Amcam hep şunu söyler,
-Eğer KaraDenizliysen şu 3 şeyi bileceksin
1 Yüzmeyi bileceksin
2 Hamsi Yiyeceksin
3 Horon Tepeceksin
3.sü yok malesef o yüzden kaybediyorum
Teşekkürler TUGBA![]()
Horon Nedir? NasıL Oynanır? Horonun çeşitLeri
Horon Kelimesinin etimiyolojisi hakkında üzerinde uzlaşıya varılmış Ortak bir kanaat bulunmamaktadır. Ansiklopedilerde hellence dans anlamına gelen "khoros" tan geldiği ifadesi yer alir.
Bir başka teoride Trabzon'da hasatı yapılmış tarlalarda, mısır saplarının kışın hayvanlara yem yapılmak için harmanlanmasıyla olusan görüntüdür. Yan yana duran adamlar görüntüsü veren ve "horom" adi verilen bu mısır demetleri (lazcasi bardi)nin bu oyuna isim babasi oldugu düsünülemkedir.
Horonlar Üç Bölümden Olusur:
1. Düz horon bölümü: Horon oynanmaya baslarken agır tampoda oynanır. Bundan ötürü oyunun bu bölümüne "agır horon bölümü" de denir. Oyun halkası saat ibresinin tersi yönünde döner. Söylenen türlere ellerle tempo tutulur. Müzik ne kadar yüksek tempolu çalınırsa, oyuncular da o kadar kıvrak ve hareketli olurlar.
Ritim arttikça vücut diklesir, kollar yukarıya kalkar. Gelen komutla "yenilik yenlik" "alasagı" ya da "ufak ufak" diger oyuncular da uyarılarak dogrudan sert bölüme geçildigi gibi yenlike bölüme de geçilir.
2. Yenlik Bölümü: kollar asagıya iner, dizler kırık ve bel kısmi dizlerin açısında öne dogru egiktir. Kol çıkarmalar ve omuz sallamalar bu bölümde ön plandadır. Adımlar geriye, yana ve öne basarak belli alan içinde gezinilir, Vücudun yapmıs oldugu çalımlar yumusak ve hafiftir. Oyunun ritmi düz horon bölümüne oranla biraz daha hızlıdır.
komutcudan gelen "alasaga", "aloglum", "kimola", "taktum", "yıkoglum" veya "ıslık" seklinde gelen komutla sert bölüme geçilir.
3. Sert Bölümü: Diger bölümlere nazaran hareketler daha sert ve canlıdır. Omuz sallamalar daha seri, ayaklar yere daha sert basar, Oyunun en gösterisli, temposunun oldukça yüksek oldugu ve oyuncuların tüm yeteneklerinin ortaya koydugu bir bölümdür.
Oyuna devam edilecekse tekrar düz horon bölümüne Geçilir.
RaR SifreLerim: www.alemim.net Yada www.alemim.nl
Amcam hep şunu söyler,
-Eğer KaraDenizliysen şu 3 şeyi bileceksin
1 Yüzmeyi bileceksin
2 Hamsi Yiyeceksin
3 Horon Tepeceksin
3.sü yok malesef o yüzden kaybediyorum
Teşekkürler TUGBA![]()
Kimse bir şeyler ima etmesin, Kininiz Varsa Suratıma Kusun, Kusamıyorsanız Susun
![]()
Bacımın Örtüsü Batmakta Rezilin Gözüne; Acırım Tükürüğe Billahi Tükürsem Yüzüne!..
M.Akif Ersoy
Horonun kökeni ve kelime anlamı :
Türkler, tarihin akışı içinde Orta Asya'dan batı dünyasında doğru akarken,
hiç kuşkusuz sosyal kültürel özelliklerini de birlikte götürmüşlerdir. Yoğun
göç dalgaları ve tutulan yeni ''yurtluklar-vatan''da karşılaşılan değişik
ulus ve halklarla da etkileşimde bulunmuşlardır. 1071 öncesi ve sonrasında
Anadolu'ya akmaya başlayan Türk-*Budun-Boy ve Oymakları çok kısa bir zaman
diliminde Anadolu'yu Türkleştirip, İslamlaştırırlar. Yalnız Türkler,
Anadolu'nun ötesindeki Türk ellerinde İslamiyet'i her ne kadar
benimsememişlerse de eski ''Gök dinleri'' ya da ''şamanist'' inanımlarının
kalıntılarını çağımıza dek yaşatabilmişlerdir. Bugün Anadolu'nun kırsal ve
dağlık kesimlerinde, Orta Asya'nın kültürel özelliklerini şamanist
inanımlarını görmek mümkündür.
Oğuz Türkleri 12. yy'dan itibaren sürekli ve yoğun bir şekilde Karadeniz
yöresini yurt tutmaya başlarlar. 200 yıl içerisinde bu olgu tamamlanır, tüm
Karadeniz yörelerini fetheden ve Türkleştiren Oğuz Türklerinden olan
''ÇEPNİLER''ir. Çepniler, bu yöreyi kıyı çizgisine paralel olarak doğu-batı
yönünde fethederken Anadolu'nun iç kesimlerinden de diğer Türk boy ve
oymakları Erzincan, Gümüşhane ve Harput dolaylarından sahile akmaya
başlarlar. 1461 yılı başlarında iç kesimlerden gelen 100.000 Çepni Türk'ün
Giresun-Trabzon arasına yerleştirildiğini, yine Yavuz Sultan Selim'in
Trabzon'da, Şehzadeliği sırasında İran'da Şah İsmail'in kılıcından kaçan
Akkoyunlu Türkleri'ni de Rize-Trabzon arasındaki yörelere yerleştirildiğini
tarihi kaynaklardan biliyoruz. Yöreye yapılan bu tarihi göç Doğu
Karadeniz'in kısa bir zaman içinde Türkleşmesini sağlar.
Türkler Doğu Karadeniz bölgesine yerleştiklerinde yabancı olmadıkları bir
doğa parçasıyla karşılaşırlar. Yöre çok engebeli, sarp, dik ve dağlıktır.
Öte yandan bölgeyi kuzey yönünde baştan başa kuşatan, sürekli dalgalı ve
hırçın bir deniz vardır. Bu acımasız özellikleri içeren bir doğa üzerinde
mücadele veren insanların tipik, yöreye özgü Folkloru ve Halk Oyunları da
böylece oluşur.
Romanya'da düğünlerde oynanan halk danslarına ''Gagauz Türkleri ''nce
''horon" denilmektedir. Yine eski bir Bulgar ve Peçenek Türklerinde
varolması dikkate şayandır. Öte yandan Erzincan, Malatya, Siirt ve Afyon'da
birer yerin adı ''Horon''dur.
Yunan kelimesi ile büyük bir benzerlik gösteren horonun nereden geldiği
hakkında bazı fikirler ortaya atılmıştır. Bunlardan birisi Yunanlıların
Karadeniz'in doğu sahillerine yerleşmiş olması, bir diğeri ise; horonun
kemençe gibi Cenevizlilerden kalmasıdır. Gerçekten Fransa'da ''Carole'' adı
ile tanınmış bir oyun vardır ki bir halka oluşturularak oynanırdı.
''Carole'' kelimesini Fransızca sözlükler bozuk Latince ''Carola'' olarak
gösteriyorlardı. Ancak, bu kelimenin diğer şekilleri olan ''Harol , Horol''
kelimeleri ve oyunun kalabalık oynanması dikkate alınırsa, Fransız oyunu ile
Doğu Karadeniz oyunu (Horon) arasında şaşırtıcı bir benzerlik
göstermektedir. O halde Yunanca nedir?
-Hora, raks, dans Yunanca- Türkçe sözlükte;
1. Takım, grup
2. Bir kilisenin görevlilerinden oluşan kilise korosu
3. Kilise görevlilerinin kilisede durdukları yer.
Şimdi karşılaştırmaya geçelim:
a. kelimesinde ''topluluk'' esas olarak görülüyor. Bu Karadeniz horonlarında
da böyledir.
b. kelimesinin üçüncü maddesi ''kilise görevlilerinin kilisede durdukları.
yer'' dir. Kelimenin bu anlamı ile Carole kelimesinin ikinci anlamı olan
''Halka şeklinde oynanan oyun'' arasında açıkça görülen bir ilişki vardır.
Mimari ve kuyumculukta daire teşkil eden birçok şeye ve 18. yy'da kilisedeki
koro dairesine Carole deniyordu.
Yukarıdaki karşılaştırmalar gösterir ki, Horon, Carole ve kelimeleri
arasında bir anlam birliği oluşturur.
Şimdi de bunlarla ilişkili olan diğer bir kelime üstünde duralım.
Xor (hor) veya Kör -Destan söylenirken nakarat
xoroy (horoy)-Sırayla durmak (Pekarski-Yakut sözlüğü)
Esas vasıfları ''topluluk'' olan bu Yakutça kelimeler ile Karadeniz horonu,
Fransız
''carole''sı ve Yunanca arasındaki anlam birliğini tespit ettikten sonra
yukarıdaki araştırmalarımızı şöylece özetleyebiliriz:
Horon, Carole, ,Hor, Kör, Horoy kelimeleri birbirlerinden ayrı olmayıp, aynı
Hor kökünün muhtelif şekilleridir.
Bu açıklamalarla yöredeki ''horom'' ve ''horon'' kelimelerinin kullanımı
arasında benzerlik olduğu görülmektedir. Horom; mısır saplarının ve çayır
(ot) 'ların 10-15 kucak bir araya getirilerek dikey durumda yığılıp, tarlada
bulunan ''KABAK DEVEKLERİ'' ile üst kısımdan bağlanmasıdır. Başka bir
deyişle daire (halka) şeklinde sıkıca bağlamaktır.
Yöre oyunlarını oynarken bir arada toplanarak sıkıca elele tutup daire
halinde horon kurmalarındaki şekil ve benzerlik Horon ile Horom sözcüğünün
gerek mana gerekse kelime yapısı bakımından birbirini tamamlamaktadır.
Horona başlarken ''Hayde bir horom kuralım'' sözü, bir araya toplanıp,
sıkıca birbirimize bağlanalım demekten başka bir şey değildir.
Horonların Oynandığı Yerler Ve Etkilendiği Unsurlar
Horonlar neşeli zamanlarda; Bayram, düğün, dernek, askere uğurlama ve
arkadaşlar arasında düzenlenen eğlencelerde oynanır.
Yürekleri dolduran coşkular, sevinçler buralarda horona dönüşür. Nerede bir
durak, bir oturak yeri varsa orası ''HORONDÜZÜ'' dür. üstünde horon
oynanmayan tek bir düzlük yoktur Karadeniz'de...
Horon Karadenizin soluk alışı, yürek atışı, dalgalanışıdır.
Horon doğa ile insanın elele, kol kola şahlanışıdır.
İneğiyle, çadırıyla, çoluğu-çocuğuyla, silahıyla, giysisiyle dağlara
çıkması, yol boyunca yol havalarının kemençe ve davul-zurna eşliğinde
çalınıp söylenmesi, horon oynaya oynaya yolların bitirilmesi ve yayla düzüne
silah atarak, nara atarak ve tabi ki horon oynayarak (sallama ritminde)
kollar halinde girmeleri, halka içinde saatlerce horon oynamaları bahara
olan özlemin coşkuya dönüşmesi, dile gelmesidir.
Karadeniz'e özgü horonun yapısında tarım kültürünün varlığı apaçık
ortadadır. Horonda görülen öne eğilmeler ve kolların öne uzatılıp
sallandırılması; tarlada kazma ile çapa yapılması gibidir. Horoncuların el
tutması ve hamle yapmaları ile belcilerin ''VOL ATMA'' hamleleri aynıdır.
Karadeniz'de yalnız başına iş yapmak çok zor olduğundan horon;
Karadenizlinin her işte elele verilmesini, birlikte çalışmaya duyduğu
ihtiyacı anlatmasıdır.
Doğa yapısının sert ve dağlık oluşu, denizinin ve havasının kararsızlığı
horon oyunlarında göze çarpar.
''Mısır Gumulları hep, beraber bağlanır;
İşte, horoncular da, öyle halkalanırlar...
Dizili horon ise, bel bellmek gibidir;
Tavaya birer birer, hamsi dizilmesidir...
Omuz titretmeleri, hamsi can çekişmesi;
Çıkarılan o sesler, rüzgarın ıslık sesi...
Hele o silkenmeler, ağaçlarda fırtına;
O çabukluk benziyor, martı kanatlarına..
Dalgalar gider-gelir, bir kararda durmazya;
Horoncular da öyle, uyar davul zurnaya...
Kemençe; horonun sevgi küpü, kaşığıdır;
Neş'eli zannederler, en garip aşığıdır...
Horon; yağmur duası, horon, çareye koşmak;
Zafer için zıplamak,, yahut suyu okşamak...
Horon; tetikte dumrak, kayık küreği çekmek;
Horonda alın teri, horonda emek çekmek...
Horon bayram yapmaktır, halk murada erince;
Canlanmayan var mıdır, oynayanı görünce.
Bu sevinç gösterisi, hem bolluk, hem bereket,
Dağ-bayır, iniş-çıkış, elbet lazım hareket. ..
Horon deyince akla Akçaabat geliyor,
Bunu hem Türkiye ve hem de Dünya biliyor. ..
Karadeniz horonu, horonların beyidir,
Karadenizli korkmaz, eğlenceden bellidir...
Fişek, saat ve çizme seferberlik işidir,
Kalleşlik edenleri hesaba çekişidir...
Horon, bir oyun değil, bir folklor kanunudur,
Oyna horoncu oyna,i horon, milli konudur... ''
Horonlar Üç Bölümden Oluşur
1. DÜZ HORON BÖLÜMÜ: Horon oynanmaya başlarken ağır tempoda oynanır. Bundan ötürü oyunun bu bölümüne ''ağır horon bölümü'' de denir. Oyun halkası saat ibresinin tersi yönünde döner. Söylenen türkülere ellerle tempo tutulur.
Müzik ne kadar yüksek tempolu çalınırsa, oyuncular da o kadar kıvrak ve
hareketli olurlar. Ritim arttıkça vücut dikleşir, kollar yukarıya kalkar.
Gelen komutla ''yenlik yenlik'' ''alaşağı'' ya da ''ufak ufak'' diğer
oyuncular da uyarılarak doğrudan sert bölüme geçildiği gibi yenlike bölüme
de geçilir.
2. YENLİK BÖLÜMÜ: Kollar aşağıya iner, dizler kırık ve bel kısmı dizlerin
açısında öne doğru eğiktir. Kol çıkarmalar ve omuz sallamalar bu bölümde ön
plandadır. Adımlar geriye, yana ve öne basarak belli alan içinde gezinilir.
Vücudun yapmış olduğu çalımlar yumuşak ve hafiftir. Oyunun ritmi düz horon
bölümüne oranla biraz daha hızlıdır. Komutçudan gelen ''alaşağa'',
''aloğlum'', ''kimola'', ''taktum'', ''yıkoğlum'' veya ''ıslık'' şeklinde
gelen komutla sert bölüme geçilir.
3. SERT BÖLÜMÜ: Diğer bölümlere nazaran hareketler daha sert ve canlıdır.
Omuz sallamalar daha seri, ayaklar yere daha sert basar. Oyunun en
gösterişli, temposunun oldukça yüksek olduğu ve oyuncuların tüm
yeteneklerini ortaya koyduğu bir bölümdür. Oyuna devam edilecekse tekrar düz
horon bölümüne geçilir.
BiZ 3 KiŞiYiZ;
KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...
Horon demeyin ya
Bizim burda Samsunda yani.Düğünlerin vazgeçilmezi.Çok güzel figurler tam bi sanat eseri.ama kardeşim 1 yada 1 bucuk saat hiç durmadan livrik livrik livrik. düğünlere gidemez oldum
düğünlerde değilde bu tür profesyonel horon oyunları daha mükembel.izlerken insan yerinde duramıyoriçi kıpır kıpır oluyor.Laz Değilim ama Karadenizliyim sonuçta.Bize özgü ve Dünyaya tanıtılmış bir oyun olarak mükkembelinde üstünde.
Karadenizli değilim ama Ayder Yaylası'nda ve Laz Düğünleri'inde horon tepmişliğim var...çok eğlenceliydi
![]()
BiZ 3 KiŞiYiZ;
KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...
TUGBA BAna horon tepmeyi ogretirmisin
Bu yaza ogrenmem gerek bu dansi))
Saol paylasimin Icin.....
Ya Resulallah Seni Sevmek Bir Kara Sevdadir Benim Icin Yasadigim Hayatin Bir Anlam Ve önemi Var Seni Sevebildigim Icin..
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks