Altı yaştan küçük çocuklar üzerine yapılan araştırmalar, bu süreçte çocukların en az bir korku yaşadığını tespit etmişlerdir. Okul öncesi döneme ait korkular genelde güvenlik korkularıdır.
Yalnız kalmak, canavarlar, hayaletler, karanlık, sevdiklerinden birini kaybetme veya o kişinin ölümü şeklinde seyreden korkular en fazla görülenlerdir. Çocukların hayalinde canlandırdıkları canavar, hayalet yada ona zarar verebilecek kötü kişileri tam tarif edemedikleri görülmüştür.
Zamanla, özellikle altı yaş civarında bu korkuların bazıları kaybolur ama ebeveynlerinden ayrılma yada terkedilme, fiziksel olarak zarar görme gibi korkular ergenlik dönemine dek sürebilir.
Genelde büyümeyle beraber, okula başlama sürecinde ve okul döneminde çocuklardaki korkular şekil değiştirmektedir. Belirsiz varlıkların yerini, okulda başarı kazanamama, yetersizlik, arkadaş ilişkilerini sürdürme, kabul edilme ve bu ilişkilerde başarılı olabilme gibi performans üzerine gelişen kaygılar alır.
Bazen haberlerde yer alan olayların, tanık oldukları veya duydukları bazı hikayelerin çocukların korkularını çok fazla etkilediği gözlemlenmektedir. Ailesini kaybetmiş, terkedilmiş yada yalnız kalmış çocukların öykülerini duymak çocuğun ailesini kaybetme konusunda stres yaşamasına sebep olabilir.
Aileler bu konuda çocuklarıyla konuşarak hem çocuğun korkularını ifade etmesini, hem de ona güven vererek gerçekçi bir yaklaşımla olaylara bakmasını sağlayabilmektedirler. Çocuklarda oluşabilecek bu tür korkuları önlemek için, onları çok travmatik olaylardan uzak tutmak gerekmektedir.
Bazı çocuklar korkular konusunda diğerlerine göre daha hassastırlar. Böyle çocuklar bebeklik dönemlerinden itibaren ani ses ve değişiklikler karşısında tepki verirler, huzursuzlanırlar ve sakinleştirilmeleri daha zor olabilir. Çığlıklar, irkilmeler ve sıçramalar arasında aile paniğe kapılabilir.
Bu tür çocuklar korku yaratacak ortamlardan uzak durma eğilimindedirler ve bu kararları aileye sosyal yaşam açısından zorluklar getirebilir. Örneğin otobüse binmek, kalabalık yerlere gitmek istememek, yeni tanıştığı çocuklardan kaçmak şeklinde gelişen davranışlar ebeveynleri çaresiz hissettirebilir. Bu durumun kaygı bozukluğuna dönüşmemesi için ailenin uzman yardımı alması gerekebilir.
Taşınma, yeni bir kardeşin gelmesi, annnenin işe başlaması, bakıcı değişimi gibi durumlar da çocuğun stresini arttırıcıdır. Çocuklar rutinleri severler, çünkü rutinler bir sonra neler olacağını bilmeleri açısından kendilerini güvende hissetmelerini sağlar.
Çocukların yaşamlarındaki zorunlu rutin değişimlerinde, önceden durumun ne şekilde değişeceği, ne tür durumlarla karşılaşacağı ve bu süreçlerde ailesinin onu nasıl destekleyeceği konusunda bilgi vermek kendilerini daha iyi hissetmelerine sebep olmaktadır.
Alev ELMAS ARICI
Çocuk Gelişim Danışmanı
Konu MeLDa tarafından (18.01.10 Saat 15:42 ) değiştirilmiştir.
Allah`ım Her dem Sen'i anmayı,Sen'i anlayıp anlatmayı,Sen'i sevip sevdirmeyi nasip et bizlere.
YA İLAHİ ! SENDEN KIYAMETE KADAR BÜTÜN ESMA-İ HÜSNAN İLE ,
DUA EDEN BİR DİLİMİN OLMASINI İSTİYORUM !!!
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks