TÜRKİYE DE ALACAĞIN TAHSİLİ YOLLARI

Türk hukukunda rehinle teminat altına alınmamış bir alacağın tahsili için başvurulabilecek hukuki yollar İcra Takibi ve Alacak Davası olarak sınıflandırılabilir.

Alacak davası yoluyla alacağını bir mahkeme ilamına bağlayan alacaklı, İlamlı icra olarak adlandırılan ve itiraz ile durdurulamayan bir takip yoluyla alacağının borçlu malvarlığı üzerinden tahsilini sağlayabilecektir.

Alacak davası yerine icra takibi açarak alacağını tahsil etmek isteyen bir alacaklı, İcra Müdürlüğü nce gönderilen Ödeme Emri ne borçlu tarafından itiraz edilmemesi halinde takibini kesinleştirmiş olacak ve borçlunun malvarlığı üzerinde haciz ve paraya çevirme işlemlerini gerçekleştirerek alacağına kavuşabilecektir. Borçlunun icra takibine itiraz etmesi halinde ise ya İtirazın Kaldırılması ya da İtirazın İptali davası açılacak ve yargılama sonucunda alacağın tahsili için icra işlemlerine devam edilmesi anlamına gelen bir itirazın kaldırılması/iptali kararı elde edilecektir.

Borçlunun, davadan veya icra takibinden haberdar olması halinde malvarlığını kaçıracağı, gizleyeceği veya elden çıkaracağı endişesi taşınıyorsa, belli bazı belgelerin mevcut olması halinde hakimden ihtiyati haciz kararı vermesi de istenebilmektedir. Böyle bir kararın uygulanmasının ardından yine icra veya dava yollarından biri seçilerek işlemlere devam edilecektir.

Bu nedenle gerek alacak davası açılması ve ilamların icrası, gerekse doğrudan icra takibine geçilmesi hallerinde İhtiyati Haciz müessesesi özel bir önem arz etmektedir.

1. İHTİYATİ HACİZ


Henüz alacaklının Kesin Haciz isteme yetkisinin olmadığı bir safhada bir alacak davası veya icra takibine girişmeden evvel fakat bir mahkeme kararıyla borçlunun mallarını ihtiyaten haczetmesi, el koymasıdır.

Geçici bir hukuki tedbir olup, amaç alacağın bir an evvel güvence altına alınmasıdır. İhtiyati haciz müessesesi İİK 257-269 maddeleri arasında düzenlemiştir.

İHTİYATİ HACZİN ŞARTLARI:


A) Vadesi gelmiş para alacakları için ihtiyati haciz:

İİK. 257/1 hükmüne göre Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir.

Kanunun aradığı, rehinle temin edilmemiş bir alacağın varlığı ile alacağın vadesinin gelmesidir. İlk şartın konuluş nedeni, rehinle teminat altına alınan bir alacağın zaten teminat altında olmasıdır.

Yargıtay 11.HD.nin E. 2009/13490,K. 2009/12549 T. 7.12.2009 sayılı kararına göre bonoya dayalı ihtiyati haciz isteyebilmek için de İİK.'nun 257/1.maddesine göre, alacağın muaccel olması ve rehinle temin edilmemiş olması yeterlidir. Hamilin, bonoyu tanzim edene yani keşideciye ve onun lehine aval verene karşı ihtiyati haciz isteyebilmesi için, bononun vadesinin gelmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca ödememe protestosu çekmesi ve bu protestoyu bono ile birlikte ihtiyati haciz talebine eklemesi gerekmemektedir...

Kambiyo senetlerinden biri olan Çek görüldüğünde ödenir ve keşide günü olarak gösterilen günden önce tahsil için ibraz olunan bir çek ibraz günü ödenir. Uygulamada; ileri tanzim tarihli denilen bu tür çekleri elinde bulunduran meşru hamil, çekte vadenin olmaması nedeniyle keşide gününü beklemek zorunda değildir. Çekte yazılı tarih vade değil, keşide tarihidir. Bu nedenle, çekin keşide tarihinden evvel bankaya ibraz edilip karşılığının bulunmadığın tespit ettirilmesinden sonra İİK 257/1 uyarınca ihtiyati haciz kararı verilmesi istenebilir. Ancak; 5941 sayılı Çek Kanunu nun Geçici Madde 1 /5 bendi; 31.12.2011 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir hükmü getirmiştir. Bu geçici düzenleme sonucu uygulamada ihtiyati haciz başvurularında çekin düzenleme tarihinin gelip gelmediği gözetilmektedir.

Yargıtay; rehinle temin edilmemiş bir para alacağının muaccel hale gelmesi halinde alacaklının ihtiyati haciz talebinde bulunabileceğini ve bunun için mahkemenin "Alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması"nı yeterli görmektedir (19.HD. E. 2009/5157K. 2009/5255T. 3.6.2009).

B) Henüz vadesi gelememiş para alacakları için ihtiyati haciz:

İİK.257/II de düzenlenen bu halde ise borç muaccel değildir.

Fakat, borçlunun belli bir ikametgahı yoksa, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz kararı verilmesi istenebilir.

İhtiyati haczin uygulanması ile borç sadece borçlu açısından muaccel hale gelecektir.

İHTİYATİ HACİZ BAŞVURUSU, GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME


Kural olarak; alacak muaccel veya müeccel olsun belli şartlar mevcut ise İİK 50 maddesinin atfı ile HUMK nun yetkiye dair hükümleri kıyasen uygulanmak suretiyle ihtiyati haciz yetkili mahkemeden talep edilebilir. Sözleşmenin yapıldığı yer mahkemesi de İİK 50 maddeye göre yetkilidir. Hangi mahkemenin görevli olacağı (Asliye Hukuk Mahkemesi, Sulh Hukuk Mahkemesi) ise alacağın miktarına göre belirlenecektir.

Tarafların sözleşmeyle Türk Mahkemelerinin esas davadaki yetkisini kaldırmış olmaları, Türk Mahkemelerinin geçici hukuki himaye olan ihtiyati haciz kararı vermelerine engel teşkil etmeyecektir (Yargıtay 19. HD. E. 2008/4717K. 2008/6504 T. 12.6.2008).

Başvuru dilekçe ile yapılır. İhtiyati haciz başvurusu üzerine mahkeme tarafları dinleyip dinlememe, dilekçeyi borçluya tebliğ edip etmeme hususlarında takdir hakkında sahiptir.

Alacaklı, hem alacağının dayanağını hem de ihtiyati haciz kararının verilme koşullarının varlığını Mahkemeye kanaat getirecek deliller sunarak kanıtlama yükümlülüğü altındadır.

Mahkeme ihtiyati haciz kararı vermesiyle birlikte alacaklıdan teminat alınmasına da karar verir. Alacaklı, İİK.259 maddede de açıklandığı üzere ihtiyati haciz kararında haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahısların bu yüzden uğrayacakları zararlarına karşılık HUMK 96 da belirtilen cinste teminatı vermek zorundadır.

Teminat miktarı mahkeme tarafından belirlenir. Teminat ya nakit ya da Banka teminat mektubu olarak verilebilir. Gerekli teminat yatırılmadan ihtiyati haciz kararının alacaklıya verilmesi ve doğal olarak da icrası mümkün değildir. İhtiyati haciz kararında İİK 260 uyarınca, alacaklının ve varsa vekilinin, borçlunun ad ve soyadı ve ikametgahı, haczin hangi belgelere dayanılarak ve hangi miktar alacak için konulduğu, haczin sebebi, haczolunacak şeyler ve alacaklının zararın tazminiyle mükellef olduğu ve gösterilen teminatın nelerden ibaret olduğu yazılır.

İHTİYATİ HACİZ KARARININ İCRASI

İhtiyati haciz kararını teminat yatırarak alan alacaklı, İİK. 261 madde uyarınca kararın verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın icrasını istemeye mecburdur.

Alacaklının karar tarihinden itibaren 10 gün içinde maddede gösterilen icra dairesinden infazı istememesi halinde, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkacaktır.

İhtiyati haczin uygulanmasında hacze dair genel hükümler uygulanır. Borçlunun menkul ve gayrimenkul mal ve hakları ihtiyaten haczedilir. Eğer ihtiyati haciz borçlunun yokluğunda yapılmış ise İİK.262/2 uyarınca haczin uygulandığına dair zaptın bir örneği borçluya tebliğ edilir. Eğer gayrimenkulün ihtiyati haczi söz konusu ise haczin uygulandığında dair Tapu Sicil Müdürlüklerinden gelen yazı borçluya tebliğ edilir. İhtiyati haciz kararına karşı temyiz yoluna gidilemez ise de İİK.265 maddeye göre borçlu, yokluğunda verilmiş olan ihtiyati haciz kararına karşı itiraz hakkına sahiptir. Borçlu; huzurunda yapılan hacizlerde haczin tatbikinden, aksi halde haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde ihtiyati hacze itiraz edebilir. İtiraz, kararı veren mahkemeye yapılır. İhtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine, teminat miktarına itiraz edilebilir.

İhtiyati haczi tamamlayan merasim adını taşıyan İİK 264. maddeye göre; dava açılmadan veya icra takibine başlanmadan evvel ihtiyati haciz kararı almış olan alacaklı, haczin tatbikinden, yokluğunda yapılmışsa haciz zabtının kendine tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra takibinde (haciz veya iflas) bulunmaya veya dava açmaya mecburdur. Bu sürenin geçirilmesi halinde ise ihtiyati haczin hükümsüz kalacaktır. (İİK.264/2).

Alacaklı ihtiyati haczin icrasından sonra süresi içinde ilamsız takip açar ve borçluya gönderilen ödeme emri de kesinleşirse İİK.264/5 e göre ihtiyati haciz kendiliğinden icrai hacze dönüşür. Fakat borçlu ödeme emrine itiraz eder ise, ihtiyati haczin kalkmasını engellemek için alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren 7 gün içinde ya itirazın iptali ya da kaldırılması davası açmalıdır. Fakat bu süre içinde bahsedilen davalar açılmamış ise ihtiyati haciz düşecek olup alacaklı itirazın kaldırılması ve iptali davalarını açabilecektir.

Alacaklının ihtiyati haciz kararını kambiyo senetlerine dayanarak alması halinde, ihtiyati haciz kararının infazından itibaren 7 gün içinde kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yapılır. Bu takip yolunda borçlunun takibe itirazı satıştan başkaca işlemi durdurmayacağından, borçluya tanınan 10 günlük ödeme süresinden sonra borçlunun mallarının haczi mümkün olacak ve ihtiyati haciz icrai hacze dönüşecektir.

2675 sayılı Kanunun (Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanun) 32. maddesine göre Türk Mahkemelerinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadırlar.

Bu ana kuralın istisnası ise Türkiye ile yabancı devlet arasında teminattan muafiyet hususunda anlaşma bulunması ve adli yardımdır. Türkiye de 13.05.1973 tarihinden itibaren yürürlükte bulunan Hukuk Usulüne dair Lahey Anlaşmasına göre, akit devletlerden birisinde ikamet eden ve diğer bir devlet mahkemesi huzurunda davacı olarak bulunan akit bir devletin vatandaşlarından yabancı olmaları veya o memlekette ikametgah ve meskenlerinin bulunmaması sebebiyle ne isim altında olursa olsun herhangi bir teminat istenemez ve aynı kaide mahkeme masraflarını karşılamak için davacıdan istenen tediyata da tatbik olacaktır.

Teminat hususu karşı tarafça ileri sürülmese de yabancılık unsuru taşıyan davalarda hem Mahkemeler hem de Yargıtayca resen nazara alınması gerekmektedir(Yargıtay HGK. E.2002/13-376, K.2002/352, T.1.5.2002)

Bu hususta önemli olan yabancı gerçek ve tüzel kişilerle Türkiye devleti arasında mütekabiliyet konusunda anlaşma olup olmadığını belirlemektir. Anlaşmanın olmaması halinde ise dava ve icra takibi açılmasında yargılama gideri ve karşı tarafın zarar ve ziyanı için ayrıca teminat yatırılması gerekebilmektedir.

2. ALACAK DAVASI VE İLAMLARIN İCRASI


Alacağı tahsil etme yollarından biri de borçlu aleyhine doğrudan bir alacak davası açılmasıdır. Dava ile alacak mahkeme kararıyla tespit edilmektedir. Mahkemede alacağını ispatlayan alacaklı, bu mahkeme kararının icrası için yine icra takibine geçmek zorundadır. Elinde ilam olan alacaklının, ilamlı icra takibine geçmeden evvel ihtiyati haciz istemesi de mümkündür. Bu halde alacaklı İİK. 259/2 uyarınca teminat yatırmak durumunda değildir.

Alacağını ilama bağlayan alacaklı, Türkiye nin herhangi bir yerindeki icra dairesinde takip başlatabilir. Para alacaklarına ilişkin ilamların icrası için ilamın kesinleşmesi gerekmez.

İİK.38. maddesi de sadece Mahkeme ilamlarının değil aynı zamanda mahkeme huzurunda yapılan sulhlerin, kabullerin, para borcu ikrarını havi re sen tanzim edilen noter senetlerinin, temyiz kefaletnamelerinin, icra dairesindeki kefaletlerin de ilamların icrasına göre takip edilebileceği düzenlenmiştir.

İlamların icrasında, icra takibini başlatmak için yatırılması gereken binde beş tutarındaki peşin harç alınmaz.

Takip talebini alan icra dairesince borçluya İcra Emri gönderilir. Bu icra emrinde, alacaklı ve borçlunun ve varsa mümessillerinin adları ve soyadları ile hükmü veren mahkemenin ismi ve hükmolunan şeyin neden ibaret olduğu, ilamın tarih ve numarası, icra veya temyiz mahkemesinden icranın geri bırakılması hakkında bir karar getirmedikçe cebri icraya devam olunacağı yazılır. (İİK.24)

Borçluya ilam gereklerini yerine getirmesi için 7 gün mühlet verilir.

İlamlı icralarda, alacak ilama dayandığından ilamsız icrada olduğu gibi borçlunun itiraz etme imkanı yoktur.

Süresi içinde icra emrini yerine getirmeyen, icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirmeyen borçluya karşı icra işlemlerine devam edilir.

Menkul ve gayrimenkul malları, alacakları haczedilir, cebri icra kanalıyla hacizli mallar satılarak alacağın tahsili yoluna gidilir.

3. DOĞRUDAN İCRA TAKİBİNE GEÇİLMESİ


Alacaklı daha önce mahkemede dava açıp karar almaya gerek kalmadan doğrudan borçlu aleyhine icra takibine de geçebilir. İlamsız icra takibi adını verdiğimiz bu yol sadece para alacakları için söz konusu olabilmektedir.

Yetkili icra dairesi de İİK nun atfı ile HUMK daki yetki kurallarına göre belirlenir. Genel yetki kurallarına göre borçlunun ikametgahı icra dairesi yetkili icra dairesidir. Fakat taraflar arasında yetki sözleşmesi yapılmış ise yetkili kılınan icra dairesinde de takip yapılabilir.

Eğer borçlunun elinde kambiyo senetlerinden biri var ise o zaman o yola mahsus takip yolu seçilecektir. İİK.42 maddeye göre takip usulü Haciz, İflas veya Rehinin Paraya Çevrilmesi yollarından birinin seçilmesi gerekir. İİK.58 maddeye göre takip yollarından hangisinin seçildiği belirtilmek zorundadır.

Elinde herhangi bir senet bulunmayan alacaklı da ilamsız icra takibi yapabilir. Buna göre; Takip talebi ile birlikte, ödeme emri de düzenlenerek borçluya gönderilir. Bu ödeme emrinde kanunda belirtilen hususların ihtar edilmesi gerekir. Borçluya gönderilen ödeme emrinde borcun ve masrafların 7 gün içinde ödenmesi, eğer teminat verilmiş ise bu sürede gösterilmesi, takibin dayandığı senet altındaki imza kendisine ait değilse bunun 7 gün içinde ayrıca ve açıkça bildirilmesi, aksi halde senedin kendinden sadır olacağı, imzaya itiraz ederse İcra Hukuk Mahkemesi nde hazır bulunması, hazır bulunmazsa itirazının geçici olarak kaldırılacağı, 7 günlük sürede mal beyanında bulunması, aksi halde hapisle tazyik olunacağı, bulunmaması veya gerçeğe aykırı mal beyanında bulunursa ayrıca hapis ile cezalandırılacağı itiraz olunmaz ve borç ödenmez ise cebri icraya devam olunacağı ihtar olunur.

İİK.62 maddeye göre borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde icra takibine itiraz etmez ise icra takibi kesinleşir. İcra takip işlemlerine devam edilir. Bunlar menkul, gayrimenkul, hak ve alacakların haczi, satış ve paranın ödenmesidir. Fakat borçlunun süresi içinde yapmış olduğu itiraz icra takibini durduracaktır. İtiraz merci takibi yapan icra dairesidir. Borçlunun İtiraz Ediyorum şeklindeki bir itirazı da sebep göstermese dahi geçerlidir ve icra takibini durduracaktır. Borçlunun kısmi olarak da itirazı mümkün olur o takdirde itiraz ettiği rakamı açık ve net olarak bildirmek durumundadır aksi halde itiraz etmemiş sayılacaktır (İİK 62/4). Borçlu ayrıca icra dairesinin yetkisine de itiraz edebilir.

İtiraz hükümden düşürülünceye kadar borçlu aleyhine herhangi bir icra işlemi yapılamaz. Bu durumda alacaklı itirazın kaldırılması için ya itirazın kendine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde alacağı varlığını ispat etmek suretiyle itirazın iptalini dava edebilir (İİK.67/1) ya da eğer alacaklı İİK.68 ve 68a da bahsedilen belgelerden birine sahip ise itirazın kendisine tebliğinden itibaren 6 ay içinde itirazın kaldırılması için icra mahkemesinde dava açabilir.

Bu iki davanın sonucunda itiraz ortadan kaldırılırsa icra işlemlerine devam edilir.

A) İtirazın İptali Davası:


İtiraz etmiş olan borçluya karşı açılır. İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılır. Bu dava bir alacak davasıdır. Dava nisbi harca tabidir. İptali istenen alacak miktarına göre görevli olan Mahkemede dava açılır. Davada borçlunun itirazının iptali yanında İİK.67/II de düzenlenen icra inkar tazminatı da talep edilebilir.

İtirazın iptali davasında itirazın haksızlığına karar verilirse borçlu, takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine hükmolunan veya red olunan meblağın yüzde kırkından az olmayacak şekilde, hakimin takdir ettiği oranında kötüniyet tazminatına mahkum edilir. Bu tazminatın yasaya konulma amacı da; borçlunun haksız surette itiraz ederek alacaklının alacağına kavuşmasını geciktirmesinin veya alacaklının kötü niyetle icra takibi başlatmasının önüne geçebilmektir.

İcra inkar tazminatının hükmedilmesinde alacak miktarının likid (belirli, belirlenebilir) olması önem taşımaktadır. Likid olmasından maksat borç tutarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirmemesidir.

Yargıtay 9.HD.nin E. 2004/7590 K. 2004/24447 ve T. 28.10.2004 sayılı ilamına göre alacağın likit ve belli olması gerekir borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün öğelerin bilinmekte veya bilinebilmesi gerekmektedir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur.

Davanın kabul edilmesi halinde icra takibine aynı icra dosyası üzerinden devam edilir. İtirazın iptali davası borçlu tarafından temyiz edilse dahi hükmün kesinleşmesi aranmayacağından icra takip işlemlerine devam edilir. Ancak borçlu, icra dosyasındaki borcu için teminat göstererek, temyiz incelemesi sonucu karar verilinceye kadar geçerli olmak üzere Yargıtay dan icranın durdurulmasına dair bir karar alabilir.

Eğer alacaklı 1 yıl içinde itirazın iptali davası açmamış ise, ancak genel hükümler dairesinde bir alacak davası açabilir. Yalnız bu halde, itirazın iptali davası neticesinde hüküm altına alınabilen kötü niyet tazminatı talep edilemez.

B) İtirazın kaldırılması davası:


İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 6 ay içinde İcra Hukuk Mahkemelerinde açılır. Yetkili mahkeme icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra hukuk mahkemesidir. Borca itiraz olması halinde itirazın kesin olarak kaldırılması, imzaya itiraz edilmesi halinde ise itirazın geçici olarak kaldırılması söz konusu olur.

İtirazın Kesin Olarak kaldırılması: Alacaklının takibi İİK.68 de belirtilen belgelerden birine dayanmalıdır. Bunlar imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir sened yahut resmi dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgedir. Alacaklı 6 aylık sürede itirazın kaldırılmasını istemediği takdirde yeniden ilamsız takip yapamaz. Bu süreyi geçiren alacaklı yine itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren itirazın iptali davası açabilecektir. Borçlu da itirazında haklı olduğunu yine İİK.68 de belirtilen belgelerle kanıtlamalıdır. Aksi halde itirazı kesin olarak kaldırılır. İİK.68 / son fıkraya göre, itirazın kaldırılmasının kabulü halinde borçlu, reddi halinde ise alacaklı diğer tarafın talebi olması kaydıyla yüzde kırktan aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir.

Fakat borçlunun menfi tespit ve istirdat, alacaklının ise genel mahkemelerde dava açması halinde bu tazminatın tahsil edilmesi bu davaların sonucuna kadar ertelenir ve kimin lehine dava sonuçlanırsa daha önce hükmedilen tazminat ortadan kalkar.

İtirazın kesin olarak kaldırılması kararının verilmesi ile icra işlemlerine devam edilir. Hükmün temyiz edilmesi satıştan başka icra işlemlerini durdurmaz.

İtirazın Geçici Olarak kaldırılması:


Borçlu takip konusu adi senet altındaki imzaya itiraz etmişse bu tip bir dava açılabileceği gibi, yine itirazın iptali davası da açılabilir. Alacaklı yargılamaya hız kazandırmak için icra kanalıyla borçlunun imza incelemesinde uygulamaya esas alınabilecek imzalarının getirtilmesini isteyebilir. İİK.68a /2.fıkraya göre senet altındaki imzayı reddeden borçlu takibi yapan icra dairesinin yetki çevresi içinde ise, itirazın kaldırılması için merci önünde yapılacak duruşmada, mazeretini daha önce bildirip tevsik etmediği takdirde, bizzat bulunmaya mecburdur. İcra dairesinin yetki çevresi dışında ödeme emri tebliğ edilen borçlu, istinabe yolu ile isticvabına karar verilmesi halinde, aynı mecburiyete tabidir.

Borçlu icra hukuk mahkemesince yapılacak duruşmada hazır bulunmak ya da gelmemiş ise mazeretini belgelemek zorundadır aksi halde İİK.68/a 4.fıkra uyarınca başkaca incelemeye gerek kalmaksızın itirazının geçici kaldırılması ile alacağın yüzde onu oranında para cezasına karar verilir. Bunun için bizzat borçluya bu hususları içeren bir davetiyenin tebliği gerekmektedir. İmza incelemesinde; borçlunun imza itirazı öncelikle hakim tarafından incelenir. Bunun için imza mukayesesi yapılır.

Borçluya ait uygulamaya elverişli olan imzalar daha önceden başka sebeplerle imzalamış olduğu belgeler getirtilerek elde edilir. Yine hakim tarafından buna ek olarak borçluya mahkeme önünde imza attırılır ve yazı yazdırılır. Hakim kendi kanaatini kullanabileceği gibi, bilirkişi incelemesi yapılmasına da karar verebilir (İİK.68a/3). Yapılacak inceleme sonunda imzanın borçluya ait olduğunun tespit edilmesi halinde itirazın geçici olarak kaldırılmasına, borçluya ait olmadığının tespiti halinde de davanın reddine karar verilir.

Davanın kabulü halinde borçlu hakkında alacak miktarının yüzde onu oranında para cezasına hükmedilir (İİK.68a/5). İtirazın geçici kaldırılması ile alacaklı borçlunun mallarını geçici olarak haczedebilir. Bu karara karşı borçlu, kararın tebliğ veya tefhiminden itibaren 7 gün içinde, alacak miktarının yüzde 15 ini teminat maksatlı olarak depo etmek kaydıyla bir Borçtan Kurtulma davası açabilir. Borçlu bu davayı açmaz, açar da kaybederse geçici haciz kesin hacze dönüşür. İİK.69. maddeye göre borçtan kurtulma davasında haksız çıkan taraf, dava veya hükmolunan şeyin yüzde kırkından aşağı olmamak üzere münasip bir tazminata mahkûm edilir.