1 den 5´e kadar. Toplam 5 Sayfa bulundu

Konu: Türkiye'de Bilim

  1. #1
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart Türkiye'de Bilim

    Türkiye'de Bilim


    TÜBİTAK

    Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, kısaca TÜBİTAK, Türkiye'de bilim ve teknolojiyi teşvik etme, yönlendirme ve popülerleştirmeyi amaçlayan, Başbakanlık'a bağlı resmi devlet kurumudur.

    1963'te Cemal Gursel tarafindan hukumete danismanlik ve milli bilim politikasi rehberlik amaclariyla kurulduğunda "Türkiye Bilim Teknik ve Araştırma Kurumu" diye bilinirken, sonradan adı "Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu" olarak değiştirilmiş ve uzun süre bu adla anılmıştır. Ardından "teknik" yerine "teknolojik" kelimesinin kullanılması ile 2005 yılında kurumun adı son halini almıştır.

    Tarihçe


    TÜBİTAK, Türkiye'nin planlı ekonomi dönemine geçişiyle birlikte, 24.7.1963 tarih ve 11462 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 278 sayılı kanun ile kurulmuştur. Başlangıçtaki ek misyonu bilimsel araştırmaları ve genç bilim adamlarını desteklemek iken bugun bunyesinde barındırdığı onlarca birimle birlikte, tarım politikalarinin yonlendirilmesinden, Ar-ge projelerinin desteklenmesine kadar farklı alanları kapsayan bir misyona sahiptir.

    Politika

    Kurum, Türkiye'de müspet bilimlerde araştırma ve geliştirme faaliyetlerini ülke kalkınmasındaki önceliklere göre geliştirmek, özendirmek, düzenlemek ve koordine etmek; mevcut bilimsel ve teknik bilgilere erişmek ve erişilmesini sağlamak amacı gütmektedir.

    Birimler

    2007 itibari ile kurumun bunyesinde barındırdığı birimler:

    * Bilim İnsanı Destekleme Daire Başkanlığı (BİDEB)
    * Araştırma Destek Programları Başkanlığı (ARDEB)
    * Bilim ve Toplum Daire Başkanlığı
    * Bilim, Teknoloji ve Yenilikçilik Politikaları Daire Başkanlığı (BTYPD)
    * Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı (TEYDEB)
    * Uluslararası İlişkiler Daire Başkanlığı (UİDB)
    * Kurumsal Gelişim Birimi (KGB)

    Merkez ve Enstitüler

    AR-GE birimleri

    * Marmara Araştırma Merkezi (MAM)
    * Çukurova İleri Tarım Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (ÇİTTAGE)-Adana
    * Savunma Sanayii Araştırma Ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE) -Ankara
    * Türkiye Sanayi Sevk Ve İdare Enstitüsü (TÜSSİDE)-Gebze
    * TEKSEB ve Teknopark -Gebze
    * Temel Bilimler Araştırma Enstitüsü (Feza Gürsey Enstitüsü) (TBAE)-İstanbul
    * Ulusal Elektronik Ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE)-Gebze, Ankara
    * Ulusal Metroloji Enstitüsü (UME) -Gebze
    * Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (UZAY) -Ankara

    AR-GE kolaylık birimleri

    * Ankara Test ve Analiz Laboratuvarları (ATAL)
    * Doku Bankası ve Gen Araştırma Laboratuvarı -Ankara
    * Bursa Test ve Analiz Laboratuvarı (BUTAL)
    * TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG)-Antalya
    * Ulusal Akademik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) -Ankara
    * Kamu Sertifikasyon Merkezi (Kamu SM)

    Yayınlar


    Kurum, Türkiye'de bilimi populerleştirmek ve insanlari bilinclendirmek amaci ile iki adet aylık populer bilim dergisi (Bilim ve Teknik ve Bilim Çocuk) ve yıllık yaklaşık 20 adet populer bilim kitabı yayınlamaktadır. (TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları)

    Ayrıca, doğrudan Türkiye'deki bilim camiasına hitap eden 12 adet hakemli bilimsel dergi çıkartmaktadır.

    Destekler

    Kurum gerek lisans egitimi ve gerek de sonrasindaki doktora ve ustu calismalari icin T.C. vatandaşlarina maddi kaynak saglamaktadır.

    2005 ÖSS'de ilk 5000'e giren öğrencilere, fizik, kimya, biyoloji, moleküler biyoloji ve genetik, matematik, sosyoloji, ekonomi, psikoloji, felsefe ve tarih bolumlerinden birine yerlesmeleri halinde, aylık 250 YTL karsılıksız burs verilmiştir. 50'yi aşkın çeşidi olan TÜBİTAK burslarıyla ilgili (miktarlar ve basvuru kosullari gibi) ayrıntılar kurumun internet sitesinden öğrenilebilir.







    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  2. #2
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü


    Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE)'nün misyonu, "bilgi güvenliği, haberleşme ve ileri elektronik alanlarında Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığını sağlamak ve sürdürmek için nitelikli insan gücü ve uluslararası düzeyde kabul görmüş altyapısı ile, bilimsel ve teknolojik çözümler üretmek ve uygulamaktır". Bu ana hedef göz önünde bulundurularak belirlenen "bilgi güvenliği, haberleşme ve ileri elektronik alanlarında yeni teknolojilerin geliştirilmesine öncülük eden uluslararası bilim, teknoloji ve üretim merkezi olmak" vizyonuna ulaşılabilmesi ve ülkenin ihtiyacı olan teknolojilerin geliştirilmesi için Enstitü'nün akredite test ortam ve laboratuarlarında temel ve uygulamalı araştırmalar yapılmakta ve ihtiyaç sahiplerine teknik destek sağlanmaktadır.

    Enstitü’nün organizasyonu; Yönetim Kurulu, Enstitü Müdürü, Müdür Yardımcıları, Araştırma Bölümleri, Proje Birimleri ve destek personelinden oluşmaktadır.

    UEKAE, özel sektör ve kamu kuruluşları ile ortak projeler üretmekte ve bu projelere üniversitelerin de katılımını sağlayarak, bilgi güvenliği ve ileri elektronik teknolojileri alanlarında ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamanın yanısıra proje çalışmaları ve lisansüstü / doktora çalışmaları ile evrensel bilime katkıda bulunmaktadır.

    UEKAE, ulusal ve NATO ihaleleri ve yarışmaları gibi uluslararası alanda kazandığı başarılarını nitelikli çalışanlarına borçludur. Genç araştırmacılar, bir proje yürütücüsünün organizatörlüğünde proje tabanlı gruplar oluşturarak akademik özgürlük içinde yaratıcılıklarını sonuna kadar kullanma şansına sahiptirler.

    UEKAE, Haziran 2004 itibariyle 2700 adedi aşkın kitap ve 70 farklı süreli yayın aboneliği ile ülkemizin kriptoloji ve bilgi güvenliği konusunda en zengin kütüphanesine sahip bulunmaktadır.

    Her UEKAE çalışanı, yaptığı işin gerekleri konusunda son derece bilinçlidir ve güvenliğe sonuna kadar riayet eder. Projelerimizin gerektirdiği özel güvenlik kriterleri, ihtiyaçlarımız doğrultusunda tasarlanmış ve özel güvenlik tedbirleri alınmış yeni binamız ve güvenlik yönergelerimizle karşılanmaktadır. Bu durum, Milli ve NATO Tesis Güvenlik belgelerimizle tescil edilmiştir.

    UEKAE yönetimi ve çalışanları, Toplam Kaliteye yürekten inanmakta ve Toplam Kalite Yönetimini UEKAE bünyesinde hayata geçirebilmek için özveriyle çalışmaktadırlar. Bu amaçla, her UEKAE çalışanı Toplam Kalite Yönetimi eğitimi alır. Bu çalışmaların bir sonucu olarak Enstitü, ISO 9001-2000, AQAP-110, AQAP-130, AQAP-150 ve BS7799-2 Belgelerini almış, EMI/EMC ve OKTEM Test Merkezi Türk Akreditasyon Kurumu (TÜRKAK) tarafından akredite edilmiştir.




    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  3. #3
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Tübitak Ulusal Gözlemevi


    Ulusal bir gözlemevi kurulması ve bu gözlemevinin ülkemizdeki tüm gökbilimcilere hizmet vermesi fikri 1960'larda ilk kez İstanbul Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nüzhet GÖKDOĞAN ve Ege
    Üniversitesi'nden Prof. Dr. Abdullah KIZILIRMAK tarafından gündeme getirilmeye başlanmıştı.Bu fikrin hemen destek bulmasından sonra ilk önemli adım, TÜBİTAK bünyesinde 1979 yılında "Uzay Bilimleri Araştırma Ünitesi" adı altında bir birimin kurulmasıyla atıldı. Bu ünite 1983'te "Ulusal Gözlemevi Yerseçimi Güdümlü Projesi" ne dönüştürülerek gökbilimcilerin uzun sürecek macerası başlamış oldu.

    Ulusal bir gözlemevi kurulması konusundaki düşünceler 1983 yılında "Ulusal Gözlemevi Yerseçimi Güdümlü Projesi" haline dönüştüğü zaman artık yerseçimi çalışmaları resmen başlatılmış oluyordu. Ankara, İstanbul, Ege, Boğaziçi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi'ni temsil eden 7 araştırmacı projenin yürütücülüğünü üstlendi. Böylece uzun ve zorlu bir çalışma başlamış oldu.

    Proje çerçevesinde ilk aşamada Türkiye genelinde 17 aday dağ belirlendi ve bunlardan aşağıda sıralanan 4 tanesinde eş zamanlı astronomik görüş ve meteorolojik gözlemler yapılmaya başlandı. Zor koşullar altında ve kısıtlı imkanlarla yapılan bu gözlemlere o yıllarda ülkemizdeki hemen hemen tüm gökbilimciler destek verdiler.

    Muğla, Kurdu : 1612 m
    İzmir, Ödemiş : 2159 m.
    Adıyaman, Nemrut : 2206 m.
    Antalya, Bakırlıtepe : 2547 m.

    1991 yılında yeniden belirlenen TÜBİTAK Yönetimi DPT'ye sunulmak üzere TAD Başkanlığı'ndan 5 yıllık bir Ulusal Gözlemevi kuruluş projesi istedi. Hazırlanan proje 20 Temmuz 1991'de TÜBİTAK'a sunuldu. DPT'ye iletilen proje 1992-1996 yılları arasını kapsayan yaklaşık 7 Milyar TL bütçeli bir Ulusal Gözlemevi kuruluş projesi olarak başlamış oldu.

    7-11 Eylül 1992 tarihlerinde İnönü Üniversitesi'nde yapılan 8. Ulusal Astronomi Toplantısı sırasında, bu projenin yürütücülüğüne Prof. Dr. Zeki Aslan'ın önerilmesine karar verildi. Zeki Aslan'ın hazırlayıp sunduğu, 1992 yılı için 541 milyon TL bütçeli, TBAG-DPT destekli bir yıllık proje, Ulusal Gözlemevi Kurulması adı altında 1 Ekim 1992'de yürürlüğe girdi.

    Gözlemevi kuruluş çalışmaları belirli bir aşamaya geldiğinde 17.07.1995 tarihinde TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi (TUG) Kuruluş ve İşletme Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayınlandı. Ardından 6 Ekim 1995 tarihinde de ilk müdürü olarak Prof. Dr. Zeki Aslan atandı.

    2500 m yükseklikte modern bir araştırma merkezi kurmak hiç de kolay olmadı. Saklıkent'ten gözlemevine yol açılması, elektrik hattının döşenmesi, teleskop ve hizmet binalarının yapılması, gözlemevinde çalışacak teknik, idari ve araştırmacı personelinin oluşturulması gibi önemli aşamalar birer birer aşılarak 5 Eylül 1997 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı tarafından TUG'un resmi açılışı yapıldı.

    TUG'un ilk teleskopu olan 40 cm çaplı T40 teleskopunda ilk ışık Ocak 1997'de, 150 cm çaplı RTT150 teleskopunda ise ilk ışık Eylül 2001'de alınarak gözlemevinde bilimsel gözlemler başlamış oldu.





    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  4. #4
    n@r_cicegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    Boğazın İncisi, Avrupa'nın Birincisi (İstanbul)
    Mesajlar
    8,726

    Standart

    Türkiye'de Bilim Ne Durumda?


    Bir çok insan diyor ki: “Türkiye bilimde geri”. Evet maalesef bu doğru. Peki , bilimi gerileten etkenler acaba nedir? Bu etkenler nasıl olmalı ki ülkemizde bilim daha iyi olsun? Burada kendi gözlemlerime dayanarak bu sorulara cevap arayacağım.

    Aslında tüm bu etkenleri bir hamle ile düzeltmenin bir yolu var. O ise üniversitelerin tam anlamıyla özerk olmasından geçiyor. Ancak maalesef uzunca bir müddet bu olamayacağa benziyor.

    Türkiye’de basit bir tez yazmak bile devlet dairesine makbuz doldurmaya benziyor. Sadece Office programı kullanılarak yazılması isteniyor. Halbuki bilimsel içeriği olan herhangi bir yayın Latex, Open Office veya başka yazım programları ile gayet muntazam olarak yazılabilir. Tez yazımı windows işletim sistemi düşünülerek kurallara bağlanıyor. Halbuki Linux , Mac Os …vs işletim sistemleri ve bunlarda da yazım programları mevcuttur. Bilim devlet kurallarına dayatılarak ilerlemez. Bilim yapacak olan insan özgür olmalı. Kendi için de düzenli olan bir makale, tez de okunabilirdir. İllaki diğer yazılı bilimsel metinlerle uyum içinde olması gerekmez. Ben elime aldığım bir tezi veya makaleyi zevkle okuyabiliyorsam bu metni yazan için bir başarıdır bence.

    Başka bilim insanlarının yaptığı çalışmalar derlenerek yapılan yazımlara makale ismi konulması çok yanlış. Bu demektir ki onu yapan insanlar çalışmıyor , rekabetten çekiniyor. Böyle bilim ilerleyemez. Ulu önderimiz diyor ki : "Her yeni yetişen kendisinden eskisini beğenmeyecek kadar yükselirse o zaman, ancak o zaman gelecek nesiller birbirinden kademe kademe yüksek seviyede bir yükselme grafiği meydana getirebilir ki, insanlığın ilerlemesinin amacı da budur." Yani bizden öncekilerin yaptıklarını ilerletmemiz şarttır. Kendi problemlerimizi onların bulduğu yöntemlerle çözebiliriz ama asıl estetik olan kendi yöntemimiz ile çözmektir. Tabi bu buluğumuz yöntemin estetik olması onun özgün olmasına bağlıdır.

    Bugün ülkemizde yeni buluş yapanlar desteklenmiyor. Rakipleri tarafından hiç hoş olmayan davranışlara maruz kalıyor. Oysa ki rekabet, rakiplerimizin kuyusunu kazmak onlara köstek olmak değildir. Rekabette başarı kişinin rakibinden daha fazla çalışması , daha fazla hayal kurması ile mümkündür. Tüm bu süreç içerisinde insan sıkılabilir. Doğal olarak dinlenme ihtiyacı duyar. Zihni boşaltmanın en iyi yolu başka alanlarda faal olmaktır. Dağa tırmanmak, yüzmek , satranç , Go oynamak , bulmaca çözmek …vs gibi.

    Üniversitelerin özerk olmasından bahsettik. Yıkıcı bir eleştiri bence boş konuşmadır. Önemli olan yapıcı olmaktır. Bende yapıcı olmaya çalışıp kendi çapımda (beklide haddimi aşarak) üniversitelerin özerk nasıl olabileceğini söyleyeceğim.İlk olarak lisans seviyesinde bir öğrencinin eğitilmesi ilse ilgili fikirlerimi söyleyeyim. Her öğrenciye bilim insanı gözüyle bakılmamalı. Sınıftaki öğrencilerin bir kısmı akademik kariyer , bir kısmı ise şirketlerde veya başka kurumlarda çalışacaktır. Öğrencinin okuduğu bölüm piyasada ne işe yaradığı öğrenciye anlatılmalıdır. Aslında bundan önce öğrenci hangi alanda olursa olsun çalışmaya , araştırmaya sevk edilmeli. Bu ise şöyle olabilir: Hoca derste anlattığı konuyu tam olarak anlatmamalı. Bir çok şeyi yarım bırakmalı ve onları öğrenciden tamamlamasını istemelidir. Sınıfta anlattıklarının dışında o konuyla ilgili nelerin olduğunu öğrencilere söylemeli ve sınavda da onlardan sorumlu tutulmalı. Yani sınıfta anlattığını değil anlatmadığını sormalıdır. Öğrencilerin mezun olabilmesi adına ülkemizde bir sürü yöntem var. Yaz okulu , bütünleme , 7+1 sınavları… Bunlara sınırlama getirilmeli. Çünkü bazen mezun olunca aldığı unvanı hiç hak etmeyen birisi bile bu yöntemler sayesinde o unvanı dışarıda kullanarak iş yapıyor. O unvanı gerçekten hak edenlere karşı yapılan bir haksızlık oluyor.

    Şimdi ise yüksek lisans seçimini ele alalım. Yüksek lisans aşaması , kişinin akademik hayata başlaması için bir adım olarak bakılmalıdır. Bu doğrultuda seçim yapılmalıdır. Bu amaçla da ALES sınavı kesinlikle kaldırılmalıdır. Çünkü belli bir süre içerisinde bilimsel özelliği olmayan 180 adet soruyu çözmek kişinin bilimsel düşünmesini ölçmez. YÖK’ün belirleyeceği bir kurul yardımıyla (örneğin 5 kişi) yılın belli dönemlerinde yüksek lisans aşamasına sözlü bir sınav ile öğrenci alınmalıdır. Bu kurul üyeleri birbirini tanımamalı ki (farklı üniversitelerden , gerekirse yurt dışındaki Türk hocalarımızdan olmalı.) sınav esnasında torpil riskini azalsın. Kurulda olan hocalardan 4 tanesi üst üste iki sene yine aynı kurulda olmamalı. Ancak şu olabilir , bir kişi 2007 seçmelerinde ulunmuşsa yine o kişi çok farklı bir kurulda 2008 seçmelerinde bulunabilmeli. Ancak diğer 4 tanesinden , biri dahi olsa , 2008 seçmelerinde bulunmamalı. Birbirini tanımayan hocalar nasıl seçilecek? Gerçekten zor olacak, ama olur. Eğer devletimiz savaş esnasında Hammer cipi olanları tespit edip araçlarını ellerinden alıyorsa (ki haklıdır , sonuna kadar destekliyorum) birbirini tanımayan hocaları da seçebilir bence. Bunun içinde şu kriterler değerlendirilebilir. Tek bir alandan (matematik gibi) seçilecek kurul üyeleri kesinlikle farklı üniversitelerden olmalı. Özgeçmişlerinde birbiri ile çalışma yapmamış olmalı. Bu seçim sürecinin ardından öğrencinin yüksek lisans aşaması ise tamamen bilime yönelik olmalıdır. Sınavlar öğrencinin kendini geliştireceği sorulardan oluşmalıdır. Hatta sınav yerine yüksek lisans tezi orijinal olan öğrenci yüksek lisansı bitirmeye hak etmeli. Sınava çalışmak gerçekten öğrencide bir not kaygısı yaratmakta ve asıl amacından saptırmaktadır. Yüksek lisans tezleri başka tezlerin , makalelerin derlemesi şeklinde oluyor. Bu iyi bir durum değil. Akademik personel seçimi ise yine merkeze bağlı olacaksa , yüksek lisans aşamasına başvuran birine basit sorular yerine daha ağır ve cevapları esnasında onları bilerek hataya teşvik edici sözler söylenerek seçim yapılabilir. Yok eğer üniversitelere bırakılacaksa , üniversite “teori geliştiren yüksek lisans veya doktora öğrencisi kadroya geçebilir” gibi bir kanun koymalıdır. Böylece gerçekten bilim insanı olmayı hak eden insanlar kadroya geçmiş olur.

    Diğer bir aşama ise doktora seçim aşaması da yüksek lisans seçim aşaması gibi olmalıdır. Ancak doktora bitirme koşulu uluslar arası bir makale ve orijinal bir tez ile belirlenmelidir. Bu şartlar ortaya atılırsa çok az öğrenci seçilebilir hatta seçilenlerden de çok azı bitirebilir. Fakat burada önemli olan nicelik değil niteliktir.

    Üniversitelerin öncelikli olarak bilim kalesi olarak görülmesi lazım. Eğitim öğretim yuvası olarak değil.

    Asıl önemli olan ise kendimizi düşünerek değil ülkemizi düşünerek çalışmaktır.


    Erdem Altuntaç
    Kocaeli Üniversitesi Matematik Bölümü Yüksek Lisans Öğrencisi



    BiZ 3 KiŞiYiZ;
    KeYFiM, BeN ve KaHYaSi...







  5. #5
    UGURLU - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    TÜRKiYE
    Mesajlar
    602

    Standart

    Hepsi çok uzunca ve güzel yorumlar. Türkiye çok geri kaldı bu bir aşikar artık. Bunu kabullenmek önemli. Gerideyiz ileri nasıl gideriz. Ülkemizdeki beyin terörünün önüne nasıl geçeriz. Artık beyin göçünden geçtim ben. Ülkemizde kalmayı seçen beyinler gizemli şekillerde öldürülüyor. Devletin ciddi bir araştırma enstitüsü kurarak burada çalışan kişilerin güvenliğini her şekilde sağlaması gerekiyor bence.

Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. BiLiM NeDiR
    By n@r_cicegi in forum BiLim Ve Teknoloji
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 18.04.10, 04:43
  2. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 15.03.08, 21:23

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372