    Yanlış servis bölgesinden servis atılması, ya da

    Yanlış servis bölgesinde durarak, servis karşılamaya hazırlanması ve servisin kullanılmış olması,

    Servis bölgesi yanlışlığı yapıldığında:

    Yanlışlığın bir sonraki servis atışı yapılmadan önce fark edilmesi halinde, taraflardan yalnızca biri pozisyon hatası yapmış ve hata yapan taraf o ralliyi kaybetmişse (hatalı pozisyondan avantaj sağlamamışsa), pozisyon düzeltilemez. Aksi halde servis tekrarlarına hükmedilir.

    Yanlışlık bir sonraki servis atışından önce fark edilemediyse, pozisyon hatası düzeltilmez.

    Servis bölgesi yanlışlığının düzeltilmesi sözkonusu değilse, oyuncuların yeni servis alanları (gerektiğinde yeni servis sırası da) değiştirilmeksizin oyuna devam edilir.

    Servis bölgesi yanlışlığının düzeltilmesi sözkonusu değilse, oyuncuların yeni servis alanları (gerektiğinde yeni servis sırası da) değiştirilmeksizin oyuna devam edilir.



    HATALAR

    Servis atışı nizami değilse,
    Servis atan oyuncu atış sırasında topu ıskalarsa,
    Servis atıldığında tüytop fileye takılır ve tepesinde asılı kalırsa ya da fileyi aştıktan sonra rakip sahada fileye takılırsa,
    Oyun esnasında eğer tüytop oyun alanının sınır çizgilerinin dışına düşerse,
    Filenin arasından ya da altından geçerse,
    Filenin öbür tarafına geçmezse,
    Çatıya, tavana ya da yan duvarlara değerse,
    Ooyuncunun kendisine ya da formasına değerse, hata olarak kabul edilir.
    Ayrıca,

    Oyun alanının yakın çevresi dışında kalan bölgede bir kişiye ya da nesneye değerse,
    Oyun esnasında, tüytopla temasın başlangıç noktası filenin vuruşu yapan oyuncunun tarafında gerçekleştirilmemişse (Ancak, vuruş esnasında vuruşu yapan oyuncunun raketi filenin üzerinden aşarak topun peşinden hareketlerini sürdürebilir.) hata sayılır. Top oyunda iken eğer oyunculardan biri,
    Fileye ya da onu tutan direklere raketiyle, vücuduyla ya da formasıyla değerse,
    Rakibin oyun alanına, file üzerinden raketiyle veya bedeniyle tecavüz ederse,
    Rakibini engelleyecek ya da dikkatini dağıtacak şekilde, rakip oyun alanı file altından raketi ve bedeni ile ihlal ederse,
    Rakibin nizami vuruş yapmasını, tüytopa file üzerinden vurarak engellerse,
    Oyun esnasında;

    Bir oyuncu kasıtlı olarak bağırır ya da el kol hareketleri yapar veya benzeri hareketlerle rakibinin dikkatini dağıtırsa,
    Oyun esnasında, eğer top rakette takılı kalıp, vuruş yapılırken raketten kurtulursa,
    Aynı oyuncu tarafından üst üste iki kez topa vurulursa,
    Peşpeşe bir oyuncu ve eşi tarafından vurulursa,
    Oyuncunun raketine değdikten sonra arkaya doğru yoluna devam ederse,
    Eğer oyuncu ısrarlı ve saldırgan davranış ve yüz kızartıcı eylemlerden dolayı ceza aldıysa hatalı davranışlar gösteriyor demektir.


    SERVİS ATIŞININ TEKRARLANMASI (LET )


    Hakem veya (onun bulunmadığı durumlarda) oyuncu tarafından oyunu durdurma kararı verilmesi durumudur. Durdurma kararı herhangi beklenmedik bir durum ya da kaza hallerinde verilebilir.

    Eğer top servis atışı dışında, fileye takılıp asılı kalır ya da fileyi aştıktan sonra fileye takılı kalırsa,
    Servis atışı sırasında hem atan hem de karşılayan oyuncu aynı anda hata yaparsa,
    Eğer servis kullanan oyuncu, karşılayan taraf hazır olmadan atış yaparsa,
    Oyun esnasında top parçalanıp taban kısmı tamamen toptan ayrılırsa,
    Çizgiye hakemi topun düştüğü yeri göremediyse, baş hakem de karar veremiyorsa oyun durdurulur.
    Oyunun durdurulduğu durumlarda, son servis atışı geçerli sayılmayacağından, servis atmış olan kişi servisi tekrarlar.


    TOPUN OYUN DIŞI OLDUĞU DURUMLAR

    Fileye çarpıp orada ya da tepede asılı kalırsa,
    Fileye ya da direğe çarptıktan sonra, topa vuran oyuncunun kendi yarı alanının zeminine doğru inişe geçtiği hallerde,
    Oyun alanının yüzeyine çarpınca,
    Hata ya da let kararı verildiği zaman top oyun dışı kalır.



    BADMİNTON TEMEL BECERİLERİ SERVİS

    Badmintonda oyun servis atışıyla başlar.

    Doğru bir servis atışı için;

    Servis atma esnasında iki ayağın yere teması kesilmeden, size ayrılan servis alanı dahilinde beklenmeli. Servis alanı, skorun durumuna göre sağ veya sol olabilir.

    Servis vuruşu sırasında top ve raketin kafası bel seviyesinin altında olmalı.

    Topa, direk olarak filenin üstünden çapraz saha servis alanına düşecek şekilde vurulmalı. Servis atışı sırasında hata durumunda servis hakkı kaybedilir.


    SERVİS DÜZENİ

    Servis atışı yazı tura ile belirlenir. Tekler oyununda servis atma hakkını kazanan oyuncu, sağ servis alanından karşı tarafın çapraz servis alanına kurallara uygun olarak topa vurarak oyunu başlatır. Hata durumunda servis hakkı kaybedilip karşıya geçer. Oyun böylece devam eder.

    Çiftler oyununda da yine ilk servis atma hakkı yazı tura atışıyla belirlenir. AB oyuncularının XY oyuncularına karşı oynadığını kabul edelim ve servis hakkını AB oyuncuları kazanmış olsun. A oyuncusu servis atma hakkını almış olsun. A oyuncusu sağdan X oyuncusu tarafındaki çapraz servis alanına servisi atar. Sayıyı kazanırsa, aynı A oyuncusu bu defa soldan Y oyuncusuna servisi atar. Servis kaybı durumunda servis atma hakkı karşı tarafa geçer. Sayı kazanıldıkça aynı oyuncu, hata durumunda aynı takımdaki ikinci oyuncuya servis hakkı geçer. Eğer o oyuncu da hata yaparsa, servis karşı tarafa geçer ve oyun böyle devam eder.

    Skor
    Bir oyunda, 15 sayısına ilk ulaşan (en az iki sayı fark olmalı) taraf oyunu kazanır. Bir maçı, en iyi üç oyunu alan taraf kazanır.



    TUTUŞ ve VURUŞLAR

    Forehand Tutuş
    Forehand tutuşu tenisteki tutuş gibi, işaret ve başparmak V şeklinde, avuçiçi kısmen yukarı gelecek şekilde tutulur.

    Backhand Tutuş
    Yine tenisteki bachand tutuş gibi, raket forehand konumdan sağa doğru çevrilerek ve avuiçi kısmen aşağıya gelecek şekilde tutulur.

    Forehand Ve Backhand Servis
    Badmintonda temel servis kısa servis olup, rakibin servis alanı çizgisinin hemen en yakınına atılan servistir. Bu servis atışı forehand veya backhand tutuşla atılabilir.

    Forehand
    Hazırlık aşamasında, vücut ağırlığı iki ayakta eşit dengeli şekilde ve bir ayak önde olmalıdır. Top ön ayak hizasında olmalı ve raket geriye alınmalı, aynı zamanda bilek yukarı kalkmış vaziyette olmalıdır.

    Topu serbest bırakma aşamasında, vücut ağırlığı ön bacağa doğru transfer edilmeli ve gözler top üzerinde olmalıdır. Vuruş sırasında, raket öne doğru sallanarak topun mantar kısmıyla buluşmalıdır. Ağırlık ön ayakta ve gözler topu takipte olmalıdır. Vuruştan sonra, bilekler hala yukarı vaziyetini korumalı ve kol ile vücut topun gidiş yönüne doğru takip etmelidir (follow through).



    Backhand


    Backhand servis atışı, oyuncuların büyük çoğunluğu tarafından kullanılan kolay ve başarılı bir vuruş şeklidir.

    Raket ve top vücudun ön tarafına alınır, topa raketin arka yüzüyle ve az salınımla vurulur.

    Hazırlık aşamasında, ağırlık iki ayakta dengelenmiş ve bir ayak önde olmalıdır. Top ve raket bel seviyesinin altında ve vücut önünde olmalıdır.

    Vuruş aşamasında, vuruş kolu kısa bir geriye salınımda bulunarak topun mantar kısmına vurulmalıdır.

    Vuruştan hemen sonra, vücut ağırlığı ön bacakta olmalı ve kol ile vücut topu vuruş yönüne doğru takip etmelidir.



    Forehand Smaç


    Smaç en temel hücum vuruşlarından birisidir. Smaç vuruşu sırasında, vücut ağırlığı iki ayakta dengeli bir şekilde olarak, raket başüstünden geriye alınmalı ve koldirseği bükülü olmalıdır.

    Raket mümkün olduğu kadar geri ve aşağı alınmalı. Topla olan göz teması kesilmeden ve raketin kafası omuz arkasında, diğer kol ve omuz topa doğru dönmüş vaziyette, vücut ağırlığı ön ayak üstüne doğru alınarak raket topa doğru sallanmalıdır.

    Topun mantar kısmıyla raket, kolun en gergin olduğu üst noktada buluşmalıdır. Vücut ağırlığı öne doğru aktarılarak vuruş sırasında iki omuz da fileye doğru dönmelidir.

    Vuruştan sonra kol ve raket topun gidiş yönüne doğru hareket ederek raket öne doğru düşürülmelidir. Hareketin oluşu sırasında top - göz teması esilmemelidir.


    Backhand Vuruşu
    Backhand hem savunma hem de hücum esnasında kullanılabilir. Eğer top smaç için çok alçaktan ve backhand tarafınıza gelmişse bu vuruş tercih edilir. Raket, elin avuçiçi aşağıya gelecek şekilde tutulur ve topa aşağıdan yukarı doğru vurulur.

    Backhand başüstü, yüksek gelen toplara vurabilmek ciddi çalışma isteyen zor vuruşlardan birisidir. Bu vuruş sırasında sırt rakip oyuncunun sahasına karşı dönülür, vücut dengesi ön ayak üzerinde, vuruş eli dirseği yukarı dönüktür.

    Vuruş sırasında vücut dengesi korunmalı, bilekler sıkı ve topa başüstünde vurulmalıdır.

    Servis Karşılama
    Servis karşılama sırasında, bir ayağınız önde, raket başüstünde, vücudunuz rahat, kendinizden emin bir şekilde beklemelisiniz.


    BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ?


    Badmintonun günümüzde bilinen adını, İngiltere Gloucestershire'daki Beaufort Dükü'nün Badminton Evinden aldığını,

    Uluslararası Badminton Federasyonuna 147 ülkenin üye olduğunu,
    Badminton dünyanın en hızlı raket sporu olup, topun raketten yaklaşık 300 km/saat hızla ayrıldığını,

    Bir badminton oyuncusunun sadece bir maçta 2 kilometreden fazla yol kat ettiğini,

    Topun ağırlığının 4.74 ile 5.50 gram arasında olduğunu,

    En iyi badminton topunun kazların sol kanat tüylerinden yapıldığını,

    Bir top için 16 kanat tüyü kullanıldığını,

    En büyük badminton topunun, Cansas City Müzesinde olup, normal ölçülerden 48 kat daha büyük ve 2500 kilo ağırlığında olduğunu,

    Thomas Kupasını erkekler kategorisinde 1948 yılından beri en çok Malezya, Endonezya ve Çin takımlarının kazandığını,

    En ünlü badminton severler arasında Paul Newman, Diego Maradonna ve Nick Faldo olduğunu,

    Badmintonun Çin ve Eski Roma uygarlıklarında raket yerine ayakla oynanan bir oyun olduğunu,

    İlk kez 1992 yılındaki olimpiyatlarda resmi olarak oynandığını ve resmi olimpiyat oyunu olarak kabul edildiğini, biliyor muydunuz?



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  4. #4
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Paraşütçülük




    Paraşütçülüğün Kısa Tarihçesi

    İnsanoğlunun kuşlara özenerek uçma arzusu, insanlığın uygarlığı kadar eskidir. Bu arzunun ortaya çıkışı ilk kuş kanatlarından esinlenerek veya şemsiye tarzı yapılan paraşütlerle gerçekleştirilmesi yoluyla çok eskilere dayanmaktadır.

    İlk paraşütle atlama denemelerinin M.Ö. 2200' lü yıllarda, Çin imparatorlarını eğlendirmek amacıyla, Çin Seddi üzerinden şemsiyeye benzeyen, serbest düşüşü yavaşlatıcı bazı araçlar kullanılarak yapıldığı anlatılmaktadır. Genellikle paraşüte ait ilk anlatılanlar, hep Uzak Doğuya aittir.

    İlk paraşütle atlamayı düşünen ve proje üreten kişi Leonardo da Vinci olmuştur. Bu tarihten sonra, birçok kişi paraşütle ilgili denemeler yapmışlarsa da, tarihte ilk ciddi paraşütçü Fransız Andre Jacques Garner olarak bilinmektedir.


    Garner ilk paraşütle atlayışını kardeşinin kullanmakta olduğu balona bağlanmış paraşütle irtibatlı bir sepet içinde yapar. Bu ilk denemelerden sonra 1797 yılında 700 metreden atlayışını başarılı bir şekilde tamamlar. İlk paraşüt brövesini ise, Garner' ın eşi olan Jean Genevieve almıştır.

    Bir kablo aracılığı ile açılması sağlanan otomatik açılışlı paraşüt ile ilk atlayışı ise 1885 tarihinde, Amerikalı Thomas Baldwin yapmıştır.
    Yine ilk olarak deklanşörlü serbest düşüş atlayışını yapan ve paraşütçülüğün Edisonu olarak kabul edilen Leslie Irvin' dır. Buna ek oarak dünyanın ilk gecikmeli paraşüt atlayışını yapan kişi ise, Amerikalı bir asker olan Randhall Bose' dır.

    Paraşütü askeri amaçlarla 1925 yılında ilk kullananlar ise Ruslar olmuştur. Bu yıllardan sonra paraşütçülük, teknolojik gelişmelerle birlikte gelişerek, günümüze kadar ulaşmıştır.




    Paraşütçülüğün Türkiye' de Kısa Tarihçesi
    Havacılık tarihi Türkiye'de İmam Cevheri ile başlar. Hicri 400 yılında o zamanın büyük Türk bilginlerinden İmam Cevheri kendi hazırlamış olduğu iki kanat ile Nişabur Caminin kubbesinden atlayarak, ilk uçma denemesini yapar. Fakat hazırladığı kanat, havada tutunmasına yetmez ve hızla yere düşerek Türk Havacılık tarihinin ilk şehidi olur. Havacılık tarihine giren ikinci Türk ise, Hezarfen Çelebi' dir. 1632 yılında kendi yaptığı kanatlarla Galata Kulesinden atlayarak, Üsküdar Doğancılar Meydanına inmeyi başarmıştır. Zamanın padişahı Sultan Murat, bu olayı korku ile izlemiş, etrafındaki adamların yanıltması sonucu, önce Hezarfen Çelebi' yi bir kese altınla ödüllendirmiş sonrada Cezayir' e sürgüne göndermiştir. Hezarfen'den çok az sonra da Lagari Hasan Çelebi bugünkülere çok benzeyen dört kollu bir füzeyi ateşleyerek çok yükseklere çıkmış ve daha sonra kendi hazırlamış olduğu özel bir sistemle arızasız olarak denize inmeyi başarmıştır. Fakat sonu yine Hezarfen Çelebi gibi sürgüne gönderilmek olmuştur.



    PARAŞÜT ÇEŞİTLERİ
    Paraşütler, yapılış şekli ve stillerine göre çeşitlilik göstermektedir. Bunlar: uçaktan atlanarak yapılan; statik paraşüt ve serbest paraşüt (sky dive), belli yükseltilerden koşarak paraşütün şişmesi sağlanarak yapılan Yamaç paraşütü ve Delta kanattır. Özellikle son zamanlarda, uçma merakı olan kişilerce yapılan Yamaç Paraşütü Paraşütler ve paraşütçülüğü incelemeye, yamaç paraşütü ile başlıyoruz.




    YAMAÇ PARAŞÜTÜ ( Paragliding)
    Son zamanlarda özellikle gençler arasında hızla yayılan, herkesin kolaylıkla uçma arzusu ve heyecanını tadabileceği bir spor dalı gelişmektedir. Buna Fransızca "parapente", İngilizce "paragliding" ve Türkçe "yamaç paraşütçülüğü" adı verilmektedir. 15 yaşını bitirmiş her sağlıklı kişi rahatlıkla paraşütçülük kurslarına katılıp bu sporu yapabilir. Rahatça koşulabilecek türden uygun eğimli bir yamaca açık olarak serilen paraşüt, pilotun koşuya başlaması ile hemen hava dolar, kanat şeklini alır ve pilotu taşımaya başlar. Pilotun koşuya 3-5 metre daha devam etmesi ile havalanır ve yamaçtan aşağı süzülerek konforlu ve emniyetli bir uçuşa başlar. Uçuşların süresi, kullanılan malzemenin performansı ve pilotun tecrübesine bağlı olarak kilometrelerce/saatlerce sürebilir.


    1940'lı yıllarda, Wright kardeşler başarılı ilk uçuşlarının yanında, birkaç parça perde kumaşından yaptıkları bir tür uçurtmayla yeni bir havacılık olayına da öncülük etmişlerdir. Daha sonraları esnek yapıya sahip kanatlar üzerinde çalışma ve deneyler yapılmış, 1948'de basit yelken kanatlar ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar sırasında kanatların bir bot, araba yada bir kişi tarafından yerden kaldırılması önemli bir gelişmeydi. Bu araç rahatlıkla sökülüp takılabilen çubuklardan ve üzerlerine gerilmiş kumaşlardan yapılmış bir delta kanattı. 1948 yılında Dr. Francis Rogallo, portatif delta kanadı yapmayı başardı. Zamanla delta kanatlar emniyet ve performans açısından oldukça geliştiler. Bugün tecrübeli bir pilot, 30-35 kg ağırlığındaki delta kanadına ek olarak yedek paraşüt, hava akımlarına göre şekillendirilmiş bağlantı elemanları, altimetre, variometre, pusula ve hız saati gibi bazı cihazlara ve telsize ihtiyaç duyar. Elbette bütün bunları taşımak için bir araç ve uçmayı düşündüğünüz tepedeki kalkış noktasına kadar uzanan bir yol gereklidir. Bu yüzden 1970'li yıların sonlarında bazı uçucular, yapısı sabit ve ağır olmayan, daha esnek ve daha hafif bir hava aracı arayışına girdiler. Birkaç öncü, paraşütlerle yamaçlardan uçuş denemelerine başladılar. Bunlar uçaktan atlayarak, limit hızda (yaklaşık 198 km/s) düşerken açılmak üzere dizayn edilmiş serbest düşüş paraşütleriydi. Çok geçmeden limit hızdaki açılış şokunun doğurduğu aşırı yüksek gerilimlerin daha yavaş ve daha yumuşak olan yamaç kalkışlarında ortaya çıkmadığı fark edildi ve farklı malzemelerden daha büyük boyutlarda paraşütlerin işe yarayabileceği düşünüldü.


    Çok geçmeden ucuzluğun ve basitliğin en son teknoloji ile birleştirildiği Fransızca "parapente", İngilizce "paragliding" ve Türkçe "yamaç paraşütçülüğü" adıyla bilinen yepyeni bir spor doğdu. 1980'li yıllarda yamaç paraşütçüleri düzenli olarak tepelerden havalanmaya başladılar.

    Bugünkü yamaç paraşütlerinin 6:1 ve 9:1 arasında değişen süzülme oranları delta kanatlarınkiyle (12:1-18:1) yada planörlerinkiyle (20:1-45:1) karşılaştırıldığında çok iyi görünmeyebilir fakat bir yamaç paraşütünün onların sahip olmadığı bazı avantajları vardır. Kolaylıkla havalanır, yönlendirilir ve inerler, birkaç dakikada açılabilir ve toplanabilirler. Uygun bir eğitimle temel uçuş kontrolü becerisi birkaç günde kazanılabilir. Hafifliği ve küçük boyutları sayesinde rahatlıkla sırtınıza alıp hiç bir yola, hava alanına yada başka bir tesise gerek duymadan kalkış noktasına tırmanabilir ve yolları olmayan dağlardan bile kolaylıkla havalanabilirsiniz.

    Basit ve zevkli olmasının yanı sıra havacılığın her dalında olduğu gibi yamaç paraşütçülüğünün de kesinlikle uymanız gereken bazı emniyet kuralları vardır. Havacılığın düşüncesiz, dikkatsiz ve tedbirsiz hareketleri affetmediğini asla unutmamamız gerekir. Güvenli uçuşlar için, içinde uçtuğumuz hava tabakasını kesinlikle tanımalı, paraşütümüzün değişik şartlar altındaki davranışlarını iyi bilmeli ve doğanın şartlarını ve kendi limitlerimizi asla zorlamamalıyız.

    Yamaç paraşütçülüğü havacılığın belki de en basit ve en kolay yoludur. Fakat bütün diğer macera sporları gibi ihmal, yanlış uygulamalar ve uygun olmayan şartlarda yapılması gibi hallerde ciddi yaralanmalar, hatta ölümlere yol açabilir.


    YAMAÇ PARAŞÜTÜNÜN YAPISI

    Yamaç paraşütü sporu, 1980'lerin başlarında ortaya çıkmış, kısa zamanda popüler olmuş ve tüm dünyaya yayılmıştır. Bunun en önemli sebepleri; bilinen en ekonomik hava aracı olması ve doğa sporları ile içiçe olmasıdır.Temelde özel bir yetenek ve aşırı efor gerektirmeyen Yamaç Paraşütü Sporu standart bir eğitim sonrasında kullanımı oldukça kolay ve zevklidir. Yamaç paraşütü basit bir hava aracıdır, fakat bütün diğer hava araçları gibi karmaşık ve güç bir dizayn çalışmasının ürünüdür.

    Yamaç paraşütü dört bölümden oluşur:

    Kubbe
    Askı İpleri
    Taşıyıcı Kolonlar
    Harnes(kuşam tertibatı)



    Kubbe
    Kubbe, polyester veya naylon, hava geçirmeyen, kaplamalı özel bir kumaştan yapılır ve canlı parlak renklerle boyanır. Alt ve üst yüzeylerin dik parçalarla birleştirilmeleriyle oluşurlar. Böylece ortaya çıkan bu hava kanallarına "sel" adı verilir. Ön kenardaki uçları açıktır. Ön kenarlarına şeklini korumak ve kalkış sırasında içine kolay hava girişini sağlamak için sert plastik tabakalar dikilir. Geniş sel girişleri daha yavaş ve daha güvenli bir yamaç paraşütünü gösterir. Daha dar sel girişleri, daha yüksek performansı amaçlayan paraşütlerde bulunur. Her sel, diğerlerinden iç sel duvarları ile ayrılmıştır. Bunlar kanadın şeklini belirlerler. Çok sayıda sel duvarı daha istikrarlı daha düzgün bir şekil ortaya koyar. Bu duvarlarda birçok delik vardır. Böylece hava, bir selden diğerine geçebilir. Bu da iç basıncın ayarlanmasını sağlayarak kanadı şişirir. Tamamen şişirildiğinde aerofoil şeklini alır yani, alt yüzey daha düz, üst yüzey daha kamburumsu, eğri bir şekil alır.

    Maksimum kalınlık noktası, ön kenardan arkaya doğru giden çizginin yüzde 15 ile 30'u tarafından oluşturulur. Kanadın arka bölümü arka kenar ile sonlanır.

    Tipik bir kubbede performansına bağlı olarak çok sayıda sel bulunur. Çoğunlukla orta bölümdeki seller, kenardaki sellere göre daha uzundur. Kubbe böylece elips şeklini alır. Bazı modern kubbelerde kanat uçlarında dik bölümler vardır, bunlara kulak da denir. Daha güvenli bir kubbe oluşturmak için eklenmektedir.

    Bir yamaç paraşütünün kubbesi şişirilebilen bir kanattır. Bu nedenle de bir serbest atlayış paraşütü olarak düşünülmemelidir. Yamaç paraşütleri yerden koşarak kalkış için aynı zamanda uygun hava akımlarında süzülmek amacıyla kullanılmaktadır.



    Askı İpleri
    İpler çok dayanıklı malzemeden yapılmışlardır. İnce yapıları sürtünmeyi azaltmanın yanında hafif bir malzeme olarak da avantaj sağlar. Kevler ve darcon olmak üzere iki ana ip tipi vardır. Kevler, organik polyamid (karbon lifi) malzemedir ve çoğunlukla darcon (terylene) yada benzeri bir malzemeyle çevrelenmiştir.

    İpleri daha iyi tanımak için kubbedeki bağlantı yerlerine göre değişik adlar verilir. Ön kenarlara bağlanan iplere A ipleri denir. Arkaya doğru gittikçe B, C ve D ipleri olarak adlandırılırlar. Fren ipleri (kontrol ipleri) en arka kenara bağlanırlar ve renkleri diğerlerinden farklıdır.



    Taşıyıcı Kolonlar
    Taşıyıcı kolonlar, kubbe iplerini kuşama bağlarlar. Genellikle 25mm genişliğindedir. Kuşama, karabinalar ile ipler küçük metal (rabit) halkalar ile bağlıdırlar.

    Taşıyıcı kolonlar, pilota kalkışta uygun tutunma yerleri sağlarlar. Kalkışı kolaylaştırmaktan çok, farklı harnes kullanımına imkan tanırlar.
    Bazı gelişmiş yamaç paraşütlerinde speed sistemi denilen hızlandırıcılar bulunurken bazılarında harnes kolonlara sabit olarak bağlanmıştır.


    Harnes
    Yamaç paraşütlerinin harnesi basit olarak; tahtadan yada sert plastikten yapılan oturma yerleri, sağlam dokunmuş kumaştan yapılan sırt bölgesi, bacak ve göğüs kolonlarından oluşur.

    Bazı harneslerde çapraz kolonlar bulunur. Bunlar, kubbeyi daha güvenli tutmak için pilotun vücut hareketini doğrudan yukarıya iletmesini engelleyen yapıdadırlar.

    Gelişmiş harneslerin, hızlandırıcı (speed sistem) bağlantıları, sırt koruyucusu, hava yastığı, yedek paraşüt bölümü gibi avantajları vardır. Bütün harnesler pilotun vücut yapısına göre ayarlanabilir.



    THK hangi kurslar açılmaktadır?
    Yamaçparaşütü başlangıç
    Tekamül
    Tandem
    Yelken kanat başlangıç
    Tekamül
    Motorlu yelkenkanat kursu
    Motorlu yamaçparaşütü kursu
    Balon lisans kursu



    THK ' da açılan kursların ücretleri nedir ? (2001 Yılı İçin)
    · Yamaçparaşüt ve yelkenkanat başlangıç kursları ücretsizdir.
    · Yamaçparaşüt ve yelken kanat tekamül kursu atlayış başına 15 $ karşılığı Türk lirasıdır.
    · Motorlu yelken kanat kursları uçuş saati 50 $ karşılığı Türk lirasıdır. 25 saatlik eğitimi tamamlayanlara Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünden onaylı "yelkenkanat pilot lisansı" verilir.
    · Balon kursları uçuş saati 100 $ karşılığı Türk lirasıdır. 46.30 saatlik eğitimi tamamlayanlara Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü onaylı lisans verilir.
    · Yamaç paraşüt tandem kursları 200 $ karşılığı Türk lirasıdır.
    · Motorlu yamaçparaşüt kursları sorti başına 40 $ karşılığı Türk Lirasıdır. 25 sortilik eğitimi tamamlayanlara motorlu yamaç paraşüt pilot sertifikası verilir.



    Kurslar nerelerde verilmektedir?
    · Tüm kurslar genellikle her yıl Mayıs - Eylül ayları arasında İnönü Eğitim Merkezinde verilmektedir
    · Yılın diğer aylarında en az 10 kişilik gruplar oluşturulduğu taktirde mevsim özellikleri'de göz önünde bulundurularak bölgesel kurslar da açılabilmektedir.


    Yıllık kurs programları ne zaman belli olur?
    Yıllık kurs programları her yıl Aralık ayında internet web sayfasında ve "Uçantürk" aylık dergisinde yayınlanır.

    T H K web sitesi : Türk Hava Kurumu_Gökyüzündeki Sevda.

    Telefonla bilgi almak istenirse (0 312) 310 4840 / Eğitim Müdürlüğüden detaylı bilgi alınabilir.



    Başlangıç kurslarına katılacak adaylarda aranan şartlar nelerdir ?
    16 yaşından gün almış olmak.
    18 yaşından küçük olanların yasal velileri tarafından verilecek noter onaylı muvafakatname şarttır.
    4 adet vesikalık fotoğraf (düzenlenecek belgeler için ) .
    Tam teşekküllü hastaneden "ICAO EK-1'e göre uçuş ve atlayışa elverişlidir" kaydı bulunan sağlık kurulu raporu almış olmak.
    En az orta okul mezunu olmak .
    En az 1.55 boyunda ve en az 45 kg ağırlığında olmak.
    Kan gurubu belgesi
    Onaylı nüfus cüzdan sureti.


    Başlangıç Kursu:
    Kurs süresi 10 gündür. Amaç; öğrencinin yamaç paraşütüyle tanışmasını sağlamak, havacılığın temel kurallarını öğretmek, ilk önce alçak tepe uçuşlarıyla arkasından irtifa süzülüşleriyle ilerleme sağlayarak öğrencinin emniyet limitleri içinde uçuş yapabilmesini sağlamaktır. Kurs 2 aşamada gerçekleştirilir.

    Yer Eğitimi: Yer eğitimi süresi 3 gündür. Öğrenciler yer eğitimi süresince toplam 24 saat kuramsal ders görürler. Bu aşamada yer eğitimi ile birlikte alçak (20-40 metre) tepelerden alıştırma ve kontrol uçuşların da yaptırılır.

    Uçuş Eğitimi: Bu safhada tatbiki uçuş yaptırılır. Yer eğitimi sonunda sınavda geçerli not alanlara 100-600 metre arasındaki tepelerden toplam 10 uçuş yaptırılır. Kursun sonunda 10 uçuşu tamamlayanlara "yamaçparaşüt öğrenci pilot sertifikası," pilot seviyesini gösteren bir kimlik ve başlangıç rozeti verilir. Yamaç paraşüt başlangıç kurslarını bitirerek öğrenci pilot sertifikasına sahip olanlar bazı imtiyazlar dahilinde yalnız uçuş yapabilirler.



    Tekamül Kursları
    Kurs süresi en az 60 gündür. Bu kurs ücretli ve ücretsiz olarak yapılmaktadır. Ücretli kursa katılmak isteyenlerin, başlangıç sertifikasına sahip olmaları şarttır. THK'nca planlanan ücretsiz kurslarda, başlangıç sertifikasına sahip öğrenciler arasından en az lise mezunu olmaları, belirlenen yaş limiti içinde bulunmaları ve başlangıç kurslarında gösterdikleri performan dikkate alınarak seçim yapılır. Eğitim 3 safhada tamamlanır.

    Birinci Aşama Eğitimi: Bu safhanın amacı, yelken uçuşu ile öğrencinin tanışmasını, emniyet limitleri içerisinde yelken uçuşu yapabilmesini sağlamaktır. Bu safhada öğrencilere toplam 22 saat yer eğitimi ve asgari 30 uçuş yaptırılır.

    İkinci Aşama Eğitimi: Tekamül birinci safha eğitimini başarıyla bitirenler ve asgari 30 uçuşu tamamlayanlar, ikinci safha eğitimine başlatılır. Bu safhanın amacı; yamaçparaşüt pilotunun gelişmiş yelken uçuşunu ve aynı zamanda gösterilerde ve yarışmalarda olduğu gibi belirli bir kontrol altında uçuşlarını emniyetli bir biçimde yapabilmelerini sağlamaktır. Bu safhada öğrencilere toplam 8 saat yer eğitimi ve 50 sorti uçuş yaptırılır.

    Üçüncü Aşama Eğitimi: Tekamül ikinci safha gereklerini yerine getirenler üçüncü safha eğitimine başlatılırlar. Bu safhanın amacı; gösterilerde ve yarışmalarda olduğu gibi belirli bir baskı altında pilotun seyrüsefer uçuşunu emniyetli bir biçimde yapabilmesini sağlamaktır. Bu safhada öğrencilere toplam 12 saat yer eğitimi ve 20 sorti uçuş yaptırılır.

    Tekamül eğitimi boyunca öğrenciler toplam 42 saat ders görürler ve 100 metrenin üzerindeki tepelerden toplam 100 uçuş yaparlar. Tekamül safha eğitimlerini başarıyla bitiren pilotlara "Yamaçparaşüt pilot sertifikası," pilot seviyesini gösteren bir kimlik ve pilot rozeti verilir. Yamaçparaşüt pilot sertifikasına sahip olanlar kendi sorumluluğunda, türbülanslı koşullarda yelken ve seyrüsefer uçuşları yapabilir ve yarışmalara katılabilir.




    Tandem Yamaçparaşütü Pilot Kursu
    Tandem (iki kişilik) yamaçparaşütü ile ikinci bir kişiyi uçuracak kişilerin aşağıda belirtilen sertifika, uçuş bilgisi, deneyimi ve eğitime sahip olmaları gerekmektedir. Öğrencinin kursa katılabilmesi için yamaçparaşüt pilot sertifikasını aldıktan sonra 50 uçuş veya "en az 20 saat" uçuş yapmış olması gerekir. Tandem yamaçparaşüt kursuna katılan öğrenciler, 12 saat nazari ders gördükten sonra tandem yamaçparaşüt öğretmen pilotu ile birlikte yolcu ve pilot olarak en az 10 uçuş yaparlar. Bir yamaçparaşütçünün tandem yapabilmesi için;

    Yüksek derecede disiplin kabiliyeti, beceri sahibi ve sorumluluk duygusu olmalıdır.

    Emniyet ve emercensi kurallara tam olarak uymalıdır.

    Tandem yamaçparaşüt kursunu görmüş olmalıdır.

    Motorlu Yamaçparaşüt Pilot Eğitimi
    Yamaçparaşüt'üne motor ilave edilerek (pilot sırtında) motorlu yamaçparaşüt yapacak kişilerin aşağıda belirtilen sertifika, bilgi ve eğitime sahip olmaları gerekmektedir. Bir öğrencinin bu kursa başlayabilmesi için yamaçparaşüt pilot sertifikasını aldıktan sonra 25 uçuş (en az 10 saat) yapmış olması gerekir. Motorlu yamaçparaşüt kursunda öğrenciler 27 saat nazari ders görürler ve motorlu yamaç paraşüt öğretmen pilot nezaretinde en az 25 sorti uçuş yaparlar.






    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  5. #5
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Bilardo


    Bilardo Genel Bilgiler

    Başlangıç dönemi hakkında çok net bir bilgi bulunmamakla beraber köklü bir spor olan bilardo, gerek kuralları, gerek kullanılan malzemeleri ve gerekse çeşitleri açısından bir çok evrim ve değişim yaşayarak günümüz dünyasında yerini almıştır.





    Ortaçağ Avrupa'sında asilzade oyunu olarak bilinen , saray ve konaklarda oynanan bu oyun yaşadığı değişimler sonucu gelişmiş ve organize bir spor dalı olmuş ve kurumsallaşmıştır.

    19. Yüzyılın başlarında öncelikle saray ve konaklarda görülmeye başlanan bilardo masaları ancak Cumhuriyetin kuruluşundan sonra, 1935'lerde kahvehanelerde yer almaya başlamıştır. Bilhassa gençliğin büyük ilgi göstermesi ile birlikte, Federasyonun kuruluşuna kadar geçen sürede köyler ve kasabalar da dahil yurdumuzun her tarafına yayılmıştır.

    Federasyon öncesi açılan salonlar , Türkiye Kahveciler ve Kıraathaneciler Federasyonuna bağlı olarak çalışmaktadır ve sayıları çok yüksektir.(75 - 80 bin)

    Türkiye Bilardo Federasyonu ise 1993 yılında kurulmuştur. Spora başlama ya da Lisans çıkarabilme yaşı olarak , uluslararası yaklaşım ile 13 (12 yaşını bitirmiş) kabul edilmiş ve bu gençlerin kahvehanelerden çok daha sıhhatli ve düzgün ortamlara sahip olabilmeleri için de Özel Spor Salonu Yönetmeliği hazırlanmıştır.




    Halen sayıları 3 bine ulaşmış olan bu mekanların spora uygunluğu, denetimleri ve icraatları Gençlik ve Spor İl Müdürlükleri ve Bilardo Federasyonu tarafından yapılmaktadır. Kötü alışkanlıklardan ve bilhassa kumar ortamından arındırılmış bu salonlarda antrenör kontrolünde ve lisanslı sporcu olarak faaliyet yapabilmeleri sağlanmıştır.


    Halen ülkemizde sayıları yüz bine yaklaşan işletmeler , yaklaşık 500 bin adet bilardo masası ile her yaştan, toplumumuzun her kesiminden ve her gün bilardo oynayan 5 milyona yakın insanımızla birlikte inanılmaz bir bilardo potansiyeli mevcuttur. Milli sporcularımızın başarıları (2003-2004 yılları Milli Takımlar Dünya 3 Bant Şampiyonuyuz), malzeme imalatında yaşanan olumlu gelişmeler ve ciddi bir ihracat kapasitemizin olması gibi nedenlere bağlı olarak bilardonun önemi artmaktadır.

    Bilgisayar ve internet dünyasının gençler üzerindeki etkisi, mevsimlere dayalı durağanlıklar ve sportif anlamda yaşanan başarısız dönemler ise sporumuzun önündeki olumsuzluklar olarak görülmektedir. Yakın bir zamanda Bilardo Federasyonu tarafından yapılması düşünülen liglerin, sporumuza ekstra bir canlılık getireceği de şüphesizdir. Kulüpleşmenin çoğalması ile birlikte hakem ve bilhassa antrenör ihtiyacının da artacak olması eğitim faaliyetlerine ağırlık verilmesini zorunlu kılmaktadır.




    Sporcularımızın son Milli Takımlar Dünya Şampiyonluğunun yurt içi ve bilhassa yurt dışı basında "Türk gibi Zeki" ifadeleri ile yer alması ülkemiz açısından son derece önemlidir.Yüzyıllarca sadece güç sporlarında başarılı olabilen ülkemiz bilardo ile bizlere daha farklı bakılmasına sebep olmaktadır. Şampiyonumuz Semih Saygıner' in, Arjantin, Kolombiya, Meksika, Amerika ,Japonya ve tüm Avrupa ülkeleri de dahil her yerde şovlara davet edilmesi ve gittiği ülke insanlarına kendi lisanları ile hitap ederek gösteri yapması ise ülkemizin imajı açısından son derece önemli ve olumlu katkılar yaratmaktadır.

    Malzeme imalatı ve ihracatı konusunda da Türkiye tercih edilen bir ülkedir. Bilardo masaları ve istekalarda ürünlerimiz en iyi sporcular tarafından beğenilmektedir.


    Ancak tüm amatör ve alternatif sporlarda olduğu gibi bilardonun da basın desteği görmemesi ve yetersiz bir ilginin olması en önemli sorunumuzdur. Bu konuda BilardoTürk olarak gerek tanıtım, gerekse organizasyon açısından bize düşen görevlerin bilincindeyiz.

    Bilardo, yukarıda sayılan ve sayılmayan birçok engele rağmen, yükselişi durdurulamayacak bir spor dalıdır. Bizim bilardo severler olarak yapmamız gereken, insanlara bilardonun sadece bir eğlence aracı olmadığını göstermektir. Bilardonun sihirli dünyası ülkemizde gerçek dünyada olduğu kadar, sanal alemde de tanıtılmayı hak etmektedir




    KURALLAR

    Bu başlık altında size anlatmaya çalıştığımız resmi kuralları, özellikle bilardo ile yeni ilgilenmeye başlayan oyuncular için kolay ve anlaşılır bir şekilde vermeye çalıştık.



    Özellikle Türkiye'de birçok salonda pool (amerikan bilardosu) disiplininde maçların yanlış ya da güncel olmayan kurallar ile oynandığını gözlemliyoruz.

    Bu kurallar bizce bu disiplinlerde kendini geliştirmek isteyen oyuncuları olumsuz yönde etkiliyor. Özellikle de kendini belli bir noktaya kadar geliştiren oyuncuların, bu oyunu sevdikleri halde bu kurallar yüzünden oyundan sıkıldıklarını, karambol ve 3 bant disiplinlerine geçiş yaptıklarını biliyoruz.

    BilardoTürk olarak bir amacımız da bu kuralların doğru ve daha rahat bir şekilde öğrenilmesine elimizden geldiği kadar yardımcı olabilmek. Bu yüzden kuralları çeşitli kaynaklardan birebir yazmak yerine, kendi anlatımımızla, vurgulanması gereken noktaları daha net vurgulayarak sunmayı tercih ettik.

    İşte Türkiye'de oynanan oyunlar ve kuralları:

    3 top:
    karambol
    3 bant

    Pool (Amerikan Bilardosu):
    8 top
    9 top
    14+1



    Salonlar


    Tiyatro Cafe, Beşiktaş - İSTANBUL
    Bilardo Max, Bahçelievler - İSTANBUL
    Royal Cafe Bilardo, Kadıköy - İSTANBUL
    Time-Out Bilardo Salonu, Mecidiyeköy (Profilo) - İSTANBUL
    Champs Bilardo Salonu, Kızılay - ANKARA


    Bu bölümde, bilardoyu “kitabına göre” öğrenmek isteyen oyuncular için kendi bildiğimiz ve kaynaklardan öğrendiğimiz bilardo terimlerini tanımlamaya çalıştık.

    VURUŞ TOPU: İsteka aracılığıyla kurallar dahilinde vurabileceğiniz toptur. Cepli Bilardo disiplinlerinde (pool, snooker) vuruş topu her oyuncu için aynı olmakla beraber, örneğin 3 top disiplininde vuruş topu bir oyuncu için beyaz iken, rakip oyuncu için sarıdır.

    İSTEKA (ISTAKA): Bilardoda vuruş topu diye tabir ettiğimiz topa nizami olarak vurabilmemiz için kullandığımız, genelde ahşaptan yapılmış olan sopadır. 3 top ve Amerikan Bilardo (pool) disiplinlerinde farklı versiyonları bulunan isteka çeşitlerini malzemeler bölümünde daha ayrınltılı bir şekilde inceleyeceğiz.

    ÇUHA: Bilardo masasında mermer yüzeyin üzerinde ve bantlar üzerine gerilerek kaplanan, oyunun ve masanın türüne göre farklılık gösteren özel kumaş kaplamadır.

    BANT: Bilardo masasında oyun alanının sınırlarını oluşturan, genelde kauçuktan imal edilen bölümlere verilen addır.

    SOMAKİ (TEBEŞİR): Vuruş yapılmadan önce vuruş topu ile istekanın ucunun temas süresini arttırarak çıtlama denilen olayı engellemek için sürülen özel bir bileşimden yapılan malzeme.

    ÇITLAMA: Bilardoda özellikle falsolu atışları yaparken istekanın gerekenden fazla savrulması yada gereken miktarda somaki sürülmemesi sonucu meydana gelen yanlış vuruşlar. Bu vuruşlar sonucunda genelde vuruş topu istenilen doğrultuda ve falsoda gitmez, kontrol dışı bir atış gerçekleşir.

    SOTE (SOTA): Bilardoda sıradaki atışla ilgili kullanılan göreceli bir terimdir. Atışı yapacak sıradaki oyuncuya göre kolay olan pozisyonlara verilen addır.

    KAROT (DUVAR KAROTU, BOY KAROTU): Karotta sote gibi göreceli bir terim olup; sotenin tam tersine zor pozisyonlara verilen addır.

    BRİKOL: Vuruş topunun hedef topa ulaşmadan önce banta çarptıılması ile yapılan atışların genel adıdır.

    PUSHOUT 9: Top disiplininde açılış atışından sonraki ilk atış sırasında uygulanan bir kuraldır. Bkn. 9 Top.

    TEK İSTEKA: Bu tabir kendisine sıra geldikten sonra oyuncunun rakip oyuncuya sırayı verene kadar elde ettiği başarılı atışları yada setleri belirtmek için kullanılan bir ifadedir. Örn. Bütün topları ardı ardına sokarak tek istekada seti bitirdi. (Amerikan) Tek istekada 9 sayı çekti. (3 Bant)

    AÇ-KAPA: Sete yada maça başlayan oyuncunun rakibe sıra vermeden seti ya da maçı bitirmesine aç-kapa yapmak denir.

    SAFE (BOŞ ATIŞ): Genel olarak oyunda rakibe kolay atış (sote) bırakmamak amacıyla yapılan atışlara verilen addır. Bunun yanında 8 Topta bu adla anılan özel bir kural atışı da vardır. Bkn. 8 Top.

    BANT ATIŞI (ASO ATIŞI): Oyuna başlamadan önce açılışı kimin yapacağını belirleyen atışa verilen addır. Bant atışını kazanan taraf, oyuna kimin başlayacağına karar verir.

    TEK ELEME TURNUVA: Adından da anlaşılacağı gibi her oyuncunun ilk yenilgisinde elendiği turnuva çeşitleridir.

    ÇİFT ELEME TURNUVA: Tek elemeli turnuvadan farklı olarak oyuncunun elenmesi için iki kere yenilgi alması gerekmektedir.

    MASE: İstekayı normal vuruş açısını arttırarak arkasını yukarı kaldırıp vuruş topunun duruma göre sağ veya sol tarafına doğru yapılan etkili vuruşlara denir. Böylece top gideceği noktaya kavis alarak ilerler.

    PİKE: İstekanın vuruş açısını mase vuruşlardaki açılardan daha dik açılar kullanarak, topun daha fazla kavis almasının, yönünün daha fazla değişmesinin sağlandığı vuruşlardır. Genelde birçok pike vuruşu zorluk derecesi fazla olduğu için artistik vuruş sınıfına girer.

    FALSO(TERS-DÜZ): Topun dikey eksenin sağına ya da soluna yapılan vuruşlara falsolu vuruşlar denir. Bu vuruşlarda topun saat yönünde ya da ters yönde dönerek ilerlemesi sağlanır.

    JUMP ATIŞI: Vuruş topuna 45 derece veya daha dik bir açıyla belirli bir teknikle ve (genelde) özel bir istekayla vurularak engel teşkil eden top veya top gruplarının üzerinden zıplatılarak yapılan vuruştur.

    STİCK (UZATMA): Bilardo oynanan masanın boyutları sebebiyle bazı atışlarda uygun pozisyon alamadığımız durumlarda köprü kurduğumuz elimiz yerine kullanılan araçtır.

    KLEPS: Vuruş topunun yatay ekseninin aşağı noktalarına yapılan ve vuruş topunun hedef topuna çarptıktan sonra geri gelmesini sağlayan vuruşa denir.

    SIRT: Vuruş topunun yatay ekseninin yukarı noktalarına yapılan ve vuruş topunun hedef topuna çarptıktan sonra ileri gitmesini sağlayan vuruşa denir.

    LİMAJ (LIMAGE): Vuruş topuna vurulacak nokta belirlendikten sonra atışa hazırlanırken hedefe odaklanma amaçlı istekanın hareket ettirilerek atışın bir nevi canlandırılması yapılır. Bu canlandırma hareketlerinin bütününe limaj denir.
    Konu n@r_cicegi tarafından (12.04.08 Saat 22:52 ) değiştirilmiştir.



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  6. #6
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Triatlon


    Triatlon Genel Bilgiler






    Triatlon aslında kişisel bir spordur. Sporcunun erişebildiği gücü zorlayan insanüstü bir çaba gerektiren, değişik yaş gruplarının yapabileceği bir bıranşdır.

    Olimpik tarzda rekor denemelerinin yapılmadığı hava ve zemin koşullarına göre derecelerinin değişebildiği bir spor olması insanların bu spora ilgisini arttırıyor.


    Triatlon sporu bir felsefik spordur. Azimle çalışan gereklerini yerine getiren herkes bir diğerini geçer mutlak birincilik ikincilik üçüncülük çok uzun süreli yoktur. Ama sağlam istikrarlı Triatlet vardır. Hemen hemen mevcut tüm yarışmalara başarıyla katılan ve bitiren bir önceki derecesinden 1 saniye ve dakika önce bitiren minimum 10 yıl maksimum 20-25 yıl Triatlon sporuna gönül veren kişi gerçek Triatlet gerçek şampiyondur.

    Özetle, Triatlon ufak ufak çakıl taşlarını sabırla bir araya getirmek sonunda yıllara yayılan, yıkılmayan, devrilmeyen bir piramit yapmaktır.

    Bugüne kadar olimpiyatların açılışı geleneksel olarak binicilik ile başlar binicilikle son bulurdu.



    Ancak artık dünya yeni sporlar ve yeni heyecanlar peşinde olduğu için Uluslararası Olimpiyat Komitesi de hareketli sporlarla oyunları başlatma karar almış ve bildiğimiz gibi Sydney Olimpiyatlarını Tiratlonla başlatmıştır.

    Tiratlon, ilk olarak 2000 Sydney Olimpiyat Oyunlarına Olimpiyat Komitesince bağımsız olarak alındı.

    Triatlon yarışlarında organize edildiği yörenin (yerin) coğrafi ve iklim koşullarına göre değişiklik yapılabilir. Örneğin yüzmenin mümkün olmadığı yerlerde, yüzme yerine başka bir spor disiplini konulabilir. Ancak ilk defa 2002 Sydney Olimpiyat Oyunlarında, Olimpik spor olarak kabul edilen Triatlon’ un Olimpiyatlarda kabul gördüğü şekli yüzme, bisiklet ve koşu disiplinlerinden oluşmaktadır.



    TRİATHLON’NUN DÜNYADAKİ TARİHÇESİ

    Triatlon yarışmalarının tarihçesi 1978 yılında başlıyor
    İlk Tiriatlon yarışı 18 şubat 1978 de Hawai adalarında Waikiki plajında yapılmıştır.

    Cesur deniz komandosu John COKLİNS Waikiki yüzme yarışları, Hawai adası çevresinde yapılan bisiklet yarışı ile Honolu maratonunu birleştirmek fikri ile ortaya çıkıyor. ve bu rüyası destek bulunca daha sonra yeni bir spor dalı olarak kabul edilerek, ilk Triatlon yarışmasına 15 kişi katılmış ve 12 kişi yarışı bitirebilmiş kazanan 11.46.58 derecesi ile Gordon HALLER 1.olan ilk Triatlon’ cu olmuştur.



    TRİATLON’NUN TÜRKİYE’DEKİ TARİHÇESİ

    Türkiye’de Triatlon Federasyonu 22 Aralık 2000’de kuruldu. Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Merkez Danışma Kurulu Triatlonu, Bisiklet Federasyonundan ayırarak ayrı bir Federasyon olmasına karar verdi, ve adını “ Türkiye Triatlon Federasyonu ” koydu.



    TRİATLON’UN DÜNÜ, BUGÜNÜ GELECEĞİ

    Triatlon ferdi bir spordur. Yüzme, bisiklet ve koşunun arka, arkaya yapıldığı olimpik bir spor branşıdır. sprint (kısa) mesafe, orta uzunluk, olimpik mesafe, ıronman (demir-adam) olmak üzere 4 değişik mesafede yapılmaktadır.

    Triatlon aslında kişisel bir spordur. Sporcunun erişebildiği gücü zorlayan insanüstü bir çaba gerektiren, değişik yaş gruplarının yapabileceği bir branşdır.

    Olimpik tarzda rekor denemelerinin yapılmadığı hava ve zemin koşullarına göre derecelerinin değişebildiği bir spor olması insanların bu spora ilgisini arttırıyor.

    Triatlon sporu bir felsefik spordur. Azimle çalışan gereklerini yerine getiren herkes bir diğerini geçer. mutlak birincilik mutlak ikincilik, üçüncülük yoktur, ama sağlam istikrarlı Triatlet vardır. yarışmalara katılan ve bitiren bir önceki derecesini 1 saniye geliştiren minimum 10 yıl maksimum 20-25 yıl Triatlon sporuna gönül veren kişi gerçek Triatlet, gerçek şampiyondur.

    Özetle, Triatlon ufak ufak çakıl taşlarını sabırla bir araya getirmek sonunda yıllara yayılan, yıkılmayan, devrilmeyen bir piramit yapmaktır.

    Bugüne kadar olimpiyatların açılışı geleneksel olarak binicilik ile başlar binicilikle son bulurdu.

    Ancak artık dünya yeni sporlar ve yeni heyecanlar peşinde olduğu için Uluslararası Olimpiyat Komitesi de hareketli sporlarla oyunları başlatma karar almış ve bildiğimiz gibi Sydney Olimpiyatlarını Tiratlonla başlatmıştır.

    Tiratlon, ilk olarak 2000 Sydney Olimpiyat Oyunlarına Olimpiyat Komitesince bağımsız olarak alındı.



    Triatlon yarışmaları organize edildiği yörenin (yerin) coğrafi ve iklim koşullarına göre değişiklik yapılabilir. Örneğin yüzmenin mümkün olmadığı yerlerde, yüzme yerine başka bir spor disiplini konulabilir. Ancak ilk defa 2002 Sydney Olimpiyat Oyunlarında, Olimpik spor olarak kabul edilen Triatlon’ un Olimpiyatlarda kabul gördüğü şekli yüzme, bisiklet ve koşu disiplinlerinden oluşmaktadır.



    TRİATLON’DA DÜN


    Triatlon 2000 Sdney olimpiyat oyunlarında olmpik Spor olarak kabul edilmesine rağmen, Triatlonun geçmişi dünyada olduğu gibi Ülkemizdede daha düne kadar az bilinmekte idi.

    Triatlon Ülkemizde İlk kez birkaç sporcunun katkısı ile Alanya’da 1990 yılında yapılan Uluslararası, Alanya Triatlonu ile başlamış giderek daha iyi daha güzel organizasyonlara imza atan bir belde ve bu sporu Ülkemize tanıştıran bir spor kenti kimliğine bürünmüştür.

    Daha sonra Bisiklet Federasyonunun çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Triatlon Sporu nihayet Triatlon Federasyonunun kurulduğu gün 22 Aralık 2000’den itibaren Sporun ismi ile anılan Federasyonuna kavuşmuştur.

    2000 yılında federasyon oluşumu,

    2001 yılında ise 4 faaliyet organize edilmiş,

    Bunlar;

    -İlk faaliyet 4. Erdek Triatlon’u Türkiye Şampiyonası 01-Temmuz-2001’de

    -İkinci faaliyet 4. Çeşme Triatlonu Türkiye Şampiyonası 3-4 Ağustos 2001’de

    -Üçüncü 1. Ahlat ( Bitlis ) Triatlon’u 24-25 Ağustos 2001

    -Dördüncüsü ise ETU Avrupa Tritlon Kupa finali 24-Ekim -2001 tarihinde
    Antalya-Alanya


    TRİATLONDA BUGÜN


    Triatlon da bu güne kadar gelen süreye ve yapılanlara bakıldığında epey bir yol kat edildiği görülüyor.

    Şöyle bir geçmişe bakacak olursak Triatlon’u düne kadar Alanya Triatlon’u ile tanıyorduk bu güne baktığımızda yurdun birçok sahil bölgesinde tanındığını yapıldığını görmekteyiz.

    Yarışma sayısının artması ile yurdun farklı yerlerinde Triatlon yapılmaya başlanmış, bugüne kadar Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu kişilerin bile bilmediği Triatlonun tanınması sağlanmış, doğal olarak da daha çok İnsan, daha çok genç Triatlonu tanımış bir çok yeni gencin Spora başlamasına olanak sağlanmıştır. Düne kadarda toplam 100 civarında olan Sporcu sayısının bugün hızla arttığını görüyoruz. bugüne gelindiğinde Sporcu sayısının toplam 200 civarında olduğunu görmekteyiz. ve 2003 yılına gelindiğinde yine ilk defa Yıldızlar kategoriside yarışmalara konularak, geleceğe daha sağlam adımlarla adım atılmıştır. Çünkü Triatlon’ da Spora başlama yaşı 11 Lisans çıkarma yaşı 12 ‘dir. Triatlon zor bir Spor oldugu için daha gençlerin kassal yapıları tam gelişmemişken Triatlon gibi ağır bir Spora erken yaşta başlamaları mümkün değildir. böyle oluncada Ülkemizde genelde 11-12 yaşına gelen bir genç farklı Popüler Sporlara yönelmektedir. Aynı zamanda buğüne kadar gelen Triatletlerin birçoğu ya Yüzme Sporundan, ya Bisiklet Sporundan yada koşu branşında olan kişiler bu Sporları bırakıp Triatlona geçiş yapmışlardır. Federasyon olarak bügün artık direk olarak Triatletlerin yetişmesi için Yıldızlar kategoriside Federasyonun belirlediği belirli kısa mesafelerde yarışmalar konularak alt yapıdan direk olarak Triatlon Sporunu yaparak gelen Sporcular yetişmesine olanak sağlanmıştır.

    Yeni bir federasyon olmasına rağmen bu kısa zamanda 2002-2003 yılında hızlı bir şekilde gelişme gösterip Uluslararası düzeyde başarılarada imza atmıştır.

    Öncelikle Hakem, Antrenör, kursları ve Sporcu kampları ile Eğitim faaliyetlerini yönelik çalışmalar yapılmıştır.


    2002 Yılında

    Uluslarası boyutlarda ise

    -İstanbul –Adalar’da 07-Eylül -2002 tarihinde yapılan 1. Uluslararası İstanbul Triatlonu ve Balkan Şampiyonasında Okan ULAŞ 02 : 06 : 43 derecesiyle olimpik mesafede Büyükler kategorisinde Balkan 3.

    -Antalya – Alanya’da 23 Ekim 2002 tarihinde yapılan 2002 yılı kupa finali ve Türkiye Şampiyonası finalinde, Mert ONARAN 02:00:16 derecesiyle olimpik mesafe Gençler kategorisinde 3.

    -Server TANFER 02:04:19 derecesiyle olimpik mesafe Masterlar kategorisinde 1.lik dereceleri elde edilmiştir.


    2003 Yılında

    Uyuslararası boyutlarda ise

    -Balıkesir-Erdek’te 23-24 Ağustos 2003 tarihlerinde yapılan 1. Uluslararası Erdek Triatlonun’da
    Şeyma ZERENGİL 1:19:38 derecesiyle 1.
    A.Mine KARAASLAN 1:20:44 derecesiyle 2.
    İpek ONARAN 1: 21 19 derecesiyle 3. olarak Gençler kategorisinde ilk üç madalyayı kazanmışlardır.

    -Antalya-Alanya’da 21-22 Ekim 2003 tarihinde yapılan Avrupa Triatlon Kupası finalinde Server TANFER 02:12: 30 derecesiyle olimpik mesafe masterlar kategorisinde 3. olmuştur.

    Çok yeni bir federasyon olmasına rağmen alınan bu derecelere ve verilen istatistik bilgilere bakılacak olursa her alanda Sporcu sayısı, Kulüp sayısı, Faal il sayısını ne kadar hızlı bir şekilde geliştiği görülecektir. ayrıca alınan uluslararası dereceler ilede bunu apaçık ortaya çıkarmaktadır.

    Bunun dışında bugün farklı illerde’de Duatlon yarışmaları düzenlenerek Triatlon yarışmasının yapılamadığı mevsimde Duatlon yarışmalarının yapılması sağlanmıştır.

    2003 yılında toplam 9 yurt içi faaliyet, 2 yurt içi Uluslararası faaliyet, 4 yurt dışı Uluslararası faaliyet, 2 adet kamp ve 1 seminer ile sezonumuzu tamamlamış bulunmaktayız.



    TRİATLON’UN GELECEĞİ


    Ülkemizdeki Spor kültürünün gelişmesi ve toplumuzda Sporun bir yaşam biçimi olarak benimsenmesine katkı yapabilmek amacıyla, gayretiyle, Spor sayesinde sağlıklı gençler yetiştirip. Uluslararası alanda Triatlonda en iyi konuma gelmek.

    Sınırlı olanaklara rağmen herzaman kaliteye önem vererek başarıyı hedefleyen Triaton federasyonunun başarısının her gecen yıl dahada artıra bilmek için çalışmalar yapmak.

    Gelecekte yapılacakları özetle sıralayacak olursak.

    1-Gelecekte öncelikle Avrupa, Dünya, ve en büyük organizasyon olan Olimpiyatlar için sporcu hazırlamak, yetiştirmek,

    2- Triatlon sporunu daha geniş kitlelere tanıtabilmek, amacı ile daha fazla ve daha değişik yörelerde organizasyonlar yapmak.

    3- Öncelikle Üniversiteler Federasyonu ile iş birliğinde Üniversitelerarası Triatlon yarışmaları organize etmek.

    4- Federasyonunun sporcuları hertürlü konuda desteklemesini sağlamak.

    5- Daha fazla külüpleşmeye yönelmek.

    6- En kısa zamanda İlk öğretim seviyesine inmesini sağlamak. ve bu yolla direk olarak Triatlon sporunu yaparak gelen sporcuların yetişmesine olanak verip, daha fazla sporcu arasından iyilerinin seçilerek ilerisinde Milli takımları oluşturmak.

    7- Hazırlık kamplarını daha sıklıkla gerçekleştirmek.

    8- En kısa sürede Triatlon kurallarını içeren bir Kitabı çıkarmak.

    9- Antrenör sayısını artırmak için Antrenör kursları açmak.

    Federasyonumuzda gerekli olan destek her zaman Sporculara, külüplere sağlanacak olup. Bu güvende onların çalışmalarını dahada kolaylaştırıp böylelikle bundan sonraki Uluslararası yarışmalardaki başarıların kaçınılmaz olmasını sağlayabilmek



    Triatlon tarihinin dünyadaki yerine bakıldığında bu çok genç olan spor dalının ilk yarışması San Diego, Kaliforniya'da 1974 yılında gerçekleştikten sonra 18 şubat 1978 de Hawai Adalarının Waikiki plajında demir adam yarışmasıyla başlamış oldu.

    Demir Adam yarışması cesur deniz komandosu John COKLINS'in, Waikiki yüzme yarışları, Hawai adası çevresinde yapılan bisiklet yarışı ile Honolu maratonunu birleştirilmesi fikri ile ortaya çıkıyor. Bu rüyası destek bulunca daha sonra yeni bir spor dalı olarak kabul edilmiş, ilk Triatlon yarışmasına (4 km yüzme, 180 km bisiklet, 40 km koşu) 15 kişi katılmış ve 12 kişi yarışı bitirebilmiş, 11.46.58 saat derecesi ile Gordon HALLER birinci olan ilk Triatlet olmuştur. Triatlonun Türkiye'deki tarihçesi ise ilk kez Alanya'da 1990 yılında yapılan Uluslararası Alanya Triatlonu ile başlamış, 22 Aralık 2000'de Türkiye'de Triatlon Federasyonun kurulmasıyla yaygınlaşmıştır. Triatlonun bir diğer ilki de 2000 Sydney Olimpiyat Oyunlarına Olimpiyat Komitesince bağımsız olarak alınmasıdır. Hareketli ve heyecan dolu olması sebebiyle Sydney Olimpiyatları tiratlonla başlatılmış ve böylece triatlon hak ettiği değeri görmüştür.

    Triatlon kişisel bir spordur. Triatlon sporu, yüzme, bisiklet ve koşunun birleştiği, değişik mesafelerde koşulan, dayanıklılığın ön plana çıktığı ilgi çekici bir spor dalıdır. Standart triatlon yarışları yüzme ile başlar, bisiklet parkurunun geçilmesinin ardından koşu ile son bulur. Her atlet tüm bölümleri tamamlamakla yükümlüdür. Bu sırayı değiştirmek ya da bir gösteri şeklinde sunmak üzere bölümlerden herhangi birisinin yerine yine dayanıklılık gerektiren bir spor dalı koyabilmek mümkündür.

    Triatlon sporunun felsefesi bambaşkadır. Bireysel spor olması nedeniyle bireyin başarısı kendisine gösterdiği özenle ortaya çıkar. Yarış başlayınca kim olduğunuz ve ne yaptığınız önemli değildir, sadece siz bir numarasınız. Yarışta iki buçuk saat boyuca yüksek performans sergiler, 51.5 km'nin her metresinde acı çekersiniz. Adrenalininiz yükseldiğinde, kalbiniz sanki yerinden çıkacak gibi hissettiğinizde belki on belki yüz defa bırakmak istersiniz. Peki bu sporu bu kadar özel yapan ne? Bir kez yarışan niye triatlonu bir daha bırakamıyor diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Kendi sınırlarınızı zorlamak zihninize, bedeninize, iradenize hakim olmak, kendinizi disipline etmek ve bu sporu yapabilen dünyadaki nadir insanlardan biri olmak; işte bu yorucu yarışmayı bitirdiğinizde aldığınız hazzı başka hiç bir şeyde alamamamızın nedeni.

    Azimle çalışan, sporun gereklerini yerine getiren herkes bir diğerini geçer, mutlak birincilik, ikincilik, üçüncülük çok uzun süreli değildir. Ama sağlam, istikrarlı triatlet vardır. Hemen hemen mevcut tüm yarışmalara başarıyla katılan ve bitiren, bir önceki derecesinden bir saniye veya dakika önce bitiren, minimum 10 yıl, maksimum 20-25 yıl triatlon sporuna gönül veren kişi gerçek triatlet, gerçek şampiyondur.

    İyi bir triatlet olabilmek için birinci koşul iyi bir yüzücü olmaktır. 1,5 kilometrelik deniz parkurunda yüzecek ve rakiplerinizle yarışacaksınız. Sudan çıkar çıkmaz ara vermeden bisikletinizi bulacak, ayakkabınızı ve formanızı giyeceksiniz. Durmadan 40 kilometre boyunca bu kez de bisikletinizle yarışacaksınız. Bitmedi. Parkurun sonunda bisikletinizi bırakacak ve ayakkabınızı değiştireceksiniz. Hemen ardından da 10 kilometre koşacaksınız. Evet tam 10 kilometre, yani çeyrek maraton. Bunu da tamamlarsanız triatlonu bitirmiş olacaksınız. Hele bir de dereceye girdiyseniz deymesinler keyfinize... Yazması ve okuması kolay geliyor. Ama bir minik bilgi daha eklemek gerekli. Bu yarışmada üç disiplin de birbirinden farklı kasları çalıştırıyor. İyi hazırlık yapılmazsa spazmlar, kramplar ve ciddi yaralanmalarla karşı karşıya kalmak olası. Bütün dünyaya yayılan triatlon, aynı zamanda gücün sembolü de olan bir spor dalıdır.

    Triatlonda yarışmacılar zamana karşı yarışırlar. Yarışmacıların yüzmeye başlamasıyla başlatılan zaman, atletlerin koşu parkurunun sonundaki bitiş çizgisine ulaşması ile durdurulur. Zamanlama ölçümünün bu şekilde yapılmasından dolayı yarış içerisinde atletlerin yüzmeden bisiklete, bisikletten koşuya geçerken yaptıkları, bir sonraki parkura hazırlanma periyotları atletlerin toplam zamanını etkiler.



    “Triatlon sporu felsefesi bambaşkadır. Bireysel spor olması nedeniyle bireyin başarısı kendisine gösterdiği özenle ortaya çıkar. Yarış başlayınca kim olduğunuz ve ne yaptığınız önemli değildir, sadece siz bir numarasınız. Yarışta iki buçuk saat boyuca yüksek performans sergiler, 51.5 km'nin her metresinde acı çekersiniz.”



    Türkiye Triatlon Şampiyonası için her yıl 3 duatlon (koşu, bisiklet, koşu), 8 Triatlon yarışması yapılıyor. Türkiye şampiyonu olabilmek için bu yarışmalardan en az yüzde seksenine katılmak gerekiyor. Bu sekiz yarışmadan olmazsa olmazı ise Alanya Triatlonu. Türkiye ve Avrupa Triatlonu'nun aynı anda son ayağı olan Alanya, triatletlerin kalbinin Alanya sahilinde son kez iki yüz nabızla atmasına neden oluyor. Triatlon yarışmalarında özenli ve kusursuz organizasyonlar yer alıyor. Yarışmadan önce tüm sporcu ve katılımcılara bir makarna partisi veriliyor. Yarışma sonunda madalyalar sahiplerini bulurken hediye niteliğinde büyük bir disko partisiyle yarışmacılar yoğun bir antreman sezonu boyunca akıttıkları alın terlerinin haklı mükafatını alıyorlar. Daha da önemlisi sonunda artık kimse rakip değil, aksine herkes dost olarak ayrılıyor.

    Adil, düzenli ve saygın olması için tabii ki triatlon sporunun da kuralları var. Yüzme açık sular, deniz, göl, nehir gibi yerlerde yapılmakta. Bütün yarışmacılar organizatörlerin verecekleri yüzme bonelerini giymeye ve yarış numaralarını kol ve bacaklardan birisine yazmak zorundadırlar. Yarışmacılar istedikleri biçimde yüzebilirler. Ancak kendilerine avantaj sağlayacak herhangi bir nesne kullanamazlar. Yarışmacılar yüzme parkurunu tamamladıktan sonra bisiklet etabına devam etmek üzere bisiklet parkuruna koşarlar. Yarışmacılar değişim alanına geldiklerinde alelacele triatlon formasını, bisiklet ayakkabısını giyer, bisiklet kaskını ve yarış numarasını takar, yolları ağlatmak için basarlar pedala. Yarışmacı, yarış boyunca, bisikletinde olabilecek tüm arızaları dışarıdan yardım almadan kendisi giderecektir. Bisikletin kadrosu hariç tüm parçaları yarış esnasında değiştirilebilir. Bisiklet parkurunu tamamlayan yarışmacılar bisikletlerini bırakarak koşu için hazırlanırlar. Yarış parkuru, önceden belirlenmiş, trafiğe kapatılmış, cadde ve patikalarda olabilir. Yarışmacılara dışarıdan yardımcıları tarafından kesinlikle destek verilmez. Ancak resmi serinleme istasyonlarında su ve yiyecek verilebilir. Yarışmacılar bitiş hattını geçerek triatlonu tamamlar.

    Elli bir buçuk kilometrelik bu uzun parkuru bitirdiğimde kendime “Bu sporda Onur, Cesaret ve Sadakat vardır” demeden edemiyorum. Üç ayrı spor branşını içinde barındırması ve uzun mesafeli olması nedeniyle triatlona başlamak cesaret gerektirir. Yarışı bitirdiğinde boynunuza taktığınız madalyanın onuru pek nadidedir. Yıllara yayılan çalışma disiplini, verilen emek, akıtılan alın teri ve de triatlona senelerce devam edebilmek derin bir sadakat göstergesidir. Bu özellikler bir triatleti özel yapan değerlerdir. Özetle, triatlon ufak ufak çakıl taşlarını sabırla bir araya getirmek, sonunda yıllara yayılan, yıkılmayan, devrilmeyen bir piramit yapmaktır.



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  7. #7
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Trekking


    GİRİŞ VE ÖN BİLGİ

    Trekking doğayla iç içe, mesafeleri yürüyerek aşacağınız, kişisel herhangi bir beceri gerektirmeyen bir sportif turizm türü. Çoğunlukla dağcılıkla, tırmanmayla karıştırılan trekking, kendini dinç hisseden her yaş grubundan insanın katılabileceği bir etkinliktir.

    Kısaca “doğa yürüyüşleri” olarak tanımlanabilecek “trekking”le batılılar yıllardır ilgililer. Türkiye’de doğa yürüyüşleri de batılı turistlere yönelik organizasyonlarla başladı. Seyahat acenteleri her yıl binlerce turisti Kaçkarlar’da, Toroslar’da, Kapadokya’da dolaştırdılar. Halen de dolaştırıyorlar.

    Türkiye’de bu etkinliğe, son yıllara kadar sadece üniversite dağcılık kulüpleri üyeleri katılıyordu. Şimdi klasik tatil türlerinden sıkılan her kesimden yerli turist, giderek daha fazla ilgi gösteriyor. Monoton şehir yaşamının ağırlığından, zamanla yarışın yarattığı stresten daha ilk adımda kurtulmaya yardımcı olan trekking giderek bir tutkuya dönüşüyor.

    Doğaya Çağrı

    Trekking turları ülkemizde seyahat acentaları tarafından organize ediliyor. Seyahat acentaları, her yaştan insanın katılabileceği turlar için yaptıkları çağrılarda şöyle diyorlar:

    “Turlarımıza katılan trekçi dostlarımızla cennet ülkemizin el değmemiş yörelerini gezecek, küçük dağ köylerini, dağlarını, yaylalarını, eski medeniyetlerden kalmış harabelerini ziyaret edeceğiz.

    Dağlarımızın olağanüstü güzelliği, bitki ve çiçek örtüsü, buzul gölleri, nehirleri, çıkılmamış zirveleri ve tüm yaban hayatı bu gezilerin unutulmaz parçalarını oluşturacak. Treklerimizle bir günde dört mevsimi yaşayacak, doğayı daha iyi tanıyacaksınız.

    Dağların yamaçlarında gürül gürül akan çağlayanların altında yürüyüş yapıp, ormanların huzur veren sessizliğinde uyuyacaksınız. Çadırınızda bazen yağmurun, bazen de rüzgarın sesini duyacaksınız. Bazen masmavi bir buzul gölünde, bazen de küçük bir şelalede serinleyecek, dünyanın en temiz nehirlerinde yüzeceksiniz. Akşam serinliğinde kamp ateşinin etrafında şarabınızı yudumlarken günün yorgunluğunu çıkaracak, yeni dostlar edineceksiniz.

    Kaçkar dağlarında yeşilin her tonu, binlerce çeşit çiçek, dünyanın en nadide kelebekleri, sevimli dağ keçileri sizi karşılamaya hazır. Görkemli buzullar, dağ efsaneleri, misafirperver yayla halkı sizi karşılamaya hazır.”

    Çekici değil mi ?

    Tur düzenlenen güzergahlar hızla çoğalıyor. Genellikle hevesli gençlerin kurduğu seyahat acentaları yeni yerler keşfetmek, gezilerini ilginçleştirmek için sürekli araştırıyorlar.

    Türkiye’de trekking turları üç ana güzergahta toplanıyor; Toroslarda, Kaçkarlarda ve Kapadokya’da yapılıyor. Bu üç ana güzergah dışında, Akdeniz, Ege ve Marmara’da yöresel ve günübirlik trekking turları da düzenleniyor.



    Trekking İçin Ön Bilgi

    Rehberlik: Her trekking grubu rehberler tarafından yönlendiriliyor. Rehberler teknik bilgi ve becerilerinin yanısıra sosyal ilişkileri güçlü kişiler arasından seçiliyor.

    Kamplar: Tur güzergahlarındaki kamp yerleri, konaklanacak bölgenin doğal güzelliği, kamp yapmaya uygunluğu ve suyun yeterliliği göz önüne alınarak seçiliyor. Kamplar iki kişinin eşyalarıyla birlikte rahatça sığacağı geniş çadırlar, masa ve sandalyelerle birlikte tüm grubu içine alabilecek kadar büyük toplantı çadırları, doğanın kirlenmesine engel olmak üzere hazırlanmış tuvaletler, mutfak ve depo çadırları, aşçı ve kamp personelinden oluşuyor.

    Özel eşyaların taşınması: Trekking boyunca özel eşyalar, arazi donanımlı araçlar veya yük hayvanları tarafından taşınıyor. Gruptakiler sadece, küçük bir sırt çantası içinde öğlen yemeklerini ve gün boyunca kullanacakları malzemeleri taşıyorlar.

    Kişi sayısı: İyi hizmet verebilmek ve sakin bir tatil yapabilmek amacıyla tura katılan kişi sayısı genellikle 15 ile sınırlandırılıyor.



    Trekking İçin Gerekli Malzemeler

    Turlarda tüm kamp malzemeleri organizasyonu yapan şirket tarafından sağlanıyor. Tura katılanların yanlarında şu malzemeleri bulundurmaları gerekiyor.

    - Küçkü bir sırt çantası
    - Anorak
    - Yürüyüş ayakkabısı. Kaçkar ve Toros treklerinde tenis ayakkabısı veya yürüyüşe uygun her türlü ayakkabı olabiliyor.
    - Güneş gözlüğü, şapkası ve kremi
    - Su şişesi
    - Uyku tulumu
    - Mayo, havlu
    - El feneri



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  8. #8
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Buz Pateni



    NERELERDE YAPILIR

    Türkiye'de Buz Pateni ancak sınırlı sayıda ilde yapılabilmektedir. Halen Ankara, İstanbul, İzmir, İzmit, Antalya ve Bursa'da, olimpik ölçülerde olsun ya da olmasın, Buz Pateni pistleri vardır. Erzurum'da da, Şubat 2001'de, Kocaeli Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü öğrencileri, donan bir havuzu buz pisti durumuna getirip paten kayma olanağı sağladı ve, geçici de olsa, yöre halkının Buz Pateni sporuyla tanışmasını sağladı.

    Bu spora kaç yaşında başlanır? Hobi olarak yapılacaksa, Buz Pateni her yaşta yapılabilir. Bu durumda önemli olan, buzda denge sağlamayı ve kaymayı öğrenmektir. Eğer çocuğunuzun bu sporu sürekli olarak yapmasını ve iyi bir sporcu olmasını istiyorsanız, onu erken yaşlarda Artistik Buz Pateni'ne başlatmalısınız. Bu da, 4-5 yaşından itibaren olabilir.

    Buz Pateni yapmak isteyenler, Ankara'da Büyükşehir Belediyesi Buz Pateni Sarayı Belpa'ya ve İzmit'te Büyükşehir Belediyesi Buz Pateni Tesisi'ne başvurabilirler. Bu iki ilin dışındaki diğer illerde, Buz Pateni ancak küçük pistlerde yapılabilmektedir.

    İstanbul'da Galleria alışveriş merkezinin alt katında küçük bir buz pisti vardır. İstanbullu patenciler yıllardır bu küçük pistte çalışıyorlar. İzmir'de Büyükşehir Belediyesi'nin küçük bir buz pisti mevcuttur.

    Antalya'da Buz Pateni yapmak isteyenler, Penguen Buz Pisti'ne, Bursa'da da As Merkez'e başvurabilirler.

    Ankara ve İzmit'teki buz pistleri olimpik ölçülerdedir (ortalama 30 x 60 metre = 1.800 metrekare). İstanbul, İzmir'de, Antalya ve Bursa'daki pistler, daha küçüktürler ve olimpik ölçülere uymazlar


    TEMEL BİLGİLER


    Artistik Patinaj, Artistik Buz Pateni veya Figür Pateni, müzik, dans ve sporu bünyesinde birleştirir. Bu unsurların bir arada olması nedeniyle son derece estetik ve rafine bir spor dalı olarak kabul edilir. Figür Pateni özellikle son 30 yılda teknik ve artistik planda büyük bir ilerleme gösterdiği için günümüzde bütün dünyada televizyon naklen yayınları açısından en çok ilgi çeken spor dalı olmuştur.

    Buz Pateni, olimpik ölçü olarak kabul edilen 30 x 60 metrelik buz pistinde yapılır. Türkiye'nin olimpik ölçülerdeki ilk buz pisti, Ankara'da 1987 yılında açılan ve kısaca Bel-Pa olarak bilinen Büyükşehir Belediyesi'nin Buz Pateni Sarayı'dır. İzmit'te 1999'da hizmete giren ve Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan Buz Pateni Pisti de, ülkemizin ikinci olimpik buz tesisidir.

    İstanbul ve İzmir'de olimpik ölçülere uyan buz pisti henüz yoktur. İstanbul'da patenciler, Galleria alışveriş merkezinde bulunan küçük bir buz pistinde, İzmir ve Antalya'daki patenciler de, aynı şekilde, kurallara uygun olmayan küçük pistlerde çalışmaktadırlar.

    Türkiye Buz Sporları Federasyonu 1991'de kuruldu. Daha önceleri başka Federasyonların bünyesinde faaliyetleri yürütülen Artistik Buz Pateni ancak o tarihten sonra bağımsız bir Federasyon çatısı altında örgütlenmiş oldu.

    Artistik Buz Pateni yapan sporcuların giydikleri patenler, Buz Hokeyi ve Sürat Pateni sporcularının giydikleri patenlerden farklıdır. Figür patencilerinin patenlerinin altındaki çeliklerin ucunda, frenlemeyi ya da sıçramayı sağlayan altı adet tırtıl vardır.

    Artistik Buz Pateni'nin öğrenilmesi, disiplinli ve uzun süreli çalışmayı gerektirir. Hemen hemen her gün antrenman yapılmasına ve iyi bir patenci olmak isteyen sporcu adaylarının bıkmadan, yılmadan çalışmasına ihtiyaç vardır. Buz patencilerinin teknik beceri kazanmak için iyi bir antrenöre olduğu kadar artistik yanlarını geliştirmek için iyi bir de koregrafa ihtiyaçları vardır. Uluslararası yarışmaların özellikle son 20-30 yılda televizyondan naklen yayınlanmaları, bu spor dalının halk arasında yaygınlaşmasına önemli ölçüde katkıda bulunmuştur.

    Bir Artistik Buz Pateni yarışması, iki günde yapılan iki bölümden oluşur. Yarışmacılar, birinci gün Kısa Program, Zorunlu Program ya da Orijinal Program adı verilen programlarını, ikinci günde de, Uzun Program ya da Serbest Program denilen programlarını sunarlar. Kısa Program'da, yarışmacılar, jump, spin (dönüş) ve adım dizilerinden oluşan 8 zorunlu elemanı sunmak zorundadırlar. Hakemler, yarışmacının yapamadığı elemanlardan not kırarlar. Patencinin, yapamadığı, kaçırdığı elemanı tekrar denemek hakkı yoktur. Uzun Program'da ise, hiçbir eleman zorunlu değildir. Yarışmacı, koregrafının istediği gibi oluşturduğu programı sunar. Patencinin yapamadığı elemanı yeniden denemek hakkı vardır. İkinci ya da üçüncü denemede olsa bile, yarışmacı başarıyla yaptığı elemandan tam puan alır. Bir yarışmanın genel değerlendirmesi, patencilerin bu iki günde elde ettikleri sonuçlara göre yapılır

    Yarışmalarda uygulanan kurallar karmaşıktır ve bu kurallar, Buz Pateni’nin evrensel planda en üst organı olan Uluslararası Paten Federasyonu (ISU) tarafından belirlenmiştir. ISU’ya üye olan ulusal Federasyonlardan seçilen delegeler tarafından oluşturulan çeşitli teknik komiteler, belirli zamanlarda toplanarak bu spor dalının ilerlemesini sağlayacak yolları tartışırlar. Ulusal ya da uluslararası yarışmalar ile dünya çapındaki bütün şampiyonalar, ISU’nun koyduğu kurallara göre yapılır.

    Kuralların önemli bir bölümü, yarışma sırasında sporcuların yaptığı yanlış hareketlerden hata puanlarının düşürülmesiyle ilgilidir. Bir jumptan (atlama) sonra buza elle dokunmak, düşmek, bir spin (dönme) sırasında gereken sayıda dönmemek, havaya sıçrandığı zaman gereken sayıda turu yapmamak yanlış ya da eksik unsurlardır. Hakemler, bu eksiklikleri hata puanı olarak değerlendirmek zorundadır. Patenci, ne kadar çok hata yaparsa, o kadar çok puan kaybeder.

    ISU’nun koyduğu kurallara göre düzenlenen yarışmalarda hakem sayısı dokuza kadar yükselebilir. Bir yarışmanın puanlamasını yapan hakem paneli (heyeti) 3, 5, 7 gibi tek sayıdan oluşur. Avrupa, Dünya Şampiyonaları ya da Kış Olimpiyatları gibi çok önemli yarışmalarda hakem paneli dokuz hakemden oluşur.

    Puanlama, 6 tam puan üzerinden yapılır. Bir patencinin yarışmada 6 tam puan alması nadir rastlanan bir durumdur. Patencinin 6 puan alması, onun programını hiç hatasız, mükemmel bir biçimde sunmuş olması anlamına gelir. Hakemler yarışmalarda teknik ve artistik (sunuş) olmak üzere iki tür puan verirler.

    Teknik puanlar, sporcunun buzda kayma tekniğini, figürlerin iyi yapılıp yapılmadığını ve programının zorluk derecesini değerlendirmek içindir. Artistik puanlar da, programın sunulmasını, sporcunun kayışının müzikle uyum içinde olup olmadığını, müzik ve kostüm seçimini ve pistin bütününün kullanılıp kullanılmadığını değerlendirmeyi amaçlar.

    Daha kesin ifadeyle, hakemlerin puan verirken göz önüne aldıkları ölçütler şunlardır:

    Teknik puanlar:

    - Performansın zorluğu
    - Farklılık
    - Hız
    - Programın temiz ve sağlam olması

    Artistik puanlar (sunuş puanları):

    - Müzikle uyum
    - Hızın değişimi
    - Buz pistinin tümünün kullanımı
    - Müziğe zaman olarak uyum
    - Stil ve duruş
    - Orijinallik
    - İfade

    İki yarışmacının puanlarının eşitliği halinde, Kısa Program'da teknik puanlar, Uzun Program'da da artistik puanlar belirleyici özellik taşırlar. Müziğini buzda yaptığı hareketlerle bağdaştıramayan bir figür patencisinin hakemlerde ve seyircilerde güzel bir izlenim yaratması mümkün değildir.

    Hakem panelinde puanlama yapan dokuz hakemden başka bir başhakem ve bir de başhakem yardımcısı bulunur. Başhakem puanlama yapmaz ama puanlamanın yapılmasına, doğru bir biçimde yapılıp yapılmadığına nezaret eder. Ayrıca patenci herhangi bir sorunla karşılaşacak olursa başhakem karar almakla yükümlüdür. Programını sunmak üzere patenci pistte beklerken müziği başlamaz ya da yanlış müzik çalınırsa veya yarışma sırasında sakatlanır ya da pateninin bağı çözülürse, bu durumlarda nasıl davranılacağına hep başhakem karar verir. Puanlama yapılırken hakemlerin birbirleriyle konuşmaması gerekir.

    0.0 ile 6.0 arasında verilen puanların anlamı şöyledir:

    0.0 Sporcu piste çıkmadı
    1.0 Çok kötü
    2.0 Kötü
    3.0 Orta
    4.0 İyi
    5.0 Çok iyi
    6.0 Mükemmel

    Hakemler, 3.2 ya da 5.7 gibi ondalık kesirli puanlar verebilirler. Puanlamanın 6 üzerinden yapılması geçmişe dayanır. Geçmişte, patenciler her figürü üçer kez ve hem sağ, hem de sol ayakları üzerinde yaparlardı ve hakemler de, kurallara uygun biçimde yapılan her figür için bir puan verirlerdi.

    Objektif kriterler bulunsa bile, bu spor dalında puanlamanın genellikle sübjektif olduğu kanısı hakimdir. Türkiye'de olduğu gibi, diğer ülkelerde yapılan yarışmalarda da sonuçlar zaman zaman tartışmalara, itirazlara yol açar. Eğer bir hakem, kötü niyetli davranıp bir sporcuyu kayırmak isterse, artistik puanlama yoluyla bunu yapabilir. Kötü niyetli bir hakemin elinde artistik puanlama silah gibidir; çünkü artistik puanlama sübjektiftir. Düşük artistik puanlar vererek bir patenciyi, daha kötü bir program sunan patencinin gerisine düşürebilir ya da tersi bir durum yaratarak, kayırmak istediği patenciyi yüksek artistik puanlar vererek, daha iyi performans gösteren bir patencinin önüne geçirebilir. Uluslararası yarışmalarda olduğu gibi Türkiye'de de bu duruma sık sık rastlanmaktadır. Türkiye'de, bazı hakemlerin, artistik puanlamayı silah gibi kullandığı yarışmalar çok olmuştur ve anlaşıldığı kadarıyla bu durum daha uzun süre devam edecek.

    Yarışmalara katılacak sporcular, kısa ve uzun programları için ayrı müzik seçerler. Yarışma müzikleri enstrümantal olmalıdır. Sporcuların yapmaları gereken atlama (jump) ve dönme (spin) hareketleri, müziğe uygun olarak hazırlanmış belirli bir koregrafiye göre sunulur. Kısa Programın süresi, ortalama 2 dakika 40 saniye, Uzun Programınki de, 3 dakikadan 4 dakika 30 saniyeye kadar değişebilir. Erkek patencilerin programları, bayan patencilerindekinden daha uzundur. Örnek vermek gerekirse, Büyükler (senior) kategorisinde bayanlar 4 dakikalık, erkekler de 4 dakika 30 saniyelik bir program sunarlar.

    Yarışmalarda, müzik seçimi kadar giyilen kostümler de önemlidir. Seçilen müzik ve onun üzerine yapılan koregrafi, yarışmacının yaşına, yeteneklerine, kayış stiline uygun olmalıdır. Müzikle uyumlu olmayan bir koregrafi, patencinin yeteneklerinin üzerinde olan bir müzik seçimi ya da uygun olmayan, göze hoş gelmeyen kostüm seçimi, hakemlerin hata puanı vermesine yol açabilir.

    Günümüzde antrenman teknikleri öylesine ilerlemiştir ki, bir patenci için 15 yaşında Avrupa ya da Dünya Şampiyonu olmak artık hayal olmaktan çıkmış ve gerçek haline gelmiştir. Örnek vermek gerekirse, Amerikalı patenci Tara Lipinski 1997’de 14 yaşındayken Dünya Şampiyonu, 1998’de 15 yaşındayken de Olimpiyat Şampiyonu olmuştur.

    Artistik Buz Pateni yarışmaları, tekler (Baylar ve Bayanlar) ve çiftler kategorilerinde yapılır. Bu spor dalında bir de Buz Dansı kategorisi vardır. Türkiye'de bugüne kadar resmî olarak Çiftler ve Buz Dansı yarışmaları yapılmamıştır.

    GÖSTERİLER HAKKINDA

    Kısa ve Serbest (Uzun) Program hakkında ayrıntılı bilgiler...

    Erkekler ve Bayanlar:

    Tek Erkekler ve Bayanlar yarışmaları, Kısa ve Serbest Program'dan oluşur. Kısa Program, sonuca % 33,3, Serbest Program da % 66,7 oranında etki eder. Serbest Program, "Uzun Program" olarak da adlandırılır.

    Kısa Program:

    Patenci tarafından seçilen müzik eşliğinde sekiz zorunlu hareket yapılır. Hakemler, iyi yapılmayan ya da hiç yapılmayan figürlerin puanlarını keserler. Patenciler, yapamadıkları ya da iyi yapamadıkları bir figürü tekrar deneme hakkına sahip değildirler.

    Kısa Program, en fazla 2 dakika 40 saniye olabilir. Bir Kısa Program, zorunlu bütün elemanlar yapılmışsa, hiçbir ceza puanı almadan bu süreden 5-10 saniye önce de sona erebilir

    Erkekler ve Bayanlar Kısa Programı'nın sekiz zorunlu elemanları şunlardır:

    Bayanlar:


    1. İkili axel
    2. Adım dizisiyle başlanan bir üçlü ya da ikili jump ve/veya buna benzer Serbest Program hareketleri
    3. İki üçlü ya da bir üçlü-ikili jump kombinezonu
    4. Flying spin
    5. Layback spin ya da bir başka spin
    6. Bir ayak değiştirmeli ve en az iki pozisyon değiştirmeli spin kombinezonu (sit spin, camel spin, upright spin ya da bunların herhangi bir varyasyonu)
    7. Spiral-step sequence (spiral adım dizisi)
    8. Step sequence (düz, dairesel ya da yılankavî adım dizisi)

    Erkekler:

    1. İkili ya da üçlü axel
    2. Adım dizisiyle başlanan bir üçlü ya da -yapılabiliyorsa- bir dörtlü jump ve/veya buna benzer Serbest Program hareketleri
    3. İki üçlü ya da bir üçlü-ikili jump kombinezonu
    4. Flying spin
    5. Bir ayak değiştirmeli Camel spin ya da sit spin
    6. Bir ayak değiştirmeli ve en az iki pozisyon değiştirmeli spin kombinezonu (sit spin, camel spin, upright spin ya da bunların herhangi bir varyasyonu)
    7 ve 8. Farklı iki adım dizisi (düz, dairesel ya da yılankavî adım dizisi)


    Erkekler ve Bayanlar Serbest Programı:

    Serbest Program, patenciye kendi bireysel tarzını ifade etme ve kuvvetli olduğu yanını vurgulama fırsatı verir. Bayanlarda Serbest Program süresi 3 dakika 50 saniye ile 4 dakika 10 saniye arasında değişir. Erkeklerde ise, 4 dakika 20 saniye ile 4 dakika 40 saniye arasındadır. Patencinin, iyi dengelenmiş, buz pistinin tümünü kullanan bir program sunması beklenir. Serbest Program'da bazı kısıtlamalar vardır.

    Bu kısıtlamalar şunlardır:

    Jump sayısı sınırsızdır; ancak programda en az bir jump kombinezonu olmalıdır ve jump kombinezonlarının sayısı üçü geçmemelidir. Patencinin tercihine bağlı olarak yalnızca üç ya da daha fazla dönüşlü (üçlü axel, 3,5 turdur) iki farklı üçlü jump tekrarlanabilir. Eğer tekrarlanırsa, biri jump kombinezonu olmalı, diğeri de jump kombinezonu ya da araya bağlayıcı hareket giren jump dizisi olmalıdır.

    Programda en az dört farklı spin bulunmalıdır ve bunlardan biri spin kombinezonu, biri de flying spin olmalıdır. Aynı şekilde, bir adım dizisine yer verilmelidir.

    Çiftler:


    Çiftlerde, iki patenci birlikte ve yanyana kayar ve örneğin lift gibi (erkek patencinin partnerini kayarken havaya kaldırması) ortak bazı figürler yaparlar. Teklerde olduğu gibi, Çiftler yarışması da, sekiz zorunlu elemanın bulunduğu Kısa Program ve bazı kısıtlamaların bulunduğu Uzun (Serbest) Program'dan oluşur.

    Kısa Program:

    Kısa Program'da, patenciler tarafından seçilen müzik eşliğinde sekiz zorunlu eleman uygulanır. Hakemler, iyi yapılmayan ya da hiç yapılmayan figürlerin puanlarını keserler. Patenciler, yapamadıkları ya da iyi yapamadıkları bir figürü tekrar deneme hakkına sahip değildirler. Kısa Program'ın süresi en fazla 2 dakika 40 saniyedir.

    Çiftler Kısa Program yarışmasının zorunlu elemanları şunlardır:

    1. Herhangi bir elele havaya kaldırma
    2. Bir lift twist (ikili) (erkek patencinin partnerini havaya fırlatarak iki tur döndürmesi
    3. Bir fırlatmalı jump (ikili ya da üçlü) (erkek patencinin havaya fırlatarak eşine ikili ya da üçlü jump yaptırması)
    4. Bir solo jump (ikili ya da üçlü) (tek, yani başka bir jumpla kombine olmayan jump)
    5. Yalnızca bir ayak değiştirmeli ve en az bir pozisyon değiştirmeli solo spin
    6. Yalnızca bir ayak değiştirmeli ve en az bir pozisyon değiştirmeli spin kombinezonu (sit spin, camel spin, upright spin ya da bunların herhangi bir varyasyonu)
    7. Ölüm girdabı
    8. Spiral step sequence (spiral adım dizisi)

    Çiftler Serbest Programı:


    Serbest Program, çiftlere kendi bireysel tarzlarını daha çok ifade etme imkânı verir. Serbest Program'da, spinler, spiraller, liftler ve partnerin yardımcı olduğu jumpların yapılması gibi çiftlere özgü tipik figürler vardır. Serbest Program'da ayrıca, aynı anda yapılan simetrik ya da paralel figürler bulunur.

    ISU'nun (Uluslararası Paten Federasyonu) 321b kuralına göre, "çift patenciler her zaman aynı hareketi yapmak zorunda değildirler, zaman zaman birbirlerinden ayrılabilirler ama bunu belli bir uyum ve birliktelik içinde ve program ile çiftler patinajının bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapmalıdırlar". Çiftler Serbest Programı'nın süresi 4:20 ile 4:40 arasındadır.


    Serbest Program'da aşağıdaki elemanlar bulunmalıdır:

    - Partneri kaldıran kolun tam olarak uzandığı en az üç, en fazla beş değişik lift. Liftlerden biri twist lift olmalıdır
    - En az bir, en çok iki fırlatmalı jump
    - Bir solo jump; ikiden fazla olmamalıdır
    - Yalnızca bir jump kombinezonu
    - Bir çift spin kombinezonu; ikiden fazla olmamalıdır
    - Yalnızca bir solo spin
    - Bir ölüm girdabı; ikiden fazla olmamalıdır. Eğer çift, ikinci bir ölüm girdabı yaparsa, bu birinciden farklı olmalıdır
    - Buz pistinin tümünü kullanan en az bir adım dizisi (düz, dairesel ya da yılankavî)

    Elemanlar, buz pistinin tümünü kullanacak biçimde bağlayıcı adımlar ya da başka Serbest Program figürleriyle birbirlerine bağlanmalıdır.

    Buz Dansı:

    Buz Dansı yarışması, iki Zorunlu Dans, bir Orijinal ve bir Serbest Dans'tan oluşur. Her bir Zorunlu Dans yüzde 10, Orijinal Dans yüzde 30, Serbest Dans da yüzde 50 oranında sonuca etki eder.

    Buz Dansı, çiftler patinajından farklıdır. Buz dansçıları daha çok kısıtlama ile karşı karşıyadırlar. Örneğin, akrobatik liftler ve buna benzer figürlerin yapılması yasaktır.

    Zorunlu Danslar:

    Her iki Zorunlu Dans yarışmasında da buz dansçıları, ritmi ve temposu ISU tarafından tayin edilmiş müzik parçalarına göre belirlenmiş figürleri yaparlar.

    2002 Kış Olimpiyatlarındaki iki Zorunlu Dans parçası, aşağıda belirtilen dört parça arasından kurayla seçilecek:

    1. Ravensburger Waltz
    2. Golden Waltz
    3. Quickstep
    4. Blues

    Orijinal Dans'ın ritmi, Paso Doble, Tango, Flamenco ya da İspanyol tarzında orkestrasyonu yapılmış valsden ikisinin ya da üçünün potpuri haline getirilmiş ritimlerinden oluşacak.

    Orijinal Dans:


    ISU, Orijinal Dans'ın ritim ve temposunu her yıl bir kez belirler. Çiftler, belirlenmiş ritimler içinden seçtikleri müziğe uygun danslarını kendileri hazırlar. Çiftlerin dansları, önceden belirlenmiş ritmin karakterini iyi yansıtmalıdır. Süresi ortalama 2 dakikadır.

    Serbest Dans:

    Serbest Dans, Buz Dansı'nın Serbest Programıdır. Çiftlerin kendi bireysel tarzlarını ifade eden müziklerini seçmesine ve dansın figürlerini kendilerinin hazırlamasına izin verilmiştir. Serbest Dans'ın süresi ortalama 4 dakikadır.



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  9. #9
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Kick Box





    Kick Box Hakkında Bilgi

    Amatör Kick boks un önde gelen kuruluşları Danimarka’nın Broby kentinde yerleşik ınternatıonal amatör Kick boxıng spor assocıatıon (ıaksa)dır.En önemli profesyonel kuruluşlar ise World kıck boxıng asocıatıon (wka).


    Internatıonal sport kıckboxıng assocıatıon (ıska) dır. WKA full contack ve low-kıck (üst baldıra tekme) tekniklerini kabul ederken,ISKA bu tekme vuruşlarını yasakladı. Muay thai birliği ise geleneksel tayland sistemi olan diz vuruşlu sistemle kendini temsil etmektedir.


    Bugünki modern kıckboksta resmi olarak müsabakaları yapılan üç sistem vardır. bunlar sırasıyla şunlardır.


    SEMI CONTACT

    Bu uygulamada darbe rakibe temas gerçeklestirildigi an durdurulur bu da yaklasik bir santim vuruştur. Yani vuruştan itibaren bir santim sonra vuruş durdurulmalidir. Bu sistemde de puan kaybetme vardır. Nokta vuruslu bir müsabaka sistemi olan Semi Contact adından da anlasilacagi gibi Full Contact maçları öncesinde kisilerin eğitimlerini tamamlamasina olanak verir.


    FULL CONTACK

    Koruyucu malzemesi Full Contact ile ayni olan bu sistemde vuruşlar tamamen serbesttir. Rakip yere düsünce de vurulabilir. Yani tam anlamiyla serbest dögüstür.Çogunlukla profesyonel maçlar yapilir. Bu maçlar da para ödülü vardır.

    Bugün çok degisik türlerde dögüs stili sporcu veya antrenörleri Ful Contact yaptiklarini iddia etmektedirler. Iste bu noktaya gelindiğinde bir kavram karkaşası ortaya çikmaktadir.Bilhassa bir çok vurusa izin vererek stiller kendilerini Tam Temaslı diye tanimlamaktadirlar.Ancak burada bir yanlislik vardir. Çünki ilk basta Full Contact oluşurken her stilden müsabıklar belirlenen ortak kurallarla dögüstüler. Fakat zaman içinde özellikle Full Contact çalismayanlar elendiler.

    Diger stillerde çalisanlar "All Style Open" yani "Her Sisteme Açik" turnuvalarla bir çesit Full Contact yapmaya devam ettiler.Zaten basta da bahsedildiği gibi her stilde (Karate, Taekwonodo, Kung-fu gibi) Full Contact müsabaka yapmak mümkündür. Fakat bu gerçek Full Contact değildir.

    Serbest Dögüs Sanatlarin daFull Contacta en yakin spor Tayland Boksu (Muay Thai) dur. Fakat Full Contact kabul edilmez. Bu tür sistemler "Contact" yani "Temaslı" olarak adlandirilirlar. Hatta bir çok ülkede bu karisikliga son vermek için Full Contacta "Amerikan Boksu" denmeye baslanistir. Önceleri belirli asamalardan geçmiş ve kendini kanitlamis bulunan Taekwaondocu, Kung-fucu ve Karateci Full Contact yapabiliyordu. Bugün yine baska stillerde çalisip Full Contact maçlarina katilanlar vardir. Fakat yanlizca Full Contact ögreten okullar her geçen gün yayilmaktadir.



    LAYT CONTACT

    Tekniklerde kontrol gereklidir. Nokta vurusu esas alinir. Hedefe vardigi an durması esasdir. Bu basarildigi zaman puan alinir. Aksi halde yani temas gerçekleşirse (rakibin hatasi hariç) puan kaybedilir. Touch Contact maçlar Amerikada kisilerin Full Contact müsabakalari öncesinde tekniklerini geliştirmesine olanak tanır.


    FULL CONTACTIN TARIHI

    Full Contact kelime anlamı olarak Türkçeye "Tam Temaslı" diye çevrilse de bu içer Full Contact kelime anlamı olarak Türkçeye "Tam Temaslı" diye çevrilse de bu içerik olarak yanlis bir çevirmedir. Burada kelime olarak değil anlam olarak çevirisi yapılabilir. Bu da ancak "Serbest Vuruşlu" olabilir.

    Yani iki sporcu karsi karsiya gelip belirli kurallar çerçevesinde vuruş gücünü kisitlamadan birbirleri karsisinda nakavt yada puan üstünlüğü ile ile galip gelmek için mücadele ederler. Tabii ki kuralların olusturulmasi ve bir takım koruyucuların kullanilmasi Full Contacti sokak dögüsünden ayirir.

    Full Contactin tarihine bir göz atacak olursak 1970li yıllardan itibaren tanınmaya ve yayılmaya basladigini görürüz. Bu stilin kurucuları ve önderleri Amerikalı Jhoon Rhee, Aaron Baaks, John Worley, Mike Stone gibi Taekwondo ve Karete ustalaridir. Bruce Lee de Contact müsabakalaritercih ettigi için Full Contacti destekliyordu.


    Bu sahislar ilk Full Contact maçlarini düzenlemeye ve stili tanıtmaya basladilar. Tabiki bir çok kurallar getirdiler. Bu kurallar çoğunlukla degisik dögüs sistemlerini ortak bir noktada buluşturmaya çalismak ve yeni stilin gelişmesini sağlamak içindi. Önceleri oldukça serbest olan maçlar daha sonraları kurallarla düzenlendi. Bu düzenlemelerden sonra Full Contact çesitli birlik ve federasyonlar tarafından tanindi ve bu kuruluşlar tarafından müsabakaları tertiplenmeye baslandi.

    Bu stilin ilk sampiyonlarinin arasında

    Jeff Smith,
    Bill Wallece,
    Chuck Norris,
    Joe Lewis,
    Steve Anderson,
    Gordon Franks,
    Ray McCallum,
    Dominique Valera görülür.

    Diger ülkelerden bir çok unutulmaz şampiyon çikmistir. Dünya çapında en ünlü Full Contact dögüscüsü Amerikalı Bill Wallacetir. 35 yasina kadar dögüse devam eden Bill Wallace,dünyanın en hizli sol bacagina sahip dögüscüsüdür ve "Mr. Super Foot" diye adlandirilmistir.

    Kurallar

    Kıck boks müsabakalarında müsabıklar özel eldiven, ayak koruyucu, kogi ve dislik takarak ringe çıkarlar. Müsabakaların yapildigi yer genellikle boks ringi olup 9x9 ebadindadir.

    Bazen de yerden yüksekte özel ölçülerdeki ringlerde müsabakalar yapilir. Müsabakayı bir orta hakem ve iki veya dört yan hakemle birlikte yönetir. Rauntlar 2 veya 3 dakika olur. Amatör müsabakalar 3 raunddan baslar. Profesyonel müsabakalar ise 5 raund üzerinden yapilir. Ülke, Avrupa ve Dünya sampiyonalari ve unvan maçları ise en az 10 raund olarak yapilir. Müsabakalarda uygulanan el teknikleri normal boks teknikleridir. Ayak teknikleri ise ayakla yapilir. Diz ve kaval kemiği ile vuruşlar yasaktır. Maçlarda belirli sayıda tekme atma zorunluluğu vardır. Bu tekmeler yan hakemler tarafından sayilir. Diz, dirsek vuruslari, tutuş ve süpürme yasaktır. Avrupada yapılan bazi Full Contact müsabakalarında tutuş ve süpürme belirli saltlar dahilinde serbesttir. Yine Amerika’daki bazi turnuvalarda rakibin ayagi yerden kalktigi an baldirlarina ayak tekniği uygulanabilir. Bu vuruş puan almaz fakat rakibi aldatabilir. Çeşitli ülkelerde bir çok degisik kuruluş tarafından organize edilen Full Contact maçları ile ilgili iki büyük kuruluş vardır. Bunlar Professional Karate Association (PKA) World Karate Association (WKA) dir.


    Kick Box Tekme Teknikleri


    • Round house kick : (raund haus kik) dairesel tekme
    • Front kick : (front kik) karşı tekme
    • Side kick : (sayd kik) yan tekme
    • Hook kick : (hu kik) kanca tekme
    • Push kick : (puş kik) basma tekme
    • Axe kick : (eks kik) balta tekme
    • Crescent kick : (kreskent kik) hilal tekme
    • Back kick : (bek kik) geri tekme
    • Back side kick : (bek sayd kik) geri yan tekme
    • Spinning back kick : (spining bek kik) dönerek geri tekme
    • Spinning side kick : (spining sayd kik) dönerek yan tekme
    • Spinning hook kick : (spining hu kik) dönerek kanca tekme



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  10. #10
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Wushu Genel Bilgiler




    VU ŞU : Güç iş, zor teknik ve sanat anlamına gelir.

    Vu Şu, Çin savunma sanatlarının genel adıdır. Çin dışında genelde Kung-Fu olarak tanımlanan spor türleri de buna dahildir. 3000 yıldan fazla bir tarihi vardır. Bugüne kadar yüzlerce Vu Şu stili ve binlerce form (Tao-Lu) geliştirilmiştir.


    VuŞu (VU ŞU) Türkçe telaffuzu

    VU ŞU : Güç iş, zor teknik ve sanat anlamına gelir. Vu Şu, Çin savunma sanatlarının genel adıdır. Çin dışında genelde Kung-Fu olarak tanımlanan spor türleri de buna dahildir. 3000 yıldan fazla bir tarihi vardır. Bugüne kadar yüzlerce Vu Şu stili ve binlerce form (Tao-Lu) geliştirilmiştir.

    Kelime anlamı olarak savaş sanatları olarak bilinir. Çin de kung-fu adı ile gelişen tüm sistemleri bir çatı altına toplamıştır.

    Eski Çin’de Kung-fu adı ile bilinen tüm çıplak el ve silahlı dövüş teknikleri zaman ilerledikçe yüzlerce stil ve sisteme ayrıldı.

    Geçmişten bu yana Çin’li yetkililer bu yüzlerce kung-fu stilini bir araya toplamak için çalışmalar yapmakta ancak stil önderlerinin birbirleriyle anlaşamaması sonucu bu hayal gerçekleşememektedir.
    Zamanla bu görüş kabul görmeye başlamış ve ülkenin bir çok ustası wushu adı altında genel bir birlik oluşturmaya başlamışlardır. Bu birliğe karşı çıkan ustalar ise kendi geleneksel sistemlerini ısrarla sürdürmeye devam etmişlerdir.

    Bir süre sonra wushu daha çok halkın üst seviye yaşayan kesiminde itibar görmeye başlamış,üst düzey askerler,iş adamları,sanatçılar ve aristokrat lar arasında çalışılmaya başlanmıştır.

    Bunun karşısında da alt tabaka halk çiftçi,esnaf,öğrenciler geleneksel kung-fu stillerini çalışmaya devam etmişlerdir.

    Çin’deki kültür devriminden sonra Mao zamanındanda bu bölünmüşlüğe bir son verişmiş ve tüm Çin’de savaş sanatları ve stilleri wushu adı ile anılmaya başlanmıştır. Oldukça zor uygulanan bu karar disiplinli bir çalışma sonucu kabul görmüştür.

    Müsabaka ve tao bölümlerinden oluşan wushu çeşitli iddialara göre çok eski tarihlerde çalışılmıştır. genel olarak tarihçiler wushu’yu shaolın kung-fu’su ile bir tutmakta ve o sistemden geldiğini iddia etmektedirleri.ancak bazı tarihçiler wushu’nun shaolın sisteminden çok ayrı ve eski bir sitem olduğunu idda ederler.

    Ancak genel olarak tüm tarihçiler Çin’deki tüm savaş sanatlarının shaolın kökeninden geliştiğini kabul etmişlerdir. Bu noktada kung-fu bölümünde de belirtilen Kung-fu da Türklerin etkisi başlıklı konumuzuda burada önemle belirtmek gerekir. Türk’lerin Kung-fu üzerindeki realite etkisi dolayısıyla wushu içinde geçerlidir. Bu konu hakkında lütfen Kung-fu bölümüne bakınız.

    Çin’de ve tüm Dünyada wushu ve Kung-fu tartışması devam etmektedir. Halen wushu’yu kabul edemeyenler ve ayrı alternatif federasyon birlikler kuranlar vardır. Tüm bunlara rağmen wushu tüm kural ve kaideleri ile Dünyanın pek çok ülkesinde yerleşmiş ve çalışılmaktadır.2008 olimpiyatlarına girmek için hazırlanan wu shu kendi alnında savaş sanatları içerisinde en popüler sitemlerden biridir.

    Çin'de kurulan Uluslar arası Wu shu birliği IWF de tek ve en doğru olduğunu idda ettiği Kung-fu yada Wu shu tarihini yazılı hale getirmiştir.Wu shu birliğinin kurumlarınca yazdırılan bu eserlerde yayınlanan tarihçelere karşı çok ilginçtirki,bir çok usta,kaynak eserlerinde karşı çıkmışlar,bu tarihçelerin tam anlamıyla gerçekleri yansıtmadığını idda etmişlerdir.

    Dünyada'ki tüm Kung-fu stillerini bir çatı altına toplayarak,tek sistem müsabaka ve tao yarışmalarıyla birlik oluşturmaya çalışan ve Çin devletinin kültür bakanlığınca her siyasi dönemde özellikle desteklenen Wu shu birliğine,gerek Çin'de gerekse dünyadaki'bir çok Kung-fu ustası karşı çıkmışlar ve katılmamışlardır.

    Bu karşı çıkışın sebebleri ise Wu shu birliğinin Kung-fu sisteminin evrenselliğini bozduğunu, sistemi bir Japon karete'si gibi kalıplaştırmaya çalıştığı,geleneklerin ayaklar altına alındığı ve bir çok geleneksel orjin'in yok edildiği ve en önemlisi bu yazılan tarihin Çin halk cumhuriyeti'nin hükümetleri tarafından,devlet siyasaseti ve ideolojisi ile yazdırıldığıdır.

    Tüm bu karşıt görüşleri değişik bir acıdan paylaşan önemli bir gurupta Budizm'i tam anlamıyla yaşamaya çalışan ve bu spor'la olan irtibatları koparmayıp Budist geleneklere göre çalışan rahiplerdir.

    Bu rahiplerin iddalarına göre,manastırlarda sistemleşen ve kimliğini bulan Kung-fu'nun tamamı ile dinsel bir çalışma metodu olduğu,sistemin içerisinde asla değiştirilemeyecek dinsel temaların var olduğu ve bunların glabolleşme uğruna yok edildiğidir.Tüm bu görüşler etrafında birleşip Wu shu birliğine alternatif olarak gerek Çin'de gerekse Dünya'nın bir çok ülkesinde alternatif Wu shu veya Kung-fu organızasyonları kurulmuştur.Ancak tüm bu karşı hareketlere rağmen,Çin devletinin desteğiyle Wu shu organızasyonu kendini tüm dünyaya kabul etttirmiş hatta Avrupa fedarayonu EWF'yi dahi kurdurmuştur.

    Wu shu fedarasyonu'na karşı görüş belirten ustaların haklı olabilecekleri konuların olabileceği kesindir.Bizimde sitemizde idda ettiğimiz Kung-fu'da Türk'lerin etkisi adlı gerçekler,Wu shu birliği tarafından asla gündeme getirilmemiştir.

    Demekki Çin devletinin siyasi ideolojisi doğrultusunda şekilleşen Wu shu birliği,önemli tarihsel gerçeklerin bir kısmına çifte standart uygulayarak göz ardı etmiştir.



    WU SHU Nedir?

    Gerçekte, saldırı ve savunmanın yanında akrobasi ve baleye benzer kartografik hareketler ve Uzakdoğu felsefi Vu Şu adı altında toplanır. Bununla beden ve ruhun uyumu sağlanır. İnsan karakterinin geliştirilmesi iradenin ve öğrenme kabiliyetinin güçlenmesi ve hoşgörülü davranış biçimi sağlanır.

    Vur Şu uygulaması, sadece yarışmayı öğretmez. Pratik zeka ile başarıyı sağlayan, ruh ve moral gücü veren bir sistem olup, aynı zamanda konsantrasyonu geliştiren bir antrenman türüdür.

    Antrenmanlarda esas olan, vücudun her bölümünü ayrı ayrı çalışmaktadır. Vu Şu'da denge, solunum egzersizleri, esneklik, düşünce pratik zeka ve meditasyon önemlidir. Bu, beden sağlığını en iyi şekilde etkiler.

    Vu Şu adı altında hareket formları (TAO-LU ) zorunlu, geleneksel, serbest, aletli aletsiz olarak sınıflandırılır.

    Yine Vu Şu adı altında müsabakalar SANSHOU kuralları çerçevesinde SANDA ismi ile yapılır.

    Sanda Çin'de çok eski zamanlara dayanan geleneksel bir spor türüdür
    .LEİ TAİ adı ile bilinen ,Bu dövüş biçimi Çin'li halkın çok eski bir gelenek olarak bildikleri ve sonraki zamanlarda LEİ TAİ olarak adlandırılan ve halkın gerek eğlence gerek para için gerekse bedensel gelişme olarak herkese açık bir döğüş şekli olan güreş,tekme ve yumruktan oluşan bu gelenekle sürdürüyorlardı.

    O dönemde yavaş yavaş gelişmeye başlayan Shaolın manastırlarındaki Kung-fu'ya alternatif olarak görülen bu dövüş biçimi,Rahipler tarfından tamamen ilkel ve dini kurallara aykırı bulunmuş,Bu döğüş türünü,kesinlikle reddediyor ve manastırdaki eğitimleri'nin içine asla kabul etmiyorlardı.




    Vu Şu stilleri şu bölümlere ayrılırlar:

    Güney,
    Kuzey
    Sert
    Yumuşak
    Hızlı
    Yavaş
    Uzun
    Kısa
    Yüksek
    Derin




    Vu Şu, ilk olarak 1985'de Avrupa Vu Şu Federasyonu (E.W.F.) kurarak organize oldu.

    Daha sonra 1988'de Uluslararası Vu Şu Federasyonu Pekin'de kurularak daha da genişledi.

    Bugün 83 ülkede federasyonu bulunmaktadır. Vu Şu'da yüzlerce stil ve binlerce form olduğundan yarışmalar belli standartlarda yapılmakta idi. Bunun üzerine 45 Vu Şu profesörü biraraya gelip Vu Şu'yu standardize ettiler.

    Böylece aşağıdaki yarışma bölümleri oluştu.

    A. TAO- LU B. SANSHOU
    1. NAN QUAN 1. SANDA
    2. CHANG QUAN
    3. TAİCİ QUAN
    4. KILIÇ
    5. GENİŞ KILIÇ
    6. MIZRAK
    7. SOPA



    TAO LU Kata veya toa olarak bilinen bir çeşit hayali dövüş sitemidir. yukarıda belirtilen bölümler içerinde yapılır. Bazı bölümleri olağanüstü akrobasi ve yer jimnastiği hareketleri gerektirir. diğer branşların kata çalışmalarından çok farklı bir çalışma metodu vardır. Çok uzun soluklu bir antrenman süreci isteyen tao sistemini vucud yapısı ilede orantılı bir metoddur.uzun ve kısa boylu esnek ve sert vucud anatomilerine göre değişik stiller vardır. Vucud anatomisi her nasıl olursa olsun tao çalışmak isteyen bir insan bu sistemde kendine yer bulabilir. Silahlı bölümler ise ayrı bir maharet ve ustalık gerektirir. Çeşitli savaş silahlarının hızlı ve maharetle kullanılması yarışmalarda puan getiren hususlardır. SANDA Wushu’nun müsabaka şeklidir.ipsiz ve yerden yüksek bir ring üzerinde yapılır.kask,kogi,eldiven,seftgard,ayak koruyucu,dişlik gibi koruyucu malzemelerle müsabakalar gerçekleşir. Müsabaka içerisinde boks,güreş,thai boks ve geleneksel kung-fu döğüşleri vardır. Bir müsabık bu karmayı maç içerisinde yakalamak zorundadır. Ancak bir sanda müsabıkı ne bir güreşçi,ne bir boksör,nede thai boksçudur.tüm bu sistemlerin teknikleri sanda felsefesi içerisinde karışmış ve ortaya mükemmel bir R dövüş sistemi çıkmıştır. Sanda müsabakaları çok sert geçmektedir. Bu yüzden iyi bir eğitim almayan sporcu maçlara asla sokulmaz.







    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.06.08, 21:38
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.04.08, 16:08
  3. Kumdan Kaleler - Bu Aşk Burada Biter
    By Fidem in forum Video Klipler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.04.08, 00:51
  4. 7 gün 7 ay 7 yıl değişim burada :)
    By YAKISIKLI_SERSERi in forum Komik Resimler
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 28.03.08, 13:14

Eklenmis Olan Tag'lar

View Tag Cloud

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351