1 den 4´e kadar. Toplam 4 Sayfa bulundu

Konu: Aşkın Halleri

  1. #1
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Question Aşkın Halleri



    Aşkı konuşmak kolay da, onu olmak zor. Âşık olmaktan söz etmiyorum, aşkı olmaktan ve oldurmaktan bahsediyorum. Aşkla kanatlanmaktan, âlemi yukarılardandan kalb gözüyle görebilmekten. 'Kâh çıkarım gökyüzüne seyrederim âlemi/Kah inerim yeryüzüne seyreder âlem beni'. Aşk varlığın merkezini değiştirir. Önceki varlık düzeyimizden bir boşluğa atılırız, oradan yeni bir dünyaya, yeni bir varoluşa kement atmak isteriz. Hiçbir şey artık eskisi gibi değildir ve etrafımızdaki dünya bir deprem geçirircesine sallanmaktadır. 'Ballar balını buldum/ Kovanım yağma olsun' der Yunus.

    Ölüm, aşkın gölgesinde bekler. Sevmek dünyayı yok sayabilmek demektir, seven kişi endişe ve coşkunun bıçak sırtında gezinirken sorar : 'Yeni bir dünya mı kazanacağım şimdi, yoksa dünyamı mı kaybedeceğim?' Öleceğimizi bildiğimiz için tutkuyla sevebiliriz. Ölümlülük duygusu aşkı zenginleştirir ve adeta onu mümkün kılar. Aşk, bize ölümsüzlük ve zamansızlık vaat ederek, faniliğin kıskacından bir süreliğine kurtarır.

    Aşk hayatın anlamını arayıştır. Kendinden geçmek, göklere yükselmek, hayatı bir vecd ve genişleme halinde yaşamak âşıklara özgüdür. Romantik aşkta aradığımız yalnızca insanî aşk ve ilişki değildir; aynı zamanda manevî deneyim ve bir bütünlük durumu özlemindeyizdir. Çünkü aşkla bir tamamlanmışlık duygusu yaşar, eksik bir parçamızın bize geri verildiğini hissederiz. 'Dinsel içgüdülerimiz modern kültürde başka bir yaşama biçimi bulamayınca gözlerden uzak yaşamasına izin verilen bir yere göçmüştür : Romantik aşka.' der bir yazar.

    Aşk bizi yaralar. Üzerimizde iz bırakır. Bıraktığı yaralar her örseleyici söz ve yaşantıyla yeniden kanar. Ruhun yaraları nadiren kabuk tutar. 'Aşk ile yaralanmış herkes/Bunun izini yüzünde taşımalı/Ve bu yara görülmeli/Bırakın kalbinizin yarası görülsün/Çünkü sevgi yolunda yürüyenler bu yaralarından tanınırlar' der bilgeliğin kaynağı.

    Kimi yaralı ruhlar aşk pazarından kendilerine eş seçerken, geçmişin gölgesi onları izler. Onlar bir türlü anlaşamadıkları, ilişkilerinde hep sorun ve mahrumiyet yaşadıkları ana babalarına benzeyen eşler seçerler. Dertleri; geçmişin yaralarını şimdi, bugün, bu yeni ilişkiyle tedavi etmektir. Kimi insanlar reddedici bir ana baba özelliği gösteren bir sevgiliye sevdalanırlar. Onu dilediği gibi sevmemiş bir ana babayla bitmemiş bir mesele, görülmemiş bir hesap vardır. Asla geri gelmeyecek bir sevgiyi geri getirmek için bir başka reddedicinin kollarında umutsuzca çabalarlar. Kimileri kendileriyle aynı yaralardan muzdarip muhariplere sevdalanır. Sevdiğimiz insanla kurduğumuz bağlanma, çoğu zaman ana babamıza bağlanma biçimimizi bir ayna gibi yansıtır. Sevdiklerimize bazen güvenlikli, bazen de endişeli/ikircikli biçimlerde bağlanırız.

    Akıl duyguyu, kudret sevgiyi, dış içi arar. Eril olan dişiyle tamamlanır.Ruh tamamlanmakla öte dünya yaşantısına girer, artık o sevdiğiyle psikolojik olarak bütünleşmiş, anlam duygusunu yakalamış, doyum içinde bir varlıktır. Sevmekle zaman durur, uzak âlemlere kulaç atılır. Aşk, kişinin kendisinden daha büyük olana yönelmesidir, bir ilişkiye, sonsuzluğu içinde barındıran bir görkemli âyine.

    'Sessizlik sır saklamaz' diyor Uriah Heep bir şarkısında. Aşk yorgunu bir dostumla sohbet ediyoruz. Cep telefonu vızırdayıp duruyor. Sevdiğinden birbiri ardına, mermi gibi, hüzünlü mesajlar. Kaza okları yüreğine saplanan o kocaman adam, acı ve tereddüt içinde kıvranıyor. Aşk artık gürültücü. Artık aşkın gürültüsünden durulmuyor. Aşkı ruhunda dinlendiren sevgililer yok, ortalığı telaşa vermek, yakmak, yıkmak, kırmak istiyor aşk. Yok olurken yok etmek istiyor. Eskinin sessiz ve içli âşıkları nerede şimdi? Aşkını içinde bir ateş gibi gezdiren, 'yaktığımdan daha büyük ateşlerde yandım' diyen o mahzun sevgililer. Onları çıkardıkları sesten değil, ruhlarının üzerinde gezinen sessizlik hâlesinden tanıyabilirdik. Onlar içe çekilir, içe doğru derinleşir, varoluşun kemikleri yakan ıstırabıyla sarhoş olabilirlerdi.

    Onlar bu sızıdan hiç uyanmak istemez, bir afyonkeşin mahmurluğuyla 'aşk derdiyle hoşem/el çek ilacımdan tabib' diyebilirlerdi. Onlar âşıkın asıl derdinin çileyle pişmek, çilede yanmak ve bu çileyle tamamlanmak olduğunu bilirlerdi. O yüzden erenler yüzyıllar boyu mum alevinde eriyen pervaneyi âşıka misal verdiler. Yanmazsan olmazsın. Ağlamaz isen, çöle düşmez isen, inlemez isen tamamlanmazsın. 'Mecnun olup çöle düşmeyeceksen/Ne Leylâyı çağır ne çölü incit' dedi bu toprakların bir türküsü. Çölü incitme! Onun uğruna cefa çekmeyi göze almıyorsan varlık vadisinde berduşluk etme. Ol ya da öl. Olmak için sefer etmen gerek, kendinden sefer etmekle başla işe, kendi evinden ayrıl ve yola koyul. Belki bir çölü aşman gerekecek, belki yedi vadiden geçeceksin, belki bir dağı delmen istenecek senden. Aşkın bir çabayla sınanacak önce. Ayrılıkla imtihan edileceksin. Ona âyan olan sana, sana âyan olan ona âyan olacak. Aranızdaki sessizlik sır tutmayacak. Eğer aşk 'sadâkatin kapısında köpeklerle birlikte beklemek'se bundan erinmeyeceksin. Ruhun onu beklemekle dem tutacak. Kendinden ölerek onda olacaksın. Sessizliğin sesiyle. Kuş sürülerini ürkütmeden. Rüzgârla, yağmurla, ırmak ve dağlarla konuşarak yalnızca. 'Ben rüzgârım sen ateş/Seni alevlendiren benim' diye gözyaşında yıkanarak. 'Sen uyuduğunda/ kapanan benim gözlerimdi' diyecek kadar o olacaksın. Aşkın olduracak, hem seni hem onu.

    Günümüzün aşkları görünmek istiyor. Kıyıda köşede gizlenmek istemiyor, bilinmek, ilân edilmek, ses çıkarmak istiyor. Özlemek istemiyor âşık, hemen kavuşmak istiyor, chatleşmek, mesajlaşmak, cep telefonuyla onu hep kapsama alanında tutmak, hapsetmek, boğmak istiyor. Aşk, beklemeye tahammül etmiyor. Âşık sevmek değil sevilmek derdinde. Sevilsin, şu karanlık dünyada kendisine bir ışık dehlizi açılsın, bu dünyada sevilmeye değer olduğunu birisi kendisine söylesin istiyor. Yücelmek için yüceltiyor, sevilmek için seviyor. Istıraba tahammülü yok, yanmaya gelemiyor, varlığını alevde eriten bir pervane yerine kandile sitem okları yağdıran bir pervane olmayı yeğliyor. Gürültü yapıyor. 'Ne olur beni sev!' diye ulu orta bağırıyor, sessiz bir ağlayışla yapılmadığı için bu çağrı, masum bir yakarı olmadığı için ötelerden yankı bulmuyor.

    Aşk artık sessizliğe katlanamıyor. Âşık sanıyor ki ne kadar ses olursa o kadar iyi anlaşacak, çıkardığı sese karşılık bir ses istiyor, iniltisine bir iniltiyle cevap verilsin istiyor. Oysa o cep telefonu her çaldığında sesler daha bir anlamsızlaşıyor. Hiçbir şey iletmeyen, bir çağrı, bir duygu taşımayan her konuşma insanı kendi zindanına daha da çok gömüyor. Fazladan sarf edilen her kelime, oluş çabasıyla sınanmamış her söz, sevgiliyi sırlar mağarasına daha çok çekilmeye mecbur ediyor. Fuzulî sözler aramıza sırlardan bir duvar örüyor. Aşkın işlevi eskilerde perdeleri yırtmak iken şimdilerde örtülere bürümek. Sevgiliden saklanmak ve kendinden saklanmak. Oysa âşığın feryadı susuşunda gizlidir. 'Ancak söylenemeyen aşk aşktır' diye yazmıştı Blake. O asırlar öncesinden seslenen Mevlâna'yı yankılar gibiydi : 'Dil, kelimeler pek çok şeyi açıklar ama aşk, üzerine kelimeler düşmediğinde daha berraktır'. İnsanların mezar taşlarından ve kitabelerden daha çok bildikleri vehmiyle durmadan konuştukları bir çağda, gökler susuyor. Ve aşk, günümüzde yaramaz bir çocuk gibi tepinip yaygara koparıyor. Modern dünya her türlü tasallut aletiyle suskun âşıkları bertaraf ediyor. SMS'ler, chat odaları, telefonlar insanın iç uzayını boş yer bırakmamacasına dolduruyor. Sessizlik bütün asaletiyle hayatımızın her cephesinden geri çekiliyor. Ruhumuzun kıyılarını döven ses dalgaları bize ne bir özlem duygusu ne de bir kavuşma heyecanı bırakıyor. Hız ve gürültü, sonunda aşkın yüzlerce yıllık anlamını da yutuyor. "

    Doç.Dr. Kemal Sayar
    ♪ sadece müzik...





  2. #2
    Zemheri_Gece - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    uzaklardan
    Mesajlar
    1,722

    Standart

    üç harfli, tek hece, bir kelime
    Aşk
    ne kadar anlam yükleniyor sayfalar dolusu yazılar yazdırıyor
    aşkın tarifini ve tarihini kim bilebilir kişiye endeksli değil tamamen ruhani bir duygu ve hiç bir sınırı yok
    hocamızında dediği gibi Aşkı konuşmak kolayda onu olmak zor.
    fazla söze gerek yok..

    Teşekkürler Fidem güzel bir paylaşımdı.

    Her Şeye Rağmen; Ayakta Kalana, Anlayarak Yaşayana
    Saygılar...

  3. #3
    Zemheri_Gece - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Mar 2008
    Nerden
    uzaklardan
    Mesajlar
    1,722

    Standart

    bu arada hocamızın vermiş olduğu örneklemede yer alan türkü'nün zaten yok bir tarifi.

    Ben melamet hırkasını kendim giydim eynime
    Ar u namus şişesini taşa çaldım kime ne
    Haydar Haydar taşa çaldım kime ne

    Sofular haram demişler aşkımın şarabına
    Ben doldurur ben içerim günah benim kime ne
    Haydar Haydar günah benim kime ne

    Gah çıkarım gökyüzüne seyrederim alemi
    Gah inerim yeryüzüne seyreder alem beni
    Haydar Haydar seyreder alem beni

    Nesimi''ye sorsalar ki yarin ilen hoş musun
    Hoş oluyum olmuyayım o yar benim kime ne
    Haydar Haydar o yar benim kime ne...

    Her Şeye Rağmen; Ayakta Kalana, Anlayarak Yaşayana
    Saygılar...

  4. #4
    Fidem - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik Tarihi
    Feb 2008
    Nerden
    "Ne beyan-i hale cu'ret ne firaha kudretim var."
    Mesajlar
    12,855

    Standart

    haydar haydar rock tarzinda sarkisini ilk kez bu gün dinledim zemheri gece
    sözler cok güzel alternatifrock tarzinda dahada güzellesmis dogrusu
    ben tsk ederim güzel yorumlar icin
    ♪ sadece müzik...





Konu Bilgisi

Uye Bu Konuya Bakiyor

Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)

Benzer Konular

  1. Teoman - İnsanlık Halleri 2009
    By Fidem in forum Müzik Haber
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 09.04.09, 19:16
  2. sanatcilarin eski halleri yeni halleri
    By BurCaq in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 18.12.08, 23:03
  3. Muhafazakar Burjuvanın Ev Halleri
    By n@r_cicegi in forum Haber Arşivi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.11.08, 20:01
  4. Temelin halleri..
    By FuLYa_nL in forum FıkraLar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 29.08.08, 12:25
  5. Ünlülerin Hastalıklı Halleri
    By QarizmA_NL in forum Komik Resimler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.06.08, 16:29

Eklenmis Olan Tag'lar

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Yeni Konu Acamazsin
  • Konuya Cevap Yazamazsin
  • Konuya Eklenti Ekleyemezsin
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  •  

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372