Toplumsal sıkıntılarımızın başında gelen şiddet olgusu, 2000’li yıllarda bile varlığını hala sürdürmektedir. Genellikle, kadınlarımız ve çocuklarımız, yaşadıkları hakaret, dövülme ve sövülme sonrası hem fizyolojik hem de psikolojik travma yaşamaktadır. Bu dünyada yaşayan hiçbir canlı işkenceyi hak etmemektedir. Sorunun nedeni ne olursa olsun, ailesine eziyet edeni haklı çıkarmaz.
Maalesef ülkemizdeki kadınların bir çoğu yaşadıkları şiddet olgusunu resmi makamlara bildirememektedir. Bildirdiği noktada eşinin kötü muamelesine tekrar maruz kalacağından korktuğu veya yetkililerin yeterli ölçüde ilgi göstermeyip kendisini ortada bırakacakları korkusundan dolayı kadınlar, bu tür olayları içlerine gömmeyi tercih etmektedir. TV ve internetin evlere girmesi ile kadınlarımız hakları konusunda yeni yeni bilinçlenmeye başlamışlardır.
Evlilikteki şiddetin nedenleri çeşitlidir:
-sorun çözmedeki beceri eksikliği
-iletişim sorunları
-öfke ve davranış kontrolünü sağlamada zorluk
-öfkenin yer değiştirmesi ( başka birine kızıp hıncını evdekilerden çıkarma )
-alkol ve uyuşturucu kullanımı
-kaynana ve 3. kişilerin eşi yanlış yönlendirmesi
-çocukluğunda kendisinin de şiddet yaşaması
-ruhsal sorunlar vb. gibi.
Öte yandan yazılanlardan sadece kadının şiddete maruz kaldığı düşünülmesin. Erkeklerin de bir kısmı, çeşitli sebeplerle şiddete maruz kalırlar. Aile içi hesaplaşmalar, alacak verecek meseleleri vb. gibi sebepler, şiddeti beraberinde getirebilir. Şiddet gören erkeğin yaşadıkları da psikolojik bağlamda kadınınkilerle eşdeğerdir.
Şiddet yaşayan kişilerde , travma sonrası stres bozukluğu belirtileri baş gösterebilir. Bu durum, akut dönem için 6 ay kadar sürebileceği gibi daha uzun da sürebilir. Travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin başlıcaları şunlardır;
-aşırı uyarılmışlık hali, sürekli tehlike beklentisi içinde olma
-şiddet içeren görüntülerin zihni meşgul etmesi, sürekli o anın göz önüne gelmesi
-huzursuzluk ve gerginlik
-uykuya dalma sorunları
-kabus dolu rüyalar
-taşikardi, aşırı kap çarpması
-bir türlü gevşeyememe ve rahatlayamama hali
-içe kapanma vb.
19 yaşındaki erkek danışanım, gözyaşları içinde babasının annesini dövdüğünden bahsetmişti. Sürekli araya girip annesini koruduğunu, 10 yaşındaki kız kardeşinin ise kayrolanın altına saklandığını anlatmıştı. Danışanım, o günlerde üniversite sınavlarına hazırlanıyordu. Evde yaşanan kriz ortamı kaygısını artırmış, kendine olan güvenini azaltmıştı. Öfkesini kontrol edememekten korktuğunu söylüyordu. Evliliğindeki sorunlar sebebiyle başvuruda bulunan bir başka danışanım, çocukluğundan bahsederken anne babasının sıkça kavga ettiğini anlatmıştı. Danışanımın tek hayali büyüyüp avukat olmak ve anne- babasını boşamakmış. Çocukluk ve ergenlik döneminde şiddet gören veya şiddete şahit olan kişiler bu travmatik görüntüleri yıllar sonra dahi zihinlerinden silememektedirler. Evdeki gergin ve şiddete açık ortam, çocukları korkutup depresyona sokabilmekte, özgüvenlerini azaltıp, öfkeli, saldırgan bireyler haline getirebilmektedir.
Şiddet görmüş birey, gerekli tıbbi müdahaleden sonra psikolojik destek almalıdır. Merkezimiz, şiddet olgusu sebebiyle başvuran kişileri zaman kaybetmeden terapiye alacaktır. Şiddet uygulayan kişinin de zaman kaybetmeden psikolojik destek alması gerekir. Davranışlarını kontrol edebilmeyi öğrenmesi için tedavi görmesi hem kendisi hem de çevresi için kaçınılmazdır.
~Ben ISTEMEDiM~
Ben Istemedim Bu Ayriligi..
Ben Istemedim Bu Son Gidisi...
Ben Istemedim Bu Yaslari...
Ben Istemedim Bu Yanlizligi..
Ben Istemedim,
Ben Istemedim , Senden Ayri Kalmayi...
SeVGi , eMeK iSTeR !
eMeK , FeDaKaRLiK !
FeDaKaRLiK , YüReK !
YüReK iSe iNSaNDa oLuR . . .!!!
Suan 1 Uye bu konuya bakiyor. (0 Uye ve 1 Ziyaretci)
Bookmarks